banner47

Avrupa'ya karşı hep dürüst olduk

Başbakan Binali Yıldırım, resmi temaslar için gittiği İspanya'da konuştu.

Avrupa'ya karşı hep dürüst olduk

Başbakan Binali Yıldırım, resmi temaslar için gittiği İspanya'da konuştu.

26 Nisan 2018 Perşembe 12:16
Avrupa'ya karşı hep dürüst olduk

 Başbakan Binali Yıldırım, resmi temaslar için gittiği İspanya'da Nueva Economia Forum'da konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde, 2008 yılında, İspanya-Türkiye arasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği mekanizması oluşturulduğunu anımsatan Yıldırım, bu toplantılarda başbakanlar ve bakanların gelecek için hedefleri belirlediklerini söyledi.

Toplantıların 2014 yılına kadar düzenli bir şekilde devam ettiğini, İspanya ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler nedeniyle bir müddet toplantılara ara verildiğini anlatan Yıldırım, bir sonraki toplantının önümüzdeki yıl Türkiye'de yapılacağını dile getirdi.

Yıldırım, İspanya ile Türkiye arasından hemen hemen hiç sorun olmadığını, bunun bazı kişileri şaşırtabileceğini aktardı.

AB ile ilişkiler

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkilerinin son zamanlarda sorunlar içermesine, zor günler yaşamasına rağmen "İspanya-Türkiye ilişkileri neden sürekli daha da ileriye doğru gidiyor?" sorusunun sorulabileceğini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İspanya da AB'nin önemli bir üyesi. Bunun cevabı çok basit. İspanya, Türkiye'yi AB içinde en iyi anlayan ülke. Türkiye de İspanya'yı en iyi anlayan ülke. Neden? İspanya da Türkiye de yıllardır terörden çok çekti. Terörün bir ülke için ne demek olduğunu iyi biliriz. Ayrılıkçı terör örgütü, ülkenin enerjisini sürekli tüketen bir mikrop. Son zamanlarda İspanya'nın yaşadığı olaylar konusunda Türkiye çok açık ve net bir tutum sergilemiştir. Nedir o? Anayasal düzen ve toprak bütünlüğü. Meseleler bu çerçevede çözülmelidir. Bunun dışındaki arayışlar ülkenin birliğine, kardeşliğine, geleceğine zarar verir. Benzer şekilde ülkemizde de bölücü faaliyetler var."

Yıldırım, Ortadoğu'nun kaynayan bir kazan, ateş çemberi olduğunu, Suriye, Irak, İsrail, Filistin, Yemen, Libya hatta Afganistan'da yaşananları herkesin bildiğini ifade etti.

"Maalesef yine bir hayal kırıklığına uğradık" 

Bu bölgedeki her şeyin birinci derecede Türkiye'yi, ikinci derecede ise Avrupa'yı ilgilendirdiğine dikkati çeken Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Eğer Türkiye bölgede istikrarı sağlamak, bozulan barışı tesis etmek için bu kadar fedakarlık göstermese Avrupa bugün yaşanamaz hale gelir. 2016'ya kadar Akdeniz'den, Balkanlar üzerinden Avrupa'ya geçen mülteci sayısı günlük ortalama 7 bin. Biz AB ile bir anlaşma yaptık, 'bunların geçişini önleyelim' dedik. Buna karşılık ülkemizde 3,5 milyon mülteci var. Biz bunlara barınak sağlıyoruz, aş sağlıyoruz, sağlık hizmeti sağlıyoruz. Buna biraz katkı sağlayın, ayrıca AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinde yeni bir adım atalım, vize muafiyeti sağlansın, artı Gümrük Birliği de güncellensin. Tamam mı, tamam. Anlaştık, el sıkıştık. Türkiye tarafı olarak yapılması gereken her şeyi yaptık. Günlük göçmen geçişi 50'nin altına girdi ancak birlikten beklediğimiz cevabı alamadık. Maalesef yine bir hayal kırıklığına uğradık."

Yıldırım, geçmişte Kıbrıs sorunun çözümünde yaşadıkları hayal kırıklığını AB konusunda da yaşadıklarını ifade etti.

