BOP’un 2. Bölümü Suriye ayağı ile vizyonda…..

Aşağı yukarı bir buçuk senedir, dünyanın gündeminde olan Suriye’nin durumu ülkemizin ana meselelerinden biri oldu.

İlk başta zulümden kaçıp gelen Suriyeli vatandaşların durumu, işin buralara geleceğinin işareti idi.

Suriye’deki durum git gide karmaşık bir hal almakta, İran, Rusya ve Çin’in Birleşmiş Milletlerdeki tutumları ile vahşet ve zulüm artmaktadır.

Suriye’de İktidar kendi halkına katliam uygulamaktadır.

Katledilen bu zavallı insanların kanları bu ülkelerin üzerine sıçramış ve tarihte bu ülkeler adına bir leke olarak kalacaktır.

Beşar Esed tıpkı Muammer Kaddafi gibi kendi sonunu kendi hazırladı.

Esed artık geri dönüşü olmayan bir yola girdi. Ülkesini bir iç savaşın içine soktu.

Suriye’nin bu durumu ellerindeki silahları satmak için ekonomik krizdeki Avrupa için süper bir fırsat.

Bu vahşeti ve katliamı sadece kınamakla geçiren, Avrupa Ülkeleri ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmadan ve çaktırmadan haçlı seferleri zihniyeti ile hareket ediyorlar.

Şu mübarek günlerde maalesef ölen de Müslüman, öldürende Müslüman, kardeş kardeşi öldürüyor.

Libya’da olduğu gibi peki bu senaryoya göz yuman diğer Müslüman ülkelere ne demeli, İran bu haçlı zihniyet tarafından kullanıldığını ne zaman anlayacak, İran bir an evvel halkına vahşet ve zulüm uygulayan Esed’i desteklemekten vazgeçmeli ve Ortadoğu politikasını gözden geçirmelidir.

Kuzey Suriye’de yapılanmaya çalışan PKK ve PYD üyelerinin yarın kendi başına bela olacağını görmeli ve bu yanlıştan bir an önce dönmelidir.

Bu gidişle Irak’ta olduğu gibi Suriye’nin de etnik ve mezhep temelinde üçe bölünmesi kaçınılmaz olacaktır.

Şu an hükümetimizin uyguladığı iyi düşünülmüş ve çalışılmış İnsani değerlere önem veren bir dış politikası var.

Bu dönemde artan PKK saldırıları hükümetimizin uyguladığı politikanın doğruluğunu göstermektedir. Terör örgütü bölgede güç kaybetmektedir. Toparlanmasına fırsat verilmemelidir.

Suriye’de süren kanlı iç savaş çerçevesinde “tampon bölge” konusu gündeme getirilmektedir.

Siyonist lobilerin oyununa gelinmemelidir.

Kesinlikle tampon bölge oluşturulmasına izin verilmemelidir.

Müdahale için oluşturulacak olan çok uluslu gücün içinde yer alınmalıdır.

Geçmişte Ortadoğu’da yaşananlara bir bakalım.

1991 yılında Birinci Körfez Savaşında Irak sınırımızda konuşlanan Çekiç Güç (Amerikan, İngiliz, ve Fransız birliklerinden oluşan kuvvetin adıdır.) ile bölgede neler yapıldığı ve bu yapılanların nelere mal olduğu ve kimlere yaradığı unutulmamalıdır.

Çekiç Güç’ün Türkiye’deki faaliyetleri 1 Mart 2003 tarihinde Ak parti hükümetinin Bakanlar Kurulu kararıyla bitirilmiştir.

Ak partinin ilk hükümet olduğu 2002 kasım ayından sonra Irak Savaşı, 20 Mart 2003’de Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş çokuluslu koalisyon güçlerinin askeri harekâtla Irak’a girmesiyle başlamıştı.

Bu savaş başlamadan önce yaşanan 1 Mart 2003 teskere olayını unutmamak lazım. Bu teskere olayı Türkiye’nin Kuzey Irak’ta elini kolunu bağlamıştır.

TBMM’de CHP’li Önder Sav yaptığı konuşmada Ak parti Hükümetine şöyle seslenmişti. Irak’a Asker gönderirseniz.

“BİR TEK MEHMETÇİĞİN CESEDİ OMUZLARDA YÜKSELİRSE, SİZİ AFFETMEYİZ, SEÇMENDE AFFETMEZ”

Sizlere soruyorum, 1 Mart 2003 tezkeresinin reddedilmesi ile güney sınırımızda olup bitenlerin dışında kalmadık mı?

Kuzey Irak’ta bölge ülkesi olmayan ülkeler varda, Türkiye neden yoktu.

1926 tarihli Ankara Antlaşması ile doğan Kerkük ve Musul’da garantörlüğümüz yok mu?

1 mart 2003 tarihinden bu tarafa kaç Şehit verdik. Dünkü hain saldırıda 6 Şehit daha verildi, bu vebalin altından nasıl kalkacaklar.

CHP’de değişen bir şey yok, Mantık aynı şimdide Kendi halkını katleden, caniye sahip çıkıyorlar.

Çok Uluslu Güçlerin dışlaması sonucu sınırımızda olup bitenlere seyirci kalmadık mı?

Çok Uluslu Güçlerin gölgesinde terör örgütü büyümedi mi?

Terör örgütünün işine yaramadı mı?

Bu millet CHP’yi ASLA AFFETMEYECEKTİR.

İkinci Körfez Savaşı da denilen bu savaş sözde, Irak’ı özgürleştirme operasyonuydu. Irak özgürleşmiş midir?

15 Aralık 2011 tarihinde Bağdat’ta bulunan Amerikan Üssü’nden son Amerikan Bayrağının indirilmesiyle bu savaş resmen sona ermiştir…

Hayır bu savaş bitmemiş, Irak Etnik ve Mezhep temelinde üçe bölünmüştür. Halen onlarca insan Irak’ta etnik ve mezhep çatışmalarında ölmektedir.

Saddam’ın birilerinin oyununa gelerek Kuveyt’i işgal etmesiyle başlayan ve 15 Aralık 2011 tarihinde biten bu süreç BOP’un 1. Bölümüydü.

Şimdi BOP’un 2.Bölümü Suriye ayağı ile vizyonda…..

ALLAH C.C. her zaman iyi ve doğru insanların yanındadır.

AY

http://www.haberiumturk.com/