banner47

AK Parti, diliyle değil, yüreğiyle konuşanların partisidir

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKSEM’in ilk dersini verdi

AK Parti, diliyle değil, yüreğiyle konuşanların partisidir

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKSEM’in ilk dersini verdi

10 Nisan 2016 Pazar 08:48
AK Parti, diliyle değil, yüreğiyle konuşanların partisidir

 AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "AK Parti herhangi bir siyasi konjonktürde çıkmış ve belli bir zamana hapsedilebilecek bir hareketin adı değil, tarihten geleceğe yürüyen kutlu bir yürüyüşün adıdır" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı ve ilçe teşkilatlarında görev yapanların, kişisel ve mesleki gelişimine yönelik eğitim programlarının planlandığı AK Parti Sürekli Eğitim Merkezinin (AKSEM) ilk dersini verdi.

Konuşmasına gençlerin tezahüratları nedeniyle başlayamayan Davutoğlu, bunun üzerine "Gençler derse hazır mıyız?" diye seslendi. Gençlerden  "Evet" yanıtını aldıktan sonra konuşmasına başlayan Davutoğlu, Türkiye siyasi tarihinde büyük çığırlar açan AK Parti hareketinin bugün, yeni bir çığırın eşiğinde olduğunu söyledi. 

AKSEM'in, Türkiye'de hiçbir siyasi partinin düşünemediği, hayata geçiremediği yeni ve büyük bir hamle olduğunu belirten Davutoğlu, "Zaten bütün büyük hamleler AK Parti ve AK Parti'nin İstanbul teşkilatının eseridir. İlk kez bir siyasi parti, kendi üyelerini eğitmek ve kendi üyeleri dışında bütün halka açık faaliyetlerle, siyasi hayatı daha sağlam temellerle inşa etmek üzere yola çıkıyor. Değerli İl Başkanımıza ve ekibine teşekkürü bir borç biliyorum. Bu yeni hamle, AK Parti teşkilatına, Türkiye'nin 81 vilayetindeki teşkilatlarımıza ve ümit ederiz ki diğer siyasi partilere de örnek olur diye düşünüyorum" dedi. 

Bugün burada yeni bir siyasi hamlenin eşiğinde olduklarını dile getiren Davutoğlu, "Bizim siyasetimiz, temelde bilgiye, irfana, hikmete ve ahlaka dayanır. AK Parti ilklerin hareketidir, AK Parti büyük hamlelerin adıdır, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı da bu hamlelerin odak noktasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Büyükşehir Belediye Başkanlığından bu yana, İstanbul hep büyük hamlelerin öncüsü oldu" ifadelerini kullandı.

Bugünkü dersin temelde AK Parti hareketinin siyasi özü, felsefesi, muhtevası ve uygulama esasları üzerine olacağını anlatan Davutoğlu, "Her siyasi parti, her siyasi hareket, her sosyal hareket tarihe diğerlerinden farklı olduğu özelliklerle mührünü vurur. Bu çerçevede, AK Parti herhangi bir siyasi konjonktürde çıkmış ve belli bir zamana hapsedilebilecek bir hareketin adı değil, tarihten geleceğe yürüyen kutlu bir yürüyüşün adıdır" diye konuştu.

Davutoğlu, AK Parti hareketinin, diğer hareketlerden farkını ortaya koyan 10 temel prensibi anlatmak istediğini ifade etti. Bu prensiplerin ilk beşinin AK Parti siyasetinin özü ve felsefesiyle ilgili, ikinci beşinin ise AK Parti siyasi hareketinin uygulama alanıyla ilgili olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Birinci ve en önemli ilke, AK Parti, insanlık tarihinde, insani değerleri ifade eden kadim bir kökten gelmektedir. İnsanlık tarihiyle kendini irtibatlandırmayan, insanlık tarihi içinde kendi mecraını bu tarihin odağına oturtmayan bir hareketin kalıcı ve sürekli olması mümkün değildir. Birçok siyasi parti geçti Türk siyasi hayatından ve dünya siyasi tarihinden. Eğer bir parti, kendini genel insanlık tarihi içinde doğru bir zemine, doğru bir çerçeveye oturtursa kalıcı olur. Geçici siyasi konjonktürlere hitap ederse, geçici bir nitelik taşır. 

Bizim hareketimiz her şeyden önce insanlığı kuşatan kadim bir geleneğin ürünüdür. AK Parti Türkiye Cumhuriyeti gibi belli konjonktürel şartlarda ortaya çıkmış bir siyasi yapı değildir. Türkiye Cumhuriyeti de konjonktüre hapsedilemez, AK Parti de konjonktüre hapsedilemez. Köklü bir gelenekten geliyoruz, güzel bir geleceğe yürüyoruz."

AK PARTİ HAREKETİ OLARAK, BU NOKTADA SAFIMIZ BELLİDİR

Habil ve Kabil'den bu yana, insanlık tarihinin iki ayrı yaklaşımın eseri olduğunu anlatan Davutoğlu, Habil gibi merhameti, vicdanı, adaleti, hakkı, hukuku savunanların, Kabil'in temsil ettiği zulme karşı, hep ayrı bir cepheyi teşekkül ettirdiğini ifade etti.

O günden bugüne insanlık tarihinin, hak ve adaletin zulümle mücadelesiyle şekillendiğini ve şekillenmeye devam ettiğini aktaran Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"AK Parti hareketi olarak, bu noktada safımız bellidir. Biz her zaman hakkın, hukukun, adaletin temsilcisi olan bir geleneğin ürünleriyiz. Hazreti İbrahim, Nemrut'a niçin karşı çıkmışsa, Hazreti Musa Kızıldeniz'i açan yolu hangi inançla açmışsa, Hazreti Peygamber hangi tevhid inancıyla yola çıkmışsa, biz de o yolun yolcusuyuz ve hareketimizin esas anlamı, muhtevası, bu hak arayışının, insanlığın özgürlük ve güvenlik arayışının ürünü olmasıdır. Mekke'den Medine'ye yürüyen o kutlu gençler, o yürek dolusu bütün insanlığı temsil eden ve Medine'yi kurmak üzere yola çıkan o önümüzdeki aydınlık önderler aslında bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyorlar. Allah hepimizi, onların ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin."

MUTLAKA BU TARİHİ KÖKÜMÜZÜ HATIRLAYACAĞIZ

Büyük insanlık tarihi içinde, İslam Medeniyeti'nin bütün değerlerinin benimsendiği bir hareketin içinden geldiklerini belirten Davutoğlu, şunları anlattı:

"Aynı şekilde bu coğrafyanın tarihini şekillendiren Horasan'dan yola çıkıp, bütün İran ve Mezopotamya coğrafyasından Anadolu'da köklü siyasi geleneğimizi kuran ve oradan da Rumeli'ye geçip Evlad-ı Fatihan ile yeni bir medeniyetin, köklü temelini atan çizginin ürünüdür bu hareket. Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti çizgisi, birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir siyasi geleneği temsil eder.

