Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ZAFER KORKAKLARIN İŞİ DEĞİLDİR”

“İstanbul’un Yüreğinde 562 Yıldır Yanan Fetih Işığını Söndürmek İsteyenlere Asla İzin Vermeyeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ZAFER KORKAKLARIN İŞİ DEĞİLDİR”

“İstanbul’un Yüreğinde 562 Yıldır Yanan Fetih Işığını Söndürmek İsteyenlere Asla İzin Vermeyeceğiz”

31 Mayıs 2015 Pazar 22:11
Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “ZAFER KORKAKLARIN İŞİ DEĞİLDİR”
 İstanbul’un fethinin 562. yıl dönümü kutlamalarına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ülkede son ezan susmadan, son bayrak inmeden, tüten son ocak sönmeden amacınıza ulaşamayacaksınız. Boşuna Pensilvanya’daki sizi çok seven kuklanız üzerinden mesaj göndermeyin. Boşuna İstanbul’un fethine gönülden bağlı olmayı kompleks ve zillet diye aşağılamaya kalkmayın. Biz fethe, fetih ruhuna ve şehitlerimizin emanetine sonuna kadar sahip çıkacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’un fethinin 562. yıl dönümü kutlamalarına katılarak bir konuşma yaptı.

Kutlamaların yapıldığı alana gelişinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a vatandaşlar yoğun sevgi gösterisinde bulundu. Eşi Emine Erdoğan ile kürsünün bulunduğu alana çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşları selamladı.

Yenikapı’da düzenlenen kutlamalarda yaptığı konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul! Ey aziz İstanbul! Seni yürekten selamlıyorum İstanbul… Seni muhabbetle selamlıyorum ey şehirlerin annesi İstanbul… Seni bütün ilçelerinle, bütün semtlerinle, bütün sokaklarınla Selamlıyorum. Seni 7 tepenle, göğe uzanan minarelerinle, toprağın altındaki manevi hazinelerinle selamlıyorum. İstanbullu tüm kardeşlerimi gönülden selamlıyorum” diyerek başladı.

Konuşmasında Fetih Suresi'nin, “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik. Ve sana Allah, şanlı bir zaferle yardım eder” ayetleri ile Hazreti Muhammed’in  “Kostantiniye, bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, onu fetheden ordu ne güzel ordudur” ?Hadis-i Şerif’ini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fethin 562. yıl dönümü mübarek olsun. Allah onu fetheden komutandan, ordudan razı olsun. Ya Rabbi, sen bu aziz şehri koru. Bu aziz şehrin minarelerini ezansız, mihraplarını secdesiz, güzel camilerini cemaatsiz bırakma Ya Rabbi” dedi.

            

“İSTANBUL’UN HER KARIŞI SADECE ŞEHİT KANLARIYLA DEĞİL, ŞEHİT BEDENLERİYLE DE ÖRÜLÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok farklı bir kutlama istediklerini kaydederek, İstanbul'u ezanla, namazla buluşturanın Fatih Sultan Mehmet, Müslümanlık ile buluşturanın, dili dualı, alnı secdeli, yüreği imanlı Fatih'in ordusu olduğunu belirterek, “Biz Fatih Sultan Mehmet Han'dan razıyız ya Rabbi. O muazzez neferlerden, o aziz şehitlerden sen de razı ol ya Rabbi. O güzel ordudan sen de razı ol Allah'ım. Çağ açıp, çağ kapatan, köhne ve karanlık bir devri medeniyet ışığıyla buluşturan Sultan Fatih'ten sen de razı ol ya Rabbi” diye konuştu. İstanbul'un her karışının sadece şehit kanlarıyla değil, şehit bedenleriyle de örülü olduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul'un fethinde şehit olan askerlerin, Fatih'in emri üzerine kanlarının aktığı yere defnedildiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Rumeli Hisarı'ndan Aksaray'a kadar tüm yolların, sur diplerinin, ormanların şehit bedenlerini misafir ettiğini söyledi. İstanbul'un bugünkü semt isimlerinin birçoğunun, şehrin fethinde görev alan komutanlardan geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok semt isminin, fethin yadigârı olduğunu belirtti.

