banner47

Erdoğan, “Gün, Mücadele ve Zalimlerin Üzerine En Sert Şekilde Gitme Günüdür”

Erdoğan, “Masum hayatları yok eden eylemleri doğrudan veya dolaylı şekilde destekleyenlerin teröristlerden hiçbir farkı yoktur” dedi.

Erdoğan, “Gün, Mücadele ve Zalimlerin Üzerine En Sert Şekilde Gitme Günüdür”

Erdoğan, “Masum hayatları yok eden eylemleri doğrudan veya dolaylı şekilde destekleyenlerin teröristlerden hiçbir farkı yoktur” dedi.

21 Mart 2016 Pazartesi 06:27
Erdoğan, “Gün, Mücadele ve Zalimlerin Üzerine En Sert Şekilde Gitme Günüdür”

 22. Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Masum hayatları yok eden eylemleri doğrudan veya dolaylı şekilde destekleyenlerin teröristlerden hiçbir farkı yoktur. Bugün karşımızda iki taraf vardır. Bir yanda masum insanların hayatına kast eden teröristler, diğer yanda ise güvenlik ve adalet bekleyen 79 milyon vatandaşımız bulunuyor. 79 milyon masumun hakkını korumak için bu teröristlerin üzerine mutlaka en şedit, en tavizsiz şekilde gitmek mecburiyetindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 14 ilinden mahalle ve köy muhtarları ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Adıyaman, Afyonkarahisar, Bolu, Bursa, Çankırı, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Hakkâri, Hatay, Isparta, Karabük, Ordu ve Samsun’dan gelen 400’e yakın köy ve mahalle muhtarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın misafiri olarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde verilen öğle yemeğinde ağırlandı.

Yemek öncesinde muhtarlara hitaben bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22. Muhtarlar Toplantısı’nın Kızılay'daki terör saldırısının acısı ve üzüntüsü içerisinde gerçekleştiğini ifade ederek, saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diledi.


“ÖNEMLİ BİR YOL AYRIMINDAYIZ”

Devletlerin ve milletlerin hayatlarında önemli dönüm noktaları ve yol ayrımları olduğunu; Türkiye’nin de bir süredir böyle bir yol ayrımında bulunduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir tarafta 2023 hedeflerimizle ve 2053 ve 2071 vizyonumuzla yeni Türkiye vardır, diğer tarafta ise terör örgütlerinin, içeride ve dışarıda onları destekleyen tüm güçlerin hayali olan karanlık Türkiye fotoğrafı vardır. Bu mücadele yeni değildir, bu mücadele bir yönüyle Habil’le Kabil’den beri insanlık tarihiyle eş olan doğruyla yanlışın mücadelesidir” diye konuştu.

Yaşadıklarımızın, bin yıldır vatanımız olan bu topraklardaki varlığımızı kabul edemeyenlerin, buldukları her fırsatta milletimize yaptıkları hücumların yeni bir dalgası olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemiz üzerinde 100 yıl önce uygulanmaya başlanan planların tamamlanmaya çalışıldığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Biliyoruz ki, bu mücadelede PKK sadece bir araçtır, bir taşerondur. Aynı şekilde DAEŞ sadece bir projedir. Pek çok farklı isim altında faaliyet gösteren, ama hepsinin de amacı aynı olan terör örgütleri sadece birer piyondur. Suriye ve Irak’taki gelişmeler, madalyonun sadece bir yüzüdür. Asıl mesele, yeniden ayağa kalkan, güçlenen, dostlarının umudu hâline dönüşen Türkiye’yi, kendi akıllarınca tedip etme, ıslah etme, sindirme meselesidir.”

