banner47

Başbakan Davutoğlu, Kamu düzeni ihdas edilecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Hendekler, barikatlar her şey kalkacak, kamu düzeni ihdas edilecek. Bunun pazarlığı olmaz. Bunun için de kimseyle pazarlık yapmayız." dedi.

Başbakan Davutoğlu, Kamu düzeni ihdas edilecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Hendekler, barikatlar her şey kalkacak, kamu düzeni ihdas edilecek. Bunun pazarlığı olmaz. Bunun için de kimseyle pazarlık yapmayız." dedi.

08 Ocak 2016 Cuma 09:14
Başbakan Davutoğlu, Kamu düzeni ihdas edilecek
 Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Keşke biz 12 Eylül'ü rafa kaldıran bütün o darbe izlerini silen bir anayasa yapalım, ondan daha büyük bir paye olabilir mi bir devlet adamı için. Ondan daha büyük bir miras bırakılabilir mi? Burada hepimizin bu mirası ortaklaşa yapacağımız bir ortam oluşturalım. Yani bu da Sayın Kılıçdaroğlu için de bir şereftir, benim için de bir şereftir, diğer muhalefet partileri için de eğer birlikte yapabilirsek. Sonunda hepimiz biz iktidardık ama bu 12 Eylül'ü gömdük, bir daha da bu ülkede 12 Eylül benzeri olaylar yaşanmayacak diyebileceğimiz bir anayasa yapalım" dedi. 

Başbakan Davutoğlu, NTV'nin canlı yayınında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

2007 seçimlerinden sonra anayasa değişikliği için AK Parti olarak bir bilim adamları heyetiyle anayasa çalışması yaptıklarını ve AK Parti'nin teklifi olarak kamuoyuna açtıklarını söyleyen Davutoğlu, o dönemde "AK Parti kendi anayasasını yapacak" diye eleştirilere maruz kaldıklarını belirtti. 

2011 yılında da bütün partilerin eşit katılımıyla mutabakata dayanarak anayasa uzlaşma komisyonu oluşturulduğunu ancak bunda da bir neticeye varılamadığını aktaran Davutoğlu, 60 maddede mutabakat sağlandığını, nihai bir sonuca ulaşılamadığını kaydetti. 

Şimdi ise yeni anayasa ihtiyacı konusunda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile mutabakat sağlandığını, bu konuyu MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile de görüşeceklerini anlatan Davutoğlu, Kılıçdaroğlu ile uzlaşma komisyonunun kaldığı yerden 3 ay, 6 ay gibi süreli olarak çalışmalarını sürdürmesi, ulaştığı sonuçları da kendilerine aktarması yönünde görüş birliğine varıldığını ifade etti. 

Bu çalışma yapılırken başkanlık sisteminin de gündeme geleceğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, başkanlık sistemi ile ilgili uzlaşma komisyonuna sundukları bir teklifin var olduğunu ve bu teklifi tekrar gündeme getireceklerini belirtti.

CHP'nin ya da başka partilerin parlamenter sistem bağlamında teklifleri ya da başkanlık sistemiyle ilgili rahatsızlıkları varsa onların da değerlendirileceğini söyleyen Davutoğlu, "Başkanlık sisteminde şunun yanlış olduğunu düşünüyoruz" denildiği noktada da varsa yanlışı giderme noktasında çözüm yolu üzerinde konuşulacağını bildirdi. 

Başbakan Davutoğlu, mülkiyet, gösteri hakkı, basın, inanç, fikir ve düşünce özgürlükleri gibi maddelerle ilgili görüşlerin gerek parlamenter sistemde gerekse başkanlık sisteminde aynı olacağını kaydetti. 

Maddelerin her yönüyle konuşularak, tartışılarak bir anayasa iskeletinin birlikte inşa edilmesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz başkanlık sistemini doğru görürüz, bunun eksikliklerini giderecek şeyleri diğer partilerden duymak isteriz. Onlar bir sistem getiriyorlarsa, getirebilirler en tabii hakkı, onu tartışırız ama burada olmaması gereken şey şu, konjonktürel bir tartışma yapmayalım. Zaten bütün mesele buradan çıktı. 1876'dan bu yana bizdeki bütün anayasalar tepkisel anayasalar şeklinde ortaya çıktı. Bir önceki dönemde ne yaşanmışsa onun zıttını yapalım doğruyu buluruz gibi. Yani 1960 anayasası öyledir. 'Çoğunluğa sahip bir iktidarı nasıl denetleyebiliriz' diye, Adnan Menderes rahmetlinin tecrübesinin... 'Bir daha böyle bir başbakan halkın desteğiyle gelip de sisteme meydan okumasın' diye millet egemenliğini organlar üzerinden kuran bir sürü organla denetlemeye çalıştı."