“BU ŞEHRE NAMAHREM ELİNİN UZANMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un 562. yıl dönümünde, “Rabbimizin huzurunda söz veriyoruz, bu şehre namahrem elinin uzanmasına asla izin vermeyeceğiz. Ezanlarımıza söz söyleyen dillere geçit vermeyeceğiz. Fatih'in ve sancağımızın yere düşmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Şehitlerimizin, gazilerimizin ruhlarını asla muazzep etmeyeceğiz” diye konuştu. Bu aşk ve bu inançla bu yolda yürümeye devam edeceklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zulüm 1453’te başladı diyen, ‘Pontus soykırı’mı, ‘Ermeni Soykırımı’ diyen hainlere göz yummayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'u, ulu mabetlerde, kutsal emanetler başında kesintisiz Kur'an okunan bir şehir olmaktan çıkarmaya çalışanlara imkân tanımayacaklarını belirterek, “İstanbul'un yüreğinde 562 yıldır yanan fetih ışığını söndürmek isteyenlere asla meydanı bırakmayacağız. Bu ülkeyi bölmek, bu milleti parçalamak için her yola başvuranlara yol vermeyeceğiz. Söz veriyor musun İstanbul, söz veriyor musun Türkiye?” diye seslendi.

“FETİH, TÜRKİYE’Yİ YENİDEN AYAĞA KALDIRMAKTIR”

Fetih kutlamalarına katılanların fethin ne olduğunu gayet iyi bildiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Fethin ne olduğunu kavramak, daha iyi anlamak için şöyle bir kendi tarihimize, medeniyetimize dönüp bakmak mecburiyetindeyiz. Fetih nedir? Fetih hicrettir. Fetih Mekke'dir. Allah'ın yeryüzündeki evi olan Kabe'yi tüm putlardan temizlemektir. Fetih Kudüs'tür. Hazreti Ömer'in Hristiyanıyla, Yahudisiyle tüm inançlara saygı içinde ilk kıblemiz Mescidi Aksa'ya İslam mührünü vurmasıdır. Fetih Endülüs'tür. Kurtuba'sıyla, Granada'sıyla dünyanın en güzel mimarisini, edebiyatını, kültürünü inşa etmektir. Fetih Semerkant'tır, Buhara'dır. Orta Asya'nın bozkırlarında tarihin en büyük medeniyetlerinden birini kurmaktır. Fetih, Selahaddin Eyyubi'dir. Küdüs'te yeniden İslam bayrağını dalgalandırmaktır. Fetih, Alpaslan'dır. Anadolu'nun kapılarını, Viyana önlerine kadar bu kutlu millete açmaktır. Fetih, Osman Gazi'dir. 'İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın' diyen Şeyh Edebali'den alınan feyizle 3 kıta, 7 iklimi kaplayacak çınarı toprakla buluşturmaktır. Fetih hazırlıktır. Sultan 2. Murat'ın daha 12 yaşındaki oğlu 2. Mehmet'e tahtı bırakmasıdır ve elbette fetih, Fatih Sultan Mehmet'tir. 21 yaşında bin yıllık Bizans'ı yıkıp, dünyanın en gözde şehri İstanbul ile kucaklaşmaktır. Fatih İstanbul'u 1453'te fethetti. Ama fetihten öncesi ve sonrasıyla hep devam etti. Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 4. Murat, 2. Abdülhamit ile fetihler hep devam etti. Fetih, Çanakkale'dir, en zor zamanlarda dahi tüm dünyaya meydan okuyabilme cesareti, azmi, dirayeti göstermektir. Fetih, Kurtuluş Savaşımızdır. Yokluk ve kıtlık içinde cihan imparatorluğunun küllerinden yeni bir devlet kurabilmektir. Fetih, 14 Mayıs 1950'dir. Milletin iradesine sandıkta sahip çıkmasıdır. Fetih 1994'tür. İstanbul'a, Fatih'in mirasına hizmet etmektir. Fetih, Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırmaktır.”

