banner47

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV ve TV 360 ortak yayınına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 TV ve TV 360 televizyon kanallarında ortak yayınlanan “Başkan Özel” programına konuk oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV ve TV 360 ortak yayınına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 TV ve TV 360 televizyon kanallarında ortak yayınlanan “Başkan Özel” programına konuk oldu.

haberiumturk
haberiumturk
06 Mart 2019 Çarşamba 21:07
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 TV ve TV 360 ortak yayınına katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 TV ve TV 360 televizyon kanallarında canlı olarak ortak yayınlanan “Başkan Özel” programına konuk oldu. AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen programda Murat Çiçek ve Helin Aslan'ın sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemdeki bazı konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“TÜRKİYE’DE VE BÖLGEDE YAŞANAN HADİSELER, 31 MART SEÇİMLERİNİ SIRADAN BİR SEÇİM OLMAKTAN ÇIKARDI”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı’nın, Türkiye’de bir beka sorununun olmadığına ilişkin açıklamaları ve ‘YPG bize saldırmaz’ cümlesi hatırlatılarak, “Bunu bir amaç için mi, yoksa belirli bir oyu konsolide etmek için mi söyledi? Yoksa bir yerlere sinyal verdiğini mi düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruya verdiği cevapta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin en önemli sorununun beka sorunu ile muhalefet sorunu olduğunu söyledi.

Türkiye’de ve bölgede yaşanan hadiselerin, 31 Mart seçimlerini artık sıradan bir seçim olmaktan çıkardığını ve ana muhalefetin başının kendi kendiyle çelişki içinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG/PYD terör örgütünü beka sorununun bir tarafı olduğunu göremeyen bir ana muhalefet liderinin beka sorununu tanımlamaktan da uzak olacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, YPG/PYD'ye 23 bin tır kamyon silah, mühimmat ve araç-gereç geldiğini, bu terör örgütlerinin PKK'nın yan kolları olduğunu, getirilen silah ve mühimmatın Türkiye'ye karşı kullanıldığını ve 100'ün üstünde vatandaş ve askerin bu örgütlerin saldırılarında şehit olduğunu hatırlattı. Konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zeytindalı harekâtını; açılmak istenen ve Türkiye için beka sorunu oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmak için gerçekleştirdiklerini vurguladı.

“BENZER ŞEYLER YAŞANDIĞI ANDA BU İŞİ ANINDA YARGIYA GÖTÜRÜR VE KAYYUMLAR İÇİN YOLU AÇARIZ”

Bütün bu gerçekler ortadayken CHP liderinin YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini, bu örgütün saldırılarında verilen şehitleri görmezden geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP ve İyi Parti’nin Doğu Anadolu ve Güneydoğu belgelerindeki kimi şehirlerde aday göstermediğine, oralarda miting yapmadığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oluşturdukları ittifak var ya, bu ittifaklarla oraları zaten tamamıyla şu anda terör örgütünün desteklediği HDP'ye teslim etmiş vaziyetteler. Bazı yerlerde de diğerlerine bir şeyler bırakmış vaziyetteler” diye konuştu.

31 Mart sonrasında, daha önce yaşananlara benzer şekilde bölücü terör örgütünün desteklediği parti belediyelerinden, terör örgütüne destek verilmesi durumunda yine kayyum atanması yoluna gidilip gidilmeyeceği yönündeki soruyu Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte yaşananların kendileri için çok önemli bir ders olduğunu ifade ederek, “Buradan aldığımız nasihatle 31 Mart'tan sonraki süreçte benzer şeyler yaşandığı anda biz bu işi anında yargıya götürür ve anında da kayyumlar için yolu açarız” dedi.

HDP'li yöneticilere yönelik sözlerinin muhalefet tarafından seçmene söylenmiş gibi aktarıldığının, İyi Parti Genel Başkanının, partisinin Denizli mitingine “Cumhurbaşkanı'nın terörist dediği Denizlililer nasılsınız, iyi misiniz?” sözlerinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu parti liderinin, ittifakta ortak oldukları CHP liderinden yalan söyleme becerisini iyi kaptığını dile getirdi.