12 Eylül Anayasası'nın da 1970'li yıllara tepki olarak çıktığını aktaran Davutoğlu, şunları söyledi:

12 Eylül'ü gömdük

"Şimdi bizim tepkisel olmayan, oturup, soğukkanlı bir şekilde kişiselleştirmeden.... Dediğim gibi hiçbirimiz baki değiliz, hepimiz faniyiz. Şu şeyde başbakanlık, cumhurbaşkanlığı ilişkisi olarak da telakki etmeyi çok büyük bir zillet olarak görürüm. Ülkem için doğru olan ne ise onu yaparım ve bunu büyük bir vazife olarak da tarihe kayıt olarak geçecek bir vazife olarak da telakki ederim. Keşke biz 12 Eylül'ü rafa kaldıran bütün o darbe izlerini silen bir anayasa yapalım, ondan daha büyük bir paye olabilir mi bir devlet adamı için. Ondan daha büyük bir miras bırakılabilir mi? Burada hepimizin bu mirası ortaklaşa yapacağımız bir ortam oluşturalım. Yani bu da Sayın Kılıçdaroğlu için de bir şereftir, benim için de bir şereftir, diğer muhalefet partileri için de eğer birlikte yapabilirsek. Sonunda hepimiz biz iktidardık ama bu 12 Eylül'ü gömdük, bir daha da bu ülkede 12 Eylül benzeri olaylar yaşanmayacak diyebileceğimiz bir anayasa yapalım."

"Yeni anayasa yapımı konusunda uzlaşma komisyonu tıkanırsa ne olacak?" sorusuna ise Davutoğlu, yeni anayasa çalışmasında herkesin elini taşın altına koyması gerektiğinin altını çizdi. 

"Bunu bana kimse soramaz, çünkü elimizin altında 317 milletvekilimiz var. Millet bize şunu söyledi, AK Parti'ye dönüp dedi ki 7 Haziran'da söylememişti, 1 Kasım'da dedi ki, 'Ülke yönetimini tekrar size teslim ediyorum, çünkü size güveniyorum.' Ama şunu söylemedi, 'Türkiye anayasa yapma yetkisini de size veriyorum' demedi. 'Anayasayı uzlaşarak yapın' dedi. Anayasayı kimle uzlaşarak yapacağız, muhalefetle, bunun başka bir yolu yöntemi olduğunu bilen varsa onu söylesin" diyen Davutoğlu, yeni anayasa konusunda toplum kesimlerine de görev düştüğünü bildirdi. 

Her bir toplum kesiminin kendilerine ve muhalefete baskı yapıp, "12 Eylül Anayasası'ndan bizi kurtarın" demesi gerektiğinin altını çizen Davutoğlu, "Herkes elinden geleni yapacak, bu olacak. Değilse biz kendi teklifimizi ortaya koyar ve bu teklif için kamuoyu desteği bekleriz. Ama tek başımıza meclisten bunu geçirecek gücümüz yok" diye konuştu. 

Anayasa çalışma sürecinin parlamentodaki partilerin katılacağı bir süreç olduğunu dile getiren Davutoğlu, ideal olan çalışmanın tüm partilerin mutabakat kalacağı metin ile meclise ve gerekirse halkın huzuruna gitmek olacağını ifade etti. 