         

“TÜRKİYE, TARİHİNİN HİÇBİR DÖNEMİNDE ESARETİ VE SÖMÜRGEYİ KABUL ETMEDİ”

Türkiye’nin kendisine dikte edilen bölgesel ve küresel politikaları, boynunu eğip, sorgusuz sualsiz yerine getirmesi durumunda bu hadiselerin yaşanmayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama muhtemelen böyle bir Türkiye’nin ne toprak bütünlüğünü, ne de millî birliğini muhafaza edecek, bu yöndeki projelere, bu oyunlara direnecek gücü olmazdı. Tarihin hiçbir döneminde esareti, zilleti, sömürge haline getirilmeyi kabul etmeyen milletimiz, ecdadımız böyle bir duruma zaten asla rıza gösteremezdi. Bu bakımdan bugün Türkiye’nin yaşadıkları, kökleri kadim tarihimize uzanan asil duruşumuzun kaçınılmaz bir sonucudur” dedi.

         

“2002 YILINDA TÜRKİYE’DE İSTİKRAR MI VARDI?”

Konuşmasında, bugünkü yol ayrımına, ekonomimizle, savunma sanayimizle, bölgesel ve küresel etkinliğimizle 14 yıl öncesiyle mukayese kabul edilemez derecede iyi bir durumda yakalanmamızın milletimiz için bir şans olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hani bazıları diyor ya şimdi, bazı köşe yazarları vesaireler Kandil’le adeta dirsek teması içerisinde şunu söylüyorlar: ‘Erdoğan gitmeli, Erdoğan gitmeden istikrar gelmez.’ Peki, 2002’nin sonundaki Türkiye’de istikrar mı vardı? 2002’nin sonundaki Türkiye’nin ekonomik hali ortadaydı, millî gelirimiz ortadaydı. Şu anda Erdoğan’ın geldiği dönemden sonra hükûmetimizle biz o zaman 1’e 5 katladık, ekonomik gücümüz bu denli arttı, kişi başına millî gelir bu denli arttı ve bunları yakalamak suretiyle de Türkiye G-20 ülkeleri arasında ne yaptı? Yerini aldı. Şu anda dünyanın en ileri 20 ülkesinden eğer bir tanesi olmuş, dünyanın en büyük 17. ekonomisi olduysak bu dönemde oldu. Daha önce niye yoktu, daha önce niye giremedik buralara? Ama şimdi girdik ve oradayız. İşte daha biliyorsunuz kısa bir zaman önce Antalya’da G-20 Toplantısına ev sahipliği yaptık.”

1970’lerin, 1990’ların o acı günlerini tecrübe etmiş Türkiye’nin şu an karşı karşıya bulunduğu zorlukların üstesinden gelme konusunda çok daha donanımlı, çok daha mukavemetli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz herkesin bir hesabı var. Biz mutlak hesap sahibi olan Rabbimize teslim olmuş insanlar olarak, onlardan üstün olduğumuza inanıyoruz” dedi

         

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DEMOKRASİYLE EN KÜÇÜK BİR İLİŞKİSİ OLAMAZ”

“Şimdi birileri diyor ki, ‘Tayyip Erdoğan Türkiye’nin başından giderse terör biter, demokrasi gelir.’ Kim diyor bunu? Terör örgütünün Kandil’deki yöneticisi veya yöneticilerinden bir tanesi. Başka kim diyor? Amerika’daki, Avrupa’daki birtakım medya kuruluşları ve eski diplomatlar diyor, yani Amerika’nın buradaki diplomatları diyor, ülkemizdeki birtakım aklı evveller diyor. Aslında bunların hepsi de aynı yerden beslenen, aynı projede görevli olan, aynı misyon için çalışan kişilerdir” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan devamında şunları kaydetti: “Peki, gerçekten de Erdoğan gidince Türkiye’de terör biter, ülkeye demokrasi gelir mi? Terör örgütü amacının sadece belirli şehirlerimizi ülkemizden koparmak değil, Türkiye’yi topyekun olduğunu açıkça söylemiyor mu? Peki, 2002’den önce Türkiye’de terör yok muydu? Terörün Türkiye’de mazisi 35 yılı buldu. Peki, o zaman terör esiyordu, Tayyip Erdoğan da ülkenin başında değildi; onu neyle izah edeceksiniz?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, terörle demokrasinin bir arada olamayacağını, terör örgütünün doğası gereği, şiddet aracılığıyla çoğunluğu kendisine tabi kılmaya çalışan bir yapı olduğunu vurgulayarak, “Hâlbuki demokrasi, çoğunluğun iradesinin ülke yönetimine hâkim olmasıdır. Kızılay’da bomba patlatarak rastgele insanların ölümüne yol açan terör örgütünün demokrasiyle en küçük bir ilişkisi olabilir mi? Buna rağmen, terör örgütü yöneticisiyle aynı dili kullanmaktan, aynı yaklaşımı sergilemekten çekinmeyenlere terörist demeyeceğiz de, ne diyeceğiz? Avrupa’daki, Amerika’daki o malum çevrelerin, bu ülkenin ve bu milletin hayrına herhangi bir düşüncelerinin, niyetlerinin, çabalarının olması mümkün değildir” dedi.

