banner47

Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazar

Başbakan Davutoğlu, "Sayın Bahçeli, dün yaptığı açıklamada, bu tavrı tarihin yazacağını söylüyor. Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazacak" dedi.

Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazar

Başbakan Davutoğlu, "Sayın Bahçeli, dün yaptığı açıklamada, bu tavrı tarihin yazacağını söylüyor. Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazacak" dedi.

29 Ağustos 2015 Cumartesi 16:19
Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazar
 Davutoğlu, parti genel merkezindeki "AKİM 2 Milyon Gülen Yüz Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmada, 7 Haziran seçimlerinden sonra bir koalisyon hükümeti kurulması için gereken bütün yolların kapanmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimin yenilenmesi kararı aldığını ve geçici seçim hükümeti kurma görevini kendisine verdiğini hatırlattı.

Bu görevin "ülkeyi suhuletle ve sükunetle seçime götürecek bir hükümet kurma" görevi olduğuna işaret eden Davutoğlu, bu nedenle koalisyon müzakerelerini yeniden başlatma imkanı da gereği de bulunmadığını kaydetti. "Buna rağmen ben Sayın Genel Başkanlar ile oturup bunları konuşmayı arzu ederdim. Cumhurbaşkanımızdan görevi aldıktan sonra, geçen hafta yaptığım çağrıya uygun olarak, bütün parti genel başkanlarıyla bir araya oturup hükümeti birlikte konuşmayı yine tercih ederdim" diyen Davutoğlu, parti genel başkanlarının "Bizi aramayın, telefonlarımız kapalı, görüşmeyiz" dediklerini aktardı.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunları biz mi dedik? Benim ağzımdan şimdiye kadar, 'hayır' dedikleri için Sayın Bahçeli'yi ya da diğer tekliflere yaklaşmadığı için Sayın Kılıçdaroğlu'nu veya diğerlerini 'Aramayacağım' diye bir söz duydu mu kimse? 'Kapımızı kapattık, sizlerle görüşmeyeceğiz' dediğimizi duydunuz mu? Millet şahit. Daha pazar gününden itibaren 'Bizi ve milletvekillerimizi aramasınlar, telefonlara çıkılmayacak, yüz yüze görüşülmeyecek' dendi. Biz siyasi nezaketi biliriz. Eğer bu sözler sarf edilmemiş, böyle bir pozisyon ortaya konmamış olsaydı benim niyetim, öncelikle dört siyasi partinin dört genel başkanına, diğer genel başkanlara, 'Birlikte oturalım, bu erken seçim hükümetini birlikte müzakere edelim' demekti. Önce bu çağrıyı yapmaktı. Olmayacaksa her biriyle ikili görüşme ya da telefon görüşmesi ve dahi milletvekilleriyle de telefon görüşmesi yapmaktı. Ama yapılan açıklamaları herkes biliyor, 'Telefonlarımız, kapılarımız kapalı'. Bütün bu nezaketsizlikten sonra sadece rencide edileceğimi bile bile telefon etmemi kim bekleyebilir? Aslında onların telefonları, kapıları değil, onların gönülleri kapalı.

'Konuşalım', 'Hayır, konuşmayız'. 'Müzakere edelim', 'Hayır, olmaz'. Anayasa açık bir şekilde hükümet kurulması talimatını veriyor. AK Parti olarak, 'Madem diğer partiler istemiyor, biz de bu koalisyonda yer almayacağız' deseydik, ne olurdu memleketin hali? Ama biz bunu demeyiz, çünkü biz küçük siyasi hesapların partisi değil büyük ideallerin partisiyiz. Oyun şuydu, AK Parti bir başka partiyle baş başa kalacak ve seçim boyu bunu istismar edecekler. Seçim kampanyasıyla bunu istismar edecekler. Böyle istismar hesaplarıyla yola çıkanlara millet yüz verir mi?"

"Güneş Motel, CHP zihniyetinin ürünüdür"

Hiçbir yola derinlemesine çalışma yapmadan çıkmadığını vurgulayan Davutoğlu, ortaya çıkan durum üzerine anayasa hukukçularıyla görüşmeler yaptığını hatırlattı.