Kılıçdaroğlu görüşmesinde başkanlık modeli hakkında bilgi verip vermediği yönündeki soruya ise Davutoğlu, başkanlık modelinin yeni keşfedilen bir model olmadığını söyledi. Davutoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Başkanlık sistemi bizim kafamızdaki, anayasa uzlaşma komisyonuna verilmiş teklifimiz var. Bu teklifi beraber değerlendirebiliriz. Yani itirazlarınız neyse dinleyelim, bu teklif üzerine konuşalım, sizin modeliniz varsa onu da konuşalım ama şöyle bir şey doğru değil, 'başkanlık sistemi diktatörlüğe yol açıyor, başkanlık sistemi federal bir yapıyla ülkeyi böler.' Ya başkanlık sistemi federalizmle doğrudan alakalı değil ki, Almanya'da parlamenter sistem var, federal sistem var. Yani mutlaka parlamenter sistemin federal olması diye bir şey yok. Dolayısıyla üniter devletler de başkanlık sistemi olabilir. Bunun için böyle bir şart yok. Ön yargı olmadan yapalım ama şunu tartıştık, yargı, yasama, yürütme ben bunları anlattım, bu ilişkilerin birbirini denetleyen, çeken balans şeklinde güçler ayrımı içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledim. Parlamenter sistemin hele hele bugünkü Türkiye'deki çarpık parlamenter sistemin bu anlamda güçler ayrılığına değil, güçler birliğine dayandığını da izah ettim. Hatta latife olarak da ben sizin yerinizde olsam başkanlığı tercih edebilirdim muhalefet lideri olarak çünkü nihayet yapılacak bir seçimde mutlaka ak parti kazanacak değil, sizin için de her şey geçerli. Ama nihai herkesin adayı çıkacak. Ama parlamenter sistemde çoğunlukta olan partinin genel başkanı ve başbakan olarak benim parlamentoyu yönetme kabiliyetim herhangi bir başkanlık sisteminden daha fazladır. Parlamento üzerinde etkili olma kabiliyetim."

Parti olarak parlamentodan bir yasa geçirmek istediği takdirde şu anda zorlanarak da olsa geçirebileceğini anlatan Davutoğlu, başkanlıkta ise böyle bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şu anda bizim birinci önceliğimiz bütün şehirlerimizin, bütün mahallelerinin, bütün sokaklarının terör örgütünden ve terör faaliyetlerinden arındırılması. Bu olmadan herhangi bir temasın faydalı olduğuna artık inanmıyoruz" dedi. 

"Bu süreçte Abdullah Öcalan devreye hiç sokulmadı. Onu devreye sokmayı düşündünüz mü? Belli bir görüşme yapılıyor mu? Yapmayı düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Hayır, Çözüm Süreci esnasında bizim siyasiler olarak, hiçbir temasımız olmadı. İstihbarat birimlerimizin herkesle teması oldu" diye konuştu. 

Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti: 

"Çözüm Süreci'nin doğası içinde bir mekanizma da işletildi. HDP'li milletvekilleri gittiler, bu teması sağladılar ama Öcalan'ın son mesajı geçen mart ayında bir silahsızlanma konferansı tertip edilip, oradan silahların bırakılması yönünde mesaj çıkmasıydı, gelmesiydi... Ne oldu? Dolmabahçe mutabakatı değil, daha sonra tahrif edilen şey de buna dayalıydı, silahsızlanmaydı hedef olan orada. Arkadaşlarımız da orada onu görüştüler, başka bir şey değil.

Yoksa Türkiye'nin bölünmesi gibi bir mutabakatı herhalde kimse ne düşünebilir ne de bize yakıştırabilir. Silahsızlanmaydı mesele. Ne oldu? Demirtaş yaptığı iki, üç açıklama ile bunu berhava etti. Meclis'te yaptığı konuşma, ardından Kandil'den gelen açıklamalar. O zaman bu temaslar bir fayda getirmeyecekse niye yapılsın?  Silahsızlanma çağrısında bulunulduğu bir dönemde, silahları bırakmak yerine ülkeye daha fazla silah sokarak halkın hayatını karartma yönüne gidilirse, bu temasların ne faydası olur. Dolayısıyla böyle bir temas söz konusu değil."

İstihbarat birimlerinin her alanda, her yerde çalışma yaptığını belirten Davutoğlu, bu anlamda bir görüşme olduğunu dile getirdi. 

"Kamu düzeni ihdas edilecek, bunun pazarlığı olmaz"

"Şu anda bizim birinci önceliğimiz bütün şehirlerimizin bütün mahallelerinin, bütün sokaklarının terör örgütünden ve terör faaliyetlerinden arındırılması. Bu olmadan herhangi bir temasın faydalı olduğuna artık inanmıyoruz" ifadesini kullanan Başbakan Davutoğlu, "Hendekler, barikatlar her şey kalkacak, kamu düzeni ihdas edilecek. Bunun pazarlığı olmaz. Bunun için de kimseyle pazarlık yapmayız. Kimseye 'Sen şunu yap, ben bunu yapayım' demeyiz. Madem bu bir varoluşsal bir mücadele haline dönüştü, bu ülkenin kaderini kimsenin insafına terk etmeyiz" şeklinde konuştu.