“FETİH, YENİDEN DİRİLİŞ VE YENİDEN YÜKSELİŞ İÇİN BİR OLMAKTIR”

12 yıldan beri Türkiye'nin ve milletin makûs talihini tersine çevirmek için mücadele ettiklerini ifade Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fetih inşallah 7 Haziran'dır. Yeni Türkiye yolunda bu önemli dönüm noktasını, birlik, beraberlik, kardeşlik içinde başarıyla geçmektir. Fetih, yeniden diriliş ve yeniden yükseliş için bir olmaktır, iri olmaktır, diri olmaktır, kardeş olmaktır ve hep birlikte Türkiye olmaktır” dedi.

            

“FETHİN RUHUNU ANLAMAK İÇİN BU MÜBAREK ZAFERİN NASIL KAZANILDIĞINI İYİ BİLMEK GEREKİR”

Fethin ruhunu anlamak için bu mübarek zaferin nasıl kazanıldığını iyi bilmek gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fatih Sultan Mehmed, son hücum için hazırlıklarını yaptıktan sonra, 28 Mayıs akşamı, tüm komutanları karargahında toplamıştı. Burada, 29 Mayıs’ta nihai hücumun yapılacağı müjdesini veren Fatih, onlara şöyle sesleniyordu: ‘Ey benim paşalarım, beylerim, ağalarım, silah arkadaşlarım… Adı bütün cihanda ün salmış İstanbul gibi bir şehri zaptedeceksiniz... İstanbul’un adı geçen yerlerde, o şehri zapt eden kahramanlar olarak şan ve şerefle anılacaksınız…’devam ediyordu fatih: “bize daima pusular hazırlayan bu şehri zapt ettikten sonra… Emin yaşayabileceğiz… Kapımızı açık bırakabileceğiz... Fatih, harbin üç şeye bağlı olduğunu söylüyordu: Yılmamak, namus, itaat… Ve Fatih konuşmasını, “Hücum emri verildikten sonrası sizindir” diyerek bitiriyordu. Fetih ruhunu, fetih şuurunun nasıl olduğunu görüyorsunuz değil mi?” dedi.

“FETİH RUHUNU TEHDİT EDEN ZİLLET DÖNEMİNİ MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE SONA ERDİRDİK”

O geceye şahit olanların, İstanbul surları önlerindeki manzarayı “Gece çöktüğü zaman Sultan’ın karargahı bir ışık denizi kadar göz alıcıydı… Surların üstündeki kuşatılmışlar, vadilerde meşalelerin tutuşmasını, boru ve davul seslerini titreşe titreşe seyrediyorlardı… Gece yarısı, tüm ışıklar ve tüm sesler bir anda kesildi...  Bu sessizlik ve karanlık, biraz önceki manzaradan çok daha korkunç tesir yaptı... Gün ağarmadan ilk hücum emri verildi” şeklide anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet… Bizlerin Fatih’in bu sözlerinden, fetih öncesindeki bu manzaradan çıkartacak çok dersimiz var. Bizim inancımız, elinden ve dilinden emin olunan insanların inancıdır. Bizim medeniyetimiz, kapısı da, gönlü de herkese açık olan insanların medeniyetidir. Ecdadımız, “güçlü olan yaşar” anlayışıyla değil, “güçlü olan yaşatır” anlayışıyla fethe sahip çıkmıştır.  Biz de, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da, yaşatmak için güce talip olmayı sürdüreceğiz.  Bu ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde biz de aynı anlayışla hareket ettik. Darbecilerle bunun için mücadele ettik. Cuntacılarla bunun için mücadele ettik.  Vesayetçilerle bunun için mücadele ettik. Yasakların Türkiye’sinden özgürlüklerin Türkiye’sine geçişi bu anlayışla başardık. Eski Türkiye’de insanların inançlarından dolayı, kılıklarından, kıyafetlerinden, sakallarından, hanımlar başörtülerinden dolayı tahkir edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Başörtülü analar, sakallı babalar evlatlarının en mutlu günlerinde yanlarında olamıyor, onları uzaktan gözyaşları içinde seyrediyordu. Bırakınız devlette çalışmayı, üniversitede okumayı, ‘kamusal alan’ safsatasıyla insanlar sokakta dahi taciz edilir hale gelmişti. İşte ben o evlatların babasıyım. Benim evlatlarım da sokulmadı o okullara. Onlar da aynı durumla karşı karşıya kaldı. Milletin sandıkta koyduğu irade, caddelerde tanklarla balans ayarına tabi tutuluyordu. Bu milletin kurumları olan imam hatiplerin, Kur’an kurslarının kapısına kilit vuruluyordu. Fatih’in kemiklerini sızlatan, şehitlerimizin aziz hatıralarını muazzep eden, fetih ruhunu tehdit eden bu zillet dönemini, hamdolsun, milletimizin desteğiyle sona erdirdik.”

