banner47

Başbakan Davutoğlu, Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda konuştu

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında “Türkiye’nin Küresel Rolü” başlıklı özel oturumda konuştu.

Başbakan Davutoğlu, Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda konuştu

Başbakan Ahmet Davutoğlu, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında “Türkiye’nin Küresel Rolü” başlıklı özel oturumda konuştu.

22 Ocak 2016 Cuma 19:51
Başbakan Davutoğlu, Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda konuştu

 Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin, Suriye’de siyasi süreci desteklemeye devam edeceğini belirterek, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun ile bugün yaptığı görüşmede kendisine Türkiye’nin Suriye’de siyasi çözümün bulunması için her türlü girişimi desteklediğini söylediğini aktardı.

Davutoğlu, “Burada tek kriter, ılımlı muhalefetin kendi istekleri ve girişimleri ile temsil edilmeleri. Masada terörist grupların temsili olmamalı. Biz bir çözümün bulunmasını umuyoruz. Her ne olursa olsun Türkiye Suriye halkının yanında olacak. Türkiye komşusu Suriye’ye yardım etmeye devam edecektir. Bir gün umuyoruz ki istikrar oluşacaktır” diye konuştu.

Türkiye’nin terör örgütleri ile mücadelede herhangi bir fark gözetmediğini belirten Başbakan Davutoğlu, “Teröre karşı, Irak’ta ve Suriye’deki DAEŞ’e karşı savaşmak bizim önceliğimiz. Farklı şekillerdeki teröre, DAEŞ ve PKK ya da DHKP-C’ye karşı savaşmak önceliğimiz. Bu terör örgütleri arasında herhangi bir fark görmüyoruz. Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta, Paris’te, İstanbul’da sivilleri, masum insanları öldürüyorlar. Bu yüzden uluslararası aktörlerin teröre karşı mücadelede dayanışmaya ihtiyacı var. Irak ve Suriye’de terör örgütlerine karşı mücadelede ılımlı güçleri desteklemek için olan varlığımız devam edecek” dedi.

Geçen 25 yılda Türkiye’de ve çevresindeki ülkelerde küresel ölçekli bir dizi zorluk ile karşı karşıya kalındığını anlatan Davutoğlu, “Türkiye dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke. Küresel gündem şu anda sığınmacılar ve göç. Türkiye bu tartışmaların tam merkezinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sığınmacılara, insani yardıma ihtiyaç duyanlara yardım etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Bugün Türkiye’de sadece Suriye’den 2,5 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Irak’tan gelen yaklaşık 300 bin sığınmacı mevcut. Toplamda yaklaşık 3 milyon sığınmacı. Bu zamana kadar kamplar için toplam harcamamız 10 milyar dolara yaklaşıyor. Bu sadece toplam sığınmacıların yüzde 10’luk kısmını oluşturan kamplardaki mülteciler için olan kısım. Sığınmacıların içerisinde 700 bin okul çağında çocuk var. 82 bin bebek, sığınmacı kamplarında doğdu. Bir anda Türkiye’de eğitim ve sağlık hizmetlerini artırılması ihtiyacı doğdu. Kilis gibi bazı kasabalarda Türkiye vatandaşlarından fazla Suriyeli yaşıyor. Bunlar büyük zorluklar.”

BU KÜRESEL BİR KRİZDİR

Sığınmacı krizine ilişkin Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Birleşmiş Milletler ile görüşmelerin devam ettiğine değinen Davutoğlu, “Bu bir Türk krizi değildir. Bu bir Suriye krizi bile değildir. Bu küresel bir krizdir. Sadece Suriyeli sığınmacılara insani yardım açısından değil, biz aynı zamanda Filistin, Somali gibi birçok ülkeye en çok katkı sunan ülkelerden biriyiz. Türkiye her yıl 3,5 milyar dolar kalkınma ve insani yardım programı kapsamında harcama yapıyor” diye konuştu.