HDP yöneticileriyle ilgili başlatılan soruşturmalar

Başbakan Davutoğlu, HDP yöneticileriyle ilgili başlatılan soruşturmalara ilişkin, şu ifadeleri kullandı:

"Hukuki süreci göreceğiz, yapılan suçlama ve eldeki verileri değerlendireceğiz. Kimse milletvekili zırhına sığınarak, suç işleme hakkına sahip değildir. Hiçbir grubun suç işleme ve açık bir şekilde terörü destekleme hakkı, önceliği olamaz. Kendilerine bir an önce çeki düzen vermeleri lazım. Bir an önce terör ile aralarına mesafe koymaları lazım. Gündüz başka gece başka olan şeyler gibi, gündüz barış için, barış söylemi kullanıp, geceleyin teröristlerle iş birliği halinde iş yapmaya kalkılırsa, kimse kendisini demokratik bir güç olarak tanımlayamaz." 

Başbakan Davutoğlu, "HDP karar verecek, siyasi parti mi, terör örgütü uzantısı mı? HDP'li belediyeler karar verecekler, halka hizmet mi götürecekler, dolaylı yollardan PKK'ya kaynak mı aktaracaklar? Bunlara karar verecekler, ondan sonra ancak şeyler rayına oturur" dedi.

Davutoğlu ayrıca, soruşturmalarla ilgili olarak, "Bu hukuki bir süreçtir, göreceğiz. Şimdiden hukuki süreci etkileyecek bir açıklamada bulunmam ama kimse hukuktan ve hukuki müeyyidelerden azade ve beri değildir" ifadesini kullandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yapısal bir problem var bu anayasal sistemde, yapısal. Bu yapıyı beraber düzeltelim. Sonra kimin başkan olacağına millet karar verecek. Seçime gidilecek, millet karar verecek. Burada sistemi doğru kurarsak, bundan sonraki nesiller rahat eder" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmede, yeni anayasanın, ön yargısız ve kişiselleştirmeden konuşabilmenin önemini ifade ettiğini belirten Davutoğlu, "Hele hele tartışmayı sayın Cumhurbaşkanımız üzerinden kesinlikle yapmamak. Bunu kendisine de ifade ettim. Oraya geldiği zaman başka konjonktürel bir tartışma içine giriliyor ve Cumhurbaşkanlığı makamı itibariyle de bu doğru değil, Cumhurbaşkanlığı makamına saygı, ihtiram itibariyle de. Fakat esas itibariyle tartışma odağını kaybediyor. Neyin doğru olduğunu ifade edip onu tartışalım" diye konuştu. 

"Elli sene sonra yüz sene sonra da 2015-2019 arasında, Türkiye'de bulunan devlet adamları bize çok güzel iyi işleyen bir sistem bıraktılar, anayasa bıraktılar' diyebilsinler insanlar" ifadesini kullanan Davutoğlu, bazı ülkelerin çok kolay kurulup, zor idare edildiğini kaydetti. 

12 Eylül Anayasası'nın kolay bir anayasa yapımı olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Neden? Çünkü 5 tane general var, oturuyorlar 'Bu böyle olsun, bu böyle olsun. Müzakere yok, bir danışma meclisi var onların emirlerine tabi. Kolay bir anayasa yaptılar, yapım süreci itibariyle kolay. Sonra da -ben hala ilk kullandığım oydur, bilerek gittim bir de şeffaf bir zarf içine koyu renk kahverengili mor arası renkli bir 'hayır' vardı, bembeyaz bir şey, kimin ne oy verdiği belli olan bir referandumla da geçti, 70'li yıllara tepki olarak bazı halk kesimlerinde o referandumda oyu verdi.

Peki o kolay yapılan anayasayla biz zor bir devlet yönetimi yapıyoruz. Tamamıyla insani ilişkilerine dayanan, sabırla, teenni ile yürütülmesi gereken, kurumlar arası ilişkilerin doğru tanımlanmadığı, vatandaşlık hukukunun doğru dürüst yerini bulmadığı...Şimdi öyle bir şey yapalım ki, hep beraber hepimiz elimizi taşın altına koyup, önce tansiyonu düşürüp, daha sonra oturup tartışıp, en doğru olan neyse bunu yapalım" değerlendirmesinde bulundu.  

