banner47

Milliyetçiliği formatladı

Numan Kurtulmuş, "Merhum Prof. Dr. Erol Güngör'ün 80. Doğum Yıldönümü Anma" programına katıldı.

Milliyetçiliği formatladı

Numan Kurtulmuş, "Merhum Prof. Dr. Erol Güngör'ün 80. Doğum Yıldönümü Anma" programına katıldı.

haberiumturk
haberiumturk
29 Kasım 2018 Perşembe 17:41
Milliyetçiliği formatladı

Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Marmara Üniversitesi Rektörlük binasında düzenlenen, "Merhum Prof. Dr. Erol Güngör'ün 80. Doğum Yıldönümü Anma" programına katıldı.

Burada konuşan Kurtulmuş, Türk düşünce tarihinde çok önemli izler bıraktığı belirtilen Erol Güngör için anma etkinliğinin yapılmasının bir vefa göstergesi olduğunu söyledi.

Hem ilmi hem de İslami bakımdan önemli izler bırakan insanların, doğum günlerini kutlamanın değerli olduğunu aktaran Kurtulmuş, "Çünkü onlar ölmezler. Bedenleri, fiziki varlıkları bu dünyadan öte tarafa göçse de fikirleri devam eder. Erol Güngör'ün, Türk düşünce hayatında bıraktığı izler bakımından çok önemli temel vasıfları var. Öncelikle Erol Güngör, ilim adamı olma vasfından önce bir dava insanıdır. Kendisini, Anadolu'nun yeniden yükselmesi, yücelmesi, milletimizin yeniden ileriye gitmesi davasına adamış bir dehadır, bir bilge, bir bilim adamı ve bir düşünürdür. Bu özelliğiyle de gerçekten çok derin ve çok kuvvetli izler bırakmıştır. İkinci vasfı, idealist olmasıdır. Sadece bilimsel mahfillerde kalan fikirleri, mürekkep ile kitabın üzerine yazılmış yazıları, makaleleri, kitaplardaki fikirleriyle değil, hayatın içerisinde var olan, özellikle rahmetli Nurettin Topçu'nun, Anadolu'nu fikriyatı üzerinden gelişmiş olan bir büyük Anadolu hayali, Anadolu'da tecessüm etmiş bir büyük Türk ve İslam dünyasının yeniden şahlanma hayali etrafından çabasını yoğunlaştırmış bir önemli idealisttir." diye konuştu.

Erol Güngör'ün, özellikle bilimin belli çevrelerden Anadolu'nun sathına yayılması için yaptığı katkıların son derece büyük olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, "Başta Selçuk Üniversitesi olmaküzere birçok üniversitelerde bilimsel anlamda fakültelerin, bölümlerin hatta üniversitelerin kurulmasında emeği olmuştur. Bu anlamda İstanbul'da bazı mahfillerde var olan bir bilimsel ortam inşa etmek yerine Anadolu'yu bilimle buluşturan bir fikriyat içerisinde hareket etmiştir." ifadelerini kullandı.

"Milliyetçiliği formatladı"

"Erol Güngör bir hareket insanıydı" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Erol Güngör'ün bir başka vasfı ise milliyetçi olmasıydı. Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik adlı eseriyle birlikte tabiri caizse milliyetçiliği yeniden formatlamış ve yeniden güncellemiştir. Bu anlamda özellikle Osmanlı'nın yıkılış dönemi ve cumhuriyetin kuruluş dönemlerinde yaşadığımız o hızlı modernleşme sürecinin milliyetçiliği dar kalıplara bir şekilde sığdırmaya çalışan o dar kalıpçı, kısıtlayıcı milliyetçilik anlayışı yerine daha evrensel, Türk dünyasının tamamını içine alan ve belki bizim dostlarımız olan milletlerin hepsini de içine alan büyük bir milliyetçilik davasını ortaya koymuştur. Bu anlamda tereddütsüz bir şekilde söyleyebilirim ki, Erol Güngör, Türk dünyasının, bu anlamda milliyetçiliği yeniden formatlayarak yeni bir asrın, yeni bir eşiğin kapısına gelmesine vesile olmuştur. Rahmetli Erol hocanın, kuşatıcı, kapsayıcı milliyetçilik fikri üzerinden bir kavram üzerinde durmak isterim. Özellikle Sovyetler'in çözülmesinden sonra karşımıza çıkan yeni dönemde, bu kavramın geldiğimiz ortamda milliyetçiliği bir adım daha yukarıya çıkarmak bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. O da ‘millet varlığımız’ terimidir."