"Asırlardır Türkiye Avrupalıdır"

Kıbrıs sorunu için de 2004 yılında referandum yapıldığını, barış için destek sağladıklarını ancak AB'nin Rum tarafını birliğe üye yaptığını, sorunu, içinden çıkılmaz hale getirdiğini anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bunların ekonomi ile ne alakası var diyebilirsiniz. Ben sizin hafızalarınızı tazelemek için söylüyorum. Türkiye, Avrupalı mı Asyalı mı tartışmasının hiçbir anlamı yoktur. Asırlardır Türkiye Avrupalıdır. Türkiye'nin jeopolitik olarak özel bir konumu vardır. Avrupa ile Asya arasında yer almış, asırlar boyu medeniyetlerin buluştuğu, çatıştığı bir merkezdedir. Ünlü düşünür İbni Haldun, 'Coğrafya kaderdir' der. Bizim kaderimiz o coğrafyadır, o topraklardır. İspanya ile biz Akdeniz'in iki ucunu tutmuş iki ülkeyiz. İspanya ile iyi anlaşmamızın sebeplerinden biri de Akdeniz kültürünün, Akdeniz ikliminin verdiği ortak özelliktir. Kara Avrupasına göre aramızda böyle bir fark vardır. Bizim amacımız bütün AB ülkeleri, Balkanlar, Ortadoğu  ve Orta Asya ile ilişkileri daha da geliştirmektir."

İki ülke ticaretinin "kazan-kazan" esasına dayandığını belirten Yıldırım, "İspanyol yatırımcılar Türkiye'ye güveniyor, Türkiye'ye yatırım yapmaya devam ediyor. Bankacılık, alt yapı, bilişim, mühendislik, danışmanlık gibi birçok alanda ciddi yatırım yapan firma var. 600'den fazla firma 10 milyar dolarlık yatırım yapmış durumda. 15 yıl önce bu rakam 3,5 milyar dolardı." diye konuştu.

Yıldırım, Türkiye'ye yatırımın yalnızca Türkiye'nin 81 milyon potansiyeline yatırım yapmak olmadığını, 3,5 saat uçuşla 60 ülkeye, 1,5 milyar nüfusa ve yıllık 30 trilyon dolarlık gayri safi hasılanın döndüğü coğrafyaya erişmek anlamına geldiğini vurguladı.

Kafkaslar, Orta Asya, Balkanlar, Ortadoğu, Afrika coğrafyasının gelişme, büyüme ve kalkınmaya aç bölgeler olduğunun altını çizen Yıldırım, bu ülkelerin yıllarca savaş, kötü yönetim ve iç karışıklık nedeniyle büyük bedel ödediğini aktardı.

Terör ve göçün arkasında yılların yanlışlarının birikimi olduğuna dikkati çeken Yıldırım, şöyle konuştu:

"Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere üzerimize düşen görev, bir yandan bölgesel sorunları halletmek, diğer yandan buralardaki insanların başka yerlere göç etmesinin önüne geçmek. Sorunların kaynağına inerek çözüm üretmemiz lazım. Daha çok güvenlik boyutlu, daha çok silah geliştirerek, daha çok anarşi, terörü tetikleyecek keskin tedbirler alarak bölgesel sorunları çözemeyiz. Avrupa'nın da Türkiye'nin de güvenliğini sağlayamayız. Biz Suriye, Irak bölgesine gitmek isteyen 60 bin yabancı savaşçıyı sınırlarımızdan geri döndürdük. Bunlar Batı ülkelerinden geliyor. Bunu lütfen düşünün. Ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya kaldığımızı düşünün. Bu şekilde 4 bin 500 yabancı savaşçıyı Suriye'den, Irak'tan ülkemize geçerken yakaladık ve cezaevine koyduk."

DEAŞ ile mücadele

Binali Yıldırım, terör örgütü DEAŞ'ın ülkelerin ortak sorunu olduğunu, bu konuda birlikte mücadele verilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin, Fırat Kalkanı Harekatı ile Cerablus, Azez ve Bab'da DEAŞ mensubu 3 bin 800 teröristi tek başına etkisiz hale getirdiğini anlatan Yıldırım, bölgeye 160 bin Suriyeli'nin döndüğünü ve yerleştiğini bildirdi. 

