banner47

Davutoğlu, Herkes milli iradeyi doğru okumalı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Her şeyden önce seçim sonuçlarıyla ilgili hiç kimsenin spekülasyon yapmadan milli iradeyi doğru okuması lazım" dedi.

Davutoğlu, Herkes milli iradeyi doğru okumalı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Her şeyden önce seçim sonuçlarıyla ilgili hiç kimsenin spekülasyon yapmadan milli iradeyi doğru okuması lazım" dedi.

17 Haziran 2015 Çarşamba 01:45
Davutoğlu, Herkes milli iradeyi doğru okumalı

 Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi'nde, 7 Haziran'da seçilen milletvekillerinin katıldığı toplantıda konuştu.

Başbakan Davutoğlu, milletvekili seçim neticelerinin, ülke, millet ve tüm insanlık ile yeni seçilen milletvekilleri ve ailelerine hayırlı olması temennisinde bulundu.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimlerinin, Türk demokrasi tarihinde önemli bir eşiğin aşılmasıyla neticelendiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Burada sizlere gösterdiğiniz gayretler, milletimize davamızı seçim kampanyasında anlatmak için sergilediğiniz ilkeli tutum ve çalışmalarınız dolayısıyla teşekkürü bir borç biliyorum. Sizlere teşekkür etmekle birlikte yine değerleri eşlerinize, çocuklarınıza, sizlere destek olan dostlarınıza teşekkürü borç biliyorum. Ayrıca en büyük teşekkürü sizlerle burada olmak için çok büyük çabalar sarf eden ama listenin daha arka sıralarda olduğu için buralarda olamayan fakat sizlerin buraya gelmenizde en büyük katkıyı yapan en çok değerli adaylarımızadır. Özellikle bunun altını çizmek istiyorum."

"Göz göze, gönül gönüle..."

Seçim sürecinde 81 vilayeti gezdiğini, halkla buluşarak her şeyi istişare ettiklerini dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Göz göze, gönül gönüle, diz dize oturduk, konuştuk. Listenin hangi sırasında olursa olsun gece gündüz koşturan ahlak abidesi adaylarımızı gördüm. Listenin arka sıralarında olmakla birlikte listenin en önündeki arkadaşı kadar büyük bir fedakarlıkla tam bir dava aşkıyla çalışan bu yol arkadaşlarımızı bir kez daha selamlıyorum ve onların da aslında manen bu salonda olduklarını vurgulamak istiyorum.

Bu uzun bir yol, çileli, dava ehilleri için her zaman zorluklarla karşılaşılabilecek bir yol ama aynı zamanda onurlu bir yol. AK Parti her zaman vurguladığımız gibi konjonktürel siyasi hareket değildir. Tarihin belli bir evresinde konjonktürel şartlarda ortaya çıkmışı köksüz, fırsatçı bir siyasi kadronun kurduğu bir hareket değildir. AK Parti, kökü, asırlarca derinliğe giden ve gelecek perspektifi istikbalde sınır tanımaksızın ufuklara doğru yürüyen bir hareketin, 21. yüzyılın başlarında kurucu genel başkanı, liderimiz, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte çıktığın yolun adıdır. Bu anlamda, biz Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet çizgisi içinde bu topraklardaki medeniyet birikimimizi savunmak, bütün ecdadın bıraktığı mirası her haliyle gelecek nesillere aktarmak, onurlu ve geleceğe ümitle bakan genç nesillere yeni Türkiye inşa etmek için yola çıktık. Önümüze ne kadar engel çıkartılırsa çıkartılsın mutlaka menzile ulaşana kadar hepimiz tarafından tam bir kararlılıkla sürdürülecek yoldur."

"AK Parti hem köklü gelenekten gelmesi itibarıyla hem milletimizi bütünüyle temsil etmesi itibarıyla kendi geleneklerini oluşturmuş ve ortak akılla, ortak vicdanla en önemlisi de ortak ahlak ilkeler etrafında yürüyüşünü sürdürmüştür" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çerçevede hiç ihmal etmediğimiz son 14 yıl içinde sürekli işletmeye çalıştığımız ana ilkelerden biri istişaredir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı, Genel Başkanlığı döneminde gerek yılda 2 kez yapılan genel istişareler gerek her aşamada partimizin kurullarının çalıştırılması suretiyle alınan karaların bütün taban ve geniş kitlemiz tarafından benimsenmesi anlamında atılan adımlar çerçevesinde diğer partilerle kıyas edilmeyecek çok köklü gelenekleri birlikte inşa ettik."