Biz köksüz değiliz, biz nevzuhur değiliz, biz kökü tarihin derinliğinden gelen bir kutlu yürüyüşün bugünkü temsilcileriyiz. Birinci ilkemiz budur. Tarih, bizim kadim geleneğimizi temsil ettiği gibi AK Parti de bugün bizim bu kadim gelenek içindeki sesimizdir, yüreğimizdir, vicdanımızdır. Bu tarihi gerçeği, bu tarihi temeli hiçbir zaman unutmayacağız. Her adımımızı atarken, mutlaka bu tarihi kökümüzü hatırlayacağız. Öyle köklü bir gelenekten, insanlık tarihinin bütün bir birikiminden geldiğimizi hiçbir zaman unutmayacağız."

Başbakan Davutoğlu, ikinci prensip olarak, AK Parti'nin Türkiye Cumhuriyeti tarihi itibariyle milli demokrasi hareketi olduğunu belirterek, "AK Parti, millidir, yerlidir, bu toprakların ürünüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin gerçek muhtevası itibariyle, İstiklal Savaşı'nı ortaya koyan değerler ne ise o değerlerin sözcüsüdür, takipçisidir" dedi.

GERÇEK CUMHURİYETÇİ BİZİZ

Birinci Dünya Savaşı'nın, o büyük kadim geleneğin son savunma hattı olduğunu ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Orada bizim kadim geleneğimizi yıkıp, yerine müstevli bir anlayışla sömürgeciliği yerleştirmek isteyenlere karşı harekete geçen bütün mazlum milletlerin yekunu, hepsi aslında İstiklal Harbi ile temsil edildi. Türkiye Cumhuriyeti bu temsilin ürünüdür. Biz Türkiye Cumhuriyeti tarihi içinde, cumhuru temsil eden, demokrasiyi temsil eden, milli iradeyi temsil eden çizginin bugünkü temsilcileriyiz, bugünkü sözcüleriyiz.

Bu dönem içinde bürokratik elitizm ile cumhur hep karşı karşıya gelmiştir. Tek parti dönemi, bürokratik elitist bürokrasinin bütün o kadim geleneğe, savaş açmasının ürünüydü. Ezan-ı Muhammedi'nin aslından koparılmasından, tarihi değerlerimizin tümüne neredeyse savaş açılmasına kadar giden bu elitist bürokrasiye karşı biz, cumhuru temsil eden bir kökten geliyoruz. Gerçek Cumhuriyetçi biziz, gerçek milli biziz, gerçek demokrasinin sözcüleri biziz. Bu gelenek içinde o tek parti bürokratik elitizmine karşı 'Yeter söz milletindir' diyen Adnan Menderes çizgisinin de bugünkü temsilcisi biziz."

"Yeter söz milletindir" çağrısına karşı, bu sefer vesayetçi bir yolla, darbelerle, vesayetçi anlayışlarla, bu milli demokratik anlayışa savaş açıldığını ifade eden Davutoğlu, bunun karşısında 27 Mayıs ihtilalinden sonra tekrar bürokratik elitizme karşı, vesayetçi anlayışa karşı çıkan ve bir anlamda milli bir çizgiyi Türk siyasetinde en güçlü şekilde temsil eden Necmettin Erbakan'ın çizgisinin de AK Parti'de devam ettiğini söyledi.

Davutoğlu, Necmettin Erbakan'ın, 27 Mayıs, 12 Mart sonrası o karanlık günlerde "Yeter söz milletindir" çizgisini, milli bir eksene oturtan bir hareketin öncüsü olduğunu belirtti.

Ardından 12 Eylül darbesinin yaşandığını, tekrar vesayetçi ve darbeci bir anlayışın, milli, cumhuri ve demokrat çizginin önüne geçmeye çalıştığını, ona karşı da bu sefer Turgut Özal'ın siyasi çizgisiyle milletin sesinin başkentte yankılanmaya çalıştığını anlatan Davutoğlu, "Onu da engellemeye gayret ettiler. 28 Şubat'ın karanlık günleri, Cumhuriyetçi, demokrat, milli çizgiye karşı elitist, vesayetçi ve darbeci bir yaklaşımın ürünüydü. 28 Şubat'ın bin yıl sürecek iddiasına karşı 'Biz kadimin temsilcileriyiz ve kıyamete kadar buradayız' diyen çizginin adı AK Parti'dir" ifadelerini kullandı.

O günlerde birilerinin, kendilerine başka ülkelerin adreslerini göstererek, "İstiyorlarsa şu ülkelere gitsinler" dediklerini ifade eden Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bilmiyorlardı ki biz buraya geçici bir bağla bağlı değiliz. Biz bu ülkenin asli sahipleriyiz ve siyasetimiz her zaman bu ülkenin asli sahiplerinin sesi olarak devam edecektir. İşte cumhuri bir çizgiye dayanan, 'Yeter söz milletindir' diyen demokrat bir gelenekten beslenen ve her zaman milliliği savunan bir hareket, bütün bu birikim üzerinde 2001 yılında 14 Ağustos'ta bu sefer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, bütün bu çizgiyi siyaset sahnesine çıkardı. Dolayısıyla, birinci esas olarak bizim siyasetimiz kadim bir gelenekten, insanlık geleneğinden besleniyor. İkinci tarihi öz olarak bizim siyasetimiz, bu toprakların asli unsuru olarak cumhuri, milli ve demokratik bir çizgiden geliyor."

Davutoğlu, AKSEM'in ilk dersindeki konuşmasında, Çanakkale Savaşı'na değindi.

"1. Dünya Savaşı'nda, Çanakkale Harbi'nde o zamanki bütün iklimlerden, bölgelerden gelenlerin saadeti savunmak için şehit düşmüşlerse nasıl Kut'ül Ammare'de, Arap, Türk, Kürt, Sünni, Şii sömürgecilere karşı omuz omuza savaşmışsa, nasıl İstiklal orduları İzmir'e doğru yürürken arkalarında Hint Müslümanlarını, Kırım Müslümanlarının, Afganistan Müslümanlarının Afrika'daki Müslümanların bütün mazlum milletlerin duasını hissetmişse, nasıl o mazlum milletler yönlerini dönüp, İstiklal Harbi için ellerindeki son bileziği bu topraklara göndermişse işte biz de diyoruz ki AK Parti hareketi hem milli bir harekettir, hem de gönül coğrafyamızın mazlum milletlerin bugünkü sesidir ve olmaya da devam edecektir" diye konuştu.

Cumhuriyet tarihinde birçok siyasi partinin doğduğunu ama hiçbir siyasi parti üzerine AK Parti kadar çok uluslararası makalenin yazılmadığını dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Hiçbir siyasi parti, AK Parti kadar çok tartışmaya ve analize ihtiyaç hissedilecek özellik taşımadı. Hakkımızda bazen hakarete varan, bazen ağır eleştiriye, bazen övgüye varan ama büyük bir literatür oluştu. Çünkü farkımız şu. Biz siyasetin nesnesi olmaya değil siyasetin öznesi olmaya geldik, siyasetin öncüsü olmaya geldik. Biz tarihin nesnesi değil, tarihin öncüsü olmaya geldik. Onun için mazlum milletlerin sesi bizim sesimizdir. Onun için birçok dost ülkede, AK Parti adı başka partilere ilham oldu. 'Adalet, kalkınma' adına nice partiler kuruldu. Siyaset sahnesine çıktıklarında  AK Parti siyasi hareketinin başarı hikayesini yazmak isteyenler, aynı yoldan aynı yöntemle yürümek isteyen partiler çıktı. Çünkü onlar biliyorlardı ki sizler AK Parti teşkilatının neferleri ve bizler AK Parti teşkilatının dünyaya akseden yüzleri, sadece kendimiz için sadece bu aziz ülke için değil, bütün o milletler için siyaset yapıyoruz. O kadar etkilidir ki bu hepimiz yaşadık. Gazze, Mescid-i Aksa, orada edilen dualar... Filistin halkı her seferinde adalet ve vicdan aradığında yönünü bize döndü."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2012'de İsrail uçaklarının bombardımanı altında Filistinlilerle Gazze topraklarında buluştuğunda, Al Bayrakla sokağa çıkan Gazzelilerin kendilerini beklediğini anlattı.