             

“ZAFER KORKAKLARIN İŞİ DEĞİLDİR”

Fetih nasıl bitmeyen bir süreçse, buna karşı mücadele de bitmeyen bir süreç olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakınız şair ne diyor: ‘Zafer seni uçuracak… uçuracaktır…/Fakat bil ki: iradende sarsıntı varsa,/ Gönlünü bir lahza için korku sararsa,/ Ya gözlerin kararırsa böyle uçuştan,/ Veya biraz mest olursan, dalgınlaşırsan/ ‘Zafer’ seni birdenbire sırtından atar. İrademizde sarsıntı oluşmasına izin vermeyeceğiz. Zafer korkakların iş değildir. Çünkü Türkiye, güçlü olmak zorunda… Biz güçlü olacağız ki tüm kardeşlerimize, tüm dünyaya el uzatacağız. ‘Veren elin alan elden hayırlı olduğu’ inancıyla, ihtiyaç duyulan her yerde kardeşlerimizin yanında olacağız. II. Abdulhamit sadece Açe’deki kardeşlerimize ulaşmakla kalmadı, aynı zamanda açlık içinde kıvranan İrlanda’ya da yardım gönderdi. Biz de bu anlayışla, dünyanın her köşesinde yardım faaliyetleri yürütüyoruz. Nerede bir zulüm varsa, ona karşı çıkıyoruz. Nerede bir mağdur varsa, onun yanında yer alıyoruz. Birleşmiş Milletlerde ‘Dünya 5’ten büyüktür’ derken, işte bunun için diyoruz. Suriye’de, Mısır’da, Irak’ta, Libya’da işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Kıbrıs’taki, Kırım’daki soydaşlarımıza, Balkanlardaki kardeşlerimize bu hissiyatla el uzatıyoruz. Türkiye, Afrika’da işte bunun için var. Biz biliyoruz ki asıl fetih gönüllerin fethidir. Bunun için biz Yunus Emre gibi; ‘Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik. Biz buyuz” dedi.

“NEW YORK TIMES, BUGÜN BİZİM İÇİN YAZDIKLARINI 1896 YILINDA SULTAN ABDULHAMİT İÇİN YAZIYORDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz çalışırken, biz ilerlerken, biz mücadele ederken, karşımızdakiler de boş durmuyor. Önümüzü kesmenin, istikametimizi değiştirmenin hesabıyla her fırsatı değerlendiriyorlar” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York Times gazetesinin, daha önce de defalarca yaptığı gibi, geçtiğimiz günlerde, kendileriyle ilgili bir yazı yayınladığına işaret ederek, “Neymiş, ‘Türkiye’nin üzerinde kara bulutlar’ varmış. Ülkemizde, şu anda her türlü fitnenin başını çeken iki yayın organı üzerinden bizi eleştirmeye kalkmışlar. Bu gazete, bugün bizim için söylediklerinin, yazdıklarının benzerlerini 1896 yılında da Sultan Abdulhamit için yazıyordu. Ne diyordu? ‘Çekilmez adam’ diyordu, ‘Tarif edilmez derecede kötü Türk’ diyordu, ‘Despot, mutlak monark’ diyordu.  Bu gazete, o gün Osmanlı devletine ve onun başındaki kişiye karşı kustuğu kini, bugün Türkiye Cumhuriyeti devletine ve onu temsil eden şahsıma yöneltiyor. Rahmetli Menderes ve rahmetli Özal için de benzer yayınlar yapmıştı. 27 Mayıs darbesinin ardından, ‘İnsanlar rejimi mutlulukla övüyor’ diye manşet atmıştı. Bu arada söyleyeyim, gazetenin sahipleri hep aynı aile. Çizgide değişiklik yok yani. Ermeni lobisine yakınlığıyla bilinen bu gazete, son zamanlarda Pensilvanya ile de sıkı bir iş birliği içinde. Pensilvanya’nın kimlerle ilşki içinde olduğunu görüyor musunuz? Geçenlerde söyledim, 99’da buradan kaçtı. Nereye gitti? Amerika’ya. Sen hoca efendi değil miydin ya, senin Amerika’da ne işin var? Mekke’ye gitseydin ya, Medine’ye gitseydin ya. Şimdi imamlar da kaçıyor, imamlar. Ya imam mihrabı terk eder mi? Ve hepsi gidiyor. Demiştik ya, inlerine gireceğiz ve giriyoruz. Çünkü bu da bir fetih, bu fethin olması lazım” dedi.