"Diğer partiler, verdikleri mesajlarla çözümsüzlüğe yöneliyor"

Davutoğlu, diğer partilerin, 7 Haziran seçimlerinin neticesini doğru okumadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Diğer partiler, verdikleri mesajlarla toplumda bir şekilde çözümsüzlüğe yönelirken, biz soğuk kanlı bir şekilde hem tabloyu değerlendirdik hem milletimizin mesajını anlamaya çalıştık hem de yaklaşık son 10 gün içinde hemen hemen her gün kurullarımızı işleterek geniş bir istişare tabanı oluşturduk. 7 Haziran’dan hemen sonra, 8 Haziran sabahı arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, bütün MYK, Bakanlar Kurulu, MKYK üyesi ve diğer arkadaşlarıma, 8 Haziran sabahı, ‘bismillah’ dedik, sabahın fecriyle birlikte yeni bir yola çıkma inancıyla iç muhasebemizi yapmaya başladık. Bizler üzerine, güneş doğmayan bir neslin, bu anlamda her an muhasebeyle meşgul neslin takipçileriyiz, yolcularıyız. Onun için 8 Haziran sabahı istişaremize başladık. Bu istişareleri önce MYK ve Bakanlar Kurulu ortak üyelerinin ortak toplantısında ele aldık. Daha sonra MKYK’yı topladık. Partimizi en üst karar organı MKYK’da bu tabloyu hem anlamak, derinlemesine tahlil etmek hem de muhtemel senaryolarda alınacak tavır konusunda değerlendirmelerde bulunduk ve MKYK üyeleri bu konularda atılacak adımlar konusunda da Genel Başkan olarak bendenizi tam yetkili şekilde mücehhez kıldı. Ondan sonra da çalışmalarımızı sürdürdük. Yine ilk başkanlarını, bu salonda burada topladık. Belediye başkanlarımızı topladık. Gençlik kolları başkanlarımızı topladık, kadın kolları başkanlarımızı topladık ve istişareyi tabana tümüyle yaydık."

Davutoğlu, parti içinde istişarelerini sürdürürken diğer taraftan da Cumhurbaşkanına sunduğu istifa sonrasında yeniden görevlendirilmesi üzerine Bakanlar Kurulu çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini kaydederek, "Dün Bakanlar Kurulu toplantımızı yaparak ülkemizin beklenen sorunlarına çözüm bulma noktasındaki irademizi ortaya koyduk" dedi.

"Demokrasi çıkan neticeye saygıyı gerektirir"

"Her şeyden önce seçim sonuçlarıyla ilgili hiç kimsenin spekülasyon yapmadan milli iradeyi doğru okuması lazım" ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bu seçimin, 7 Haziran seçimlerinin bizce 3 önemli sonucu olmuştur. Birincisi milli irade tecelli etmiştir. Dikkat ediniz, 15 gün önce bugünlerde, Türkiye içinden ve dışından bir takım çevreler, Türkiye’de seçimlere şaibe bulaşacak, Türkiye’de iktidar seçimleri şu veya bu şekilde yönlendirecek diye sadece bize iftira değil, bütün Türk demokrasisine iftira niteliği taşıyan suçlamalarda vehimlerde bulundular. Biz, seçim neticesinin ne olursa olsun buna rıza göstereceğimizi ifade ederken, ‘seçim neticesi bizim lehimize çıkarsa bunu kabul ederiz, çıkmazsa sivil itaatsizliğe gideriz’ diyen zihniyetin millet nezdinde mahkum edilmesi lazım. Demokrasi çıkan neticeye saygıyı gerektirir. Ama öyle bir tablo konmaya çalışıldı ki neredeyse bu zemin hazırlanmaya çalışıldı."

"Bizim dönemimizde demokrasi işletilmiştir"

"Türkiye’yi Ukraynalılaştırmak ya da başka bazı ülkelere benzeterek seçimler üzerinden yapılacak manipülasyonlarla istikrarsızlaştırmak isteyenlerin yaptığı çabaların aksine milli irade tecelli etmiştir" diyen Davutoğlu, "Tartışmasız şekilde AK Parti’nin en büyük övünç duyduğu husus olarak dikkatinizi çekmek istiyorum; bizim dönemimizde demokrasi işletilmiş, milli iradenin tecellisi konusunda AK Parti iktidarının sağladığı imkanlarla, seçimler gerçekleştirilmiştir. Ümit ederiz bundan sonraki seçimlerde her ne zaman olursa olsun biz nasıl milli iradeye saygı duymuşsak herkes bu saygıyı duyar. Dış ve iç çevrelerin milli irade üzerinde oluşturmak istediği spekülasyonlara izin vermez" değerlendirmesinde bulundu. 

