banner47

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeniden faaliyete geçmesi konusunda uzlaştık

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile MHP Lideri Devlet Bahçeli arasında gerçekleştirilen görüşme sonrası AK Parti sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu.

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeniden faaliyete geçmesi konusunda uzlaştık

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile MHP Lideri Devlet Bahçeli arasında gerçekleştirilen görüşme sonrası AK Parti sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu.

08 Ocak 2016 Cuma 09:54
Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun yeniden faaliyete geçmesi konusunda uzlaştık

 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun belli bir süre dahilinde faaliyete geçmesi ve çalışmalarını tamamlamasının AK Parti ile MHP'nin uzlaşma noktalarından biri olduğunu belirtti.

Ömer Çelik, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu vurguladığını ve yeni anayasa temelindeki çalışmalara olumlu baktıklarını söylediğini kaydetti. 

MİLLETİMİZİN SİYASETÇİYE YÜKLEDİĞİ SORUMLULUĞUN BİLİNCİNDE BİR GÖRÜŞME OLDU

"Sayın Başbakanımızın yeni anayasa başlığı temelinde siyasi partileri ziyaret programı çerçevesinde bugün Milliyetçi Hareket Partisi’ni ziyaret ettik. Öncelikle Sayın Bahçeli’ye ve heyetine Sayın Genel Başkanımız ve heyetimiz adına gösterdikleri nezaket ve ev sahipliği için çok teşekkür ederiz.

Yeni anayasanın siyasetçilere yüklediği sorumluluğun ve ortaya çıkan yeni Meclis tablosunda milletimizin siyasetçiye yüklediği sorumluluğun bilincinde bir görüşme olduğu kanaatindeyiz. Anayasa konusunda Sayın Bahçeli de Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, bu yeni anayasa temelindeki çalışmalara olumlu baktıklarını söyledi. Bu çerçevede uzlaşılan konu, geçmişte görev yapmış Uzlaşma Komisyonu'nun aynı formülle aynı şeklide çalışmalarına, üzerinde daha önce mutabakata varılan maddeleri de gözden geçirerek bu maddeleri çoğaltmak suretiyle bir yeni anayasa yapacak aşamaya gelene kadar bu müzakereleri gerçekleştirecek bir çalışma ortaya koyması şeklinde.  Geçmişte çok uzun yeni anayasa tartışmaları yapıldı Türkiye’de, pek çok yeni anayasa başlığı değerlendirildi, pek çok taslak var, ayrıca vatandaşın ayağına gidilerek yapılan çalışmalar çerçevesinde oluşmuş büyük bir müktesebat var, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sitesinde zaten bunların çoğu yayınlandı. Bu temelden baktığımızda müktesebatın hazır olduğunu, sadece eyleme geçmek gerektiğini düşünüyoruz. Bu sebeple belli bir süre dahilinde bu Uzlaşma Komisyonu'nun yeniden faaliyete geçmesi ve bu faaliyet çerçevesinde bu çalışmaları tamamlaması uzlaşma noktalarından bir tanesi. Dolayısıyla, artık bir anayasa değişiklikleriyle Türkiye’nin vakit kaybetmemesi gerektiği, yeni anayasa gündemiyle çalışmalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ele alması gerektiği konusunda bir uzlaşma var. 

Merak edilen konu, tabi ki bizim Başbakanımız daha önce AK Parti’nin resmi pozisyonu olan 2011’de kurulan Uzlaşma Komisyonu'na verilen teklifteki başkanlık sistemi önerisini gündeme getirmiştir, Sayın Bahçeli de buna karşılık kendilerinin güçlendirilmiş parlamenter sistemden yana olduklarını söylemiştir. Sayın Başbakanımız burada konunun sistemlerinin mekanizmaları üzerinden değil, sistemler yoluyla temin etmek istediğimiz demokratik değerler üzerinden tartışılması gerektiğinin altını çizmiştir. Bunu daha önce Sayın Kılıçdaroğlu’yla yapılan görüşmeden sonra da açıklamıştım. 

