banner47

“BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUM”

“Türkiye’nin Kendi Sınırlarını Koruma Hakkına Herkes Saygı Göstermelidir”

“BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUM”

“Türkiye’nin Kendi Sınırlarını Koruma Hakkına Herkes Saygı Göstermelidir”

28 Kasım 2015 Cumartesi 17:45
“BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUM”
 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir resepsiyon veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün sabah saatlerinde tüm uyarılara rağmen hava sahamızı ihlal eden bir aidiyeti belli olmayan savaş uçağına angajman kuralları gereği müdahale edilmiştir. Aidiyeti bilinmeyen bir uçak beş dakika içinde on defa uyarılmasına rağmen ihlalini devam ettirmiştir. Bunun üzerine F-16’larımız tarafından yapılan müdahale sonrası iki uçaktan bir tanesi düşürülmüştür” dedi.

Resepsiyona, Türkiye’nin farklı bölgelerinden, Millî Eğitim Bakanlığı ve özel okullar bünyesinde ilk ve orta eğitimde hizmet veren öğretmenlerin yanı sıra, AFAD kamplarında Suriyeli çocuklara eğitim veren öğretmenler ile Yunus Emre Enstitüsü bünyesinde, polis okullarında ve askeri okullarda görev yapan öğretmenler da katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi öğretmenlerinin de aralarında bulunduğu resepsiyonda bir konuşma yaptı.

Konuşmasına, konukların 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayarak ve bu gün vesilesiyle tüm öğretmenlere şükran ve minnetlerini sunarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ebediyete irtihal etmiş öğretmenlere rahmet, emekliliğini yaşayan öğretmenlere de sağlıklı, mutlu ve uzun ömürler diledi.

            

“GEÇEN 200 YILDA HER ALANDA OLDUĞU GİBİ, EĞİTİM-ÖĞRETİM ALANINDA DA SANCILI BİR SÜREÇ YAŞANDI”

Resepsiyonda kendi ilk ve orta eğitiminde üzerinde emeği bulunan öğretmenlerinin de olduğunu belirten ve onlara hitaben “Kendilerine özellikle bu akşam aramızda bulunmaları sebebiyle tekrar hürmetlerimi şükranlarımı sunuyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  geçen 200 yılda, her alanda olduğu gibi, eğitim-öğretim alanında da sancılı bir sürecin yaşandığına işaret ederek, şöyle konuştu: “Bu sancı, Cumhuriyet döneminde de devam etti. ‘Dilde sadeleştirme’ adı altında, pek çok kavramın içi boşaltılmış, tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle olan bağı kopartılmıştır. Biliyorsunuz eskiden öğretmen yoktu, muallim vardı. Muallim, yani ilim tedris eden, eğitim ve öğretimi birlikte yürüten kişi… Öğrenciye de talebe denirdi. Talebe, yani ilme talip, eğitimi ve öğretimi birlikte alan kişi… Esasen, muallimliğin de, talebeliğin de sınırı yoktur; bu ilanihaye devam eden bir süreçtir.”

Türkiye’de eğitimin bilgi birikimini nesilden nesile aktarma olan talim şeklinde anlaşılıp sistemin buna göre kurulduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Halbuki, iyiyi ve kötüyü ayırt ederek kişiyi iyiye sevk etme olan terbiye manasına gelen eğitim ile öğretim, madalyonun iki yüzü gibi bir bütündür. Günümüzde öğretmen-öğrenci ilişkisi, neredeyse ders anlatma, not verme, sınava hazırlama hususlarıyla sınırlanmıştır.  Muallim-talebe ilişkisi ise, talimi, terbiyeyi ve edebi birlikte kapsayan boyutuyla, bizatihi hayata dairdir, hayatın tüm alanlarına hitap eder” diye konuştu..