"Nasıl Al Bayrak Çanakkale'de bir semboldü bütün mazlum milletlerin, nasıl Al Bayrak İstiklal harbinde herkesin gönlündeydi. Hint'den Afrika'ya kadar emin olun, AK Parti iktidarları döneminde de Al Bayrak, sadece bu aziz milletin milli sembolü değil mazlum milletlerin İstiklal ve adalet sembolü haline geldi. Suriye'den gelen bir çocuğa bir doktor hanımefendi, insani yardım kampanyasına gittiğinde, başını okşuyor kampta. 'Okula gidiyor musun?' diyor. Suriyeli çocuk 'Evet' diyor 7-8 yaşlarında. 'Peki okuyunca ne olacaksın' diyor. Suriyeli çocuğun verdiği cevap ilginç. 'Okuyunca Türk olacağım, büyüyünce' diyor. Onun için Türk olmak vicdanlı olmak, adaletli olmak, merhametli olmak, şefkatli olmak demek. 14 yıl önce bırakın mazlum coğrafyaya yardım etmeyi, bırakın 3 milyon mülteci kardeşini evinde ağırlayabilmeyi, kendi işçisine, esnafına helal rızk sunamayan aciz bir devlet vardı. Gururla ifade ediyoruz ve bütün oyunlara, bütün planlara rağmen her biriniz bu davanın savunucusu olacaksınız. Bu ebediyete kadar sürecek. Biz sadece kendi milletimize değil bütün mazlum milletlere şefkat ve kudret elini uzatan köklü bir siyasetin, hareketin adı olduk. AK Parti siyasette adaletin, vicdanın ve mazlum milletleri sahiplenmenin hareketidir. Arakan'a gidiniz, Çad'a gidiniz nereye giderseniz gidin artık AK Parti adı biliniyor. Daha önceki partilerin adı kendi dönemlerinde bilinmezdi çünkü onlar kendi ülkelerine bile deva olamamışlardı. Arakan'a gittiğimizde bizi al bayraklarla karşılayanlar, Somali'de Sayın Cumhurbaşkanımızla gittiğimizde yüzlerini semaya dönmüş, İstanbul'dan, Ankara'dan gelecek uçağı bekleyenler. İşte onların siyasi hareketidir AK Parti hareketi."

AK PARTİ HAREKETİNİN BU ÖZÜNÜ KİMSE YOK EDEMEYECEK

Davutoğlu, 10 milyona yakın üyenin bu ülkede en geniş kapsamlı siyasi hareket olduklarını gösterdiğini belirterek, üye sayılarının 10 milyonla sınırlı olmadığını daha nice 10 milyonlar, bütün bir mazlum milletler coğrafyasında kendileri için dua ettiğini, ellerini kaldırdığını söyledi.

Onun için bu AK Parti'yi zaafa uğratmak isteyenlerin olduğunu anlatan Davutoğlu, "Onun için vesayet odakları, paralel yapılar, 27 Nisanlar, 17-25 Aralıklar yaşadık. Kırmak istedikleri omurga sadece AK Parti omurgası değil, İstiklal Harbi'nden ve kadimden bu yana gelen bir gönül coğrafyasının omurgasıydı. 1 Kasım'da bir Suriyeli alim, bir haber gönderdi bana hemen seçim neticelerini almadan önce. Dedi ki; ' Bugün bütün Türk kardeşlerimiz, bütün dostlarımız elleriyle oylarını sandıklarda kullandı, biz ise Rabbimize ellerimizi, semaya doğru döndük ve oylarımızı dualarla kullandık' dedi"  ifadelerine yer verdi.

"Bu özü unutmayın. Dünya 5'ten büyüktür diye haykıran bir hareket olmazsa dünyada bir eksiklik olur, bu özü unutmayın" diyen Davutoğlu, Filistin'in devlet olarak Birleşmiş Milletler'de (BM) tanındığında o salonda onu kucaklayan bir Türkiye Cumhuriyeti dış işleri bakanı olmazsa, 2012'de olduğu gibi Filistinlilerin öksüz kalacağını söyledi.

Başbakan Davutoğlu, şunları anlattı:

"Eğer Somalililer bize 'Dermanımıza yetişecek kimse yok mu? Rabbim katından bize yardımcı gönder' dediklerinde, Somali semalarında oraya doğru yürüyen Ay Yıldızlı bir uçağın içinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmazsa, bu hareket ruhunu kaybeder. Biz siyasetimizin kadim bir gelenekten, milli bir hareketten ve vicdani bir özden alıyoruz. AK Parti hareketinin bu özünü kimse yok edemeyecek. Bizim hareketimizi kimse konjoktürel hesapların parçası haline getiremeyecek. Biz bu milletin gönlündeki özü, cevheri harekete geçirdik ve bununla birlikte 4. temel ilkemiz AK Parti bütün bir insanlığa hitap eden evrensel bir çağrının sözcüsüdür. Bu çağrı insan onuruna saygı çağrısıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, ister gönül coğrafyamızda, ister ötesinde insan onuruna kim saldırırsa, kim insanın en önemli hakkı olan özgürlük ve güvenliği tehdit eder, yok etmeye çalışırsa karşısında bizi bulur. İnsan onuru bizim en temel siyasi ilkemiz, bu anlamda da evrensel özümüzdür. Biz özgürlükçüyüz, kula kul olmadığımız gibi kimsenin kula kul olmasına da izin vermeyiz. Biz özgürlüğü sadece söylemsel düzeyde değil, kendi içimizde yaşayarak geliştiririz. Biliriz ki bütün insan hakları deklarasyonunda bütün insanların sözleşmelerinde yer alan temel esaslar bizim Veda hutbesinden beslenerek, içselleştirdiğimiz, benimsediğimiz esaslardır. Eğer insan onuru söz konusuysa evrensel bir değer olarak insan onurunu savunmak söz konusu olursa, AK Parti takipçileri, sözcüleri o insanın dinine, diline, etnisitesine, kökenine bakmaksızın sahip çıkarlar. Onun için gururla söylüyorum, nasıl Somali'ye inen ilk uçak bizim uçağımız ise aramızda kültürel hiç bir bağ gözükmemesine rağmen Haiti'de deprem olduğunda oraya inen ilk ilk uçak da Türkiye'den, sizin yardımlarınızı götüren Türk Hava Yolları (THY) uçağıydı." 

AK PARTİ BİR VİZYON HAREKETİDİR

Tsunami olduğunda da Filipinler'e ilk inen yardım uçağın THY uçağı olduğunu, siyasetlerinin milli bir özden beslenmekle birlikte evrensel bir temel esasa dayandığını aktaran Davutoğlu, bunun insan onuru esası olduğunu ve savunmaya devam edeceklerini  vurguladı.