Bizim için yeni anayasa tartışmalarında esas olan şey, Türkiye’de temel hak ve hürriyetlerin daha çok nasıl garanti altına alınacağı, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının daha çok nasıl sağlanacağı, kuvvetler ayrılığının daha çok nasıl gerçekleştirileceği, Türkiye’de gerçek bir ileri demokrasinin en yüksek yazılı metin olan anayasa vasıtasıyla nasıl teminat altına alınacağı şeklindeki başlıklardır. Bu demokratik değerler üzerinden biz mekanizmanın tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Mekanizmaların sadece retorik düzeyinde, sadece etiket düzeyinde tartışılması birtakım önyargıların çarpıştırılmasından öteye gitmez. O sebeple, başkanlık sistemini savunmak kadar parlamenter sistemi savunmak da hangisinin bu dediğimiz demokratik değerleri Türkiye’de tahakkuk ettirecek bir anayasal modeli ortaya çıkarmaya muktedir olduğu düzeyinde yapılmalıdır, bu çerçevede ele alınmalıdır diye düşünüyoruz.

Dolayısıyla bizim bu tartışmadan muradımız, Türkiye’nin kuvvetler ayrılığının tam tahkim edildiği, denge denetim mekanizmalarının tam olarak kurulduğu, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının garanti altına alındığı, temel hak ve hürriyetlerin garanti altına alındığı bir anayasal modelin ortaya çıkması çerçevesindedir. Burada AK Parti olarak görüşümüz, bunun başkanlık sistemi üzerinden tartışılması gerektiği, bu sistemle bunun daha çok teminat altına alınacağıdır. Buna karşı parlamenter sistemi savunanların da bu dediğimiz değerler üzerinden bu nasıl bir yetkin parlamenter sistem önerdiklerini tabi ki görmek istiyoruz, tabi ki tartışmak istiyoruz. 

Sistemleri sadece sistemleri savunanların niyetleri üzerinde bir araştırma yaparak ya da sistemleri onları savunan kişilerin pozisyonlarına bakarak değerlendirmek Türkiye için yapılmaması gereken konjonktürel sonuçlar doğurur, bu konjonktürel sonuçlardan kaçınılması gerektiğini düşünüyoruz."

BİZ TÜRKİYE'NİN 1876'DAN BERİ YETKİN BİR PARLAMENTER SİSTEMLE YÖNETİLDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUZ

"Tabi sık sık önümüze gelen konulardan bir tanesi, Türkiye’nin 140 yıllık bir parlamento deneyimine sahip olduğudur, 1876 Kanun-i Esasi'sinden beri yapılan tartışmalar bu şekilde değerlendirilmektedir. Tabi bu bir siyaset bilimciler arasında da, anayasa hukukçuları arasında da siyasetçiler arasında da yapılan bir tartışma. Biz Türkiye’nin 1876’dan beri yetkin bir parlamenter sistemle yönetildiğini düşünmüyoruz. Zaten uzun bir dönem tek parti dönemi olarak geçti, bir kısmı Meşrutiyet olarak geçti, arkasından darbelerle kesintiye uğrayan bir sistem, arkasından yoğun koalisyonlar, krizler şeklinde ortayı çıkan bir sistem. Dolayısıyla, hani parlamenter sistem geleneğimiz vardır diyerekten basında, başka yerlerde de bir tartışma yürütülüyor, sanki bu geleneğin karşısında başkanlık sistemi konumlandırılıyor. Hayır, tam tersine, bu demokratik değerleri hangi sistem üzerinden daha çok garanti altına alırız, daha çok temin ederiz, bu çerçevede bir tartışmanın yürütülmesinin biz çok faydalı olacağını düşünüyoruz.