Bu seçimin hiç tartışmasız birinci partisi ve kazananının AK Parti olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu matematiksel bir gerçek olduğu kadar da siyasal bir gerçektir. Matematiksel bir gerçektir çünkü yüzde 41, yüzde 40,87 oy oranıyla AK Parti en yakın rakibine yani ana muhalefet partisine yüzde 24,6 oranındaki oy oranıyla en yakın rakibine 16 puan fark atmıştır, 16 puan. Bu açık farka ve açık neticeye rağmen hala ana muhalefet partisi genel başkanı kendi başaramadığı bir şeyi başka partilerden yedekleme suretiyle kendisini başarılı kılmaya çalışıyor. Yedekler hiçbir zaman aslı ikame etmez sizin oyunuz yüzde 24,80'dir, bu kadar" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, 1960'tan bu yana yapılan seçimler itibarıyla AK Parti dışında sadece 4 kez dört partinin yüzde 40 oranını geçtiğini hatırlatarak, Adalet Partisi'nin 2 kez, CHP'nin ise tarihinde bir kez yüzde 40 oranını geçtiğini, son olarak da Turgut Özal'ın bu başarıyı sağladığını kaydetti.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bu rakamlardan hareketle, AK Parti'yi bir şekilde başarısız gibi göstermeye çalışmak ister muhalif siyasi partiler olsun ister bazı ön yargılı gözlemciler yaptıkları şey matematiği tahrif etmektir, siyaseti tahrif etmektir. Şunu da ifade edeyim, bu seçim neticeleriyle Türk siyasetinin geleceğine emaneti konusunda da milletimiz AK Parti'yi sorumlu kılmıştır, AK Parti'yi yetkili kılmıştır. Kimse kendisinden rol çıkarmaya kalkmasın. Şu anda Türk siyasetini yönlendirme, yönetme kapasitesine, hükümet etme anlamında da en kapsamlı meşruiyete sahip parti yegane parti AK Parti'dir."

Konuşmasında, "Türkiye'de milleti temsil kabiliyeti en yüksek parti AK Parti'dir" ifadesine yer veren Davutoğlu, "Neden? Biraz önce zikrettim Türkiye'nin her köşesinden gelerek milletimizi temsil etme şerefini kazanmış olan milletvekillerimizdir. Evet, bizden başka hiçbir partinin milletvekilleri, grubu bir araya geldiğinde Türkiye'nin her köşesi o toplantıda, o salonda temsil edilmiyor. Temsil kabiliyeti en yüksek parti AK Parti'dir. Bu da hem matematiksel hem de siyasal bir gerçekliktir" dedi.

AK Parti'nin 56 ilde birinci, 23 ilde ikinci parti olduğunu ve sadece 2 ilde üçüncü parti çıktığını anımsatan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna mukabil CHP sadece 10 ilde birinci partidir, MHP sadece bir ilde birinci partidir, HDP sadece 14 ilde birinci partidir. Daha çarpıcısı, negatifinden bakıldığında AK Parti 5 ilde milletvekili çıkaramamışken, CHP 37 ilde milletvekili çıkaramadı. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu'nun önce bu rakamları önüne alıp iktidar iddiasından önce 'acaba biz milleti temsil edebiliyor muyuz' sorusuna cevap bulması lazım kendisi açısından. 37 ilde temsil kabiliyeti olmayan, temsil edilmeyen bir partinin iktidar iddiası taşıması mümkün olabilir mi? Yine MHP 34 ilde temsil edilmiyor. 34 ilde temsil edilmeyen bir parti milli birlik ve beraberliğin teminatı olarak kendisini gösterebilir mi? HDP 55 ilde temsil edilmiyor, 55 ilde temsil edilmeyen bir parti gerçekten Türkiyelileşmiş gibi kendini takdim edebilir mi?"

Milletvekillerine "Sizleri bir kez daha bütün yüreğimle tebrik ediyorum, teşekkür ediyorum" diye seslenen Davutoğlu, "Çünkü bu kadro Türkiye'nin her yerinden icazet almış, Türk milletimizin temsil kabiliyeti en yüksek kadrosudur ve bu hep böyle olmuştur" diye konuştu.