 AK Parti'nin evrensel bir hareket olduğunu, bütün insanlığa hitap edebilecek evresel bir siyasi eylemin ve söylemin partisi olduğunu aktaran Davutoğlu, partilerinin bir kadim hareketin sözcüsü olduğunu söyledi.

AK Parti'nin milli olduğunu ifade eden Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Mazlum milletlerin adalet arayışının sözcüsüdür, evrensel bir arayışın sözcüsüdür. Evrensel bir sestir. AK Parti bir vizyon hareketidir. AK Parti sadece çok sağlam bir tefekkürün ürünü olmakla kalmayıp aynı zamanda o tefekkürden büyük bir hizmet vizyonu üreten bir partidir. Eğer biz bütün bu sağlam, iddialı tefekkür dünyamızla ve onun öncülleriyle düşünüp ama bugün bir hizmet vizyonu üretememiş olsaydık belki sağlam bir fikir hareketi olarak kalır ama siyasi hareket olarak başarılı olamayabilirdik. Ama AK Parti hareketi iddia ile söylüyorum, 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en kapsamlı vizyonu üretmiş ve bu vizyonu hizmet anlayışıyla hayata geçirmiş bir partidir. Hangi alanı alırsanız alın ister sağlık, ister ulaştırma, ister eğitim, ister savunma sanayi her alanda bizim zihnimizde bir hayal var. Bir rüya var. Bir iddia var. Bu iddianın adı devletimizi milletimizle buluşturduktan sonra demokratik milli mücadelemizin bir sonucu olarak, devletimizi kudretli ve şefkatli kılma iddiasıdır. Bir devlet kudretini kaybederse ne kadar şefkatli olursa olsun, o şefkati hayata yansıtamaz, acizleşir. Bir devlet kudretli olup şefkatini kaybederse bu sefer tiranlaşır, zorbalaşır. Kudret ve şefkat eliyle aynı ölçekte güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yeni bir misyon, yeni bir vizyon kazandırdık. Kudretimizden herkes emin olsun, şefkatimizden herkes mutmain olsun. 100. yıl, 2023 hedeflerinde inşallah küresel bir güç olmanın bütün iddiasını taşıyacağız. 14 yıl önce bu ülkenin vakur insanları dünyada başı eğik dolaşıyorlardı, çünkü borç isteyen bir Türkiye vardı. Çünkü deprem olduğunda İstanbul'dan, Ankara'dan bu iki büyük şehrin ortasındaki Sakarya'ya ulaşamayan, aciz bir devlet vardı. Çünkü duble yolları bırakın, büyük şehirlerin dahi duble yollarla birleşemediği bir Türkiye vardı. Çünkü sağlık... Hastanelerin önünde sıra beklerken vefat eden yaşlılar vardı. Şimdi ise elhamdülillah borç isteyen değil, borç veren bir Türkiye var." 

Davutoğlu, güvenliği söz konusu olduğunda başı dik bir şekilde kendi helikopterini kullanabilen, kendi tankını üretebilen, kimseye muhtaç olmayan, kimseden herhangi bir şekilde talepkar olmayan bir Türkiye bulunduğunu, bunun da vizyon hareketinin ürünü olduğunu söyledi.

AK Parti hareketi kadim, milli, evrensel, vicdani bir vizyon hareketidir.

Davutoğlu, AK Parti'nin vizyon hareketi olmasının sonucunun Türkiye'nin geldiği düzey olduğunu ifade ederek, "Sevgili gençler gururla bu ülkeyi savunacaksınız. AK Parti'nin neferleri olarak bu hizmet kervanının başarıya ulaşması için gece gündüz çalışacaksınız. AK Parti hareketi kadim, milli, evrensel, vicdani bir vizyon hareketidir." diye konuştu.

Bu temel ve öz üzerinde de herkesin üzerinde titizlikle durması gereken 5 uygulama prensibi bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, birincisinin AK Parti'nin siyasi bir hareket olmadan önce ahlaki bir hareket olduğunu kaydetti.

Ahlaki özün her ne suretle olursa olsun mutlaka korunacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ahlaki özden kopan bir siyasi hareket bir müddet sonra bir çıkar grubu haline dönüşür. Modern siyaset bilimi ne derse desin, çıkar çatışmaları üzerinde ne kadar siyaset teorisi üretilirse üretilsin AK Parti gençlerine ve hanımlarına güveniyorum. AK Parti teşkilatlarına güveniyorum. Her zaman diyecekler ki, 'Biz bir çıkarın peşinde değil ahlaki bir idealin peşindeyiz.' Bizim aramızda siyaseti bir çıkar alanı olarak görenler olmayacak. Ola ki birileri çıkarsa onlardan hesap soracağız. Biz adaleti temsil eden Hazreti Ömer'in o temsil gücünü sadece birbirimize güzel bir örnek olarak aktarmak için okumadık. Onu yaşatmak için okuduk. Siyasi ahlakın esası mahviyettir, fedakarlıktır. Her şeyiyle kendisini davasına adamak, kendisini milletine, kendisini vatanına, kendisini insanlığa adama düşüncesidir. Biz siyasi ahlakı bu anlamda kendi özümüzde ve mutlaka AKSEM'in bütün derslerinde en temel meselemiz olarak ele alacağız."

HER SALDIRI BİZİ GÜÇLENDİRDİ

Başbakan Davutoğlu, 14 yıl içinde Cumhurbaşkanına, kendisine ve AK Parti teşkilatlarına nice saldırılar olduğunu belirterek, içeriden ve dışarından nice hakaretler, nice komplolarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.

Nice vesayet teşebbüsleri yapıldığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Emin olun, bunların hiçbirisi bizi yıkamaz. Bunların hiç birisi bizim gönlümüzdeki imanı, dizimizdeki dermanı, zihnimizdeki yeni dünya hayalini yıkamaz. Aksine her saldırı bizi güçlendirdi. 7 Haziran'da ayağımızın tökezlediğini zannedenler 1 Kasım'da derslerini aldılar. Ama arkadaşlar şunu biliniz. Bizi yıkacak tek şey vardır. O da siyasetteki ahlaki özümüzü kaybetmek. Bütün bunlara direnebiliriz, bütün saldırıları göğüsleyebiliriz. Hiç birisinden korkmadan milletimizin bağrına her zaman gideriz. Geçen hafta beni bağrına basan bütün Diyarbakırlılara buradan bir kere daha selam ediyorum. Biz terörün zulmünden, biz yedi düvelin saldırmasından, biz bize dönük her türlü komploları yapan paralel çetelerden, biz bütün bu hareketi durdurmak isteyen vesayetçi odaklardan korkmayız, çekinmeyiz. Onların her saldırısı bizi daha güçlü kılar ama ahlaki özümüzü kaybedersek ama bizi siyasete 28 Şubat'ın zor şartlarında direnirken sahip olduğumuz o devrimci ahlaki ölçüleri kaybedersek emin olunuz tehlike o zaman başlar. Açık ve net söylüyorum. Bizim aramızda şahsi menfaat, çıkar hesabı yapanların yeri yoktur ve olmayacaktır."

