banner47

Türkiye karma eğitim konusundaki tartışmaların neresinde? 

Güney ve Doğu bölgelerinde geleneksel kaygılarla kız çocuklarını eğitimden mahrum eden yegâne sebep eğitimin karma olmasıdır.

Türkiye karma eğitim konusundaki tartışmaların neresinde? 

Güney ve Doğu bölgelerinde geleneksel kaygılarla kız çocuklarını eğitimden mahrum eden yegâne sebep eğitimin karma olmasıdır.

haberiumturk
haberiumturk
04 Ekim 2018 Perşembe 05:52
Türkiye karma eğitim konusundaki tartışmaların neresinde? 

Karaya Oturan Yüzyılın Pedagojik Hatası:

KARMA EĞİTİM

Eğitim politikası tüm dünyada 68 kuşağı döneminin feminist ideolojisine kurban edilmiş ve  o gün için reform olarak kabul edilen karma eğitim dönemine geçilmişti. Tanzimat’tan beri toplumun ruhuna işleyen batılılaşma fantezisinin tipik bir sonucu olarak karma eğitim ülkemizde cinsiyet eşitliği veya fırsat eşitliği üzerinden 1968 kuşağının ürettiği projedir. Pedagojik, bilimsel sosyo-kültürel boyutu sorgulanmaksızın politik referanslarla ve ideolojik dayatmalarla günümüze kadar uygulanmış karma eğitim çağdaş eğitim yolunda değiştirilemez tek tabu olarak görülmüştür. Oysa özellikle batı ülkelerinde karma eğitim konusunda yapılan araştırmalar uygulamanın bilimsel ve pedagojik temelinin olmadığını ortaya koymaktadır.

Gelelim, son günlerde üzerinde fırtına koparılan karma eğitimin yönetmelik boyutuna;

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu

XII – Karma eğitim:

Madde 15 – Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.’ hükmü gereği MEB eğitim türü imkan ve zorunlulukları dikkate alarak eğitimin karma veya tek tip olması yönünde değişikliğe gidebilir. Nitekim 24 Haziran 2017 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 11.fıkrasında: ‘Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır.’ hükmü, 10 Eylül 2018 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle;

Madde 6- Aynı yönetmeliğin beşinci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları dokuzuncu fıkrasının (b) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş on birinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış…’  ifadesiyle Danıştay İdari Mahkemesinin Dava Daireleri Kurulu YD İtiraz No: 2018/91 sayılı kararı ile 27 Haziran 2018 tarihli yürütmenin durdurulması kararına istinaden kaldırılmıştır. "Mahkeme kararında karma eğitimle ilgili düzenlemenin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 15. maddesinde açıkça yer aldığına vurgu yapılarak, söz konusu yönetmelikte okul türlerine göre böyle bir ifadenin ayrıca belirtilmesine gerek olmadığı ifade edilmiştir. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 15. Maddesine göre; “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne imkân ve zorluklara göre bazı okullar, yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.” hükmü açıkça yer almaktadır. Bu durumun okulların tamamında karma eğitimin kaldırıldığı veya karma eğitimin tasfiyesi şeklinde yorumlanması izahtan varestedir. Okul tür ve zorunluluğuna göre kaldırılan veya oluşturulan eğitim uygulamalarına ideolojik anlam yükleyerek toplumsal bölünmeye kapı aralamak da izahtan varestedir.

Türkiye karma eğitim konusundaki tartışmaların neresinde?               

2000-2001 öğretim yılı başında, dönemin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun tüm okul ve kurslara karma eğitim mecburiyeti getirdiği yılın, Alman dergisi Der Spiegel’de “Yüzyılın en büyük pedagojik yanlışı: Karma Eğitim Karaya Oturdu” başlığıyla konuyu gündeme taşıdığı ve Kuzey Rheinwestafalen eyaletinin Sosyal Demokrat Eğitim ve Bilim Bakanı Gabriela Behler’in, okullara imkân nispetinde ve kademeli olarak ayrı eğitime geçmeleri yönünde talimat verdiği yıla tekabül ettiği dikkate alındığında Türkiye’nin karma eğitim konusundaki tartışmaların neresinde olduğu malumdur. Zira bizdeki karma eğitim dayatmasının, batının karma eğitimi masaya yatırdığı yıllara tekabül etmiş olması ideolojik bir dayatma olmanın yanı sıra batının hayran olunan araştırmalarına körlüğü de ifade eder. Eğitimde cinsiyet veya fırsat eşitliği üzerinden savunulan karma eğitimin gerçekte insanlara fırsat veya cinsiyet eşitliği tanıyıp tanımadığı tartışmaya açılmalıdır. Zira eğitimde fırsat veya cinsiyet eşitliğinin yegâne tanımı, farklı cinslerin aynı mekânda eğitim alması şeklinde midir?