"Mevzi boş kalmayacak, misyon sahipsiz kalmayacak"

AK Parti'nin 22-23-24 dönemlerdeki gruplarının siyasi mesuliyetini üstlenirken milletin bütününü temsil etme kabiliyeti bakımından Türk siyasi tarihinde hiç örneği görülmemiş geniş meşruiyet zemininde hareket ettiğini anlatan Başbakan Davutoğlu, tüm AK Parti Gruplarının ortak bir akıl ortak bir vicdanla oluşmuş çok kutlu bir topluluk olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, "Hani Anadolu'yu yurt edinmek için dalga dalga gelen boylar var ya, Ahiyan-ı Rumlar, Bacıyan-ı Rumlar... Gelip her bir yerde tohum eken, sonra Rumeli'ye geçip oraları vatan kılmak için yola çıkanlar var ya dalga dalga gelirler, biri gider arkasından biri gelir. Biri gider ama yeri hiç boş kalmaz başka bir topluluk gelir. Esası şudur, yer boş kalmayacak, mevzi boş kalmayacak, misyon sahipsiz kalmayacak" değerlendirmesinde bulundu.

Seçim kampanyasında AK Parti hareketini Kuvayımilliye olarak adlandırdığını aktaran Davutoğlu, bunun da Türkiye'nin her yerinde var olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Her yerde dalga dalga insan toplulukları bir araya gelerek şunu derler, 'Kim gelirse gelsin, bu topraklar üzerinde kim müstevli emeller taşırsa taşısın bu milletin sahipleri bu mevzileri boş bırakmayacaklar' Kuvayımilliye'nin esası budur. Şimdi de AK Parti kadroları 22-23-24. dönemden 25. döneme atlanırken sanki dalga dalga gelen boylar ya da dalga dalga yayılan Kuvayımilliye gibi dalga dalga bir bayrağı aldılar, bir mevziye taşıdılar arkadan gelenlere o bayrağı tevdi ederken de gönül rahatlığı içinde bir davayı üstlenmiş olmanın misyon huzuru içinde yollarına devam ettiler."

"Nelerle karşılaştık" sorusunu yönelten Başbakan Davutoğlu, insan hafızasının bazen unutabildiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"22. dönemde daha başlarken bizi eksik bırakmak istediler, daha başlarken 22. dönem grup başkanı olması gereken kurucu genel başkanımız yasaklı kılındı, 22. dönemin o anlamda milletvekilleri toplandığında genel başkan milletvekili değildi. O andan itibaren engellemeler başladı, o andan itibaren öyle bir şey istendi ki 'AK Parti hareketi durdurulsun' ve aslında durdurulmak istenin AK Parti hareketi değil, 'milletin yürüyüşü durdurulsun ve eski Türkiye hakim ve egemen kılınsın'. Başaramadılar. Hep şunu ümit ettiler, 3 Kasım 2002'den bu yana, 'Diğer partiler gibidir AK Parti, aralarına nifak girer, küçük hesaplar girer, bir talimat geldiğinde bir apoletliden veya başka yerlerden, localardan, o talimat karşısında boyunlarını eğerler, bir muhtıra geldiğinde onu da kabul ederler, nihayet diğer partilerden bir partidir'. Ama 13 yıllık şerefli AK Parti Meclis Grupları bütün bu eski alışkanlıkları yıkan ahlak abidesi tavırlar sergilediler, sizlerin de bu tavırları sürdürmeye kararlı olduğunuzdan eminim."

Davutoğlu, "1 Mart Tezkeresi yaşandıktan hemen sonra bu parti dağılır diye düşünenler, hesap edenler çıktı. Danıştay saldırısı olduğunda birden düğmeye basılmış gibi her yerden eski Türkiye alışkanlıklarıyla AK Parti'yi kıskaca almaya çalışanlar çıktı. 27 Nisan e-muhtırası verildi, 22. dönemde ve 'AK Parti'de acaba bir sarsıntı doğurabilir miyiz', 'AK Parti içinden cumhurbaşkanı seçilemez' diye kampanyalar yürütüldü" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, 22. dönem milletvekillerini saygı ve hürmetle selamladığını belirterek, şöyle dedi:

"Bütün o baskılara karşı bugün sizlerin de bizlerin de burada olmamızı sağlayan onurlu bir tavrı sergilediler, birliklerini beraberliklerini bozmadılar. E-muhtıra verildiğinde Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken, o muhtıraya karşı sesini cesurca yükselttiğinde arkasında çok sağlam bir AK Parti Grubunun olduğunun bilinciyle bunu yaptı ve AK Parti 22. dönem grubu bizi hiç yanıltmadı, Allah hepsinden razı olsun. Sonra 23. dönem, büyük bir kararlılıkla Cumhurbaşkanı AK Parti kadroları içinden seçildi. Sayın Abdullah Gül ve şu gösterilmiş oldu; sağlam duran bir meclis grubu varsa, dirayetle onu yöneten genel başkanları varsa artık dışarıdan vesayetle cumhurbaşkanı seçme dönemi bitmiştir."