"Kardeşlerimizin varlığına şahit olduk"

Türkiye'nin sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarından ibaret olmadığını söyleyen Kurtulmuş, Sovyetler Birliği'nin çözülmesinden sonra Balkanlar'dan Çin Seddi'ne kadar bir Türk dünyasının ortaya çıktığını belirtti.

Türkiye halkının tanıdığı ancak uzun yıllar boyunca uzak kaldığı kardeşlerinin varlığından haberdar olduğunun anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aslında gönülde, işte, dilde bir olduğumuz kardeşlerimizin varlığına şahit olduk. Bu anlamda, çok derin hukukların yeniden geliştiği bir dönemi yaşadık. Aynı şekilde güneyde ise asırlar boyunca at sürdüğümüz, fikri, ilmi bakımda etki altında kalmış coğrafyalarla yeniden tanıştığımız bir dönem ortaya çıktı. Kuzey Afrika'dan tutun Orta Doğu'ya kadar, Timbuktu'dan, Sudan'a, Somali'ye kadar çok geniş bir dünyada 'millet varlığımız' dile kabul edebileceğimiz, ırk olarak bizim ırkımızdan olmayan ama düşünce olarak Türk milletinin gözünün içine bakarak 'bu aziz milletin ayağına taş değmemesi' için dua eden yüz milyonlarca insan yeniden dostumuz, yeniden kardeşlerimiz olarak ortaya çıktı."

"Türkiye'nin güçlü olması lazım"

Genel Başkan Vekili Kurtulmuş, Myanmar'dan Timbuktu'ya kadar olan geniş alan, Orhun Abideleri'nden Makedonya ve Üsküp'e kadar olan coğrafyada yeniden önlerinde yeni bir ufuk çizmek için Türkiye'den hizmet beklediklerine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu coğrafyadaki insanlar, Türkiye'nin bilim adamlarının, üniversitelerinin, siyasetçilerinin ve genç nesillerinin hizmetlerini bekliyor. Bu çerçevede bu millet varlığımızın, ülkemizin en büyük değeri olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Millet varlığımız diye bugün bahsedebileceğimiz bu yeni ufka en büyük kapıyı açmış olan Erol Güngör Hocamızı da saygıyla, minnetle ve rahmet ve şükranla yad ediyorum. Bu geniş coğrafyada Türkiye'nin güçlü bir şekilde yoluna devam etme mecburiyeti vardır. Türkiye'nin güçlü olmasından kasıt, sadece askeri, ekonomik, teknolojik olarak güçlü olması değildir. Hiç şüphesiz bu alanlarda güçlü olmayan Türkiye'nin 'kurda kuşa yem' edileceği açıktır. Neo-emperyal tezlerin planlarının altında bir şekilde zorlanacağı açıktır. Onun için tabii ki bu alanlarda güçlü olacağız. Ama esas olan Türk milleti olarak güçlü olacağımız ve millet varlığımız üzerinde evrensel bir bağ kuracağımız alan, kültür, medeniyet, sanat, edebiyat ve milletlerimizi birbirine bağlayacak, birleştiren, bağdaştıracak yeni bir köprünün tesis edilmesidir. Bu anlamda diyebiliriz ki çok geniş anlamda, bu coğrafyada kilit taşı Türkiye'dir. Türkiye'nin güçlü olması, yerli yerinde ve çok muazzam bir şekilde varlığını sürdürmesi, bekasını sağlaması, milli bütünlüğünü temin etmesi, devlet millet kaynaşmasını tam manasıyla sağlaması ve yoluna devam etmesi lazım. Kilit taşı düşerse, o canım kemerler, dağılır, paramparça olur. İşte Erol Güngör, Türkiye'de bu anlamda milliyetçiliğin anlaşılmasını, daha evrensel boyutlara çıkaran o görüşleriyle önümüzde bir çığır açtı. Şimdi gençleri ve bilim insanlarının üzerine düşen de bu adımları daha da genişleterek çok daha geniş perspektifli millet varlığımız bakışı üzerinden dünyanın farklı bölgelerinde olan Türkiye'nin gönül dostlarıyla gönül bağını kuvvetlendirmek ve Türkiye'nin yolunu daha da kuvvetli bir şekilde sürdürebilmesini sağlamaktır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64