YA TUTARSA…..

YA TUTARSA…..

Çok değişik bir toplum olduk.

Her şeyimiz gizli, saklı.

Birine mi kızdık, hemen bel aşağısına.

Birini mi döveceğiz, bir sürü entrika.

Birini mi devireceğiz, dedikodu, kumkuma.

İyi, kötü  yapacaklarımızı neden şeffaf, samimi, onurlu yapmayız, anlamak mümkün değil.

Ne oldu bize?

Görgümüze, adetlerimize, şarklılığımıza ne oldu?

Ne çabuk unuttuk…

Değer mi?

Dünya değişime uğruyor, biz hala birbirimizi yiyoruz.

Seneler geçiyor, hayat geçiyor farkında değiliz.

Birbirimizi didiklemekle  meşgulüz.

Meyve veren ağaçları gaddarca taşlıyoruz.

Değerli  insanları acımasızca eleştiriyor, başkaları üzerinden vuruyoruz…

Bu insanlara, bu memlekete yazık değil mi?

Bu değerler kolay mı yetişiyor?

Vatana hizmet etmede, sen, ben, sağcı, solcu olur mu?

Bu ülke bizim, hepimizin…

Baksanıza

On sene önceki Avrupa – Rusya neydi, havaları nasıldı, şimdi ne haldeler.

Hukuku, siyaseti, basını, her şeyi iyi bildiklerini zannedip herkes ulu orta konuşuyor,

Peki, akil insanlara ayıp olmuyor mu?

Korkak, ikiyüzlü, riyakar, yargısız infazcı bu azınlığa neden dur demiyoruz?

Herkes birbirini sevmek zorunda değil, ama saygı göstermek, hukukun üstünlüğüne inanmak zorunda.

Gelelim gündemdeki konumuza.

1965-1992 Asker (General),

1992-1998  Sefir,

1998-2010 İki Teşkilat mensubundan sonra

MİT Müsteşarlığında göreve gelmiş teşkilat dışından biri,

Hakan Fidan.

MİT Müsteşarı,

İyi bir akademik kariyeri var, mükemmel bir CV ye sahip.

Şimdi ne oluyor…

MİT tarihinde bir ilk yaşanıyor Müsteşar, Emekli Müsteşar ve Yardımcısı soruşturma kapsamında ifadeye çağırılıyor,

Çağrılır, çağırılamaz onu tartışacak değilim.

Yargı devam ediyor saygı duyup, beklemek gerek.

Biz ne yapıyoruz?

İsrail işi,

Cemaat – Hükümet çatışması,

MİT – Emniyet çatışması vs…

Kime, nereye hizmet ediyoruz, komplolar üretip, bu önemli yeri ve insanları yıpratıyoruz.

Yazar, çizerlere soruyorum.

MİT Müsteşarı, Hakan Fidan

Emekli bir Astsubay değil de,

General ve Teşkilatın içinden  olsaydı,

bu bilgiler dışarı sızar, sıkıntı yaratır mıydı?

Bir adım daha ileri giderek

Başbakanla uyum içerisinde çalışmasaydı,

bu bilgiler dışarı sızar, sıkıntı yaratır mıydı?

Bir bardak suda fırtınalar koparılır mıydı?

Sizi bilmem ama bence olmazdı, kimse buna cesaret bile edemezdi.

Müsteşar General ve Teşkilat içinden olsa,

Başbakanla uyumlu çalışmasa

Başbakan’a nasıl saldıracaklardı.

Hakan Fidan’ın üzerinden Başbakan’ı nasıl vuracaklardı.

Başbakanı istifaya nasıl davet edeceklerdi.

Başbakanı istifaya davet edenleri de anlamak mümkün değil?

Siz hiç CIA’nin yaptıklarından dolayı, Amerika başkanının

İstifa ya davet edildiğini duydunuz mu?

Buna da  şark kurnazlığı denir herhalde,

ya tutarsa.

Zavallılar…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ bunları da aşacaktır.

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci kez ameliyat olması hepimizi çok üzdü. Tek tesellimiz  bu ameliyatın tamamlayıcı bir müdahale olmasıdır.

Başbakanımızın bir an önce sağlığına kavuşmasını, görevinin başına daha güçlü bir şekilde geçmesini Cenab-ı Allah’dan niyaz eder, kendisine acil şifalar temenni ederim.”

AY

http://www.haberiumturk.com/