Benzer şekilde Afrin bölgesinde 350 bin Arap, Kürt ve Türkmen'e, terör örgütü tarafından zulmedildiğini, bu insanların daha sonra Türkiye'ye gelmek zorunda kaldığını hatırlatan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bununla da kalmadılar, sınırlarımıza büyük büyük tüneller kazıdılar. Türkiye'ye bugüne kadar 740 roket attılar. İki sınır ilimizde 71 sivil hayatını kaybetti. Ondan sonra biz Afrin'e terör operasyonu düzenlediğimizde bazı dostlarımız bundan rahatsız oluyor. Ne yapalım, bekleyelim de bu terör örgütleri oradaki insanları öldürmeye devam mı etsin? Oradaki yerleşik insanları evlerinden, yurtlarından kovup mallarına el koymaya devam mı etsinler, zulüm mü yapsınlar? Biz buna rıza gösteremeyiz. Burada da operasyonu yaptık, bütün terör örgütlerinden temizliği gerçekleştirdik."

Bölgeye dönüşlerin başladığına işaret eden Yıldırım, "Şimdi oraya da dönüşler başladı. Nereden dönüyor? Doğu Guta'dan, Duma'dan insanlar şimdi geldi oraya yerleşiyor. Niye? Orada güvenlik var, huzur var. Bu gayretlerimiz, çabalarımızın amacı Suriye'de kalıcı barışı tesis etmek, Birlemiş Milletler Cenevre inisiyatifine yardımcı olmak. Bu konuda niye biz bu kadar ilgiliyiz? Çünkü yalnızca Suriye ile 911 kilometre sınırımız var. Bu sınır boyunca tehdit her an var. Terör tehdidi var, mülteciler sürekli geliyor." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, sığınmacılara ilişkin "açık kapı politikası" uyguladığını hatırlatan Yıldırım, insan hayatından daha değerli bir şey olmadığını, insan hayatının olmadığı yerde hiçbir şeyin konuşulamayacağını belirtti.

Ölümden kaçan insanlara Türkiye'nin kucak açtığını bildiren Yıldırım, "Tıpkı 1490 yılında Yahudi'lerin İspanya'dan Osmanlı'ya sığındığı gibi. İspanya'nın bir güzel özelliği daha var. İspanya medeniyetlerin buluştuğu bir yer. Elhamra, Endülüs, Hristiyan, Katolik, Müslüman, Sünni... Herkes yıllarca, asırlarca beraber yaşamış. O yüzden İspanya'da hoşgörü var, aşırıcılık yok, radikal akımlar daha zayıf, ırkçılık yükselişte değil. Ama bazı Avrupa ülkelerinde müthiş bir tehdit, eğer tedbir alınmazsa yakın zamanda maalesef gündeme düşecek." diye konuştu.

Ekonominin tek başına anlamı olmadığını dile getiren Yıldırım, ekonomiyle insanın iç içe olduğunu vurguladı.

Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"İnsanlar niye doğdukları, büyüdükleri yerleri terk etmek için yollara düşüyorlar? Bir bilinmeze, maceraya niye sürükleniyorlar? Daha iyi bir hayat için, daha iyi bir gelecek için. Bu herkesin hakkı. İster İspanya'da, ister Lübnan'da, ister Türkiye'de, isterse Libya'da yaşasın, fark etmez. Bizim yapmamız gereken önce ülkemizde gelişmişlik farklarını asgariye indirmek daha sonra bölgemizde ateşi söndürmek ve o insanların orada kalmasını sağlamak. Düşünebiliyor musunuz bugün dünyada 65 milyon mülteci var. Bunların vatanları yok. Birlemiş Milletler'de 194 ülke var, 20'nci büyük ülke mülteciler ülkesi. Bu sorunlara kulağımızı tıkayamayız. 

Sınırlarımızdaki duvarları, girişleri, çıkışları daha da sıkılaştırarak sorunu çözemeyiz. Bölgede güç gösterisi, rekabet yapmak yerine iş birliği yaparak sorunları çözebiliriz. Suriye'deki sorunun sebebi de biz değiliz, başlatanı da biz değiliz. Ama sonuçlarını yaşayan, bedelini ödeyen biziz. 3,5 milyon mülteciye 8 yıldır kucak açıyoruz. Ekmeğimizi, aşımızı paylaşıyoruz. Onlara sağlık, barınma, eğitim hizmeti veriyoruz. Bütçemizden 30 milyar dolar harcadık. Bunu seve seve yaptık. Çünkü biz 'İnsanı yaşat ki dünya yaşasın.' felsefesini benimseyen bir ülkeyiz. Dolayısıyla dostlarımızdan 'Aferin, iyi yapıyorsunuz.' demelerini bekliyoruz ama bunu da yeterli görmüyoruz. Onların da biraz elini taşın altına koymasını bekliyoruz. 3 milyar avro söz verildi, ikinci 3 milyar avro da verilecek denildi. Üzerinden 3 sene geçmesine rağmen daha 3 milyar avronun 3'te 1'ini alamadık."