Bu anlamda Sayın Bahçeli’nin bunun parlamenter sistemle sağlanabileceği konusundaki yaklaşımını tabi ki saygıyla karşılıyoruz, kendi görüşleridir. O çerçevede faaliyete başlayacak bir komisyonda bu demokratik değerlerin hangi mekanizmalar üzerinden sağlanacağı hususunda ciddi ve verimli bir tartışmanın Türkiye’nin önüne koyulması gerektiğini düşünüyoruz."

TÜRKİYE'NİN TEMEL ANAYASAL DEĞERLERİNİ SAVUNMAK KONUSUNDA TERÖRLE MÜCADELE VAZGEÇMEYECEĞİMİZ BİR ALANDIR

"Görüşmede Sayın Başbakanımız terörle mücadele konusunda ayrıntılı bir bilgi verdi. Bu çerçevede baktığımızda terörle mücadele konusundaki kararlığımız, terörle mücadele konusunda Türkiye’nin demokrasisini savunmak, Türkiye’nin hukuk devletini savunmak, vatandaşlarımızın bir arada yaşama hürriyetini savunmak, Türkiye’nin temel anayasal değerlerini savunmak konusunda terörle mücadele vazgeçmeyeceğimiz bir alandır. Dolayısıyla, Sayın Bahçeli’ye bir kere daha terörle mücadele konusunda verdiği destek için, bu konularda Hükümete MHP Grubu olarak verdikleri destek için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Önümüzde Mart ayına kadar tamamlanması gereken vize muafiyeti başta olmak üzere birtakım reform yasaları var, bu çerçevede de kendilerinden destek talep ettik, bunları da değerlendireceklerini söylediler."

ŞU ANDA ELİMİZDEKİ MECLİS ÇALIŞMA MODELİ SİNERJİDEN ÇOK ÇATIŞMAYA YOL AÇAN BİR MODEL

"İç Tüzük konusunda da biliyorsunuz belli bir yere kadar bir çalışma yapılmıştı. Burada tabi ki her iktidar Meclis'in hızlı çalışmasını ister daha çok icraat yapmak için, muhalefet de tabi ki daha çok denge denetim mekanizması kurmak ister, bu ikisinin optimum noktasını yakalayacak bir İç Tüzük düzenlemesine ihtiyacımız var. Şu anda elimizdeki Meclis çalışma modeli eskimiş, sinerjiden çok çatışmaya yol açan bir model. Dünyada daha çok komisyonlar üzerinden bir çalışma modeli, Genel Kurul'da daha çok son kararların verildiği bir model var. Bizde ise komisyonların daha geri planda olduğu, ana eksenin Genel Kurul üzerinde kurulduğu bir çalışma modeli. Bunun pek çok meseleyi aksattığı ve birtakım sıkıntılara yol açtığı herkesin malumu. Bu çerçevede bakıldığında da bu konudaki çalışmaların da belli bir çerçeve içerisinde kaldığı yerden başlaması ve gelinen noktanın da gözden geçirilmesi suretiyle hızla sonuçlandırılması konusunda bir mutabakata varıldı, bu çalışmalar da yakın zamanda inşallah başlayacaktır."

GENEL BAŞKANIMIZ MUHTEMELEN YARIN MECLİS BAŞKANIMIZA BU KONULARLA İLGİLİ BİLGİ  VERECEKTİR

"Kuşkusuz şunu belirtmem gerekir ki; biz iktidar partisi olarak Uzlaşma Komisyonu'nun eşit sayıda üyeden oluşması şeklindeki bir çalışma modelinde mutabıkız, zaten daha önce de öyle olmuştu, şimdi bu modelin değişmesinin herhangi bir şeyi yok, bunun için bir gereklilik görmüyoruz. 