İlgili parti liderinin daha önce kesin bir dille ‘Genel başkanlıktan ayrılıyorum’ deyip geri döndüğünü hatırlatan ve ilgili parti liderine, “Türkiye'de Kürdistan diye bir bölge var mı? Sen bunu nasıl kabul edersin? Bir taraftan ‘böyle bir şey yok diyeceksin’, 'Kürdistan' diyenlerle el ele omuz omuza olacaksın” ifadelerini yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben HDP'ye oy verenlere kalkıp da nerede terörist demişim bunu ispat etsinler. İspat ettikleri anda ben ne gerekiyorsa onu yaparım. Böyle bir iftiranın içerisinde ancak onlar bulunur” dedi.

Konuşmalarında, HDP’ye oy veren vatandaşlara sadece “Bu terör partisine destek vermeyin” çağrısında bulunduğunu, bu partinin terör örgütü PKK'nın payandası olarak Kandil'den yönetildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Yoksa biz asla seçmene böyle bir yakıştırmayı hiçbir yerde yapmadık, yapmayız. Kaldı ki Kandil ve Pensilvanya destekli bir zillet ittifakıyla karşı karşıyayız. Kapalı kapılar ardında bunlar kirli pazarlıklar yapmaktadırlar. Nitekim işte bugün Denizli mitingi ikisinin beraber yaptığı bir mitingdir. Burada da maalesef bir yalan makinesi devreye girmiştir.”

“NEREDE, HANGİ ÇALIŞMANIN YAPILACAĞININ TESPİTİ İÇİN PARTİ ÇATISI ALTINDA ANKETLER YAPTIRDIK”

Seçim öncesi yapılan anketlerle ilgili yöneltilen soruya verdiği cevapta, bazı anketlerin manipülasyon için kullanıldığına şahit olduklarını ve bundan beş, altı seçim öncesindeki anket ciddiyetinin kalmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ciddiyetsizlik şu, manipülasyon çok ileri bakıyorsunuz sipariş üzere anketler yapılıyor. Anket şirketlerinin kullandıkları anketörler vesaire icabında aynı kişiler oluyor, aynı kişilerle yapıyorlar ve buradan belli sipariş üzere aldıkları o havuzdan çıkan bilgilerle kalkıp 'Şu anketi yaptım' diyor. Burada belli satışlar var, dolayısıyla bu güven vermiyor” şeklinde konuştu.

Nerede, hangi çalışmanın yapılacağının tespiti için parti çatısı altında çeşitli anketler yaptırdıklarını ve bunun daha sağlıklı olduğuna inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anket sonuçlarını paylaşmadıklarını dile getirdi.

“YÖNETİCİLİKTE; FİNANS, İNSAN, BİLGİ YÖNETİMİ ÇOK ÖNEMLİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’li belediye başkanlarının yönetiminde olan şehirlerin bugün yaşadığı sorunlara da değinilen programda, susuzluk sorunu yaşayan İzmir’de büyükşehir belediyesinin getirmesi gereken suyu kendilerinin getirdiğini hatırlattı. AK Parti olarak İzmir Büyükşehir Belediyesini yönettiklerinde kokudan ve pislikten geçilmeyen İzmir Körfezi’ni 1994 sonrasında Haliç’te uyguladıkları projeyi uygulayıp İzmir Körfezi'ni de temizleyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir halkının arzuladığı o güzel İzmir'e kavuşacağını söyledi.

İstanbul’un CHP yönetimindeki bazı ilçelerinde çöplerin toplanamadığının ve personele maaş verilemediğinin görüntüler eşliğinde hatırlatıldığı yayında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’yi ‘3 Ç' ile; çöp, çukur, çamurla tanımladığını belirtti ve şunları söyledi: “Benim İstanbul'u aldığım zaman çöp dağları vardı, şimdi buyurun bakın burada da yine aynen çöp dağları oluşmuş. Maaşları da ödeyemiyorlar. Bu iyi günleri, daha kötü günler var, sefilleri oynayacaklar bunlar, yapamazlar. Çünkü yöneticilikte finans yönetimi çok çok önemlidir, insan yönetimi çok çok önemlidir, bilgi yönetimi çok çok önemlidir. Eğer bu üçü halledilmediği sürece batarsınız, bu hale düşersiniz. Bunlarda bunların hiçbiri yok.”