Türkiye ve İspanya arasındaki ilişkileri ileriye taşıyacaklarını, ticareti ve yatırımları daha da artıracaklarını dile getiren Yıldırım, kalkınmada, refahta bu açığın kapatılması için her bir ülkenin etki alanında bulunan coğrafyada da birlikte çalışması gerektiğinin önemine değindi.

Başbakan  Yıldırım, bunun bir sorumluluk olduğunu belirterek, Ortadoğu'da, Afrika'da, Kafkasya'da, Orta Asya'da ve Balkanlar'da beraber çalışılması gerektiğini söyledi.

İspanyolcanın Birleşmiş Milletler'in (BM) resmi dillerinden olduğunu hatırlatan Yıldırım, 500 milyondan fazla insanın dünyada İspanyolca konuştuğuna işaret etti. Yıldırım, İspanya'nın etki alanındaki ülkelerde de Türkiye ile İspanya'nın birlikte projeler geliştirebileceğini kaydetti.

Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Uluslararası organizasyonlarda, bölgesel işbirliklerinde İspanya ile aramızda bir görüş farklılığı yok. Hep birbirimizi destekliyoruz. NATO'da iyi bir müttefikiz. NATO içinde en anlamlı desteği bize İspanya veriyor. Hava savunma sistemimize katkı sağlayarak, 2015'ten beri Patriot füzelerini Türkiye'de konuşlandırıyor. Bu bizim için anlamlı bir şey. Bazı dostlarımız sadece konuşuyor. 'Niye tanklarla teröristlerin üzerine gidiyorsunuz? Biz verdik o tankları.' Düşünebiliyor musunuz? Bir süper güç, DEAŞ ile mücadele için Türkiye'nin insanlarını öldüren terör örgütüyle iş birliği yapıyor. Akla ziyan bir şey. Bunu Suriye'de yapıyor. Sorduğunuz zaman 'Bu bir mecburiyet, bu tercih değil.' diyorlar. Nasıl mecburiyet olur? Bir terör örgütüyle bir başka terör örgütü yok edilebilir mi? Onu yok ettiğinizde yeni bir terör örgütü nur topu gibi avucunuzun içinde. Onu yok etmek için başka bir terör örgütü mü üreteceğiz, ihdas edeceğiz? Bir ülkeye bir müttefike bu yakışır mı? Biz bunları anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz. Bizim amacımız bölgede huzur. Huzur, güvenlik, istikrar olmayan yerde hiçbir şey olmaz. Ne yatırım ne üretim ne kalkınma olur."

Altyapı gelişmişliğinde Türkiye 9'uncu sırada

Türkiye'nin geçen yıl yüzde 7,4 büyüdüğünü, G20 içinde bir numara olduğuna işaret eden Yıldırım, bunun güçlü iktidar ve sürekli istikrar sayesinde olduğunu ifade etti.

Başbakan  Yıldırım, siyasi istikrar ve güçlü iktidarın olmadığı yerde hiçbir şeyin yapılamayacağını vurgulayarak, hükümetlerinin 15 yılda çok şey yaptığını, Türkiye'nin üç kat büyüdüğünü söyledi. Yıldırım, kişi başı geliri 3 bin 200 dolardan 11 bin dolara çıkardıklarını belirtti.

Dünya sıralamasında altyapı gelişmişliği bakımından 2003'te 39'uncu sırada olan Türkiye'nin, şimdi 9'uncu sırada yer aldığına dikkati çeken Yıldırım, İspanya'nın hızlı trende Çin'den sonra ikinci sırada bulunduğunu, Türkiye'nin de hızlı treni başlatan Avrupa'nın 6'ncı ülkesi olduğunu bildirdi.