AK Parti'nin çok ciddi halk desteğiyle 23. döneme girdiğine vurgu yapan Davutoğlu, şu görüşlere yer verdi:

"23. dönemde de dışarıdan oyunlarla AK Parti'yi zayıflatmanın imkansız olduğunu, saflarını bölmenin imkansız olduğunu, AK Parti Meclis Grubunu bu tür ayak oyunlarıyla bir şekilde zaafa uğratmanın mümkün olmadığını görenler bir başka yola tevessül ettiler, parti kapatma davası. Türkiye'de herhalde bugün otoriterleşme tartışması yapanlar 2008'de iktidar partisi olan ülkenin en büyük partisine yönelik parti kapatma davasıyla ilgili o gün ne tavır takındıklarını, uluslararası çevrelerin ve Türkiye'deki çevrelerini ne tavır takındıklarını bugün o dosyaları açmanın vaktidir."

AK Parti'ye yönelik kapatma davası sırasında kimsenin yanlarında yer almadığını ama milletin ve AK Parti grubunun gür sesiyle söz konusu sürecin atlatıldığını belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bu başka bir partide olsaydı, herkes bir yerlere yelken açar ve yeni siyasi limanlarda 'acaba korunaklı yerler bulur muyuz?' diye arayışlara girerdi. 23. dönem milletvekillerimizi de hürmetle selamlıyorum. Surda hiçbir gedik açılmasına izin vermediler. Büyük bir vakarla, kararlılıkla, Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakan olarak, Genel Başkan olarak bütün diğer siyasi partilere, bundan sonra gelecek olanlara da bir ahlak dersi mahiyetinde, 'partimiz kapatılabilir ama ülkeyi kaosa sürüklemeyiz. Kimse sokağa çıkmayacak, kimse herhangi bir başka gündemin parçası haline gelmeyecek' dedi. Hani şimdi, '7 Haziran'da şu netice çıkmazsa sivil itaatsizlik yaparız' diyenlerin kulağına küpe olsun. Değil bir seçim neticesi, haksız bir Anayasa Mahkemesi kararı karşısında dahi AK Parti Genel Başkanı ve AK Parti kadroları meşruiyet çizgisinden ayrılmadılar. Vakarla neticeyi beklediler. Zamana da oynanmadı. Biraz daha hükümet edelim diye bir takım kaygılarla zamana oynanmadı. Bir an önce karar verilsin, Türkiye önünü biran önce görsün diye."

Seçimlerin ardından yaptığı balkon konuşmasında da Türkiye'nin huzur ve refahı için ellerinde geleni yapacaklarını, belirsizliğe izin vermeyeceklerini anımsatan Davutoğlu, 23. dönem AK Parti milletvekillerine de çalışmaları ve parti kapatma davası karşısındaki onurlu duruşları dolayısıyla teşekkür etti.

"Halkın iradesiyle gelen bir parti yerinden edilmeye çalışıldı"

AK Parti'nin yüksek oy oranıyla iktidara geldiği 24. dönemde terör olaylarının yoğun olarak yaşandığını anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bütün iyi niyetlerimizle başlatılan çözüm süreci tam rayına girerken, bu sefer 2013'te Gezi olaylarıyla Türkiye'de meşru çizgisi dışında arayışların önü açılmaya çalışıldı. Türkiye özgür bir ülkedir. Herkes izin almak şartıyla her yerde gösteri yapabilir ama öyle bir hava estirildi ki Gezi olayları esnasında, gösterilere sebep olan hususların dışına çıkılarak 'anlamıyorsunuz mesele şudur' ifadeleriyle seçimle iktidara gelen, halkın iradesiyle gelen bir parti yerinden edilmeye çalışıldı. O badire kararlı ve dirayetli bir tutumla aşıldı. Hemen arkasından 17-25 Aralık. Bu sefer parti kapatmayla bizi durduramayacaklarını anlayanlar başka yollarla, ülkeyi istikrarsızlığa sevk ederek, bu çabalarını sonuca ulaştırmaya çalıştılar ama bunda da başarısız oldular. 24. dönem milletvekillerimizi de bütün bu olaylar esnasında, o dönem ki  Genel Başkanımızın ve Başbakanımızın arkasında çok kararlı bir şekilde durmaları, meclis iradesi dışında hiçbir iradenin tanınmayacağı noktasında gereken her türlü ahlaki ve siyasi tavrı almalarından ötürü tebrik ediyorum."