Zorunlu eğitim yaşının yükselmesiyle birlikte, okullarda disiplin sorunlarında artışın olması, akademik başarının düşmesi, karşı cins merkezli şiddet olaylarının, okul çağındaki kız çocuklarında cinsel taciz ve hamilelik vakalarının görülmesi, geleneksel kaygılarla kız çocuklarının karma eğitim sebebiyle eğitim hakkından mahrum edilmesi gibi sosyal ve ahlaki sorunların ortaya çıkması karma eğitimi yeniden tartışılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Örneğin; New York Harlem’de 2003 yılında yapılan bir araştırmada hamilelik oranın karma eğitim kurumlarında üçte bir iken, tek tip eğitimde kırkta bir olduğunu ortaya koymuş olması karma eğitimin ahlaki boyutunun da tartışılmaya açılması gerektiğini göstermektedir. Ahlaki hassasiyetleri yüksek Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kız çocuklarının eğitiminin karma eğitime kurban edildiği tartışmanın göz ardı edilmemesi gereken tarafıdır.  

Kız ve erkeklerin yaratışlarındaki biyolojik ve ruhsal farklılıklar elbette cinsiyet kökenli farklılıklara dayalı eğitim verilmesini gerektirir. Meslek lisesinde kız öğrencinin torna, tesviye, motor vs eğitimi alması bilimsellikle açıklanabilir mi?  Yine karma eğitimin ergenlik çağında karşı cinse mahcup olmama adına kendini ifade edememe şeklinde görülen içe dönük kişiliklerin oluşmasına neden olduğu ve bunun sonucunda öğrencilerin kabiliyetlerinin köreldiği de bir gerçektir.

Tek tip eğitimi; kadın erkek eşitsizliği, insanları cinsel kimlikleri üzerinden değerlendirdiği varsayımı,  kadının toplumsal hayatta yer almamasını sağlama ve erkek egemen bir toplum oluşturma, haremlik selamlık uygulamasına kapı aralama gibi basit mantık kurgusuna indirgemeden sadece pedagojik veya bilimsel açıdan değil, sosyal, kültürel, ahlak ve geleneksel açıdan da sorgulamak politikacı, eğitimci ve sosyal bilimciler için bir zorunluktur.

Tek cinsiyetli eğitimde cinslerden birine eğitim imkân veya hakkı sunulurken diğerinin mahrumiyeti söz konusu değildir ki karma eğitimin bu mahrumiyeti ortadan kaldırdığından söz edilebilsin. Eğitim imkânının her iki cinse de hem cinsleriyle birlikte sunulması eğitimde cinsiyet eşitliğinin kısıtlanması anlamına gelmez. Bilakis cinslerden birine eğitim fırsatı sunulurken diğerinin mahrum edilmesi eğitimde cinsiyet eşitliğini ortadan kaldırır. Nitekim ülkemizin Güney ve Doğu bölgelerinde geleneksel kaygılarla kız çocuklarını eğitimden mahrum eden yegâne sebep eğitimin karma olmasıdır. Eğitimin karma olması nedeniyle eğitimden mahrum edilen kız çocuklarının erken yaşta evlendirildiği hatta kendisinden yaşça büyük aşiret reislerinin, toprak ağalarının ikinci üçüncü dördüncü eşi olarak yaşama devam ettiği bir Türkiye gerçeğidir. Ve bu Türkiye gerçeğinin konusu karma eğitime kurban edilen kız çocukları, geleneksel nedenlerle yaşıtları erkek çocuklarla eğitimde aynı fırsata sahip değildir. Ve bunun karma eğitimin bölgenin kültürel ve geleneksel dokusuna uygun olmamasıdır. Eğitimin karma olmasından dolayı eğitim almayan bu kız çocukları arasında ülkemize katkı sağlayacak çok büyük hizmet edecek değerlerin olması kuvvetle muhtemeldir ve biz karma eğitim dayatmasıyla bu değerleri kaybediyoruz. Ve kaybettiğimiz değerler bize sosyal bir yara olarak dönüyor. Karma eğitimi ideolojik taassup uğruna kurban etmeyelim. Farklı cinsleri aynı mekânda eğitim almasını sağlamakla modern, çağdaş, medeni vs. vs. olmuyoruz. MEB‘in yönetmelikten kaldırdığı madde üzerinden din merkezli ideolojik kaygıları ön planda tutarak karma eğitimin tasfiye edildiğini iddia edenler, Doğu da ve Güneydoğuda karma eğitim nedeniyle kız öğrencilerin eğitimden tasfiye edildiği gerçeğinin farkında değiller mi?  Bilimsel ve pedagojik açıdan güçlü temellere dayanmayan karma eğitim dayatmaya devam ederek daha kaç nesil kız çocuklarını kaybedeceğiz?