Havacılıkta Türkiye'nin çok büyük gelişme kat ettiğini anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Göreve başladığım 2003'te dünya havacılığından bizim aldığımız pay, yüzde 0,45'ti. Türkiye şu anda dünya havacılığından yüzde 2 pay alıyor. Dünyanın en fazla destinasyonu olan hava yolu şirketi Türk Hava Yolları. 304 noktaya uçuş yapıyor. İspanya'ya 56 uçuşu var haftada, yazın bu 80'e çıkıyor. Bazıları 'Dünyanın en büyük havalimanını neden yapıyorsunuz?' diyor. Bu tesadüfi değil. Coğrafya kader. Afrika'da, Orta Asya'da, Avrupa'da, Uzak Doğu'da en güzel buluşma noktası İstanbul. 200 milyon yolcu kapasiteli havalimanını biz onun için yapıyoruz. Bunu da bütçemizle yapmıyoruz. Bizim bütçeden bu projeye tek kalemde 12 milyar avro ayıracak imkanımız yok. Ne yaptık? PPP modelle yaptık. Nasıl bir model? Yapacak 25 yıl işletecek, işletme yılı için her yıl 1 milyar 50 milyon avro bize kira verecek. Hem havaalanını yapacak hem her yıl 25 yıl boyunca 1 milyar 50 milyon avro kira verecek, 25 yılsonunda da dünyanın en büyük havalimanını bize teslim edecek veya belirli bir kirayla yine işletmeye devam edecek. Neden böyle bir şey? Çünkü yolcu var. Buna karşılık bizim verdiğimiz taahhüt şudur; 12 yılı için 340 milyon yolcu garantisi verdik. Eminim bu sene ilk etabını açıklayacağız, ikinci senesinde yıllık bizim garantimizin üzerinde yolcuya ulaşacak."

"İki şehir arasındaki mesafe 1,5 saat kısaldı"

AK Parti hükümetleri döneminde, Türkiye'de son 15 yılda, 16 bin 500 kilometre bölünmüş yol yaptıklarına değinen Yıldırım, bu yolların Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da terörü bitirdiğini söyledi. İnsanların, oradan batıya, Avrupa'ya, İstanbul'a göç etmekten vazgeçtiklerini ifade eden Yıldırım, iki şehir arasındaki mesafenin 1,5 saat kısaldığını, o şehirdeki yerel ticaretin yüzde 40 arttığını ve ülkedeki genel işsizliğin de yüzde 1 azaldığına vurgu yaptı.

Yıldırım, altyapıya yapılan yatırımın, geleceğe yapılan yatırım olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye bu büyümeyi, ihracatını 36 milyar dolardan 160 milyar dolara çıkarmasının arkasında, bu altyapı projeleri var. Demiryollarındaki bu hamle var, havacılıkta bu gelişme var. Türkiye'de doğu, batı, kuzey, güney dijital gap dediğimiz, sayısal uçurum hemen hemen kalmadı. Her yerde geniş bant internet var. İnsanın yaşadığı her yerde iletişim imkanı var." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, 2011'de milletvekilliği kampanyası için ülkenin doğu sınırlarında gezdiği esnada bir köydeki 70 yaşın üzerindeki bir kadının, "Evladım, yolumuzu yaptınız. Elektriğimiz var. Buzdolabı, çamaşır makinemiz var. Hatta televizyonumuz 150 kanal çekiyor uydudan. Hepsi tamam da bizim köyde ADSL çekmiyor. Benim kızım yurt dışında yaşıyor. Allah bilir sen messengeri da bilmiyorsun. Torunumla görüntülü konuşmak için şehre gitmek mecburiyetinde kalıyorum. Bana çok pahalıya mal oluyor" dediğini aktararak, şöyle konuştu:

"Hizmette sınır yok. Ne yaparsanız insanlar daha fazlasını ister. Sizi yarış atı gibi görürler. Siz de hizmet edeceksiniz. Eğer iktidar olmak istiyorsanız, ülkeyi yönetmek istiyorsanız hizmet etmekten, insanları mutlu etmekten başka bir formül yok. Keşke olsa. Rahmetli Turgut Özal, şöyle derdi; 'Hizmetler çikolataya benzer. Yenilir, yutulur, yenisi beklenir. Vatandaş, hizmeti aldıktan sonra onu unutur. Yenisini bekler. Siz de yenisini getirmezseniz sizi de unutur."

Yıldırım, Türkiye'ye güvenen, yatırım yapan, bölgenin geleceğine yatırım yapan bütün İspanyol yatırımcılara da teşekkür etti.