“CUMHUR İTTİFAKI, TÜRKİYE'NİN YENİDEN İNŞASI İÇİN BİR ŞANSTIR”

AK Parti ve MHP seçmeninin ittifak oluşturup oluşturmadığı sorusuna cevaben, konsolidasyonun her geçen gün bu ilerlediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk zamanlarda biraz sıkıntılar vardı ama şu anda günler geçtikçe, gittiğim illerde özellikle MHP'li kardeşlerimle, arkadaşlarımla partimin mensubu kardeşlerimi bir arada görüyorum. Cumhur İttifakı olarak seçime girilen yerlerde adayların tanıtımını yaparken, MHP'li aday arkadaşlarımızın da tanıtımını sahnede yapıyoruz. Bunlar güzel bir dayanışmanın ürünü” şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı'nın, ayaküstü bir operasyonla değil, 15 Temmuz darbe girişimiyle kurulduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhur İttifakı sadece seçim kazanmak için oluşturulmadı, bu birliktelik aslında taban tarafından benimsenmiş, uzun vadeli bir birlikteliktir. Geniş bir toplumsal tabana sahibiz. Cumhur İttifakı, ülkemizin yaşadığı bu muazzam dönüşümün bir ana eksenidir. Cumhur İttifakı, Türkiye'nin yeniden inşası için bir şanstır, bunu da değerlendirmemiz lazım.”

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE SINIR İÇİNDE VE DIŞINDA TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ AĞIR DARBELER VURDUK”

Terör örgütleriyle mücadelede konusunun ele alındığı programda terör örgütlerine sınır içinde ve dışında tarihte görülmemiş ağır darbeler vurduklarını, dağ kadrolarının ve şehir yapılanmalarının başlarını kaldıramaz hâle geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü mensubuyken teslim olanların sayısındaki artışa ve örgüte katılımın en düşük seviyede olmasına dikkat çekti.

Terörle mücadelede ABD’nin ‘Kürtleri vurmayın’ yaklaşımının yanlış olduğunu ABD Başkanı Donald Trump'a ilettiğini ve “Burada bu ifadeleri kullandığınız sürece yanlışın içerisinde olursunuz” dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, verdikleri mücadelenin Kürtlere değil, terör örgütlerine karşı olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütünün içerisinde Kürtlerin ve ‘yabancı savaşçı’ adını koydukları başka ülkelerden gelen İngiliz, Alman, Fransız kökenli teröristlerin olabileceğini belirterek, “Terörle mücadeleyi verirken Kürt, Fransız, Yunanmış, Avustralya'dan gelenmiş, ayıklayacak hâlimiz yok. Mehmet’ime silah doğrultana biz de doğrulturuz” ifadelerini kullandı.

“FETÖ İLE MÜCADELE KARARLILIĞIMIZ SÜRÜYOR”

FETÖ ile mücadeleye ilişkin soru üzerine, FETÖ'cülerin kaçacak yer aradığını belirterek kendilerine yönelik bir affın söz konusu olamayacağının, yargılanarak cezaları ne ise çekeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz bu konuda müsterih olsun, FETÖ ile mücadele kararlılığımız sürüyor. Bukalemun kılıklıları da evelallah eninde sonunda buluyoruz, bulacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'ye 2017'de 31 bin 19, 2018'de 23 bin 521 operasyon düzenlendiğini, 2017 ve 2018’de 122 bin 562 FETÖ’yle ilgili gözaltı yapılarak 34 bin 10 kişinin tutuklandığını, 2019’da şu ana kadar 3 bin 306 FETÖ operasyonu yapılarak 7 bin 416 gözaltı ve bin 385 tutuklama işlemi gerçekleştiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Takip ediyoruz, işi eğer gevşetirsek, bir rehavet söz konusu olursa bunun bedeli ağır olabilir” dedi.

“ASKER BİR MİLLET TATBİKATINI TABİİ Kİ DENİZLERİNDE YAPACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mavi Vatan-2019 Tatbikatı’nın da konuşulduğu programda tatbikatın Yunanistan’daki yankısına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Yunanlılar bayağı bu işten ürkmüşler. Biz size karşı yapmadık ki bunu. Biz tatbikat yapmayacak mıyız? Asker bir millet tatbikatını tabii ki denizlerinde yapacak. Tatbikat bitti, şimdi limanları dolaşıyorlar. Bu sefer de Yunanlıların aklı başına geldi, şimdi onlar da malum adalarda kendilerine göre tatbikatlar yapıyor. Bizim böyle bir korkumuz, ürküntümüz, derdimiz yok; ama her an hazırlıklıyız.”