Fakat unutulmaması gereken bir nokta vardır, bu çalışmalar iktidar partisinin inisiyatifinde yürümeyecektir, Sayın Başbakanımızın açıkladığı gibi takdir Meclis Başkanı'na aittir. Geleneğimiz bu çalışmaların Sayın Genel Başkanımız bu turu tamamladıktan sonra Sayın Meclis Başkanımıza, muhtemelen yarın, bu konularla ilgili bilgi verecektir. Meclis Başkanımızın kendi takdiriyle kendisi böyle bir komisyonun kurulmasına karar verdiği takdirde komisyon zaten kendi gündemine hakim olacaktır. Geçmişte olduğu gibi komisyon kendi çalışma yöntemini kendisi belirlemişti, orada kararların nasıl alınacağı konusunda da kendi içlerinde yapacakları bir yöntem tartışmasıyla bu karar alma biçimini Meclis Başkanı'na ve komisyona bırakmakta daha doğru bir davranış sergilemiş oluruz."

BAŞBAKANIMIZ İSTENİLDİĞİ TAKDİRDE KAPISININ 24 SAAT AÇIK OLDUĞUNU BELİRTTİ

"Sayın Başbakanımız istenildiği takdirde istenilen konuda bilgi vermek hususunda her zaman, 24 saat kapısının açık olduğunu, liderlerle görüşmeye ve Türkiye’nin büyük meseleleri hakkında kendilerini düzenli bilgilendirmeye fevkalade önem verdiğini göstermiştir.

Bir nokta var arkadaşlar, onu sadece ifade etmek isterim, Sayın Bahçeli’nin ve heyetinin Genel Başkanımızı ve heyetimizi karşılaması gerçekten siyasi nezaket kuralları bakımından teşekkür ettiğimiz bir husus. Yalnız biraz evvel MHP Sözcüsü'nün yaptığı açıklamada bir cümlenin bütün bu kabulün ve bütün bu görüşmenin ruhuna uymadığını düşünüyoruz. O da şudur: Biz kendilerine kamera teklif ettik, onlar kabul etmediler gibi bir şey. Sabahleyin bu tip haberler ortaya çıktığında Grup Başkanvekilimiz Naci Bey MHP Grup Başkanvekilini aradı ve bu haberlerin ne manaya geldiğini sordu, onlar da böyle bir şey olmadığını söylediler. 

Sayın MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli tarafından da Sayın Başbakanımıza yapılmış böyle bir teklif yoktur. Sadece kameralar ayrılırken oturma düzeni içerisinde bir Sayın MHP yetkilisi böyle bir teklifimiz vardı gibisinden bizim tarafımıza dönük olarak böyle bir şey ifade etti. Bizim açımızdan da söylenecek bir şey yok, zaten herhangi bir şekilde sabah ret edilmiş bir şey, Sayın Genel Başkanın hiçbir şekilde gündeme getirmediği bir şey. Bunun bu şekilde teklif edilmiş de ret edilmiş gibi sunulmasını görüşmenin içeriği açısından çok olumlu bulmadığımızı, görüşmenin içerdiği kapsamlı konulara, görüşmenin içerdiği siyasi nezakete uygun olmayan bir cümle olduğunu ifade etmek isterim, sehven söylenmiş olduğunu kabul etmek isteriz bunun."

BAŞKANLIK SİSTEMİ ÜZERİNDE GÜNCELLEMELER OLABİLİR

"Başkanlık modeli konusunda daha önce verdiğimiz bir teklif var, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sitesinde duruyor. Fakat tabii ki şimdi burada diyorum ya değerleri tartışalım diye, şu söz konusudur: Mesela bizim bu söylediğimiz değerler açısından daha çok yargı bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı, denetim mekanizmalarının kurulması, temel hak ve hürriyetlerin garanti altına alınması. Ama tüm bunların üzerinde insan onur ve haysiyetinin yüceltilmesi bakımından tabii ki tek tek maddelerle ilgili olarak başkanlık sistemi modelinde de bu şu düzenleme değil de bu düzenleme şu şekilde olabilir şeklinde güncellemeler yapılabilir, bunu daha önce de açıklamıştım ben size."