Eğitimin en önemli önceliği bireyi topluma kazandırmakken, yıllarca karma eğitim dayatmasıyla bu kazanım göz ardı edilmektedir. Dolayısıyla tek tip eğitimin sosyo-kültürel bir zorunluluk olduğu dikkate alınmalıdır. Zira devletin eğitimde nihai hedefi toplumun her ferdinin beklentilerine cevap vermek, topluma kazandırılmasını sağlamak değil midir?

Karma eğitimin de tek tip eğitimin de toplumsal/ bireysel yarar ve sınırlılıklarının olduğu malumdur. Yararı ön planda tutarak sınırlılıkları göz ardı etmek veya sınırlılıkları ön planda tutarak yararı göz ardı etmek objektif davranmamaktır.  Yapılması gereken yararın, sınırlılığa feda edilmemesidir.

Batı ülkelerinde karma eğitim öyküsü…

Karma eğitimin Batıdaki öyküsü incelendiğinde bizdeki sorgulamaz tabu veya gerici yakıştırmalarından uzak tartışmaya açıldığı ortaya çıkmaktadır. Nitekim karma eğitimin, 1960’lı yılların sonunda Batıda yaygın bir şekilde, özellikle resmî okullarda tatbik edilen karma eğitim projesinin -proje ömrü olan 20 yıl sonra-1980’li yılların sonuna gelindiğinde yaşanılan konuyu yeniden tartışmaya açtı ve bu tartışmada;

Alman dergisi Der Spiegel, karma eğitimle ilgili olarak şunları yazdı: “Karma eğitim, 60’lı yılların sonunda büyük bir reform olarak kutlandı. Yanlış o zaman yapıldı. O zaman öğretmenler, bilim adamları ve politikacılar karma sınıfların otomatik olarak toplumda kadın erkek eşitliğini sağlayacağına inanıyorlardı. Araştırmalar daha net gösteriyor ki reform düşüncesi, son yüzyılın en büyük pedagojik yanlışı idi. Normal şartlarda kadınlar ve erkekler farklı beyin yapılarıyla dünyaya gelir. Erkek beyni dünyayı sistematik algılarken kadın beyni duyarlı ve empatik yapılı olarak donatılıyor.’ ifadeleriyle, ”Amerikalı bilim kadını Prof. Dr.Sigrid Metz-Göckel ise:  “Kız üniversitelerinden mezun olan kadınlar, yeni araştırmalara göre, iş hayatında ve bilim sel çalışmalarda çok başarılı.” ifadeleriyle Bayern Kültür Bakanlığı dergisi Schule-Aktuel: “Pedagojik bir ham ölü. Karma okul kızları aptallaştırıyor. ”ifadeleriyle Kültür Bakanlığı adına araştırmalar yapan Doç. Dr. ilse Brehmer:  “Tekrar tekrar yapılan araştırmalar gösteriyor ki radikal çözüm kız okullarının açılmasıdır. Geleneksel kız okulları korunmalı, kız okulu isteyen inisiyatif engellenmemeli. Karma okullar, mutlaka reforma tabi tutulmalı.” İfadeleriyle katıldı.

Avustralya’dan ABD’ye, karma ve tek tip eğitim konusunda yapılan araştırmalar özellikle akademik başarıyı yükselttiği gerekçesiyle tek tip eğitime yönelimi artırmıştır.