Terörle mücadeleye ilişkin 14 kırmızı, 10 mavi, 25 yeşil, 100'ü aşkın gri kategoride yer alan teröristin etkisiz hâle getirildiği hatırlatılarak bu başarıyı neye bağladığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütü PKK ile 40 yılı aşkın süredir mücadele edildiğini ve bunun oluşturduğu tecrübelerin etkili olduğunu söyledi.

Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 20’den yüzde 70 düzeyine çıkmasının, attıkları adımların, vatandaşların güven ve desteğinin bu başarıda önemli olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama Bay Kemal bundan rahatsız, ‘Niçin bunlarla bu mücadele veriliyor, niçin oralara gidiliyor?’ diyor. Peki, Bay Kemal bundan rahatsız olursa başka kim rahatsız? HDP rahatsız. Şimdi bugün Denizli konuşmasına bakıyorum ki Meral Hanım da bundan rahatsız. Kime karşı bu mücadeleyi biz veriyoruz, teröristlere karşı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sana ne oluyor Meral Hanım? Hani sen milliyetçiydin, ülkücüydün, ne oldu sana? Bir anda istikametini kaybettin. Önce bir kendine gel. Zaten biz partimizi kurarken bizi de sattı bu kadın. Bir anda kayboldu. Benimle beraber partimizi kurarken belli yerlere geldi, ondan sonra Afyon'da ortadan kayboldu. Böyle birisi bu, bunu da herkesin tanıması, bilmesi lazım. Bunlara güven olmaz, bunlarla bir yere varılmaz.”

“GÜVENLİ BÖLGE; TÜRKİYE SINIRINDAN 30 KM DERİNLİKTE VE TÜRKİYE'NİN KONTROLÜNDE OLMALI”

Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması yönündeki talebiyle ilgili gelinen aşamanın sorulması üzerine, bu konuyu eski ABD Başkanı Barack Obama'nın başkanlığı döneminde ABD'ye teklif ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen noktada güvenli bölgenin, Türkiye sınırından 30 km derinlikte ve kesinlikle Türkiye'nin kontrolünde olması gerektiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şu açıklamaları yaptı: “Türkiye'nin dışında birisine buranın kontrolünün verilmesine biz evet diyemeyiz. Çünkü her an buradan bize saldırı olur. Peki bunlar ne yapacaklar şöyleyeyim; YPG'ye, PYD'ye kalkıp buranın kontrolünü verecekler. Bizim buna evet dememiz mümkün değil. Amerika, 'Biz 400 asker bırakacağız' diyor. Fransa ise 'Biz 200 tane bırakacağız' diyor. Bunlarla bu olacak iş değil. Eğer siz burayı güvenli bölge olarak düşünüyorsanız, biz burada Özgür Suriye Ordusu ile burayı güvenli hâle getiririz ki biz sizin bir stratejik ortağınız olarak rahat edelim. Biz NATO'da beraber değil miyiz? NATO'da berabersek bir stratejik ortak olarak bize karşı vecibeleriniz yok mu? O zaman bunu halledin.”

“AMERİKA'NIN PYD/YPG TERÖR ÖRGÜTÜYLE OLAN İLİŞKİSİNE SON VERMESİ ŞART”

“Türkiye'nin güvenli bölge talebinden neden korkuyorlar? Türkiye'yi neden bu bölgede istemiyorlar?” sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “Bu süreç içerisinde Trump kararlı bir duruş sergilemedi dersem yanlış olur, sergiledi. Fakat tabii her liderin etrafında da birileri var, sürekli bir şeyler sufle ediyor. Burada da böyle bir şeyler var. Bu noktada Amerika'nın bir müesses nizamı var, buna bir derin devlet de diyebiliriz, bunların engellemeleri söz konusu. Bu engellemeler özellikle bizim için de en temel sıkıntılardan bir tanesi. Nitekim Amerika'nın bir defa PYD/YPG terör örgütüyle olan ilişkisine son vermesi şart. Bunlarla ilişkiyi kesemezse bu sıkıntı devam eder.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Suriye'den çekilmesiyle ilgili olarak, süreci sıcağı sıcağına takip ettiklerini; ancak henüz adım atılmadığını ifade ederek, “Amerika'nın Suriye'den çekilme kararının bölge ülkelerinin güvenliğine, ayrıca Suriye'nin güvenliğine de yansımasını çok çok önemli buluyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim baştan beri iddia ettiğimiz bir konu” sözlerine yer verdi.