İspanya ile Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı'nın da eş başkanlığını yaptığını, 146 ülkenin buna destek verdiğini hatırlatan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Biz, bu projenin tekrar küresel barış için canlandırılmasından yanayız. Esasen hepimiz Cenab-ı Allah'ın yarattığı kullarız. Aslında paylaşacak çok şeyimiz var, kavga edecek az nedenimiz var. Sorunun çözümü belli. Tenimizin, gözümüzün, saçımızın rengi farklı olabilir. Ama unutmayalım gözlerimizden dökülen damlaların rengi hep aynıdır. Onun için birbirimizi seveceğiz. Birbirimize empatiyle bakacağız. Olumlu yönleri ön plana çıkaracağız. Bağnazlıktan, radikal düşüncelerden kendimizi uzak tutacağız, dostluğumuzu artıracağız."

Adıyaman'da meydana gelen 5,1 şiddetindeki depreme ilişkin soru üzerine Yıldırım, depremde can kaybının olmadığını, 40 civarında vatandaşın hafif yaraladığını, ilgili bakanlık ve kurumların bölgede gerekli çalışmaları yaptığını söyledi.

Başbakan Yıldırım, İspanyol firmalarının Türkiye'de hangi alanlarda yatırımlar yapabileceklerine ilişkin soruya karşılık, "İspanyol şirketlerinin savunma sanayi projelerinde, atık yönetimi konularında yer aldıkları projeler var. Marmaray gibi bir dünya projesinde İspanyol firması ortak olarak yer aldı. Hızlı tren setleri ve hafif raylı sistem projelerinde varlar. Danışmanlık yapan firmalar var. Birçok alanda İspanyol şirketleri hali hazırda görev alıyorlar. 2023 hedeflerine yönelik projelerde de İspanyol firmalarını görmek istiyoruz. Türkiye'ye uzun vadede yatırım yapan kazanır. Bizim ülkemize güvenen, yatırım yapana her türlü desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Büyük projeler için özel teşviklerimiz var." ifadesini kullandı. 

Gıda ticareti

Yıldırım, Türkiye ile İspanya arasındaki gıda ticaretine ilişkin soruya, "Türkiye şu anda kırmızı et açığı duyan bir ülke. Sebebi Türkiye'de refah arttı, tüketim de arttı. 500 bin ton yılda ithalat yapıyoruz, İspanya'dan da bu ithalatı yapıyoruz. Tarım Bakanımız dün bu konuda yeni bir bağlantı daha yaptı. İspanya deyince zeytin akla geliyor. Zeytin deyince barış ve kardeşlik akla geliyor. Gıda konusu çok uzman olduğum bir alan değil ama bu konuda da iş birliği yapılıyor. Herhangi bir kısıtlamamız yok." yanıtını verdi.

"Patriotlar bu yıl sonuna kadar Türkiye'de kalacak"

Savunma alanında Türkiye ve İspanya arasında bir iş birliği bulunduğunun hatırlatılmasının ardından "Türkiye, Airbus'tan askeri uçak almayı düşünüyor mu? Türkiye, İspanya tarafından ülkenizin güneyinde 2015'ten beri konuşlandırdığı patriotların süresini uzatacak mı?" sorusu üzerine Yıldırım, Türkiye'nin İspanya'dan askeri uçak aldığını, A400M projesinin ortak bir proje olduğunu söyledi.

Üretimi tamamlanan üçüncü uçağı da teslim aldıklarını anlatan Yıldırım, "Airbus, A400M, bunlar hava nakliye ve lojistik uçakları. Türk Hava Yollarının 400'e yakın uçağının yarısı Airbus'tır. Ayrıca bir havuzlu çıkarma gemisi, büyük bir proje. İspanyol firmasıyla Türk firması birlikte yapıyor. Deniz Kuvvetleri alanında da iş birliği var. Patriotlar bu yıl sonuna kadar Türkiye'de kalacak. Önümüzdeki yıl uzatılması konusunu Sayın Başbakan Rajoy'a teklif ettim, değerlendirecekler." ifadesini kullandı.

Başbakan Yıldırım, İspanya-Türkiye arasındaki terörle mücadele iş birliğinin Avrupa Birliği'nde (AB) örnek düzeyde olduğunu vurguladı.