Liyakatı, ehliyeti terk edip, "Şu benim yakınımdır, bu bana daha yakın" diyenlerin aralarında yerlerinin olmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, herkesin birbirine bu ahlaki özü hatırlatmalarını istedi.

Davutoğlu, yanlış bir şey görüldüğünde, kim yaparsa yapsın seslerini ahlaki bir ölçüde yükseltmelerini söyleyerek, gücün kendilerini yozlaştırmasına asla izin verilmemesini, gücün onu tutanın elinde değer de kazanabileceğini, o kişiyi en büyük azaplara da götürebileceğini kaydetti.

Güçlerini üzerinde oturdukları makamlardan değil, yüreklerinde taşıdıkları imandan aldıklarını ifade eden Davutoğlu, hesaplarını o iman ile sadece Allah'a ve millete verdiklerini anlattı.

Bizim davamız 'İlay-ı Kelimetullah' davasıdır ve sadece onunla sınırlıdır

Davutoğlu, "Onun için dokunulmazlık dosyası geldiğinde çekineceğimizi zannettiler. Korkacağımızı zannettiler. Bize hodri meydan okudular. Biz de çıktık hodri meydan dedik. Hiçbiri meydan da kaldı mı? Kalamadılar. Anayasa geçici madde değişikliğini Meclise sunuyoruz. Ortada CHP var mı? Yok. MHP var mı? Yok. HDP var mı? Yok. Ama biz bu ahlaki, vicdanı esas üzerinde bu meydandayız, bu meydanda kalacağız, Allah'ın izniyle. Allah bizi milletimizin huzuruna hiç bir zaman bu ahlaki özden kopmuş, mahcup bir şekilde çıkarmasın. Hiçbir teşkilat mensubumuzu veremeyeceği hesabın altına imza atanlardan eylemesin. Güce karşı içimizdeki o ahlaki özde direnmişsek, gücü elde ettiğimizde de sadece o ahlaki özle gücü kullananlardan eylesin" şeklinde konuştu.

Dersin en odak noktasının bu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bu kaybedilirse kadimin temsil edilemeyeceğini, Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın sadece şiirlerden hatırlanacağını, onların kurduğu nizamı alemin kurulamayacağını, milletle buluşulamayacağını, cumhuriyetçi de, milletle buluşup demokratik hareket de olunamayacağını anlattı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Millet bizi gördüğünde, gözümüzün içine baktığında orada sadece millet aşkı görecek. Şu veya bu şekilde eski Türkiye'de olduğu gibi, siyasetçilerin gözünde gördükleri gibi hırsı görmeyecekler. Bizim tek bir hırsımız var, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni o kadim gelenekten gelen güçlü, kudretli ve şefkatli bir devlet haline getirmek. Başka hiç bir hırsımız yok, başka hiç bir davamız yok. Bizim davamız yok. Bizim davamız 'İlay-ı Kelimetullah' davasıdır ve sadece onunla sınırlıdır" dedi.

MİLLETİMİZİN GÖNLÜNÜ KAZANMAYA YÜRÜMÜŞ BİR HAREKETİZ

Davutoğlu, ikinci önemli prensibin ise muhabbet hareketi, gönül hareketi olmaları olduğunu dile getirerek, "Biz gücü elde etmeye dayalı, onun üzerinden çıkar elde etmeye dayalı bir hareket değil, milletimizin gönlünü kazanmaya yürümüş bir hareketiz. Siyasi hareketler, muhabbeti sevgiyi kaybettiklerinde toplumdan koparlar, insanlıktan koparlar." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Başbakanlık görevini aldığında sözüne "zamana, mekana ve insana selam olsun" diye başladığını anlatan Davutoğlu, eğer mekana muhabbet duyulmadığında siyasi hareketlerini anlaşılamayacağını vurguladı.

Davutoğlu, İstanbul şehrine muhabbet duymayan, her taşına, toprağına, dalgasına muhabbetle bakmayan birisinin aralarında yer alamayacağını belirterek, mekana, zamana, tabiata, bu ülkenin dağına, taşına, ovasına, vadisine, nehrine, Fırat'ına, Sakarya'sına, her bir zerre suyuna aşık olunmazsa AK Parti hareketinin anlaşılamayacağını kaydetti.

Bu dağların çevreci anlayışla 4 milyar fidanla donatılmazsa, AK Parti hareketinin anlaşılamayacağını dile getiren Davutoğlu, "Sarı çiçekle konuşan Yunus Emrelerin bugünkü takipçisiyiz. Bu toprağın her bir çiçeğini koruyacağız. Bu toprağın her güzel dağını koruyacağız" dedi.

Davutoğlu, dün Süleymaniye'de Mimar Sinan'ın huzurunda söylediği gibi İstanbul'u, bütün tarihi mekanları koruyacaklarını ifade ederek, siyasetlerin esasının bu mekana, bu tabiata Allah'ın lütuf ettiği her güzelliğe saygı duymak ve korumak olduğunu, hırsla bu mekanlara, tabiata zarar verenlerin de aralarında yerlerinin olmadığını kaydetti.

İnsana muhabbetle bakmanın siyasetin esası olduğunu kaydeden Davutoğlu, "Teşkilat mensuplarımıza söylüyorum. Bazen de görüyorum. Şu veya bu gerekçe, eğer mitinglerde, toplantılarda, özel günlerde musafaha yaparken yüreğiniz bu ülkenin insanının yüreğine değmiyorsa siyasetin hakkını veremezsiniz. Eğer Anadolu, Rumeli insanının ter kokusu sizi rahatsız ediyorsa siyaset yapamazsınız." dedi.

Davutoğlu, seçim dönemlerinde bütün illeri en az bir kere dolaştığını, Van'a 7 kere gittiğini, yarın İstiklal Madalyasını vermek için gideceği Şanlıurfa'da 7'inci kez bulunacağını söyledi.

Siyasetin halkla buluşmasının yansımasını gösteren Diyarbakır'dan bir hatırasını aktaran Davutoğlu, 2013'te Dışişleri Bakanı olduğunda Hazreti Süleyman Camisi'nde cuma namazını kılarken hutbe esnasında terlediğini, mendil ararken arka safta kedisine bembeyaz bir mendilin uzandığını ve "Sayın bakanım emin olun hiç kullanmadım, buyurun" dediğini, terini sildikten sonra da kendisinin "Keşke kullanmış olsaydın da terin terime bulaşsaydı" dediğini anlattı.