Davutoğlu, coğrafi ve ekonomik oynaklıklar nedeniyle Türkiye’nin bulunduğu bölgede çok sayıda zorlukla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Bu zorluklardan biri de kırılgan ülkeler. Türkiye’nin etrafındaki 7-8 ülke var. Bu ülkeler komşumuz, hepsine saygı duyuyoruz. Fakat merkezi hükümetler uluslararası hukuk çerçevesinde belirlenmiş bütün bölgeyi kontrol edemiyor; Suriye, Irak, Ukrayna, Libya, hatta Lübnan ve Yemen gibi. Uluslararası tanınmış hükümetler tam kontrolü sağlayamıyor. Suriye örneğinde görüldüğü gibi, merkezi hükümet sivillere karşı suç işliyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BÖLGEDE İSTİKRAR ADASI

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bölgedeki kırılgan ülkeler, donmuş gerilimler ve terör tehdidinin küresel meseleler olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bizim görmek istediğimiz şey, istikrar. Türkiye son derece kırılgan bu bölgede istikrar adasıdır. Geçtiğimiz yıl iki seçim yaptık. Son seçimde yaklaşık yüzde 85 seviyesinde katılım gerçekleşti. Modern demokrasiler içerisinde bu, en yüksek seviyedir. Neden kendimize bu kadar güvenimiz var? Çünkü Türkiye’de istikrarlı bir ekonomik çerçevemiz var. Haziran ayındaki seçimler sonrasında bazı belirsizlikler vardı. Artık bu belirsizlikler söz konusu değil. Siyasi reform ajandamızı duyurduk. Aynı zamanda küresel gündemde yer alan bölgemizdeki sorunlara ilişkin çözüm bulunması konusunda çalışıyoruz.”

BİZ BÜTÜN TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YOK EDİLMESİNİ İSTİYORUZ

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "PKK, Türkiye'de sivillere saldırıyor, güneydoğu Anadolu'da insanları öldürüyor. Ancak uluslararası toplumun DAEŞ ile mücadelede gösterdiği dayanışmayı, Türkiye'nin PKK ile mücadelesine gösterdiğini göremiyoruz" dedi.

Davutoğlu, DAEŞ ve PKK terörünün Türkiye'yi tehdit ettiğine dikkati çekerek, Türkiye’nin bütün terörist gruplara karşı mücadele verdiğini kaydetti.

Türkiye’nin DAEŞ'i terörist ilan eden ve 2013'te sınıra yaklaştığında Suriye'de DAEŞ'e saldıran ilk ülke olduğunu hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama maalesef uluslararası toplum DAEŞ ile mücadelede yeterince hızlı değildi. Daha sonra Musul düştüğünde DAEŞ, Irak ve Suriye'nin büyük bir kısmını kontrol etmeye başladı ve şimdi ise büyük bir tehlike, barbar bir terörist grubu haline geldi. Artık Irak-Suriye sınırı diye bir şey kalmadı ve bu nedenle de Irak hükümetine yardım etmemiz gerekiyor ve DAEŞ ile mücadele etmemiz gerek. Türkiye olarak ne yapıyoruz konusuna gelince biz, Suriye'de sınırımıza yakın yerlerde DAEŞ'e karşı savaşan ılımlı muhalifleri destekliyoruz. Bu arada rejim ve Rus uçakları, DAEŞ'e değil, ılımlı muhaliflere saldırıyor. DAEŞ ile mücadelede uluslararası uzlaşı ve kararlılık ve işbirliği gerekiyor."

Başbakan Davutoğlu, DAEŞ'in Türkiye'ye sızmaması için de sınır kontrolleri ve bütün müttefik ülkelerle istihbarat paylaşımı gibi pek çok konuda önlem aldıklarını vurgulayarak, "Bunlara rağmen bir takım saldırılar oldu ve bu nedenle de daha fazla çaba gerekiyor. Türkiye, DAEŞ ile mücadelesine devam edecek” diye konuştu.