“TERÖRİSTLERİN ELİNDEN RUSYA’NIN, AMERİKA’NIN VE BATININ SİLAHLARI ÇIKIYOR”

PKK, PYD ve YPG'nin ellerinden çıkan ve yakalanan silahlara baktığımız zaman ya Rus silahlarını ya da Batı'nın silahlarını gördüğümüze dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun içinde Amerika’nın silahları da var, diğer ülkelerin silahları da var. Bunları söylemeyelim mi, konuşmayalım mı? Bu silahlar bu terör örgütlerine nasıl veriliyor?” diye konuştu.

“Değerli kardeşlerim, Avrupa Birliği biliyorsunuz PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmiştir. Peki, PKK’ya, terör örgütüne karşı acaba ne yapıyor, herhangi bir uygulaması var mı? Şu anda Avrupa Birliği üyesi ülkelerde bunlar cirit atıyorlar, para kaynakları oralarda ve oralardan destekleniyorlar, bu desteklenmelere karşı takınılan bir tavır var mı?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Biz ‘PKK’ya terör örgütü dedik’ böyle diyorlar. Ve bizi telefonla arıyorlar, Ankara’daki arka arkaya gelen bu bütün terör olaylarından sonra aradılar, başınız sağ olsun, geçmiş olsun. Güzel de, Anadolu’da bizim bir enteresan söz vardır, az önce bir başka toplantıda da kullandım bunu, ‘baban öldü, başın sağ olsun’ Arkadan bir ifade, babasız başı ne yapayım diye...”

“ANKARA SALDIRISINDA ÖLEN VATANDAŞ SAYISI 35”

Ankara'daki terör saldırısında ölen vatandaş sayısının 35 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “37 değil aslında, 35. Toplam 37 diye gösteriliyor, orayı karıştırmayalım, 2'si teröristtir, 35'i vatandaşımızdır. Bakın bu kardeşlerimizin bir kısmı işinden evine gidiyor, bir kısmı okuldan çıkmış evine gidiyor ve günahsız yavru. Bunların arasına dal ve bütün bu kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı orada şehit et. Bunun yanında ilk etapta 200'ü aşkın yaralı vardı. Bir kısmı hafifti. Tedavileri yapıldı gönderildi. Şu anda yine 40'a yakın yaralı, hastanelerimizde mevcut. Bunların içinde 7 tane falan, ağır var. Rabbimden temennimiz, inşallah şifalarını bulurlar. Bütün bunlar ortadayken, hâlâ bunların savunmasını yapan bakıyorsunuz medya organları var” ifadelerini kullandı.