S-400 SAVUNMA SİSTEMİ

Rusya’dan alınacak olan S-400 savunma sistemi konusunda Türkiye'ye yönelik baskıları nasıl değerlendirdiği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “S-400 konusunda biz işi bitirdik, o bitmiş bir şey. Onu artık konuşmamızın anlamı yok. Çünkü gerek Sayın Putin ile gerekse Rusya ile biz bu anlaşmayı bitirmiş vaziyetteyiz. Yani kredi şartlarından ortak üretime varıncaya kadar bütün bunlar konuşuldu, anlaşıldı, imzalar atıldı bitti” şeklinde konuştu.

Bundan bir geri dönüşün olamayacağına, kendilerine böyle bir ahlaksızlığın yakışmayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir anlaşma yaptıklarında bunun arkasında durduklarını ve bu anlamda alışılmış liderlerden olmadıklarını belirtti.

Patriot savunma sistemlerini ABD’den Obama döneminde almak istediklerini, bu isteği Trump döneminde de tekrarladıklarını; ancak 17 aylık süreçte bir cevap çıkmadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu alımın fiyat, kredi, ortak üretim teknoloji transferi şartlarının yerine getirilmesiyle olabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vereyim ama anahtar benim elimde olsun anlayışının artık tarih olduğunu vurgulayarak, “Şimdi biz Ruslarla anlaştık, ortak üretime gireceğiz. Belki S-400'den sonra S-500'e gireceğiz. Bize S-400'de dayatma yapanlar, niçin Yunanistan'a yapmıyor S-300 için? Niçin Bulgaristan'a yapmıyor S-300 için? Niçin Slovakya'ya yapmıyor S-300 için? Bunlar da aynı zamanda NATO ülkesi, yapın onlara da niye yapmıyorsunuz?” ifadelerini kullandı.

ABD’nin, şimdi de ‘S-400 savunma sisteminin F35'lerin radarları noktasında sıkıntı doğurur’ söylemiyle Türkiye’yi tehdit ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz bunların da incelemesini yaptık. Böyle bir şey de yok. Biz F35'lerin taksitini tıkır tıkır ödeyen bir ülkeyiz. Şu ana kadar 1 milyar doları aştı bizim ödediğimiz para. Biz bu noktada da samimiyiz. Ben her şeyi senden alacağım diye bir kaide olamaz ki. Sen aldığın her ürünü bize sorarak mı alıyorsun, hayır. İstediğin ürünü istediğin yerden alıyorsun. Bizim de böyle bağımsızlığımız var, biz bağımsız Türkiye'yiz, köle değiliz. Dolayısıyla burada da bizim özgürlük alanımız neyse, bu özgürlük alanımızın içerisinde her alanda adımlarımızı atıyoruz. Rusya ile bu konuda adımımızı attık, imzalar tamam. Çok çok uygun şartlar altında da S-400 anlaşmamızı yaptık. Bize bunun gönderimini de Temmuza kadar çektiler. Temmuzda da ilk partiyi de inşallah alacağız."

“TÜRKİYE, HER TÜRLÜ TEDBİRİNİ ALIYOR”