            

EĞİTİM ALANINDA YAPILAN REFORMLAR

Geçtiğimiz 13 yılda Türkiye’de her alanda tarihî başarılara imza atıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve kültürde, nitelik olarak arzu ettikleri ve ihtiyaç duyulan ilerlemenin kaydedilemediğine inandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimin altyapısını güçlendirmek için çok önemli yatırımları, çok önemli projeleri hayata geçirdiklerini, fiziki imkanlar noktasında geçmişle kıyaslanmayacak imkanlara kavuşulduğunu, zarfın olduğunu ancak mazrufta sıkıntıların yaşandığını söyledi ve ekledi: “Şimdi bunu da gidermemiz gerekiyor. Onun için bu dönemi müfredat noktasında muallim hocalarımız noktasında inşallah ciddi bir sıçrama dönemi olacağına inanıyorum.”

Bu süreçte bütçede en büyük payın eğitime ayrıldığını, 235 bin yeni derslik yapıldığını, okullara 1 milyon bilgisayar dağıtıldığını öğrencilere ve öğretmenlere 888 bin tablet bilgisayarın dağıtıldığını, 187 bine yakın sınıfa etkileşimli tahta yerleştirildiğini, mevcut öğretmenlerin yarıdan fazlasının son 13 yılda atandığını, 4+4+4 sisteminin getirilerek katsayı gibi adaletsiz uygulamalara son verildiğini ve kitapların öğrencilere ücretsiz dağıtıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama burada çocuklarımıza neleri öğretmemiz, onları nasıl eğitmemiz gerektiği konusuna yeteri kadar yetişemedik. Benzer bir durum kültür alanı için de söz konusudur. Gerek hükümetimizin, gerekse Milli Eğitim Bakanlığımızın da aynı tespitler içinde olduğuna inanıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki dönemin, diğer çalışmalarla birlikte eğitim, öğretim ve kültür alanlarına da özellikle eğilecekleri bir dönemin olacağını belirterek, bu konuda öğretmenlere büyük görev düştüğünü sözlerine ekledi.

         

ÖĞRETMENLERİN ÖZLÜK HAKLARININ İYİLEŞTİRİLMESİ

Öğretmenlerin özlük haklarının önemli olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı görevinde de öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik her çabaya destek olduğunu ve olmaya devam edeceğini belirtti. Hükümetin, öğretmenlerin maaş ve diğer özlük hakları konusunda yeni bir çalışmayı kamuoyu ile paylaştığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu doğrultuda yeni adımların da atılacağına inandığını söyledi. “Öğretmenlik mesleğinin sorunlarının atanamayan öğretmenler veya maaş parantezine mahkûm edilmesini açıkçası kabul edemiyorum. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerimizin çok daha büyük meseleleri olmalıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlerle talimle birlikte eğitimi, terbiyenin ve edebin öğrencilere nasıl verilebileceğini konuşup tartışmaları ve değerler eğitimi konusuna daha fazla eğilmeleri gerektiğini; önümüzdeki dönemde eğitimle ilgili sorunların çözüm yollarını hep birlikte geliştireceklerini ifade etti.

“TÜRKİYE İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKE VE TEHDİT, NESİLLERİN ÇALINMASIDIR”