“TERÖR VE TERÖRİST TANIMINI YENİDEN YAPARAK CEZA KANUNUMUZU DEĞİŞTİRMELİYİZ”

Ülkemizdeki bir takım kifayetsiz muhterislerin Kızılay’daki elim hadiseyi dahi, kendi çıkarları için kullanmayı düşünecek kadar zavallı, ahlaksız ve haysiyetsiz olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: “Hiçbir sıfat, terör örgütü yandaşlığının örtüsü olamaz. Evet, önceki akşam ifade etmiştim, burada bir kez daha tekrarlıyorum. Terör tanımını, terörist tanımını derhal yeniden yapmalıyız. Bu yeni tanıma göre ceza kanunumuzu hemen değiştirmeliyiz. Emniyet güçlerimizin, savcılarımızın, hâkimlerimizin terörle ve teröristle etkin şekilde mücadele edebilmesini sağlayacak her türlü yasal ve teknik imkânı kendilerine sağlamalıyız.”

Mevcut mevzuatımızın doğru şekilde yorumlanmasının dahi bu konuda çok önemli mesafe kat edilmesini sağlayacağını düşündüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokunulmazlıklar meselesinin de süratle neticelendirilmesi gerektiğini kaydetti. Parlamentonun bu konuda süratle adım atması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani bir kişi mi olsun, iki kişi mi olsun? Böyle bir şeyi konuşamayız. Biz ortaya ilkeyi koymalıyız, ilkeyi. Nedir bu ilke? Benim Kürt kardeşlerimi, vatandaşlarımı sokağa dökmek suretiyle 52 kişinin ölümüne vesile olanlar bu ülkede teröre teşvik eden insanlar olarak yargılanmayacak da, bu Parlamento’nun içerisinde gelip boy gösterecek ve bunları bu millet seyredecek öyle mi? Öbür tarafta arkasında PKK’nın, PYD’nin, YPG’nin olduğunu çok açık net olarak söyleyenler bu ülkede temiz olacak öyle mi? Bunlara karşı Parlamento eğer gerekli tavrı ortaya koymazsa, bu millet ve bu tarih bu Parlamento’dan hesabını sorar. Şehitler hesabını sorar, bu kadar açık konuşuyorum” şeklinde devam etti.

“ŞEHİTLERİMİZİN AHI BİZİ YAKAR”

“Değerli kardeşlerim; bunun sayısı konuşulmaz, şu mu olsun, bu mu olsun? Hayır, ilke ortaya konur. Bu milletin birliğini, beraberliği bozanlar, tehdit edenler kim olursa olsun bunların hesabı bu Parlamento tarafından dokunulmazlıkların kaldırılması suretiyle nereye havale edilecek? Yargıya. Gönder yargıya, ha yargı bunlar hakkında ne karar verirse versin, sen siyasetçi olarak görevini yap. Siyasetçinin görevi nedir? Bu kararı alıp gerisini yargıya bırakmaktır, atılması gereken adım budur” şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siyasetçi bunları besleyemez, bunları koruma altına alamaz. Eğer bunlar sürekli hâlâ bu adımları atar, yaptıkları da yanlarına kâr kalırsa, kardeşlerim bizim terörle mücadelemizde şu anda Güneydoğu’da bu mücadeleyi veren kardeşlerimiz ve orada şehit olan kardeşlerimizin ahı inanın bizi yakar yakar. Ne diyoruz? Onların kanları yerde kalmayacak. Bunlar basit siyasi hesaplarla feda edilemez” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırlarımız dışında terör örgütünü besleyen, destekleyen unsurlara karşı tüm gücümüzle, tüm imkânlarımızla sonuç alıcı bir mücadelenin yürütüldüğünü; askerimizle, polisimizle, köy korucularımızla, istihbaratımızla, Dışişlerimizle ilgili, diğer tüm kurumlarımızla seferberlik ruhu içinde bu mücadelenin verildiğini vurguladı.

Hükûmetten bu çerçevede neticeye yönelik süratli bir çalışma ortaya koymasını beklediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: “Meclis’te temsil edilen partilerimizden, yaşadığımız bu tarihî dönemin hassasiyetine uygun şekilde, siyasi rekabeti bir kenara bırakıp, birlik ve beraberlik içinde hareket etmelerini talep ediyorum. Bugün, Meclis’te yıllardır uğraştığımız ama bir türlü gerçekleştirmeyi başaramadığımız o büyük mutabakatı milletimize ve tüm dünyaya göstermenin tam zamanıdır.”