AK Parti'nin sunduğu başkanlık sistemi ile ilgili soruya Başbakan Davutoğlu, komisyon üyelerini saatlerce dinlediğini belirterek, "'Her bir madde için evrensel demokrasilerde karşılığı bulunan bir atıfta bulunalım' dedim" karşılığını verdi.

"Türk tipi başkanlık sistemi" konusunda kamuoyunda oluşan algıya dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Halbuki oradan kastedilen milli, bize has özellikleri de bizim ihtiyaçlarımızı da karşılayan bir başkanlık. Fakat bu evrensel demokratik değerlerden sapan bir başkanlık değil. Orada da her bir prensibin şu andaki demokratik şekilde başkanlık uygulayan ülkelerde, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere nasıl uygulandığını da beraber değerlendirebiliriz. Diyebiliriz ki 'burada başkanın şu yetkileri fazla', onu konuşalım veya 'şurada eksik var.' Başkanlık kararnameleri uygulaması denetimden ari değildir. Yani, başkan bir kararname çıkarır, yasama bunu beğenmezse onu ilga eden bir yasa çıkarabilir. Yani Amerika'da var olan bir yasa varsa başkan onu ilga eden bir yasa çıkaramaz. Başkan bir şey çıkartırsa, parlamento onu, diyelim Cumhuriyetçiler hakimse parlamentoda onu ilga edecek, onu revize edecek bir yasa çıkarabilir.

Burada mutlak anlamda bir ferman gibi başkanın yasa çıkarması gibi bir husus yok. Böyle bir denetimsizlik, bir güç kullanamaz. Nihayet başkanın iki dönemdir şeyi. O dönem içinde ihtiyaçlara göre bir şey çıkardığında da dediğim gibi parlamentoda bu başka şekilde de düzeltilebilir, değiştirilebilir de. Yani birbirini yok eden hususlar değil bunlar. Burada önemli olan hiçbir gücün bütünüyle bütün erkleri elinde toplamaması. Bu anlamda da başkanlık sistemi güçler ayrılığına daha uygun bir sistem, doğru uygulandığında. Yanlış uygulanan yerler yok mu? Var, ülke örnekleri vermeyeyim ama var. Ancak parlamenter sistemin yanlış uygulandığı yerler de var." 

Başbakan Davutoğlu, "Benimsenen model Amerikan modeline daha mı yakın?" şeklindeki soruya, "Evrensel demokratik değerlere yakın" karşılığını verdi. 

Bir ülkenin sistemini idealize edip, onu aynen almayı, kendisinin kabul edemeyeceğini söyleyen Davutoğlu, "Onun için ruhuna hep atıfta bulunuyorum ve onu yok eden bir uygulama varsa onu tartışırız, kaldırırız, onu revize ederiz. Ancak mesele, bunu konuşacak zemin yok Türkiye'de. Yani şöyle bir şey olursa başkanlık sistemini savunan herkes Türkiye'de gücün biriktiği, tek elde toplandığı otoriter bir yapıyı savunuyor gibi ön yargı olduğu zaman konuşamaz hale geliyoruz. Hele hele kişiselleştiğinde sanki AK Parti ve AK Parti'nin seçeceği bir başkan bugünkü Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir güç kullanacak, bize hayat alanı kalmayacak gibi bir yaklaşım, bir psikoloji varsa, işte benim bu girişimim öncelikle bu psikolojiyi yok etmek için. Yani gelin konuşalım, ne diyorsanız, sizi rahatsız eden neyse onu konuşalım. Yok ama siz bir şey söylüyorsanız onu da görelim" şeklinde konuştu. 

"'Bu 12 Eylül Anayasası mükemmel yürüyor, son Cumhurbaşkanımızın halk oyuyla seçilmesinden sonra aksaklıklar başladı' derseniz bu Cumhurbaşkanımıza da töhmettir, bana da, Türk siyasetine de, demokrasisine de ve 82'den bu yana bu anayasa hep problem üretti" ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Evren-Özal ilişkisinde, Özal-Demirel ilişkisinde. O kadar bu ilişkilerden muzdarip olan rahmetli Demirel dahi 28 Şubat'ta parlamenter sistemin en temel kurallarını yok sayarak nasıl bir yetki kullandı hepiniz hatırlarsınız. 28 Şubat döneminde, seçilmiş hükümet olarak görev yapan hükümetin ne zaman toplandığını düşünür müydünüz? MGK ne zaman toplanacak? Cumhurbaşkanı Demirel ne diyecek? Herkes ona bakar hale gelmişti. Aksine parlamentonun içinden rahmetli Erbakan Hocamız ile Tansu Çiller bir hükümet formülü ürettiğinde bunlar engellendi. Bunları şunun için zikrediyorum, bütün bu tecrübeleri unutup, konjonktürel bir problem gibi görmemiz lazım. Yapısal bir problem var bu anayasal sistemde, yapısal. Bu yapıyı beraber düzeltelim. Sonra kimin başkan olacağına millet karar verecek. Seçime gidilecek millet karar verecek. Burada sistemi doğru kurarsak, bundan sonraki nesiller rahat eder." 