Davutoğlu, Anayasa gereği TBMM'de bulunan partilerin milletvekillerine teklif götürülmesi gerektiğini, bu teklifin yapılmaması halinde, bağımsızların bakan olarak atanamayacağını belirterek, şöyle devam etti:

 "Ben istemez miydim bu isimleri dahi genel başkanlarla müzakere etmeyi. Ama bu müzakere imkanı olmadığını kendileri ifade ettikten sonra bize düşen tek şey vardı. Karşılıklı bir siyasi nezaketsizlik yaşamamak için, başka yollara gitmeden, doğrudan, uygun gördüğümüz, TBMM'nin onurlu milletvekillerine... Hepsi onurludur, hepsi şereflidir, hepsi bu milletin temsilcileridir. Biz bir ayrım gözetmeyiz ve Millet Meclisi'nde bulunanların onurlarını da tartışma konusu yapmayız. 'Başbakan'ın teklifine evet diyenler onursuzdur, ahlaksız bir siyasete alet olurlar' gibi kendi milletvekillerine baskı yaparak onların iradelerine ipotek koymaya çalışanlar, TBMM'nin onuruyla oynamışlardır. Biz böyle bir şey söylemedik, söylemeyiz de. Milletten onay alıp bu Meclis'e girmiş olan her milletvekili, siyaseten bize en karşı duruşa sahip olsa dahi onurludur ve bizim saygımızı hak eder.

Ama onlar böyle davranmadılar, kendi milletvekillerine dahi güvenmediler, baskı oluşturdular. 'Kabul ederseniz, zarfı açarsanız ahlaksız siyasete alet olursunuz' dediler. Güneş Motel gibi çirkin benzetmeler yaptılar. Özellikle de Güneş Motel benzetmesi yapanlara sesleniyorum, o Güneş Motel'i kimin yaptığı belli. Güneş Motel, CHP zihniyetinin ürünüdür. Hiçbir zaman biz bu oyunların içinde olmadık. Rahmetle anıyorum Sayın Ecevit'i ama onun genel başkanlığında Güneş Motel yaşanmıştır. Bize siyasi ahlak dersi vermeye çalışanlar kendi geçmişlerine baksınlar."

"Hiçbir partinin veya kesimin iç işlerimize karışmasına izin vermeyiz"

Başbakan Davutoğlu, Meclis'teki 550 milletvekili içinde bakanlık görevini hakkıyla yerine getirecek bir çok isim olabileceğini ama teklif götürülen isimlere bakıldığında, geçmişte önemli devlet görevi ifa etmiş, tecrübeli, birikimli, sivil toplumdaki faaliyetlerle öne çıkmış olanlara ağırlık vermeye çalıştıklarının görüleceğine dikkati çekti.

Başka hiçbir hesapları olmadığını, hiçbir partinin iç işlerine karışmadıklarını, karışmayacaklarını belirten Davutoğlu, "Hiçbir partinin veya kesimin bizim partimizin iç işlerine karışmasına da izin vermeyiz. AK Parti'nin içinde bir sürü dedikodu çıkarmaya çalışacak şekilde kampanya yürütenler bilsinler ki biz başkanlarının iç işlerine karışmadığımız gibi, başkalarının bize dönük faaliyetlerine de asla zemin vermeyiz" dedi.

"Böyle dönemler devlet ahlakına sahip olanları da olmayanları da ortaya koyar"

Başbakan Davutoğlu, tekliflerin dün ilgili milletvekillerine iletildiğini anımsatarak, cevap verenlere de teşekkür etti. Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Nihayet bu bir tekliftir, kabul edip etmemek onların iradeleridir, siyasi partilerin iradeleri değildir. Siyasi Partiler Kanunu'nun 28'inci maddesi açık bir şekilde, bakanlık teklifinde ve oluşumunda siyasi parti gruplarının rol almayacağını ortaya koyar.

'Evet' diyen Sayın Tuğrul Türkeş'e huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum. Bütün bu baskılara karşı, Anayasa'nın gereğini, siyasi ahlakın ve böyle bir kritik dönemde devlet adamı ahlakının gereğini gösterdiği için Sayın Türkeş'e bir kez daha teşekkür ediyorum. Büyük baskı altına alındı, dirayetle direndi. Dün olumlu cevabını aldıktan sonra görüştüğümde kendisine de ifade ettim, böyle dönemler, ağır sorumluluk alma ahlakına, devlet ahlakına sahip olanları da olmayanları da ortaya koyar.

Terörle mücadele ediyoruz, Türkiye etrafından ateş çemberi olan bir ülke olarak son 30 yılın belki de en kritik güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya. Küresel ekonomik kriz var. Ülkenin 13 yılda elde ettiği kazanımlarla ilgili ciddi riskler var ve ülkenin istikrarı itibarıyla da önemli yüzleşmelerle karşı karşıyayız. Böyle bir dönemde eğer bir kişi kendisine yapılan bakanlık teklifini reddediyorsa, bu ağır sorumluluktan 'kaçıyor' demektir. Ama eğer bir kişi Sayın Türkeş gibi bu teklifi kabul ediyorsa bir menfaat peşinde değil, ülkenin geleceği peşinde olduğunu ortaya koymuş demektir. Sayın Bahçeli dün yaptığı açıklamada, bu tavrı tarihin yazacağını söylüyor. Tarih, sorumluluktan kaçanları da yazacak. Tarih, millet beka mücadelesi verirken 'Hayır, hayır, hayır' diyenleri de yazacak."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64