Paralel devlet yapılanması gibi örgütlerin eğitim alanı üzerinden Türkiye’ye yönelik ihanetlerinin tekrarına izin vermeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Türkiye için en büyük tehlike ve tehdit, nesillerin çalınmasıdır. Bizim hiçbir örgüte, hiçbir şebekeye, hiçbir sapkın ideolojiye kaptıracak tek bir evladımız dahi yoktur. Hangi isim altında olursa olsun, hangi iddiayla ortaya çıkarsa çıksın, genç dimağları iğfal etmeyi hedefleyen her girişimle mücadele edeceğiz. Kendi devletine, kendi milletine, kendi tarihine, kendi kültürüne, kendi medeniyetine yabancılaştırılmış, hatta düşman kesilmiş nesiller, özellikle böyle bir facianın tekrarına tahammülümüz asla yoktur. Buna fırsat tanımayacak bir sistemi hep birlikte inşa edeceğiz. Bana göre Türkiye’nin en büyük ve en çok ihtiyaç duyduğu 2023 hedefi işte budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin çevresindeki bölgede yaşanan terör, güvenlik ve göç sorununa da değindi. Türkiye’nin uzun süredir 2,5 milyon Suriyeli ve Iraklı göçmeni topraklarında misafir ederken, Avrupa ülkelerinin sadece birkaç yüz bin kişilik mülteci akını karşısında ciddi endişeye kapıldığını, Paris’i hedef alan terör saldırısıyla endişenin paniğe dönüştüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  terör saldırılarında büyük kayıplar vermiş bir ülke olarak Fransa’yı en iyi anlayan ülkenin Türkiye olduğunu dile getirdi. G-20 Antalya Zirvesi’nde liderler olarak terörizmle mücadele konusunda ilkeli ve kararlı bir tutum ortaya koyduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batılı liderlerden ülkelerinde tırmanış gösteren Irkçı ve İslam düşmanı eğilimlere karşı daha güçlü bir duruş sergilemelerini bekliyoruz. Suriye meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmadan ne mülteci, ne de terör sorununun önüne geçilemeyeceğini artık herkesin görmesi gerekiyor. Viyana görüşmelerinde bu doğrultuda ümit verici gelişmeler yaşandı, ancak Esed rejimi ve onu destekleyen ülkeler bu görüşmelerde varılan mutabakatın ruhuyla uyuşmayan yeni saldırılara giriştiler” ifadelerine yer verdi.

“BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİNE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUM”

Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı bölgeye yoğunlaşan saldırıları şiddetle kınadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Orada bizim soydaşlarımız var, orada bizim akrabalarımız var ve bu akrabalarımız, bu soydaşlarımız sürekli uçaklarla bombalanıyor, tanklarla, toplarla sürekli olarak bombalanıyor. Şu anda oralardan bu soydaşlarımız sınıra doğru göç etmeye, kaçmaya başladılar ve bunların bir kısmı şu anda Türkiye’deki kamplara yerleştirilmiş vaziyette. Ama bir kısmı da Suriye tarafındaki kamplarda şu anda onlar da iskan ediliyor. Peki, bütün bunlara destek nereden? Türkiye’den, Kızılay’ımızla, sivil toplum örgütlerimizle onlara her türlü yardımı götürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma gününden beri gelişmeleri yakından takip ettiğini, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı, MİT Müsteşarı ve diğer ilgililerden sürekli bilgi aldığını açıklayarak, resepsiyondan önce de dar kapsamlı bir güvenlik toplantısı yaptıklarını aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah saatlerinde yaşanan Türk hava sahasının ihlali sebebiyle bir uçağın düşürülmesi ile ilgili şu açıklamaları yaptı: “Bilindiği gibi, bugün sabah saatlerinde tüm uyarılara rağmen hava sahamızı ihlal eden bir aidiyeti belli olmayan savaş uçağına angajman kuralları gereği müdahale edilmiştir. Aidiyeti bilinmeyen bir uçağın beş dakika içinde on defa uyarılmasına rağmen hava sahamıza girmeden önce, uyarılmasına rağmen maalesef ihlalini devam ettirmekte ısrarını sürdürmüştür. Bunun üzerine F-16’larımız tarafından yapılan müdahale sonrası iki uçaktan bir tanesi düşürülmüştür. Biz buna şahit olmak istemeyiz; ama böyle bir durumla karşı karşıya bırakılmanın ne yazık ki ıstırabını yaşıyoruz. Bu hadise tamamen Türkiye’nin önceden ilan ettiği angajman kuralları çerçevesinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin komşularıyla, başka herhangi bir ülkeye karşı düşmanlığı asla söz konusu değildir. Suriye’de bugüne kadar çok daha vahim olaylar yaşanmamasının sebebi, Türkiye’nin soğukkanlı tutumudur. Bu son hadisenin önüne geçmek için de elimizden gelen gayreti gösterdiğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin kendi sınırlarını koruma hakkına da herkes saygı göstermelidir.”