İngiltere’de: İngiliz The Times’da yayınlanan habere göre, kız ve erkek okullarda başarı oranının, karma eğitim yapan okullara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Örneğin, Üniversiteye giriş sınavına  ( A Level ve GCSE) tekabül eden sınav sonuçlarına göre en başarılı 50 okul listesinde, 27 kız ve 14 erkek okulu bulunmaktadır. 2002 yılında Ulusal Eğitim Araştırmaları Kurumu, İngiltere’de, 2954 lisenin okul büyüklüğü ve okul tipinin akademik performansa etkisini araştırmıştır.. Kurumun yayınladığı rapora göre öğrencilerin akademik kabiliyetleri ve diğer faktörler göz önüne alındığında hem kızların hem de erkeklerin tek cinsiyetli okullarda kayda değer bir şekilde daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Özellikle kız liselerinde bütün akademik kabiliyet seviyelerinde iyi performans sergilediği gözlemlenmiştir.

ABD’de: 2008 yılında Stetson Üniversitesi’nin yürüttüğü dört yıllık pilot araştırmanın sonuçlarına göre: Üniversiteyi kazanmada başarı karma okullardaki erkek öğrencilerde yüzde 55 iken erkek liselerinde yüzde 85 olarak tespit edilmiştir. Amerika’da,1995 de üç okulda tek tip eğitim yapılırken bu sayı 2007’de 253 olmuştur. 200 okul da karma eğitimi bırakmak için başvuruda bulunmuştur. Yakın bir gelecekte, bu tür okul sayısının5.000’i bulabileceği tahmin edilmektedir. Prof Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı tarafından yapılan bir araştırmada Amerika’da kız okullarında okuyan entelektüel ve sosyal kapasitelerinin kültürel etkinliklerini daha çok artırdığı tespit edilmiştir. Uygulamanın eğitimde kaliteyi yükselttiğini gören pek çok devlet okulu da ayrı sınıf açmıştır.

Kanada’da ise en fazla öğrencinin eğitim gördüğü Toronto Devlet Okulları Eğitim Müdürlüğü’nün yaptığı araştırmada, karma eğitimin başarısızlığını ortaya koymuş, ‘Bir Ümit Vizyonu’ başlıklı raporun sonuçları karma eğitimden kaynaklanan sorunlar nedeniyle erkek çocukların kızlara göre başarısız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Erkek çocukların kızlara göre farklı bir eğitime tabi tutulması zorunluluğuna dikkati çeken Toronto Devlet Okulları Eğitim Müdürü Chris Spence, 2009–2010 eğitim ve öğretim yılında ‘Erkek Liderlik Okulu’ adlı proje başlattı. Spence, öğretmenler ve velilerle yaptıkları 200 toplantıdan sonra kız ve erkek çocukların ayrı okuduğu 300 sınıf projesine karar verdiklerini ifade etmiştir.

Almanya’nın Kuzey RheinWestfalen eyaletinin sosyal demokrat Eğitim ve Bilim Bakanı Gabriela Behler, 2000-2001 öğretim yılı başında bütün okullara birer yazı göndererek, imkânları ölçüsünde ve kademeli olarak ayrı eğitime geçmelerini “70’li yıllarda hepimiz, karma eğitimin erkeklerle kızlar arasında şans eşitliği sağlayacağına inandık. Meğer bu, aşırı iyimser bir bakış açısı imiş. Şimdi sınıflardaki erkek hegemonyasına karşı savaşıyorum.” cümleleriyle emrettiği ifade edilmektedir.

Bütün bu araştırma, bulgu ve görüşler batının bizdeki gibi ideolojik kaygı veya komplekse kapılmadan tartışmaya açtığı karma eğitimin olumsuz sonuçlarını değerlendirerek tek tip eğitime geçme çabasında olduğunu göstermektedir.

Pedagojik, bilimsel, ahlaki, sosyal temeller üzerine değil siyasi ideolojik referanslarla gerçekleşen karma eğitim tartışması, gerici, piyasacı yakıştırmalardan arındırılarak ‘Yüzyılın pedagojik yanlışı; karma eğitimin karaya oturdu.’ cümlesi üzerinden gerçekleştirilmedir.

(Başlık  Ali Erkan Kavaklı’nın kitabından esinlenerek oluşturulmuştur.)

Kalın Sağlıcakla

Alaaddin Yetişen

Genel Yayın Yönetmeni

Son Güncelleme: 04.10.2018 06:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64