Davutoğlu, şunları söyledi:

"İşçinin nasırlı ellerinden, çiftçinin terli yüzünden, genç kardeşimizin hırsla sarıldığında o güçlü pazusundan rahatsız olan siyaset yapamaz. Halkının terinden iğrenen birisi halkına muhabbet duyamayacağı için siyasette onun yanına yaklaşamaz. Ne mübarek ki o ter bir cuma namazında akmış. Ne mübarek ki o ter helal rızk peşinde akmış. Ne mübarek ki o ter AK Parti mitinglerinde oradan oraya koşan vatandaşlarımızın alnından akmış. Hiçbir arkadaşımın,  hiç bir teşkilat mensubumuzun vatandaşlarımızla karşılaştığında belli bir mesafeden onu karşılamasını doğru görmem. Şu şekilde değil, bu şekilde kucaklaşacaksınız vatandaşlarımızla. Diğer siyasi hareketlerden farkımız bu. Biz bu toprağın bağrından geldik. Kimimiz Rize'den, kimimiz Konya'dan, kimimiz başka yerlerden ama bu milletin asli çocuklarıyız. Asli çocukları olarak da bu milletin asli sahiplerinin hiç birini diğerinden ayır etmeyiz. Hiçbirinin bölgesine, şehrine geldiği kökene bakmayız, mezhebine bakmayız. Sadece muhabbetle bakarız. İşte siyasetin uygulama esası bakımından ahlaki ölçü dışında, ahlaki olma dışında ikinci önemli şey muhabbet ve gönül ilişkisi olmasıdır. Bu gönül ilişkisini mutlaka teşkilatlarımızla, vatandaşlarımızla kurun. Biz öyle bir aileyiz ki 10 milyon ferdimiz var, AK Parti teşkilatları olarak. Biz öyle bir aileyiz ki 23 milyonu aşkın bize oy veren seçmenimizle çok büyük bir aileyiz. Ama bize oy vermeseler bile biz öyle bir aileyiz ki 78 milyona muhabbetle bakarız. Hiç birisine nefretle, öfkeyle bakmayız. Biz öyle bir aileyiz ki 78 milyonun ötesindeki bütün mazlum coğrafyalardaki kardeşlerimizi aile ferdi olarak görürüz. Biz öyle bir aile anlayışına sahibiz ki beni Ademi ayır etmeden, kardeşimiz biliriz. İşte muhabbeti içselleştirerek yaparsak siyasetimiz muvaffak olur. " 

Davutoğlu, uygulamadaki üçüncü önemli prensiplerini anlatarak, "AK Parti hareketi bir ortak akıl hareketidir. 14 Ağustos 2001'de yola çıktığında Sayın Cumhurbaşkanımızın kullandığı iki kavram var, erdemliler hareketi ve ortak akıl hareketi. Biz hani birtakım paralel çetelerde olduğu gibi aklını bir tek kişiye ihale edenlerin partisi değiliz. Biz teşkilatın her bir ferdini bir gün geldiğinde genel başkanın üstlendiği görevin bir kısmını üstlenecek ya da belki de ilerde gençler olarak tümünü üstlenme potansiyeline sahip olacak, onurlu, vakur, kendi aklını kullanabilen, özgür düşünceli yeni gençler istiyoruz" diye konuştu. 

Davutoğlu, her şeyi "Nasıl olsa teşkilat başkanı, il başkanımız, genel başkanımız düşünür" diyerek düşünen değil, "Bir gün bu ağır yük omzumda" kalır diyen, kendini geleceğe hazırlayacak gençler istediklerini aktardı. 

"Sadece mitinglerde çok büyük coşkuyla meydanları doldurup, bugün derse bile 10 dakika geç başlamamıza sebebiyet veren coşkularıyla her birinin alnından öpüyorum gençlerimizin. Allah sizden razı olsun. Sadece böyle coşkuyla meydanları doldurup, coşkuyla siyaset yapan gençler değil, bunu yaptıktan sonra evine, kütüphaneye gidip, '20, 30 sene sonra bu görev benim üzerimde kaldığında eksik hiçbir müktesebatım olmasın' diye çalışan gençler ve dava adamları istiyoruz." diyen Davutoğlu, teşkilatın içinde edeple, nezaketle soru sorabilen teşkilat mensupları istediklerini söyledi.

En temel prensiplerinin istişare olduğunu ama bunun gerçekleşebilmesi için istişare eden birinin özgür irade ve düşüncelerine saygının da gerektiğini dile getiren Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Her biriniz öylesine iyi yetişeceksiniz ki istişarede elinizdeki tüm imkanları, heybenizdeki tüm düşünceleri ortaya koyacaksınız. Ondan sonra bir karar alınacak ama emin olun ki hiçbir zaman 'Geleceğe bir gün hazır olurum' diye beklerseniz gelecek sizi yakalamaz. Şahsi bir hatıramı nakledeyim. 12 Eylül öncesinde bir olay esnasında bir şekilde zarar görüp diyeyim, yaralanmış demeyeyim, evimde kitap okuyordum. Bir arkadaşım geldi, dedi 'Nasıl kitap okuyorsun? Dün saldırıya uğradın, yarın okula gidip gitmeyeceğimiz belli değil. Yaşayacağımız dahi belli değil, sen oturmuş yaralı bir şekilde kitap okuyorsun.' Dedim ki bunu da gençlere bir tavsiye, nasihat olarak zikrediyorum, ne zaman ömrümüzün biteceğini Rabbimiz bilir. Biz bilemeyiz. Bizim elimizde böyle bir irade yok. Belki yarın, belki yarından da erken olabilir. Ama bildiğim bir şey var ki Hz. Peygamber o büyük misyonuna 40 yaşında başladı. 40 yaşında onun sahip olduğu o misyonun ağırlığını taşıyabilmek için, biz 40 yaşına geldiğimizde hangi niteliklerle veya müktesebatlarla donanmamız gerekiyorsa ona hazırlanmamız lazım. Varır mıyız, varmaz mıyız Allah bilir ama eğer varacaksak bizim o güne hazır olmamız lazım."

Davutoğlu, 1999'da profesör olduğunu anlatarak, bir taraftan o zaman öğrenci hareketlerinde olduğu gibi şimdi de siyasi hareketler içinde çaba sarf ettiklerini söyledi.

Başbakan Davutoğlu, "Saldırıya uğrayacağız, zorlanacağız, hakaretlere maruz kalacağız ama aziz gençler, sizin çok kısa bir sürede siyasi kariyer yapma iddianızın ötesinde daha orta ve uzun vadede de bütün bu yükü omuzlama, bunun içinde müktesebat oluşturma sorumluluğunuz var. Çabuk başarılar ve çabuk kariyerler yerine, köklü temeller ve vizyoner bir gelecek için çalışın. İktidar partisinin gençliği olmak bazen kısa süreli bazı imkanları size sunabilir. Biz bunları hayal etmiyorduk. Ne Sayın Cumhurbaşkanımız, ne bizler bizim neslin büyük idealleri ülkemiz için vardı da kendimiz için büyük makam düşüncemiz yoktu ama Rabbim onu lütfettiğinde sizlerin ona hazır olmanız lazım" şeklinde konuştu. 

Bu duruma hazır olmanın hakkıyla yapılamadığında o vazifenin de layıkıyla yerine getirilemeyeceğini ve gençlerden bu hareketin bir ortak akıl hareketi olduğunu unutmamasını isteyen Davutoğlu, işlerin istişare edilerek ortak akılla yapılması gerektiğini söyledi. 

BÜTÜN EVLERİN BAŞ KÖŞESİNE 'EDEP YA HU' HATTINI YERLEŞTİRMEK İSTERDİM

Uygulamada dördüncü önemli prensibin üslupta nezaket olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Söylemde, sözde, iletişimde sadece edep. Mümkün olsa önce Kılıçdaroğlu'ndan başlamak üzere bütün evlere, bütün evlerin baş köşesine 'Edep Ya Hu' hattını yerleştirmek isterdim. Bütün siyasi partilere, bütün okullara, bütün mekanlara 'Edep Ya Hu'... Hat, kelamın kalemle kemale ulaştığı bir sanatın adıdır. Kelamı yüreğinde hisseden bir hattat, kalemle kemale ulaşmak için bunu yapar. Bizim nihai hedefimizi şu veya bu uzun sürede bu makamları işgal etmek değil. Kim ki bir makamı daha uzun süre muhafaza edeyim derse Allah onu bizim yanımızda barındırmasın. Kim ki 'Bu makamda daha uzun süre kalayım' diyerek, şahsi hırsını bütün bir davanın önüne geçirirse aramızda yeri olmasın" diye konuştu. 