Türkiye’nin Irak’taki eğitim birliğine değinen Davutoğlu, “Türkiye'nin Irak'taki eğitim birliği sadece DAEŞ'e karşı savaşanları eğitmek amaçlı. Irak'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyuyoruz ve orada yardım için bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN PKK KONUSUNDA DAYANIŞMA GÖRMÜYORUZ

Başbakan Davutoğlu, terör örgütü PKK’ya yönelik de şunları kaydetti:

"PKK, Türkiye'de sivillere saldırıyor, güneydoğu Anadolu'da insanları öldürüyor. Ancak uluslararası toplumun DAEŞ ile mücadelede gösterdiği dayanışmayı, Türkiye'nin PKK ile mücadelesine gösterdiğini göremiyoruz. Biz bütün terör örgütlerinin yok edilmesini istiyoruz."
 
SURİYE'DE ÇÖZÜM İÇİN KRİZİN TARAFLARI BELİRLENMELİ

Türkiye'nin Suriye'deki krizin çözümüne yönelik her türlü diplomatik girişimi desteklediğini anımsatan Davutoğlu, çünkü bu krizin bedelini Türkiye'den daha fazla ödeyen bir ülke olmadığını vurguladı.

Davutoğlu, Suriye'de krizin başından beri Türkiye'nin çözüm konusunda çeşitli girişimlerde bulunduğunu ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'i kendi halkına karşı askeri güç kullanmaması için ikna etmeye çalıştığını söyledi.

Uluslararası toplumun Suriye konusunda gerekeni yapmadığı için yüz binlerce kişinin öldürüldüğünü, milyonlarca insanın sığınmacı konumuna düştüğünü hatırlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Artık krize çözüm bulma zamanı geldi ama çözüm için de krizin taraflarını belirlemeliyiz. Bir taraf rejim, diğer taraf ise muhalifler. Bu da Riyad'da toplanan ılımlı gerçek muhalifler, yani Suriye Ulusal Koalisyonu anlamına geliyor. Rusya da dahil bazı çevreler, rejimle işbirliği yapan ve muhaliflere saldıran PYD ve rejimin atadığı Kadri Cemil gibi gruplarla muhaliflerin konumunu bozmaya çalışıyor."

Davutoğlu, siyasi diyalog sürecinde temsil edilecek muhaliflerin kim olduğuna muhaliflerin kendisinin karar vermesi gerektiğini belirterek, kimsenin muhaliflere hiçbir şey dayatma hakkının bulunmadığını bildirdi.

Davutoğlu, "Biz Türkiye olarak Suriye Ulusal Konseyi dışında hiç kimseyi muhalif olarak kabul etmiyoruz. Diğerleri masada yer almak istiyorsa, rejim tarafında olabilir. Umarız Cenevre 3 olur" diye konuştu.

Madaya'daki insani dramına da değinen Davutoğlu, kuşatmanın kaldırılması gerektiğinin altını çizerek, "Bu insani trajedi devam ederken siyasi diyaloğun ne anlamı olacak" dedi.

BİZ AB'DEN PARA İSTEMİYORUZ

Daha önce mülteci krizini gündeme getirmelerine rağmen hiç kimsenin yeterince duyarlılık göstermediğine de dikkati çeken Davutoğlu, Suriyeli mültecilerin, umutlarını kaybetmeye başlayınca Avrupa'ya göç etmeye başladığını ve bununla beraber farkındalığın da oluşmaya başladığını söyledi.

Davutoğlu, Almanya Başbakanı Angela Merkel'e sığınmacılar konusunda farkındalık yarattığı için teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsanlar bu 3 milyar avroyu soruyor. Yarın Berlin'de ben bu soruyu sormayacağım çünkü bu para meselesi değil. Biz yaklaşık 10 milyar dolar harcadık ve Suriye trajedisinin mağdurları için daha fazlasını da harcarız. Biz AB'den para istemiyoruz, para için görüşmüyoruz. Bu bizim için insani bir görev ve sığınmacı krizi küresel bir sorun."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64