GELİN DEĞERLER ÜZERİNDE KONUŞALIM

"Biz işte burada şunu söylüyoruz: Gelin diyoruz etiketleri, tabelaları, mekanizmaları çarpıştırmak yerine siyasi değerler üzerinden konuşalım. Bu önerilen sistem ile bizim önerdiğimiz sistem mi, sizin önerdiğiniz sistem mi yargı bağımsızlığını, temel hak ve hürriyetleri, denge-denetim mekanizmalarını daha çok ortaya çıkarıyor? O zaman belki Türkiye’nin önüne şöyle bir şey gelecek: İki ihtimal var, iki taraftan birisini ikna edecek ya da iki tane yetkin model Türkiye’nin önüne gelmiş olacak. O artık 6 ayın sonunda uzlaşma komisyonunun nasıl bir çalışma yapacağına bağlı bir konu."

CUMHURBAŞKANIMIZIN BÜTÜN SİYASİ HAYATI DEMOKRATİK MÜCADELEYLE GEÇMİŞTİR

"Sayın Cumhurbaşkanımızın o açıklaması kuşkusuz Türkiye’de çok önemli dönemde 13 yıl boyunca genel başkanlık, başbakanlık yapmış bir Cumhurbaşkanımız var. Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün bir siyasi hayatı demokratik mücadeleyle geçmiştir. Dolayısıyla kendisinin Hitler’e atıfla Hitler dönemini olumlayan bir açıklama yapması zaten düşünülemez. O çarpıtmayla ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı kapsamlı bir açıklama yaptı. Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatı boyunca Türkiye’nin demokratikleşmesine sarf ettiği mesaiyi anlatan bir açıklamadır. Dolayısıyla öyle Hitler dönemine olumlu referans verdi gibi bir çarpıtmanın tabii ki doğru olmadığını, bunu biz de reddettiğimizi ifade ediyoruz."

AK PARTİ'NİN HDP'Yİ MUHATAP ALMASI İÇİN HDP'NİN SİYASİ NEZAKET KURALLARINA UYGUN DAVRANMASI GEREKİR

"Biz HDP’yi sürece kattık, HDP kendisini süreçten çıkardı. HDP’den randevu istememizin de, randevuyu daha sonra iptal etmemizin de sebebi bellidir. Niçin HDP’den randevu istedik? HDP’ye oy veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği. Niçin randevuyu iptal ettik? HDP yöneticilerinin AK Parti’ye ve AK Parti Genel Başkanına ve Başbakanımıza dönük saygısız tutumları; bir. İkincisi; yeni anayasa sürecinin gerektirdiği ciddiyete uymayan birtakım yanlış yaklaşımları yüzünden. Dolayısıyla bizim açımızdan tabii ki uzlaşma komisyonunda Meclis’teki bütün partiler olmalıdır, bunun altını çiziyoruz. Çünkü bütün partilere vatandaşımız oy vermiştir, vatandaşlarımızı temsil eden her parti de uzlaşma komisyonunda olur. Ama AK Parti’nin HDP’yi muhatap alması için demin söylediğim siyasi nezaket kurallarına uygun davranması ve siyasi meşruiyet kanalları içerisinde hareket etmesi gerekir."

TERÖRE DESTEK VERENLERİN BU DESTEKLERİNİN BEDELİNİ ÖDEMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ 

"Dünyada terörü destekleyen partilerin kapatılması ileri demokrasilerin kırmızı çizgisidir. Dünyanın en ileri demokrasilerinde teröre, yani demokrasiyi tehdit eden silahlı unsurlara karşı kapatma bir demokratik enstrüman olarak konumlandırılmıştır. Biz AK Parti olarak parti kapatmalara karşıyız. Ama demokrasiyi, hukuk devletini tehdit eden, teröre destek verenlerin de bir şekilde bu desteklerinin bedelini ödemesi gerektiğini düşünüyoruz; genel ilke budur. O somut siyasi gündem önümüze geldiği zaman onu açıklarız."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64