Edeple ahlakı birleştiren kavramın mahviyet olduğunu söyleyen Davutoğlu, ahlakın esasının tevhid, vahdetin esasının da Esma-ül Hüsna olduğunu dile getirdi. 

Davutoğlu, Allah'ı hakkıyla idrak edemeyen birisinin ahlakının, siyasetinin ve birçok şeyinin eksik olacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bir devlet adamı ki kudret sahibidir, bir sözüyle insanları işsiz bırakabilir, iş sahibi yapabilir. O devlet adamı eğer o kudreti kendisinden bilirse sapar ama 'Kadir-i Mutlak olan Allah'tır' diye düşünen bir devlet adamından daha güçlü birisi yoktur. Önce kadir olanın Allah olduğunu bilecek, sonra siyaset yapacaksınız. Aksi taktirde kudreti kendinizden bilirseniz işte o zaman o kudretin kölesi olursunuz. Bir müddet sonra da edebi kaybedersiniz. Aynı şekilde bir ilim adamı olarak söylüyorum, bir ilim adamı eğer ilmi kendisinden bilir, ilmiyle tekebbüre yönelirse ondan daha zararlı birisi çıkamaz. Ama alimler alimi olan alim bir zatın ilmine ram olmuşsa ve kendi ilmini onun ilmi karşısında bir zerre mesabesi karşısında görmüyorsa, ilim orada başlar. Eğer mal, mülk sahibi olan birisi sahip olduğu mal, mülkü mutlaklaştırır ve onların malikini kendi zannederse mutlak maliki unutursa, o mülk de onun cehennem azığı olur tabiri caizse. Biz malik, kadir, alim olanın rızası için bu yola çıktık. O zaman da edebi hiç terk etmeyeceğiz. Mahviyet onun karşısında hiçlik mesafesinde olmaktır ama zalimin karşısında kadiri mutlakın kudretini eline alıp, en büyük özgüvene sahip olmaktır devlet adamlığı. Zalimin karşısında muktedir, kadirin karşısında mahviyetle davranmadıkça devlet adamı, siyaset adamı olamazsınız, olmamalısınız. İşte bizim kudrete bakışımız bu. Edeple muamele edeceğiz. Başkası bırakın hakaretle muamele ederse ona edep dersi vereceğiz. Şeyh Edebali'yi dinlemek, okumak güzeldir de uygulamak zordur. 'Bundan sonra öfkelenmek bize, sabır size' diyor değil mi? Dönüp diyeceğiz ki kötü söz size, iyi söz bize. Hakaret size yakışır, güzel söz bize yakışır. Kadına karşı, çocuğa karşı sözle taciz size yakışır, yetimin başını okşamak, kadına onurla davranmak bize yakışır."

Davutoğlu, siyaseti iletişim bakımından dille değil, yürekleriyle konuşmaları gerektiğini ifade ederek, dille söylenenin kalıcılığının olmayacağını kaydetti. 

Davutoğlu, "Dille söylenen kulakla gider. Yürekle söylenen yüreğe işler. Önemli olan dilinizin yüreğinizden gelmesi. Sözünüzü etkili kılacak olan şey, kuvvetli sözler değil, sözün karşı tarafta yürekten çıktığı hissini uyandıracak kadar samimi olması" diye konuştu. 

AK Parti, diliyle değil, yüreğiyle konuşanların partisidir

Bir hatırasını katılımcılara anlatmak istediğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bosna Hersek'te 3 sene önce Dışişleri Bakanı olarak ziyaret ettiğimde bir ramazan günü akşam, ramazan kutlamasında Reis-ul Ulema konuştu, arkasından benim konuşmam istendi. Ben Türkçe konuşuyorum, bir öğrencim Boşnakça'ya çeviriyor. Bir yer geldi dedim ki 'Bütün şehirler yıkılsa bile yeryüzünde, geride sadece Saraybosna kalsa, Saraybosna üzerinden insanlık yeniden inşa edilirdi.' Daha Boşnakça'ya çevrilmeden Boşnaklar ayağa kalkıp, alkışladılar. Öğrencim Boşnakça'ya çevirdi bir kez daha alkışladılar. Öğrencim dedi ki 'Bu Boşnaklar ne zaman Türkçe öğrendi, bilmiyorum'. Dedim ki bunu bir prensip olarak gönlünüzün bir köşesinde tutun, 'Eğer ben dilden kulağa konuşuyor olsaydım tercümeye de tercümana da ihtiyaç vardı. Gönülden gönüle konuşanlar için ne tercümeye ne tercümana ihtiyaç vardı.' Gönülden gönüle konuşanlar için ne tercümeye, ne tercümana ihtiyaç olur. Allah aşkına Saray Bosna'ya giden diliyle konuşur, yüreğiyle konuşur."

Başbakan Davutoğlu, siyasette hiçbir şeyin yürekle konuşmadan daha etkili olamayacağını dile getirerek, "Nereye giderseniz gidin, şimdi her ile gittiğimde o ille ilgili benim perspektifimi anlatıyorum. Her ile gittiğimde, eğer siz onu sevemez ve onu yürekten anlatamazsanız o tesir etmez, bazen milletvekillerimiz gelip 'Biz dahi bu perspektifle bakmamıştık' der. Hatta ili söylemeyeyim, bir ilden bir arkadaş dedi ki 'Bizim oraya da gelseniz orayı da sevmeyi başlasak'. Şunu söyledim, 'Sevmek yürekle başlar, akılla değil, mantıkla değildir.' Aşk, hissederseniz ve fena fil muhabbet olup bir anlamda onunla bütünleşirseniz olur. Onun için iletişim kuracağınız zaman, halka konuşacağınız zaman, yazılı metinler tabii olur, olabilir ama gönlünüzle yazmadığınız hiçbir metin halka tesir etmez. Gönlünüzü işletmediğiniz hiçbir fikir, insanlarda iz bırakmaz. Uzun süre irticali konuşmam dolayısıyla arkadaşlar acaba değiştirsek mi demişlerdi. Gerektiğinde irticali konuşulur, gerek metinle ama neyle konuşursanız konuşun yüreğinizle konuşun. AK Parti, diliyle değil, yüreğiyle konuşanların partisidir" ifadelerini kullandı.