“ÜLKEMİZE YÖNELİK TÜM TEHDİTLERE KARŞI BİR MİLLET KOALİSYONUNA İHTİYACIMIZ VAR”

Türkiye’nin, mevcut Meclis yapısı itibariyle hükûmet kurulabilmesi için koalisyona ihtiyacı bulunmadığını; bununla birlikte teröre, terör örgütlerine, ülkemize yönelik tüm tehditlere karşı, diğer tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakmak suretiyle oluşturacağımız bir ‘Millet Koalisyonu’na ihtiyacımız olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gelin bu büyük mutabakatı, bu büyük birlikteliği hemen şimdi sağlayalım, canımıza ve istikbalimize kast edenlerin üzerine hep birlikte gidelim” dedi.

Terör örgütünün yan kolu olarak faaliyet gösteren partinin mensuplarını artık meşru siyasi aktörler olarak görmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dolayısıyla bu çağrım onlara değil diğer partilerimizedir. Tüm bu çalışmaları mümkün olan en kısa sürede tamamlayarak hayata geçirmeliyiz. Aksi takdirde milletimizin karşısına başımız dik çıkamayız. Çünkü terör meselesi artık belirli bölgelerimize mahsus bir asayiş sorunu olmaktan çıkmış, topyekûn milletimizin varlığını tehdit eder hale gelmiştir.”

“TERÖR MESELESİNİN İNSAN HAKLARIYLA, DEMOKRASİYLE BİR İLGİSİ YOK”

“Devlet, kadife eldivenin altındaki demir yumruğunu teröristlerin başına geçirmezse, onlar her gün bizim canımızı yakmaya devam edecektir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu meselenin insan haklarıyla, düşünce özgürlüğüyle, basın hürriyetiyle, demokrasiyle bir ilgisi olmadığını söyledi. Terörle ve teröristle bu kavramları birlikte kullananların milletimizin vicdanını kanattıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Masum hayatları yok eden bu eylemleri doğrudan veya dolaylı şekilde destekleyenlerin teröristlerden hiçbir farkı yoktur. Bugün karşımızda iki taraf vardır. Bir yanda masum insanların hayatına kast eden teröristler, diğer yanda ise güvenlik ve adalet bekleyen 79 milyon vatandaşımız bulunuyor. 79 milyon masumun hakkını korumak için bu teröristlerin üzerine mutlaka en şedit, en tavizsiz şekilde gitmek mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

Fransa’da geçtiğimiz Kasım ayında yaşanan terör eylemleri sonrası ülkede hâlâ olağanüstü hâl şartlarının devam ettiğini; güvenlik güçlerinin herhangi bir yargı kararı olmaksızın, terör örgütüyle ilişkili olarak değerlendirdikleri herkesin evini, işyerini, aracını istediği zaman arama ve sorgulama hakkına sahip olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Kimse de dönüp Fransa’ya ‘demokratik bir ülkede olağanüstü hal uygulaması mı olur, yargı kararı olmadan böyle operasyonlar mı yapılır, ayıp ediyorsun’ filan demiyor. Ama aynı çevreler her gün terör eylemlerine muhatap olan bize sürekli olarak demokrasi, özgürlük, insan hakları, hukuk devleti kavramları eşliğinde terör örgütüne karşı operasyon yapmayın telkininde bulunuyor. Bize bu telkinde bulunanların terör örgütüne dönüp de Türkiye’ye saldırmayın, masumları öldürmeyin dediklerini duymadık, görmedik.”

Fransa için hak olan terörle mücadele yöntemlerinin, bize gelince niye demokrasi, özgürlük ve hukuk devleti duvarına tosladığını sorgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun adı ikiyüzlülüktür. Açık söylüyorum; bizim için artık bu ifadelerin zerre kadar kıymeti yoktur. Terörle mücadelede yanımızda olan dostumuzdur, karşımızda olan da düşmanımızdır, bunun bilinmesi lazım. Mesele bu kadar açık, bu kadar nettir” dedi.