İki ülkenin istihbarat paylaşımı başta olmak üzere birçok alanda ilişkisinin olduğuna değinen Yıldırım, "Bu iş birliğini artırmaya kararlıyız. Her iki ülkeye ve bölgeye zarar veren terör unsurlarına karşı mücadele etmemiz lazım. Barselona'da, Madrid'de yaşanan acıları biliyoruz. Ankara ve İstanbul'da yaşanan acıları biliyoruz. Dolayısıyla hiçbir ülke, 'Ben daha güvenliyim' diyemez. İstanbul ne kadar güvenliyse, Madrid de o kadar güvenli. Çünkü terör, küresel bir olay haline geldi. Bütün dünyayı tehdit ediyor. Daha iki gün önce Kanada'da yaşananları gördünüz. Dünyanın her köşesinde bir olay yaşanıyor." diye konuştu.

Yabancı savaşçılar

Yabancı savaşçılar konusunun en fazla Türkiye'nin bulunduğu bölgeyi ilgilendirdiğini belirten Yıldırım, Suriye alanı, Afganistan, Yemen, Libya, Filistin bölgelerinin yabancı savaşçılar için önemli bir cazibe merkezi olduğunu bildirdi.

DEAŞ'ın doğma sebebinin de bu olduğunu, DEAŞ'ın dinle, imanla bir alakasının bulunmadığını, profesyonel bir terör örgütü olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Biz 60 binden fazla yabancı savaşçının girişini sınırlarımızda durdurduk, geri gönderdik. Bu her yerden var. Avrupa'dan, İngiltere'den bu ülkelerde var. Kafkaslardan, Rusya'dan var. Bu ne anlama geliyor? Onlara göre, 'Dünyayı yöneten süper ülkeler duyarsız, iyi yönetmiyorlar, gidip biz oraları kurtaracağız' diyorlar. Bu kampanyayı internetten yapıyorlar. İnterneti, sosyal medyayı kullanarak genç beyinleri ikna ediyorlar ve oralara gitmesini sağlıyorlar. Yüzlercesine şahit olduk. Anasız babasız kalmış çocukları kurtardı Türkiye. Ana, baba, çocuklarını almış savaşa gidiyor. Dünyayı kurtaracak, Irak'ı, Suriye'yi kurtaracak. Ana da baba da ölmüş çocuk ortada. Hazin manzaralar var. Onun için bir yandan kalkınmaya, bir yandan ekonomiye çalışacağız ama bölgesel ve küresel huzuru tehdit eden konuların da ötelemekten, halının altını süpürmekten vazgeçilmesi gerekir."

"Avrupa'ya karşı hep dürüst olduk" 

Türkiye-AB ilişkilerine yönelik bir soruya cevap verirken de Yıldırım, şöyle dedi:

"Makedonya'yı kim içeri almak istiyor. AB mi? Nasıl alacak? Yunanistan daha Makedonya'nın ismine bile tahammül edemiyor. 'Biz Makedonuz. Ülkemizin adı Makedonya' diyorlar, Yunanistan, 'Yok siz Makedonya değilsiniz' diyor. Nasıl alacak AB? Dürüst olmak lazım. Çifte standardı bırakmak lazım. Biz Avrupa'ya karşı hep dürüst olduk. Biz ödevimizi yaptık. Bundan sonra AB'nin işi. Gelecek vizyonunu belirlemesi lazım. AB, bölgesel, küresel olarak barışı, kardeşliği öngörerek bir büyüme mi yapacak, yoksa sınırlarını dışarıya kapatarak yoluna devam mı edecek?"

Başbakan Yıldırım, Brexit olayının üzerinde AB'nin çok iyi düşünmesi gerektiğini isteyerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bizim AB'den kopmak gibi bir şeyimiz yok, biz NATO üyesiyiz. NATO'nun kurucu üyeleri arasındayız. AB'yi 60 yıldan fazla sırada bekleyen bir ülkeyiz. Bizden sonra gelenler, fersah fersah herkes girdi. Şimdi AB üyeleri arasında Türkiye'nin alt yapısından, ekonomisinden daha kötü durumda ülkeler var. Ama Türkiye'ye ideolojik bir yaklaşım var Avrupa'dan. Dürüst olmamız lazım. Biz sonuna kadar üyelik için kararlığımızı sürdüreceğiz. Bırakan biz olmayız. Rusya ile ilişkilerimizin gelişmiş olması, Avrupa'ya alternatif değil. Bu, Avrupa'nın güvenliği için de lazım. Türkiye-Rusya ilişkileri, Avrupa'nın geleceği için de gerekli. Avrupa, Rusya'yı dışlayamaz. Bunun bilinmesi lazım. İyi ilişkileri hem Avrupa hem Türkiye geliştirmeli. Avrasya coğrafyası bir barış merkez olmalı. Ama şunu da unutmayalım. Fazla naz aşık usandırır."

Katalonya 

Yıldırım, "Eski Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont, Türkiye'den sığınma talep ederse nasıl bir çalışma yapılır?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Almanya ile işlerinizi bir halledin de sonra bakarız. Biz İspanya'nın zararına olan bir şeyin arkasında olmayız. Dostlarımızın da bize zarar verenlerin arkasında olmalarını istemeyiz. Bu sözüm İspanya'ya değil, bazı Avrupalı dostlarımızadır. Maalesef bölücü terör örgütüne, FETÖ'ye inanamayacağınız kadar alan açıyorlar ve Türkiye'yi üzüyorlar. Türkiye gibi büyük bir müttefiki üzmek, AB'nin geleceği açısından çok akıllıca bir şey değildir. Radikal akımlara çok fazla alan açılması Avrupa için en büyük tehdittir, gelecek tehdididir. Bunun da not edilmesinde fayda var."

Tutuklu gazeteciler

Yıldırım, Türkiye'de tutuklu bulunan gazetecilere ilişkin soru üzerine, bu sorulara ve bu konuda yapılan yorumlara yabancı olmadıklarını aktardı.

Aynı sözlerin İspanya için de Türkiye için de söylendiğine dikkati çeken Yıldırım, şu ifadelere yer verdi:

"Gazeteci olmak, meşhur olmak veya belirli bir statüye sahip olmak suç işleme özgürlüğü vermez. İspanya'da da Türkiye'de de vermez. Bu konuda açıklama yapan örgütler, olayın menşeine gidip yaşananları görmedikleri için, bedel ödemedikleri için bol bol konuşurlar. Gazetecilerin fikirlerini beyan etmelerine, açıkça kendilerini ifade etmelerine kimse bir şey demez ama gazeteci terör örgütüne lojistik destek sağlarsa o gazetecilik değil. Kandil'e gidip terör örgütünün ele başıyla hasbihal etmek, onlara akıl fikir vermek... Sonra 'Ben gazeteciyim.' Hadi oradan ne gazetecisi. Silah taşıyor. Böyle gazeteci mi olur? Sadece gazeteciliğin adını kullanıyor. Türk yargısı bunları inceliyor, girenler var, çıkanlar var."

Erken seçim 

Başbakan Yıldırım, "Türkiye, 24 Haziran'da seçime gidiyor. Yeni bir model ortaya çıkacak. Seçimlerin öne çekilmesinin sebebi nedir?" sorusu üzerine, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra seçilmiş hükümetlere karşı demokrasi dışı girişimleri kökünden halletmek için yönetim modelinde bir değişikliğe gitme kararı aldıklarını vurguladı.

16 Nisan 2017'de yapılan anayasa değişikliğinin ardından cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin sağlandığını anımsatan Yıldırım, "Ülkeyi kimin yöneteceğine karar verilecek. Kolay bir seçim değil. Yüzde 50’den fazla oy alacaksınız. Seçimleri niye öne aldık. Anayasa değişikliği oldu, biz seçim tarihini ilan ettik ancak muhalefet partileri ve çeşitli çevreler 'erken seçim de erken seçim' dedi. Sürekli gündemde tuttular. Siz de yatırımcısınız. Düşünün sürekli gündemde tutunca ondan kaçış yok. Beklemeye alıyorsunuz, seçim mi olacak ne olacak, hele bir duralım, bekleyelim filan. Maalesef böyle bir ortam oluştu. Biz de ülkemizin daha fazla zaman kaybetmesine göz yumamazdık. Bunun için böyle bir karara vardık. MHP ile ittifak yaparak bu seçime giriyoruz. İnşallah 24 Haziran'da tekrar vatandaşımızın desteğiyle güven tazeleyerek yolumuza devam edeceğiz." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, moderatörün "Seçimlerden sonra sizin göreviniz ne olacak?" sorusu üzerine, "Görevimi bitirdikten sonra beni düşünen arkadaşların olduğunu görüyorum. Teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Moderatöre, "Sizin dükkanda bana da iş verirsiniz" diyen Yıldırım, "Eminim gelseniz çok katkınız olurdu" cevabını aldı.

20180425 2 30008474 33057245   20180425 2 30008474 33057248

20180425 2 30008474 33057251   20180425 2 30008474 33057255

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64