BİZDE REHAVET, FİTNE, RAHATA DÜŞKÜNLÜK, KONFORİZM OLMAZ

Yola çıkana kadar ortak aklın etrafında her türlü fikrin tartışılacağını, her türlü fikrin konuşulacağını, herkesin kanaatini beyan edebileceğini aktaran Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Ama yola çıktıktan sonra arkadan farklı fikirler zikredenler o teşkilata ihanet eder. Yola çıktıktan sonra bir menzile ulaşmak için birileri can havliyle gayret sarf ederken, eğer arkada birileri küçük hesaplarla, menfaat hesaplarıyla o topluluğun birliğini beraberliğini bozarsa o davaya ihanet eder. Biz, teşkilat disiplinini muhabbetinden alan ama yola çıktığında aynen safta duranlar gibi omuz omuza duranların partisiyiz. Aynen safta duranlar gibi omuz omuza, diz dize dururken zinhar aramızda nefsi veya şeytani hiçbir fitne odağını yaklaştırmayalım. Hiçbir şekilde... Yola çıktığımızda İstanbul İl Teşkilatı olarak, ilçe teşkilatları, mahalle teşkilatları her şeyi hesap edelim ama vazgeçmeyeceğimiz şey disiplindir. AK Parti bir işaretle milyonlarca insanı Yenikapı'da toplayabilen bir teşkilatın partisidir. AK Parti, 2 yılda 4 seçim yapmış olmakla birlikte hiçbir yorgunluk hissetmeyenlerin partisidir. AK Parti, 1 Kasım günü zafer sarhoşluğu içine girmeyip zafer sevincini yaşarken, aynı zamanda ertesi gün teşkilatları daha başka neler yaparak, geleceğe hazırlarız diyenlerin partisidir. Bizde rehavet olmaz, bizde fitne olmaz, bizde rahata düşkünlük, konforizim olmaz. Konforizm peşinde olanlar başka kapılara gitsin. Biz disiplinli teşkilatlar istiyoruz. Yola çıktık dendiğinde 'Nereye doğru gideceğiz?' sorusundan önce 'Hangi hedefe menzil olacağız?' sorusunu kendi yüreğinde hissedenlerin partisiyiz. Biz bu anlamda bütün bu değerler üstünde uygulamayı hayata geçirdiğimizde bir olarak, beraber olarak diri olarak yürüyenlerin partisiyiz. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim etsin. Arkadaşlar bundan daha önemlisi yoktur."

AK PARTİ TÜRKİYE'NİN HER İLİNDE SİYASET YAPABİLEN TEK HAREKETTİR

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün AK Parti'nin kaderinin sadece partinin değil, Türkiye'nin kaderi olduğunu vurgulayarak, "AK Parti, sadece bir siyasi hareket olarak kendi çizgisini belirlemiyor, Türkiye'nin kaderini belirliyor. Allah aşkına eğer AK Parti gibi tek yürek, tek bilek olmuş bir parti olmasaydı bütün bu ekonomik krizleri, bütün bu jeopolitik riskleri aşabilir miydik? Biz bugün hep beraber Türkiye'nin kaderini korurken önce partimizin kaderine sahip çıkacağız. Önce ona sahip çıkacağız. AK Parti, en başta söylediğim sözü ifade ederek söylüyorum, konjonktürel bir hareket, nevzuhur bir hareket olmadığı gibi bugün Türkiye'nin her ilinde siyaset yapabilen tek harekettir" diye konuştu.

AK Parti'nin olmadığı bir Türkiye'nin bu anlamda tasavvur edilemeyeceğini, edildiği zaman siyasetin parçalanmış olacağını ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakınız, 7 Haziran'da da 1 Kasım'da da şimdi detaylara girmeyeyim, alın oy oranlarını 1 Kasım, x partisi sadece Türkiye'nin sahillerinde ve Batı'da var. Hangi parti olduğunu biliyorsunuz, söylemeye gerek yok. Y partisi sadece Türkiye'nin ortasında, biraz kıyıya doğru alanlarda var. Onu da biliyorsunuz... Z partisi sadece Türkiye'nin Doğusunda, Güney Doğusunda var ama bir parti var ki Türkiye'nin her yerinde var, Türkiye'nin her yerinde millete döndü mü konuşacak sözü var. İşte söz verdim, 1 Kasım seçimlerinden sonra Mardin konuşmamla birlikte, 1 hafta doğuda bir hafta batıda olacağım dedim. Sözümü yerine getiriyorum, Mardin, Silopi, Bingöl, Van, Diyarbakır'a gittim ondan sonra Manisa'ya, İzmir'e Konya'ya, İstanbul'a geldim, devamlı geziyorum. Allah aşkına ağzımızdan çıkan kelamda bir farklılık görüyor musunuz? Diyarbakırlıya ne söylüyorsam İzmirliye onu söylüyorum. Mardinliye ne söylüyorsam Konyalıya onu söylüyorum. Çünkü biz karşımızda tek bir muhatap görüyoruz, millet. O milleti, ayırıp parçalamak isteyenlere karşı birliğimizi koruyacağız. Başka hiçbir siyasi liderin bunu yapabilecek dermanı yok, bunu konuşacak kitlesi yok. Hitap edebilecek çevresi yok. Onun için bu eğitimler önemli. Sürekli olarak kendimizi yenileyeceğiz ve teşkilat disiplini bağlamında partimizi çok güçlü bir şekilde geleceğe hazırlayacağız. AK Parti'nin kaderi bu anlamda Türkiye'nin kaderidir. Başka hiçbir siyasi parti her yerde temsilci bulunduramıyor. AK Parti'nin kaderi mazlum coğrafyanın kaderidir. Oralardakiler de dönüp bize bakıyorlar. Zaaf göstermeyeceğiz."

AK PARTİ, MAZLUM COĞRAFYALARIN HALKLARININ SÖZCÜSÜ OLAN BİR PARTİDİR

"Aramızda şu veya bu görüş ayrılıkları olabilir ama asla tefrikaya izin vermeyeceğiz. Yola çıktığımız zaman da tam bir teşkilat disipliniyle bir vücudun organları gibi bir bütünlük içinde hareket edeceğiz. Allah yolumuzu açık eylesin" diyen Davutoğlu, hareketlerinin, siyasetlerinin özü, felsefesi itibariyle AK Parti'nin kadim bir hareketin bugünkü sözcüsü olduğunu söyledi.

Davutoğlu, AK Parti'nin, milli, demokratik, cumhuri bir parti olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"AK Parti, mazlum coğrafyaların halklarının sözcüsü olan bir partidir 3. AK Parti bütün insanlığa mesajı olan, özgürlükçü, adaletçi bir partidir. Evrensel bir partidir 4 ve AK Parti, bütün bunları harekete geçirecek olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yeni bir vizyon teklif eden, uygulayan bir partidir 5. AK Parti ahlaki bir harekettir 6. Ahlakı siyasetin özü yapan bir harekettir. AK Parti bir gönül ve muhabbet hareketidir 7. AK Parti bir ortak akıl hareketidir, fikir hareketidir, bilgiye dayalı siyaset hareketidir 8. AK Parti, edebi esas alan mahviyeti öne çıkaran bir nezaket hareketidir 9. Ve AK Parti yürüdüğü zaman arşı titreten, disiplinli bir teşkilatıdır madde 10. Allah yolumuzu açık, menzilimizi hayırlı, dizlerimizin dermanını güçlü, yüreğimizdeki imanı daim eylesin. Allah yar ve yardımcımız olsun, dersimiz hayırlı olsun." 

Programa, Ramazanoğlu'nun yanı sıra, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile parti yöneticileri, milletvekilleri ve İstanbul İl Başkanı Selim Temurci ile partililer katıldı.

Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64