“BU ÜLKEDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NDEN BAŞKA BİR DEVLET ASLA YOKTUR VE OLAMAZ”

Bulunduğu makam gereği bazı şeyleri söylemek zorunda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye bedel ödetmek isteyenlerin oyunu öyle açık, öyle aleni, öyle aşikâr ki bunu görmemek için insanın idrakinin kapanmış olması gerekir. Meselenin Tayyip Erdoğan meselesi değil Türkiye meselesi olduğunu kabul etmeyenlere dönüp Kurtuluş Savaşımızı iyice bir incelemelerini tavsiye ediyorum” dedi.

Ülkenin dört bir yandan işgale uğradığı, İstanbul’un düşman çizmeleriyle kirletildiği bir dönemde toplanan Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün verdiğimiz mücadelenin çerçevesi de aynı değil mi? Ne diyoruz? Her yerde diyorum; tek millet, yani 79 milyon biz tek milletiz. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Roman ve Boşnak ülkemizdeki 79 milyon tek milletiz. İki; tek bayrak, bayrağımızın dışında bayrak asla tanımıyoruz. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, işte her düşen şehit bizim yıldızımızdır. Ve tek vatan, 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bazıları bölmek, parçalamak; boşuna uğraşıyorsunuz. İnlerinize, bodrumlara girdik; nereye kaçarsanız kaçın sizi askerimiz, polisimiz, korucumuz oralardan bulup çıkartacak, gereğini yapacaktır. Dağlardaki mağaralara, nereye girerseniz girin, bırakın Cudi’yi, Gabar’ı ta Kandile mi gidiyorsunuz, orada da güvenlik güçlerimiz arkanızda. Çünkü bu şehitlerin bedelini ödeyeceksiniz, bunun hiç lamı cimi yok. Ve tek devlet, öyle paralel devlet, yok bilmem şu devlet, bu devlet yok, bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka bir devlet asla yoktur ve olamaz. Onun için de yok öz yönetimmiş, yok şuymuş, yok buymuş, böyle bir şey yok, tek devlet. Size her türlü imkân verildi mi? Verildi. Parlamentoya girdiniz mi? Girdiniz. Belediye başkanlıkları kazandınız mı? Kazandınız. Meclis üyelikleri kazandınız mı? Kazandınız. İl genel meclis üyelikleri kazandınız mı? Kazandınız. Peki, siz bu milletin, bu devletin iş makinelerini nasıl olur da kalkıp kanallar açmak suretiyle güvenlik güçleri oraya girmesin diye bu tür kanallar açarsınız? Ya kalkın bir tane de şöyle içme suyuydu, atık su kanalıydı, bunlara ait bir kanal açın ya. Bunların belediyecilik yaptığı yerlerde benim Kürt kardeşlerime yönelik bir hizmetleri yok.”

“HİÇ KİMSE NEFSİ MÜDAFAA HAKKIMIZI KULLANMAKTAN BİZİ ALIKOYAMAZ”

PKK meselesini, DAEŞ meselesini sadece bu örgütlerden ibaret sananların gaflet içinde olduklarını; Suriye meselesini de sadece bu ülkenin iç meselesi olarak kabul edenlerin gafletin de ötesinde bir durumda bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha düne kadar yakın iş birliği içinde olduğumuz birtakım ülkelerin bir anda can düşmanımız haline dönüşmesinin sebebini anlamayanlara ne desek fayda vermez. Tüm itirazlarımıza, tüm mücadelemize rağmen yanı başımızdaki terör örgütlerini meşrulaştırmak için inat edenlerin niyetlerini çözmek için allem-i cihan olmak da gerekmiyor. Tayyip Erdoğan gitsin, bu mesajı işte bu çerçevede okuduğunuzda asıl amacı görürsünüz. Tayyip Erdoğan gitsin demek, bizim tüm siyasetimizi, tüm çalışmalarınızı üzerine bina ettiğimiz milletimizin, bayrağımızın, vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı yıkılsın demektir” şeklinde konuştu.

Vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize göz diken herkesin bu milletin kendisine biçtiği akıbete razı olmak zorunda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü burada demokratik bir mücadele değil, varlığımıza yönelen bir saldırı vardır. Türkiye olarak hiç kimse nefsi müdafaa hakkımızı kullanmaktan bizi alıkoyamaz” dedi.

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PERVASIZLIĞI GÜCÜNDEN DEĞİL, ACZİYETİNDEN KAYNAKLANIYOR”

“Bundan sonra hiç kimse, ölüm türküleri eşliğinde halay çekenleri bize demokrasi havarisi olarak gösteremez, dayatamaz, çünkü hepsinin de gerçek yüzleri, gerçek niyetleri ortaya çıktı. Terör örgütünün pervasızlığı gücünden değil, acziyetinden kaynaklanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de istediğini elde edemeyen, sınır ilçelerimizde başlattığı kalkışma teşebbüsü hüsranla sonuçlanan, bölge halkından yüz bulamayan terör örgütü, rastgele hedeflere yönelik saldırılarıyla son ve en ahlaksız kozunu oynuyor. İnşallah gerekli tedbirlerin süratle alınmasıyla bu oyunu da boşa çıkartacağız. Bu bombalarla onlar bizim canımızı yakıyor olabilir, ama inanın biz onları tamamen imha ederek şehitlerimize, gazilerimize, onların geride kalan yakınlarına karşı mahcup olmayacağız.”

Güneydoğu’da yakılıp yıkılan bütün evlerin A’dan Z’ye alt yapısıyla, üst yapısıyla yeniden yapılacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah’ın izniyle bütün bu tahribatların olduğu bölgede şu anda hükûmetimiz yoğun bir şekilde bakanlarıyla, bütün teknik kadrolarıyla altyapısından üstyapısına inşallah çalışmalarını başlattı, bu devam ediyor. Yani atık su kanallarından tutun içme suyu kanallarına varıncaya kadar, yağmur suyu kanallarına varıncaya kadar, bütün doğalgaz hatlarına varıncaya kadar, elektrik şebekelerine varıncaya kadar bütün bunlar yapılmak suretiyle yeni bir inşallah Güneydoğu inşa edecekler” diye konuştu.

“SENİN KALEMİN TERÖRİSTİN YANINDA YER ALIYORSA, SEN BENİM KARŞIMDASIN”

“Bilhassa şu son saldırılardan sonra terör örgütüne karşı en küçük bir merhametimiz, en küçük bir müsamahamız olamaz. Aksi yönde mesajlar verenler olabilir ve bu verenleri de terör örgütüne hizmet edenlerin safında gördüğümü ayrıca belirtmek istiyorum. Efendim, köşe yazarıymış, düşüncesini belirtiyor; ne olursan ol beni bağlamaz. Eğer senin kalemin teröristin yanında yer alıyorsa, sen benim karşımdasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine “Kardeşlerim; gün mücadele günüdür, gün zalimlerin üzerine en sert şekilde gitme günüdür. Merhum Mehmet Akif Ersoy hayatının son döneminde kendisine şaka yollu yeni bir İstiklal Marşı yazılması gerektiğini söyleyenlere ne diyor? ‘Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın’ diyor. Evet, yeni bir İstiklal Marşı yazmayacağız, ama İstiklal Marşımızda bize verilen mesajları her gün, her an tekrarlamaktan da geri durmayacağız” şeklinde devam etti ve İstiklal Marşı’ndan dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu duygularla bir kez daha Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, milletin evine teşrifiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Mahallelerinizdeki köylerinizdeki her bir kardeşime selamlarımı, saygılarımı, muhabbetlerimi iletmenizi rica ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64