             

“BİZ SONUNA KADAR FETHE VE FETİH RUHUNA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

2001 yılında Irak’ta kitle imha silahları bulunduğu yalanının en baş savunucusu da bu gazete olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:  “Demokrasi sicili bir hayli bozuk bu gazete Türkiye’de aynı yolda yürüyen medya gruplarıyla birlikte şahsıma karşı bir seferberlik ilan etti. Tabi biz bunların Davos’tan başlayıp Mavi Marmara’ya kadar uzanan asıl karın ağrılarının farkındayız, Abdülhamid’e düşmanlıklarının gerisindeki sebebi de gayet iyi biliyoruz. Ama işte buradan, İstanbul’dan, Yenikapı’dan fetih kutlamalarından onlara sesleniyorum ve diyorum ki; bizi asla ilk kıblemizden vazgeçiremeyeceksiniz. Bizi asla kardeşlerimizin yanında yer almaktan geri bırakamayacaksınız. Bu ülkede son ezan susmadan, son bayrak inmeden, tüten son ocak sönmeden amacınıza ulaşamayacaksınız. Boşuna Pensilvanya’daki sizi çok seven kuklanız üzerinden mezar sizi bekliyor mesajları göndermeyin. Biz ona inanmış insanlarız. Boşuna İstanbul’un fethine gönülden bağlı olmayı kompleks diye, zillet diye aşağılamaya kalkmayın, biz sonuna kadar fethe, fetih ruhuna sahip çıkacağız. Biz şehitlerimizin emanetine sonuna kadar sahip çıkacağız.”

“ULUSAL GÜVENLİĞİMİZİ TEHDİDE YELTENENLER KARŞISINDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’Nİ BULACAKLARDIR”

Konuşmasında, “Şehitler tepesi boş değil, /Toprağını kahramanlar bekliyor. / Ve bir bayrak dalgalanmak için, / Rüzgar bekliyor. /Destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin, / Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye./ Yattığı toprak belli,/ Tuttuğu bayrak belli,/ Kim demiş meçhul asker diye” şeklindeki dizelere yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, bizim yattığımız toprak belli, tuttuğumuz bayrak belli. Bunun için Rabia’mız var, Rabia’mız. Biliyoruz değil mi Rabia’mızı? Nedir bizim Rabia’mız? Tek millet, Türkü’yle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla, Roman’ıyla, velhasıl tek millet. İki; tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanı, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız şehidimizin ta kendisi. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tek vatan 780 bin kilometrekareyle. Vatanımızın üzerinde kimse operasyon düşünmesin, şunu bilsinler ki karşında kahraman ordumuzu bulurlar, emniyet gücümüzü bulurlar, hepsinden öte milletimizi bulurlar. Çıkmışlar ne diyor? Aman ya Rabbim, Taksim Kâbe’miz diyor. Bizim Kâbe’miz belli, Mekke’de. Ondan sonra ne diyorlar? Diyanet’i kaldıracağız, din dersini kaldıracağız. Bu milletin yüzde 99’u Müslüman, Müslüman bir sokulduğu bir yerden bir daha sokulmaz ve bu toprakları bölmeye kimsenin gücü yetmez. Dört, tek devlet. Devlet içinde devlet asla. Ulusal güvenliğimizi tehdide yeltenenler karşısında bilsinler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bulacaklardır. Pensilvanya, ne devleti ya? Haddini bil önce. Onun için şu anda bu inlere girdik, kovalıyoruz, kovalayacağız” değerlenmesinde bulundu.