Başbakan Davutoğlu, 24. dönem milletvekillerinin görevi sırasında, Orta Doğu'daki halkların Türkiye'nin başarı hikayelerinden de esinlenip "Arap Baharı" olarak adlandırılan gelişmeleri başlattığını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'deki onurlu duruşun etkilerinden ve bunun getirdiği sonuçlardan korkan, çekinen çevreler, Orta Doğu'daki demokrasi rüzgarının önünü kestiler. 2011'de tam biz 24. döneme başlarken, Mısır'da, Suriye'de, Yemen'de, Tunus'ta ve Libya'da gençler büyük ümitlerle sokağa özgürlük talepleriyle çıktılar. Tam da otoriterleşmeye karşı ve dikta rejimlerine karşı AK Parti'nin savunduğu felsefe ışığında özgürlükçü siyaset anlayışı ve onurlu dış politika çerçevesinde onlar da harekete geçti. 2012'de Mısır'da ilk kez seçilmiş bir cumhurbaşkanı iş başına geldi. Tunus'ta ilk kez seçimler objektif bir şekilde yapıldı, yeni bir hükümetle yeni ufuklara açılındı. Libya'da ilk kez geçici meclis anayasa çalışmalarına başladı. Yemen'de ilk kez yine çok geniş bir koalisyonla demokrasi kökleşmeye başladı. Ama izin vermediler. Bakın bu mesele ileride, 100 sonra yazıldığında Türkiye'deki demokrasi rüzgarının, Orta Doğu'daki demokrasi rüzgarıyla nasıl bütünleşik yürüdüğünü ama nasıl Orta Doğu'daki demokrasi rüzgarına kesenlerin Türkiye'de demokrasiye darbe vurmak için ne planlar yaptığını açık bir şekilde görecekler."

"Milletten aldığımız bir iradeyi milletin iradesi dışındaki güçlere teslim etmedik"

Konuşması sırasında, Mısır mahkemesinin, ülkenin darbeyle görevinden uzaklaştırılan seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi müebbet hapis cezasına çarptırdığını öğrenen ve bunu salondakilerle paylaşan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Şimdi işte sınav vaktidir, Batı ülkeleri sınavdadır. Hiç bir zaman şiddete başvurmamış siyasi bir hareketin önemli isimlerinden birinin idama doğru yürüyüşü konusunda ne yapacaklarını göreceğiz. Türkiye'deki demokrasi ve özgürlük yanlıları sınavdadır. Acaba seslerini yükseltebilecekler mi? Ama bizim vicdanımız da sicilimiz de temizdir. Nerede bir zulüm gördüysek, nerede bir dikta gördüysek, nerede insan haklarını yok eden bir rejim gördüysek onun karşısında dimdik durduk, durmaya devam edeceğiz. Bedeli ne olursa olsun, kendimiz için ne istemişsek, Orta Doğu'daki kardeş halklar için aynısını istedik. Bedeli ne olursa olsun Orta Doğu'daki kardeş halkların özgürlükleri için yapılması gereken ne varsa yapmaya devam edeceğiz. Türkiye'de bir başbakan, 27 Mayıs sonrası görevini yürütürken, şu ifadeleri kullandığı rivayet edilir. 'Başbakanlık koridorlarında Adnan Menderes'in ruhu dolaşıyor". Yine 12 Eylül döneminde hizaya dizilenleri gördük. 28 Şubat'ta sembolik dil kullanan başbakanları da gördük. Ama AK Parti'den çıkan genel başkanlar, kurucu genel başkanımız, ilk başbakan olarak da Sayın Abdullah Gül olmak üzere ve şimdi ben, hiçbir şekilde milletten aldığımız bir iradeyi milletin iradesi dışındaki güçlere teslim etmedik, etmeyeceğiz. Bu sınavdan kimin nasıl geçip geçemeyeceğini de hep beraber göreceğiz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64