"Görüşmenizde tek gündemin anayasa olmadığı, iç tüzük, AB reformları gibi konuların da bulunduğunu, sözcülerin açıklamalarından bunlarla ilgili olumlu bir noktaya gelindiğini anlıyoruz. Başkanlık konusunda Kılıçdaroğlu'nda bir fikir değişikliği gördünüz mü?" sorusu üzerine Davutoğlu, "O kendi pozisyonunu anlattı, biz de kendi pozisyonumuzu anlattık" yanıtını verdi.

Görüşmeyle ilgili pozitif, somut adımlar şeklinde bir kaç hususun altını çizmek gerektiğini bildiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Birincisi, komisyonun, Anayasa Uzlaşma Komisyonunun çalışmaya başlaması. Bu şu demek, anayasa ile ilgili bir süreç devreye giriyor yani soyut tartışmaların ötesinde tekrar 'nerede kalmıştık' diyerek, tabiri caizse kaldığımız yerden yeni bir anayasa yapılma süreci başlamış olacak. Buna Cumhuriyet Halk Partisi 'evet' cevabı vermiş oldu. Dediğim gibi Sayın Bahçeli ile de görüşeceğiz. 

İkincisi yine çok önem verdiğimiz bir husus, iç tüzükle ilgili. Çünkü Meclis çalışmalarını yavaşlatan en önemli etkenlerden birisi iç tüzüğün yapısından geliyor. Halbuki bizim çok seri reformlar yapmamız lazım. Onun için iç tüzüğün yeniden gözden geçirilmesi konusunda da mutabakata vardık. İç tüzükle ilgili geçmişte bir komisyon vardı, 6 madde de bir uzlaşmazlık söz konusuydu. Bu 6 madde ile ilgili olarak tekrar İç Tüzük Komisyonunun da çalışması konusunda bir mutabakata vardık. Bu önemli de bir gelişmedir. 

Üçüncüsü ben bu konuda gerçekten iyi bir atmosfer yakaladığımızı düşünüyorum, o da Avrupa Birliği yasaları başta olmak üzere özellikle vize muafiyeti ile ilgili Sayın Kılıçdaroğlu destek vereceklerini ifade ettiler. Vize muafiyetinin gerektirdiği kanunlarla ilgili, kişisel verilerin korunması başta olmak üzere. Bu önemli bir adımdır çünkü biz mart sonuna kadar bunu tamamlarsak bu yasal düzenlemeleri ekim ayında vatandaşlarımızın Schengen bölgesine vizesiz gitme imkanı doğacak. Bu konuda kendisine de teşekkür ettim, çünkü nihayet bu hepimizin ortak hedefi olması lazım. Bu konuda da mutabakat sağlandı. 

Reformlarla ilgili de bizim reform takvimimizi ve reform maddelerimizi onlarla paylaşacağız, onlar da kanaatlerini paylaşacaklar. Ayrıca iktidar-muhalefet olarak da bir yöntem üzerinde de bir mutabakata vardığımızı söyleyeyim, o da yasaları sevk edilmeden önce de istişare etmek. Onlar da bu konuda gereksiz zaman kaybına engel olacak şekilde birlikte bazı süreçleri grup başkan vekilliklerimizin yürütmesi. Bu da olumlu bir gelişmedir. Dolayısıyla aslında somut anlamda gerçekten olumlu bir netice hasıl olduğunu düşünüyorum. Yani Anayasa Uzlaşma Komisyonunun kurulması, İç Tüzük Komisyonunun kaldığı yerden çalışmalarına devam etmesi, AB uyum yasalarına net destek beyanı ve bundan sonra yapılacak reformlar konusunda da işbirliği yapma anlayışı, hep bunlar olumlu neticeler."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64