            

“TÜRKMENLERE GÖNDERİLEN YARDIMLARLA İLGİLİ SPEKÜLASYONLARA GİRDİLER; BU CASUSLUK VE BU AJANLIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkede bayrağımıza karşıt bayrak çıkaranların ne olduğunu çok iyi bilindiğini belirterek şunları söyledi: “Şimdi bazı aydınlar çıkmış, bunlar aydın değil, bunlar karalık, bunlar karanlık, bayrağımıza karşı bayrak çıkanların yanında yer alanlara ben aydın diyemem. Bu ülkede 15 yaşındaki bir delikanlıyı 3’üncü kattan atmak suretiyle bıçaklayıp, üzerinden arabayla geçen o kişiler, 50 kişinin ölümüne neden olanlara biz sahip çıkanlara biz aydın diyemeyiz. Onun için biz yerimizi çok iyi belirledik. Milletimiz böyle durumlar için ne der biliyor musunuz? Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar; yeter artık bu millete kılıç çaldığınız. KPSS sorularını çaldılar, milletin zekatını, sadakasını, kurbanını çaldılar, himmet diyerek milletin çoluğunun çocuğunun rızkını çaldılar. Suriye’deki kardeşlerimize, değerli kardeşlerim, gönderdiğimiz yardımların önünü kesip onların hayatını çaldılar. Utanmadan, sıkılmadan Bayırbucak Türkmenlerine gönderilen yardımlarla ilgili spekülasyonlara girdiler. Bu casusluktur, bu ajanlıktır, bunun hesabını da verecekler. Düşün artık milletin yakasından. Kamikaze gibi saldırıp durduğunuz yer, bilesiniz ki, hani Yahya Kemal diyor ya, ‘Galip et, çünkü bu son ordusunun İslam’ın’ nidasıyla sıkı sıkıya sarıldığımız Türkiye’dir. Bu vatan, toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır, bunu bilesiniz.”

“2023 HEDEFLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Yollarına inançla, karalılıkla devam devam edeceklerini ve asla bunlara böyle bir tavizi vermeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimize bağlı olduğumuz derin aşkla, sevgiyle 2023 hedeflerimiz doğrultusunda yürümeye devam edeceğiz. Burada özellikle çok çok önemli olduğu için, sevgili Peygamberimizin Veda Hutbesi’nden sizlere seslenmek istiyorum: ‘Ey insanlar, Rabbiniz birdir, babanız da bir­dir, hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise toprak­tandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü yoktur. Kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada Allah’tan korkmaktadır.’ Adalet de, merhamet de, sevgi de, kurtuluş burada ifade ediliyor. İnşallah 2053, tüm insanların kendi inançları, kendi kültürleri, kendi coğrafyaları içinde bu anlayışla huzurlu şekilde yaşayacakları bir dönem müjdesi olacaktır. 1453 İstanbul’la birlikte bir medeniyet fethiydi, inşallah 2053 de tüm insanlığın hayrına, tüm insanlığın faydasına kutlu bir medeniyetin kapılarının yeniden açılışına şahitlik edecektir” dedi.


               

“2053’ÜN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDECEK OLAN GENÇLERDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şöyle seslendi: “Şimdi gençler, 2053’ün Türkiye’sini inşa edecek olan, 2053 Türkiye’sinde hayallerimizi gerçeğe dönüştürecek olan sizlersiniz, göreviniz büyük, ağır. Fatih, İstanbul’u fethinde 21 yaşındaydı, ama Fatih olarak İstanbul’un kapılarından içeri giren o delikanlı, kendi anadiliyle birlikte Arapçayı, Farsçayı, Latinceyi, Grekçeyi, İbraniceyi de biliyordu. İstanbul’un surlarını döven topları bizzat o tasarlamıştı, fetih planını bizzat yapmıştı. Bölgesindeki dengeleri, diplomasinin inceliklerini çok iyi biliyordu, ordusuna bizzat kumanda etmişti. 1453’teki fethi kendini işte böylesine iyi yetiştirmiş bir kumandan gerçekleştirmişti. 2053’ün Türkiye’sini kurmaya memur ve talip olan sizler de kendinizi çok iyi yetiştirmek zorundasınız. Biz size bu anlayışla bu altyapıyı kurmak için var gücümüzle çalıştık, çalışmaya devam edeceğiz.”