“DAEŞ TERÖR ÖRGÜTÜNÜ VURUYORUZ DİYEREK BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ VURULMAKTADIR”

Türkiye’nin, Suriye’de zalim rejime karşı kendi kurtuluş savaşlarını veren muhalif grupları samimiyetle desteklediğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarını şu cümlelerle sürdürdü: “Bakın burada yalnız bir şeyin altını çizmem lazım: Bayırbucak Türkmenlerinin olduğu bölge, DAEŞ terör örgütünün olduğu bölge değildir. Kimse kimseyi kandırmasın; orada sadece Bayırbucak Türkmenleri vardır, soydaşlarımız vardır, akrabalarımız vardır. ‘DAEŞ terör örgütünü vuruyoruz’ diyerek orada Bayırbucak Türkmenleri vurulmaktadır. Ve bunlar topraklarını savunmanın gayreti içerisindedir, ailelerini kamplara göndermişlerdir ve orada sadece o direnişçiler kalmıştır ve bunlar içinde Bayırbucak Türkmenleri ülkemizle olan yakın akrabalık ilişkileri sebebiyle tıpkı Halep’teki, Humus’taki, Şam’daki, Golan’daki Türkmenler gibi bizim için ayrı bir öneme sahiptir. Esed rejimi ve onu destekleyen ülkelerin Bayırbucak Türkmenlerini hedef alan saldırılarının gerisindeki amacını gayet iyi biliyoruz. DAEŞ’in hemen hiçbir varlığının olmadığı bu bölgedeki saldırılar doğrudan Esed rejimini ayakta tutma amacına yöneliktir. Türkiye Cerablus’tan başlayıp Akdeniz’e kadar uzanan hattı tüm terör örgütlerinden arındırma kararındadır. Türkiye olarak bu bölgede yaşayan kardeşlerimize eskiden beri her türlü desteği veriyoruz, vereceğiz.”

17-25 Aralık darbe girişiminden sonraki süreçte durdurulan MİT tırlarının, Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren tırlar olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin, hükümetimizin ve şahsımın aleyhine bir algı oluşturabilmek adına bu yardımları sabote edenleri milletimizin asla affetmeyeceğine inanıyorum. Bugün de bölgede gerçekten çok zor şartlarında mücadele veren kardeşlerimize destek olmak için hem ülkemiz tarafında, hem de sınırını diğer tarafında her türlü imkanı seferber ediyoruz” şeklinde konuştu.

“AVRUPA’NIN MÜLTECİ KISKACINDAN KURTULABİLMESİNİN YOLU SURİYE’NİN İSTİKRARINDAN GEÇİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok yakında Cerablus-Akdeniz hattındaki insani güvenlik bölgesi uygulamasını müttefik ülkelerle birlikte hayata geçireceklerini açıklayarak, bu uygulamayla bir yandan bölgede yeni insani dramların ortaya çıkmasına engel olurken, diğer yandan da kendi vatanlarında hayatlarını sürdürmek isteyenlere imkân sağlamayı hedeflediklerini dile getirdi. “Türkiye’nin bu çabasına destek vermeyen veya engel çıkarmaya çalışan herkes, Suriye’de hayatını kaybeden 380 bin masuma eklenecek her yeni canının sorumluğuna ortak olacaktır” sözlerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının güvenli ve istikrarlı bir geleceğe kavuşmasından başka bir gayelerinin olmadığının altı çizerek, “Kendi güvenliğimizin de bundan geçtiğini biliyoruz. Aynı şekilde Avrupa’nın mülteci ve terörizm kıskacından kurtulabilmesinin yolu da Suriye’nin istikrara kavuşmasından geçiyor” dedi.

Konuşmasının sonunda Suriyeliler için aydınlık yarınlar temennisinde bulunan ve Türkmenlere mücadelelerinde başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Yeni ve büyük Türkiye’nin inşasında görev alan kıymetli öğretmenlerimize sevgilerimi, saygılarımı, hürmetlerimi sunuyorum” diyerek tamamladı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64