Sorulan bir soru üzerine ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye'yi GTS kapsamındaki “gelişmekte olan ülkeler” statüsünden çıkarma kararı ile ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o dönemde Polonya ve Türkiye olarak iki ülkeye böyle bir uygulama başlatıldığını hatırlattı ve “Şimdi bunu geri çekme, böyle bir yanlış adım atılmasını doğru bulmamız mümkün değil; ama bu tür şeyler son zamanlarda Amerika-Türkiye arasında maalesef oluyor. Türkiye her türlü tedbirini kendine göre alıyor, bunlara alışığız. Bizi bunlarla kimse terbiye etmeye de kalkmasın. Bu tür terbiye etme metotlarına karşı bizim bağışıklığımız var, bunu da herkesin bilmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin S-400 savunma sistemleri ile F35 ile ilgili tasarruf ve alımlarının yanı sıra, filosunu genişleten Türk Hava Yolları için Boeing’ten 4 yıl içinde ve 10 milyar tutarında 100'ü aşkın uçak alacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Türkiye bu noktada Amerika'ya bir güven içerisindeyken, Amerika'nın kalkıp da farklı bir şeyle S-400 diye tutturup gitmesi yanlış bir şey. Biz S-400'ü senden almayız da öbür tarafta bak, Boeing'de senden alım yapıyoruz. Bunu nereye koyacaksın? Burada karşı taraftan biz aynı hassasiyeti tabii ki bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Bu ifadelerinin, zora sokulursa Türkiye’nin Boeingle ilgili 10 milyarlık siparişinden vazgeçebileceği anlamına gelip gelmediği sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda tabii doğmamış çocuğa don biçmenin hiçbir anlamı yok. Ben onun için bu şeylerin hiçbirini ciddi bulmuyorum. Şu anda bizim kendisiyle yapacağımız görüşmeler, Berat Bey'in aynı şekilde Kushner'le yapacağı görüşmeler bunların hepsi bu işi yoluna koyar, ben böyle inanıyorum” şeklinde cevap verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'nin Türkiye Uzay Ajansı kuruluşunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyla ilgili olarak da, CHP istese de istemese de Türkiye’nin uzaya çıkacağını bu adımı atacağının altını çizdi ve “Bunlar geride nal toplasınlar. Biz bu yarışı yapacağız. İnşallah o günleri de en ideal şekilde göreceğiz. Çünkü biz bu makamları, millete hizmet etme makamı olarak görüyoruz. Millete hizmet ederken de geride bir hoş seda bırakalım istiyoruz. Bunun önüne de kimse geçemez" değerlendirmesinde bulundu.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ PETROL ARAMA ÇALIŞMALARI

Türkiye’nin Doğu Akdeniz'deki petrol arama çalışmaları ile ilgili olarak yöneltilen soruya verdiği cevapta petrol arama işinin kolay olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi burada bir kuyu açarsın, iki açarsın, üç ararsın, dördüncü olmaz, beşinci de olur. Ama yakaladığın andan itibaren de bu senin bütün yaptığın harcamaların hepsini sana iade eder. İşin yapısı, karakteri bu” sözlerine yer verdi.

Şu anda o bölgede araştırma yapan ülkelerle de görüşmelerinin olduğunu ve bu ülkelerle birlikte çalışma imkânını aradıklarını aktaran ve Fatih gemisinin yanı sıra dünyanın 16 ultra derin sondaj gemisinden biri olan Yavuz sondaj gemisinin arama çalışmalarını sürdüreceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gemilerin zamanla başka ülkelere kiralanabileceğini ve alınacak kira bedelleriyle kendilerini finanse edeceğini söyledi.

Futbolla ilgili bir soruya verdiği cevapta, seçim kampanyasından dolayı futbol izlemeye vakit bulamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şenol Güneş'in Millî Takımın başına gelmesine sevindiğini ve kendisini tebrik ettiğini aktardı. Türkiye'nin Şenol Güneş'le dünya üçüncülüğünü kazandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir başarısı da var ve işin kökünden geliyor. Ondan sonraki teknik direktörlük hayatı yine başarılarla dolu bir teknik adamımız. Ben bu alanda da doğrusu yerliye, milliye inanıyorum. Şu anda Şenol Bey bizim ligimizdeki tepeden tırnağa bütün futbolcuların hepsinin puanını en iyi verenlerden, en iyi bilenlerden” şeklinde konuştu.

SIFIR ATIK PROJESİ

8 Mart Dünya Kadınlar Günü hatırlatılarak eşi Emine Erdoğan'ın siyasi kariyerine katkısı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Emine Erdoğan’ın himayesi altında yürütülen Sıfır Atık Projesi’ne değindi ve eşinin Türkiye'de ele alınması geciken bir konuyu ele alarak bunu yakından takip ettiğini söyledi. Emine Erdoğan’ın kadın konusundaki çalışmalarını, STK’lardaki faaliyetlerini de hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eşimin sağ olsun bu konulardaki hassasiyeti, siyasi noktadaki destekleri, özellikle alternatif tıp olsun, eğitim olsun, kızlarımla bu konulardaki mücadelesi onlar da her türlü takdirin üstündedir" dedi.

Yayının sonunda 31 Mart'ın Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, vatandaşlara seçim sandığına gitmeyi ihmal etmemeleri, bu demokratik haklarını muhakkak kullanmaları tavsiyesinde bulunarak tamamladı.

Son Güncelleme: 09.03.2019 00:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner69