banner47

Başbakan Davutoğlu: CHP, HDP'LEŞİYOR

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye'deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz" dedi.

Başbakan Davutoğlu: CHP, HDP'LEŞİYOR

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye'deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz" dedi.

19 Şubat 2016 Cuma 02:44
Başbakan Davutoğlu: CHP, HDP'LEŞİYOR
 Davutoğlu, Ukrayna'nın başkenti Kiev'e gidişinde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Davutoğlu, Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin hızla geliştiğini belirterek, Ukrayna'daki gelişmelerin, bu ülkeye özel ilgi göstermelerini gerekli kılındığını dile getirdi.

Suriye bağlamında ve çevre bölgelerde yaşanan gelişmelerle Ukrayna’daki gelişmeler arasında doğrusal bir ilişki bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, “Eğer Suriye’de, Rusya’nın rejime verdiği destek ve kimyasal silah konusunda 2013’te doğru bir tavır alınsaydı, muhtemelen Ukrayna’da Rusya bu kadar agresif bir tutum takınamazdı" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, Batılı ülkelerin bazı tutumlarının,  Rusları Ukrayna’da cesaretlendirdiğini dile getirdi.

Rusya’nın son dönem stratejisine bakıldığında Ukrayna üzerinden AB’ye, Suriye üzerinden de Türkiye’yi sınırlamaya veya Türkiye’ye dönük olarak bir politika takip edildiğini kaydeden Davutoğlu, Ukrayna’nın şu anda istikrara kavuşmasının Türkiye için çok önemli olduğunu ifade etti.

Bir gazetecinin özellikle PYD ve YPG'nin Azez çevresindeki hareketliliğini hatırlatarak, "Türkiye’nin bombardımanı durdurması gerektiği yönünde çağrılar var. Bu çağrıları nasıl değerlendirirsiniz” sorusuna Davutoğlu, "YPG'ye yönelik çağrıların bir anlamı var. Çünkü YPG açık bir şekilde şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç hem de uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. Eğer Rusya'nın, Suriye rejimini destekleme konusunda en güçlü enstrümanı nedir diye sorarsanız, YPG’dir" yanıtını verdi.

TÜRKİYE, KENDİ GÜVENLİĞİNİ KORUMAK İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIR

Davutoğlu, Suriye rejiminin en önemli enstrümanlarından birisinin de YPG olduğuna dikkati çekerek, YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmenin mümkün olmadığını söyledi.

Bu piyonun kendisini "DEAŞ'a karşı mücadele ediyorum" diyerek meşrulaştırmaya çalıştığını vurgulayan Davutoğlu, “Peki Azez ve civarında DEAŞ var mı? Yok. Halep’in kuzeyinde DEAŞ var mı? Yok. Orada ne arıyorlar" dedi.

Azez bölgesinde bir tek DEAŞ mensubu yokken Rusya, havadan Azez'e Halep’e saldırmasının başka bir anlamı olduğuna işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Herkesin bunu görmesi lazım. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye’de de YPG Rusya’nın açık bir enstrümanıdır. Onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdırlar. Bu doğru görülmezse ileride daha başka sıkıntılar doğacak. Rusya, Türkiye’yi sıkıştırabilmek için de bu araçları kullanıyor. Dolayısıyla bizim tutumumuzun son derece meşru bir temeli var.

Birincisi Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz. İkincisi Suriye içindeki gelişmeler bağlamında da ılımlı muhalefeti yok etmeye ve Halep-Türkiye koridorunu Azez üzerinden de YPG ile kapatma, sonraki aşamada da Azez'in de doğusuna geçerek, YPG’nin Kobani'den gelen muhtemel YPG’lilerle birleşme gibi teşebbüsleri karşısında, Türkiye’nin tavrı eskidendir belli. YPG, Fırat’ın batısına geçmeyecek, Azez’e de yani Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Buralarda ılımlı muhalefet var. Açıklamaları takip ediyoruz ancak bu açıklamaları alandaki bu tabloyu görerek değerlendirmekte fayda olduğu kanaatindeyiz."

Davutoğlu, Erzincan'da yaptığı konuşmasını hatırlatarak, Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğunu, YPG’nin Azez’e yönelik her saldırısının Türkiye’nin güvenlik kaygılarını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. 

Saldırıların aynı zamanda büyük bir mülteci akınına da yol açtığının altını çizen Davutoğlu, “Bir, Türkiye’ye mülteci akınlarının önlenmesi, iki Türkiye’nin sınır güvenliğinin sağlanması, üç ılımlı muhalefetin Rusya-İran-Suriye rejim güçlerinin yanında YPG ile katılmasının önüne geçmek için bu yaklaşımımız sürecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli gördüğümüz müdahaleler kullanılır" diye konuştu.

Davutoğlu, bu durumun aynı zamanda Suriye'deki barış sürecine de katkıda bulunacak bir tavır olduğunu vurguladı.

SAVAŞA GİRİYORUZ, GİRDİK GİBİ SPEKÜLASYONLARI KESİNLİKLE GÜNDEMDE TUTMAMAK LAZIM

Bir soru üzerine Davutoğlu, "Bir dünya savaşı çıkabilir" algısının Rusya tarafından yaratıldığını dile getirdi.

Davutoğlu, böyle bir algı operasyonuna gelinmemesi uyarısında bulunarak, 5 yıldır Türkiye'nin çevresinde savaş yaşandığını, Türkiye'yi de bu savaşın dışında tuttuklarını anlattı.

Gerekli olmadıkça herhangi bir risk oluşturacak adım atmadıklarını ama gerekli olduğunda da adım atmaktan kaçınmadıklarını bildiren Davutoğlu, "Kimsenin böyle bir savaşçı lobisi oluşturması doğru değil. Türkiye gerekli gördüğü tedbirleri alır ancak tedbirleri alırken Türkiye'nin istikrarının ve pozitif siyasi atmosferin etkilenmemesine de büyük özen gösterir. 'Savaşa giriyoruz, girdik' gibi gazete manşetlerine de yansıyan spekülasyonları kesinlikle gündemde tutmamak lazım" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, "Beş senenin sonunda Suriye'de bir kara harekatı zorunlu mu" sorusu üzerine şunları kaydetti:

"Hava operasyonları olmamış olsaydı bugün Suriye'de çok farklı bir tablo olurdu. Suriye'deki temel problem, başından itibaren Suriye rejiminin ve şimdi de Rusya'nın havadan yaptığı saldırılar. Yani karada kendi vatanını savunan Suriyeli kardeşlerimize bir üstünlük kurulamayınca hava gücüyle Suriyeli kardeşlerimizin üzerine bomba yağdırılıyor. Esas problem hava saldırılarının durmasıydı. Maalesef bu sağlanamadı. Maalesef Türkiye'nin söylediği, yıllardır uyardığı hususlarda gerekli adımlar atılamadı.

Şimdi Amerikan basınını takip edin, Türkiye'nin teklif ettiğinin, uygulanmaması dolayısıyla ne kadar büyük hata yapıldığı bugün bütün Batı basınında yer alıyor. Şu anda da önce hava saldırıları durmalı, arkasından alanda savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DEAŞ terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli, belli bir dengeyle barış süreci inşa edilmeli."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, YPG unsurlarının Azez civarından uzaklaştırıldığını belirterek, "Azez'e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azez'in düşmesine izin vermeyeceğiz. Bunu çok net bütün dünya bilmeli" dedi.

Rusya'nın Suriye'de özellikle hastane ve fırınları vurduğu yönünde bilgilerin geldiğinin hatırlatılması üzerine Rusya'nın bütün bunları halkı tedirgin etmek ve halkı 'Esad rejimi kalsın' diye bir psikolojiye sokmak için yaptığını söyledi. 

Davutoğlu, Rusya'nın aynı taktiği Çeçenistan'da da uyguladığını belirterek, "Çeçenistan'da da Kadirov gibi bir kuklayı nasıl iş başına getirdiler, ondan önce nasıl bir kıyım yaptılar ise şimdi aynı şeyi Suriye'de yapıyorlar. Ya Esad'ı Kadirovklaştıracaklar ya da Esad gitse bile bir Kadirov bulup bunu Batı'ya empoze etmeye çalışacaklar. Onun için de alanda hiçbir direnç kalmamasına çalışıyorlar. Joe Biden'a da evvelsi gün söylediğim husus açık ve netti: Rusya'ya da YPG'ye de gerekli mesajı iletin" ifadesini kullandı.

CENEVRE GÖRÜŞMELERİ  

Başbakan Davutoğlu, Cenevre'deki Suriye görüşmelerine verilen araya değinerek, sürecin çok zor olduğunu belirtti. 

"Çok erken aşamalarda rahatlıkla çözülebilecek bir sorun olan Suriye sorunu bugün özellikle dış aktörlerin aldığı sorumsuz tutumlar ve Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyinin tutum alamaması sebebiyle çok karmaşık ve bir sorun yumağına dönüştü" ifadelerini kullanan Davutoğlu, diplomaside tek yolun müzakere olduğunu, bu krizin çözülmesinde de diplomasinin en önemli araçlar arasında bulunduğunu belirtti. 

Cenevre toplantısının bir ay önce başarısız şekilde dağıldığını hatırlatan Davutoğlu, şunları söyledi: 

"Rusya, Halep-Türkiye koridorunu kapattı. Bilinçli olarak dağıttı Rusya. Halep-Türkiye koridorunu kapatarak, alanda avantajlı bir şekilde yeni Cenevre'ye gitmek istedi. YPG niye saldırıyor şimdi? Saldırıların sebeplerinden birini 'Ben buradayım, dolayısıyla masaya benim de oturmam lazım' diye göstermeye çalışıyor. Rusya, YPG'yi kullanarak demeye çalışıyor ki 'Cenevre masasında YPG de olsun'. Yani bizim ısrarımızla engellenmişti, şimdi Türkiye'ye dönük olarak YPG'yi bir koçbaşı gibi kullanıp, hem Türkiye'ye bir baskı oluşturmak hem YPG'yi masaya çekme çabası var. Biz de diyoruz ki 'YPG masaya gelebilir. Nasıl gelebilir? Rejim safında. Muhalefet safında, YPG'nin oturmasına izin vermeyiz, vermedik, vermeyeceğiz. Zaten Suriye Ulusal Koalisyonu YPG'nin kendi safında masaya oturamayacağını söyledi. YPG rejim safında masaya oturabilir, muhalefet safında oturmaz çünkü rejimin piyonudur YPG. YPG, Rusya'nın, rejimin piyonudur, bunu herkesin görmesi lazım. Tabii PKK da, aynı şekilde."

HAVAALANINI, TÜRKİYE'YE VE ILIMLI MUHALEFETE KARŞI KULLANMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ

Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD'nin Eş Başkanı Salih Müslim'in "Geri adım atmayacağız" yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Geri adım atmayacağız demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda YPG unsurları Azez civarından uzaklaştırıldı. Azez'e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azez'in düşmesine izin vermeyeceğiz. Bunu çok net bütün dünya bilmeli. Havaalanı konusunda da bu havaalanını, Türkiye'ye ve ılımlı muhalefete karşı kullanmasına izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek" diye konuştu. 

Türkiye'nin müdahalesi olmasaydı şu anda Tel Rıfat ile Azez'in ele geçirilmiş olacağını vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Azez'e 1,5 kilometre yaklaştıkları için biz uyardık. Biz, Rusya'yı da kaç kez uyardık. 'Yapmayın, sınırımıza yaklaşmayın, ihlal etmeyin.' Bu uyarıları dinlemedikleri için bu oldu. Aynı şekilde YPG'yi de uyardık, 'Fırat'ın batısına geçmeyeceksiniz, Azez'e de yaklaşmayacaksınız.' Şimdi de uyarıyoruz, yaklaşmayacaklar. Türkiye üzerinden, Avrupa'nın bu göç akınları üzerinden baskı altında tutulması... Bu, sadece Türkiye'ye dönük bir hamle değil. Bu, Ukrayna konusunda AB ile problem yaşayan Rusya'nın, Avrupa'ya dönük bir hamlesidir. Sayın Merkel ile bu konuda aynı fikre sahibiz. Ukrayna üzerinden Avrupa, Suriye üzerinden Türkiye'ye dönük bir hamle. Onun için son dönemde Türkiye ile AB politikalarında ciddi bir yakınlaşma var." 

CHP, HDP'LEŞİYOR

Davutoğlu'na, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Erzincan'dan yaptığı 'safınızı belirleyin' çağrısı ve ardından CHP liderinin sosyal medyadan verdiği yanıt hatırlatıldı.

Başbakan Davutoğlu, kendilerinin Türkiye'nin çıkarları söz konusu olduğunda her zaman ilkesel bir tutum sergilediklerini ancak Kılıçdaroğlu'nun Esad ile problem yaşandığında Esad'ın diliyle konuştuğunu ifade etti. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi YPG ile problem yaşıyoruz, milletvekilleri gidip yurt dışında YPG ağzıyla konuşuyor ve YPG'nin DEAŞ'a karşı ülkelerini savunan bir vatanperver örgüt gibi yansıtmaya çalışıyor. Bu HDP'nin dilidir. Yani CHP, HDP'leşiyor. Bu anlamda ben 'Kılıçdaroğlu safını belirlesin' dedim. CHP, Suriye halkını temsil eden ılımlı muhalefet dışında kalan bütün unsurlarla iş birliği yaptı. Yani baktığınız bir an bir ağzıyla, bir an YPG ağzıyla konuştu, Suriye rejimi ağzıyla konuştu. Şimdi Rusya'nın piyonu haline gelmiş olan özellikle uçak olayından sonra tamamıyla Rusya'nın güdümünde işbirlikçi hale gelmiş olan YPG'nin ağzıyla konuşuyor. Erzincan'da da vurguladım. Erzincan Rus işgaline direnmişti, bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu, 100 yıl önce Rus işgaline direniyordu, şimdi Halep Rus işgaline karşı direniyor. 100 yıl önce Rus işgaliyle işbirliği yapan Ermeni çetelerinin uyguladığı politikayı takip eden bir politika uyguluyor YPG ve PKK, Türkiye'yi istikrarsızlaştırma. Türkiye'nin istikrarsızlaşması üzerinden Rus yayılmacı emellerine alet olma yönünde tavır sergiliyorlar. Bunu da bütün bölge halkının gördüğü kanaatindeyim."