“HER ALANDA TÜRKİYE’Yİ FETİH RUHUNA YAKIŞIR HİZMETLERE KAVUŞTURDUK”

Fatih İstanbul’u fethetmeden önce, Rumeli Hisar’ını inşa ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başbakanımızın ifade ettiği gibi, yeni havalimanıyla, Boğaz’a üçüncü köprüyle, Avrasya Tüneli’yle, İzmit Körfez geçişiyle, hızlı treniyle, metrolarıyla 2053’ün hazırlıklarını yapıyoruz. Ecdadımız Fatih gemileri karadan yürütmüştü, biz de Marmaray’la Boğaz’ın altından raylı sistemleri yürüttük. Eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, her alanda Türkiye’yi fetih ruhuna yakışır hizmetlere kavuşturduk” dedi.

               

“GENÇLER KENDİLERİNİ FATİH GİBİ YETİŞTİRMELİ”

Konuşmasında, asıl fethin gönüllerin fethi olduğu inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “81 vilayetimizin, 78 milyon insanımızı, coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizi kucaklamanın çabası içinde olduk. 2023 hedeflerimizle 2053 vizyonumuzun temellerini attık. Eksiklerimiz elbette vardır, ama gayretlerimiz ve samimiyetimizde en küçük bir gerileme yoktur” dedi. Gençlerden kendilerini Fatih gibi yetiştirmesini, fetih şuuruyla geleceğe hazırlamasını beklediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hazreti Hamza gibi yüreği, Hazreti Ömer gibi adalet duygusu, Hazreti Yusuf gibi edebi, Hazreti Ali gibi cesareti, Fatih gibi dirayeti olan bir gençlik olmalısınız. Sadece rükuda eğilen, sadece secdede alnı yere gelen bir gençlik olmalısınız. Düşünen, akleden, mücadele eden bir gençlik olmalısınız. Köklerinizi Ahmet Yesevi’nin hikmetlerinde, Yunus’un, Mevlana’nın, Hacı Bayram-ı Veli’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğütlerinde aramalısınız. Sevgili gençler, biz sizde bu ruhu, bu dinamizmi görüyorum” diye konuştu.

               

“ASIL BÜYÜK FETİH MEDENİYET, İLİM, İRFAN VE KÜLTÜRLE YAPILAN FETİHTİR”

“Aslında Fatih İstanbul’u Mimar Sinan Süleymaniye’yi inşa etsin diye fethetti” diyen yazarın sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Köklerinizi işte buradaki incelikte aramalısınız. Asıl büyük fethin medeniyetle, ilimle, irfanla, kültürle yapılan fetih olduğunu asla unutmamalısınız. Mehmet Akif Ersoy’un Asım’ın neslinde hayal ettiği gibi, bilgili, erdemli, çalışan bir gençlik olmasınız.  Şimdi ben diyorum ki, gelin hep beraber şunu unutmayalım, merhum Arif Nihat Asya ne diyor: “Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır./ Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır./ Haydi artık uyuyan destanını uyandır./ Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın,/ Kızım, sen de Fatih’ler doğuracak yaştasın./ Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,/ Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan,/ Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan./ Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın,/ Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın./ Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin./ Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın,/ Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın./ Yürü, hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın,/ Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın” dedi.

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 562. yıl dönümünün tüm milletimiz için bir kez daha kutlu olması temennisini dile getirerek sözlerini şöyle tamamladı: “Buraya, Yenikapı’ya geldiğiniz, fetih programına iştirak ettiğiniz, Fatih hatırasını yâd ettiğiniz, gazilerimizin, şehitlerimizin ruhlarını abad ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bu muhteşem fetih programının düzenlenmesinde emeği geçen başta Sayın Başbakanımız, Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri Mehteran Birliğimizi, Türk Hava Kuvvetleri Türk Yıldızlarımızı, diğer gösterileri hazırlayan ekiplerimizi tebrik ediyorum. Allah yüreğimizden fetih coşkusunu eksik etmesin diyorum, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.