Davutoğlu, CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke'nin kökenine ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine şöyle konuştu: 

"İlkesel olarak Selin Hanım ile ilgili dile getirilen hususta çok net bir tavır takınmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir, herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır. Etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerine siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Ben Başbakan olarak bu konuda Selin Hanım'ın açıklamalarının doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum."

AK PARTİ ONURLU İNSANLARIN PARTİSİDİR

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçen hafta yaptığı görüşme hatırlatılarak, "Siz Gül ile görüştünüz mü ve partinizde daha önce bakanlık yapmış kişilerin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz" diye sorulması üzerine Davutoğlu, "AK Parti onurlu insanların partisidir. Şu ana kadar da AK Parti içinde belli ilkeler, köklü bir siyasi harekette olması gereken ilkeler oturmuştur. Sayın Abdullah Gül'ün, 11. Cumhurbaşkanı'mızın arkadaşlarla, Cumhurbaşkanı'mızla ve diğer AK Parti'li arkadaşlarla görüşmesinden daha doğal bir durum yoktur" dedi. 

Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve diğer AK Parti'lilerin açıklamalarına ilişkin ise Davutoğlu, "Sayın Arınç'ın ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamaların, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Bu konuda da kendileriyle daha önce de konuştum. Tekrar konuşacağım. Hiçbir zaman ben bu tartışmalar üzerinden AK Parti'ye dönük spekülasyon yapılmasına izin vermem" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, beyanların partideki bütünlüğü etkilemeyecek şekilde dile getirilmesinin doğru olacağı kanaatini söyledi. 1 Kasım seçimleri sonrasında hemen hemen her partide bazı sıkıntılar yaşandığını dile getiren Davutoğlu, "AK Parti'nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler oldu aşikar" dedi.

DİĞER PARTİLER KENDİ İÇLERİNE BAKSIN

Son 2 yıldır AK Parti içinde sıkıntı varmış gibi spekülasyonlar yaratılmaya çalışıldığını aktaran Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Biz konuşuruz, tartışırız, sohbet ederiz, farklı fikirleri aramızda aile birlikteliği içinde tartışırız ama kesinlikle hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek olumsuz bir tavır içine girmez. Ben bu konuda son derece net bir tavır içindeyim, o bakımdan herkesi dinlerim, herkesle konuşurum. 2 yıldır AK Parti üzerinde döndürülmeye çalışılan oyunları nasıl engellediysek.... Başbakan ve genel başkan olduğumda her zaman söyledim, 'İlk hedefim AK Parti'nin iç bütünlüğünü tahkim etmektir' diye. Şu anda AK Parti her zamankinden daha güçlüdür. Kimse AK Parti üzerinden Türkiye'de siyasi tablonun değişeceğini, AK Parti'nin ihtilafları üzerinden bir gelişme olacağını beklemesin. Diğer partiler kendi içlerine baksın."

Bir gazetecinin "Mehmet Ali Şahin'in 'Kopmak isterlerse kollarından tutar çekeriz' yönündeki açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Davutoğlu, "Doğru söylüyor" diye karşılık verdi.  

AK PARTİ'NİN İÇERİSİNDE İSTİKRARSIZLIK DOĞURMA ÇABASI İÇERİSİNE GİRECEK HERKES, TÜRKİYE'NİN İSTİKRARIYLA OYNAR

Hiç kimsenin partiden kopmak istediği yönünde ifadesi olmadığını, bu söylentilerin bir varsayımdan ortaya çıktığını belirten Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Biz bu konuları MYK'da da ele aldık, arkadaşlarla da istişare ederiz. AK Parti kendi içinde bütün bu konuları aşabilecek olgunluğa sahiptir. Bu arkadaşlarımız kısa bir süre önce başbakan yardımcısı olan ve 12 yıl AK Parti'nin meclis başkanlığını yapmış, genel başkan yardımcısı olmuş, bakan olmuş arkadaşlar. Onlarla aramızda, AK Parti içinde gönül bağı herhangi bir şekilde etkilenmez, tabii üslup farkları olur, yaklaşım farkları olur, bunlar insan doğasının da siyasi doğanın da gereğidir. Şu anda Türkiye'nin kaderi AK Parti'nin kaderiyle örtüşmüştür. AK Parti'nin içerisinde istikrarsızlık doğurma çabası içerisine girecek herkes, Türkiye'nin istikrarıyla oynar, açık söyleyeyim. Bu da olmayacaktır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64