banner47
banner128

Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

haberiumturk
haberiumturk
11 Mart 2020 Çarşamba 11:50
Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden güçlü değildir

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Korona Virüs’le ilgili alınan önlemlere dikkat çekerek, “Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır, temennimiz budur. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden daha güçlü değildir. Her hastalık gibi bu virüse karşı da bireyler olarak göstereceğimiz dikkat ve alacağımız tedbirler en etkili korunma yöntemi olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa'dan gelen bir vatandaşta, yapılan tetkikler sonucunda Korona Virüs tespit edildiğini belirterek, genel sağlık durumu iyi olan vatandaşın tedavisinin sürdüğünü, ailesi ve yakın çevresinin de izlenmeye alındığını söyledi.

Salgının Türkiye'ye sirayet etmemesi için gereken her türlü önlemi vakitlice aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki vakanın Avrupa kaynaklı ve şimdilik tek bir örnekten ibaret olduğunu kaydetti.

“KORONA VİRÜS İLE İLGİLİ TEDBİRLER SIKI BİR ŞEKİLDE UYGULANMAYA DEVAM EDECEK”

Sağlık Bakanlığı’nın, diğer bakanlıklar ve ilgili kurumlarla iş birliği hâlinde korunma tedbirlerini sıkı bir şekilde uygulamayı sürdüreceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın kendisinin başkanlığında bakanlar ve ilgili kurumlarla dar çerçeveli bir toplantı yapacaklarını bildirdi.

Vatandaşlardan sağlık personelinin ikazlarına uymalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsten korunmanın ilk şartı temizliktir. Temizliği imandan sayan bir inancın mensupları sıfatıyla bu da milletimiz açısından işin en kolay tarafı olmalıdır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye inşallah bu sıkıntıyı herhangi bir kayıp vermeden atlatacaktır, temennimiz budur. Hiçbir virüs bizim tedbirlerimizden daha güçlü değildir. Her hastalık gibi bu virüse karşı da bireyler olarak göstereceğimiz dikkat ve alacağımız tedbirler en etkili korunma yöntemi olacaktır. Özellikle yaşlılarımızın ve bünyesi zayıf vatandaşlarımızın en azından bir müddet kalabalık yerlerden uzak durmaları gerekiyor. Milletimiz nice saldırıları, dertleri göğüslemeyi başarmıştır. Allah'ın izniyle bunun da üstesinden gelecektir. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun” dedi.

Suriye'deki gelişmelere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin İdlib'de bir ay boyunca fiilen yürüttüğü operasyonlar ve başlattığı Bahar Kalkanı Harekâtı’nın, sınırlara dayanan tehditlerin önüne geçme kararlılıklarının bir ifadesi olduğunu belirtti.

“SURİYE İLE SINIR HATTIMIZI GÜVENLİK ALTINA ALMAKTA KARARLIYIZ”

Harekâta katılan tüm askerlerin alınlarından öptüğünü ifade ederek, şehitlere Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye'de bulunma amacımız ne bu ülkenin topraklarını işgal ve ilhak etmektir ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşine tutuşmak, kapışmaktır” sözlerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye ile olan 911 kilometrelik sınır hattımızın her karışını hem terör örgütlerini hem de mezhepçi rejim güçlerini uzak tutacak şekilde güvenlik altına almakta kararlıyız” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'deki harekâtın, diğerlerinden farklı olarak sadece terör örgütüne değil aynı zamanda çok daha donanımlı bir güce karşı olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: “Bu süreçte ülkemizin, ordumuzun, kamusu ve özel sektörüyle, savunma sanayimizin kabiliyetlerini görme, tartma imkânı bulduk. Hamdolsun, çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük. Aksaklıkları gidererek, eksikleri tamamlayarak, koordinasyonu güçlendirerek, projelerimizi hızlandırarak Türkiye'yi bölgesinde ve tüm dünyada etkin güç hâline getirme kararlılığımızı bu vesileyle teyit ettik. İdlib'deki masumları bombalayarak katleden rejim, ülkemizin gücü ve askerlerimizin kahramanlığı karşısında Suriye krizinin başından beri en ağır kayıpları vererek, bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür. Ateşkes kararının akabinde İdlib halkı uzun bir aranın ardından ilk kez rahat nefes almıştır. Elbette henüz İdlib'de kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değildir. Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkese ne kadar bağlı kalacakları belirsizdir. Daha şimdiden ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanmaya başlamıştır. Rusya tarafıyla vardığımız anlaşmaya uygun şekilde bu gelişmeleri paylaşıyor ve tedbir alınmasını bekliyoruz. Rejimin ve onu destekleyen milislerin, ateşkes hattına yaptıkları yığınakları da yakından takip ediyoruz. Biz verdiğimiz söze, karşı taraf da aynı hassasiyeti gösterdiği sürece sonuna kadar bağlı kalırız. Ama karşımızdakiler sözlerini tutmazsa, bir öncekinden daha ağır şekilde üzerlerine gitmekten de asla kaçınmayız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin gözlem noktalarına yapılacak en küçük bir saldırıya sadece karşılık vermekle kalmayacaklarına, çok daha ağır mukabelede bulunacaklarına vurgu yaptı. Türkiye’nin bölgedeki gözlem kulelerini harita üzerinden gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 gözlem noktasında, Türkiye'yi, Suriye askerlerinin korumadığını, Suriye askerlerinin, verilen söze, yapılan mutabakata uymadığının altını çizdi.

“GEÇİCİ ATEŞKESİ, KALICI ATEŞKES HÂLİNE DÖNÜŞTÜRMENİN PEŞİNDEYİZ”

Tel Rıfat bölgesindeki bölücü terör örgütü mensuplarının saldırı teşebbüslerinin de giderek arttığını, buradaki teröristleri bulundukları yerde etkisiz hâle getirerek, Türkiye'ye yönelik tehditleri bertaraf ettiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere yönelik bir sine vizyon gösterisi izletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bizim gözlem kulelerini Suriye askerleri koruyor” dediğini anımsatarak, “Türk askeri, bu milletin evlatları, hiçbir zaman zalim Esed'in korumasına muhtaç değildir. Bunu böyle bil Bay Kemal. Sen kendin korunmaya muhtaç olabilirsin ama bu milletin evlatları asla. Bugüne kadar Elbab, Cerablus, Afrin'de nasıl dimdik durduysak, ardından en son İdlib'de nasıl dimdik durduysak, bundan sonra da aynı şekilde dimdik durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Suriye'de sükûnetin devamı için her türlü gayreti gösterirken aynı zamanda rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarına karşı da hazırlıklı olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahada en ileri teknolojiye sahip silah ve hava savunma sistemlerine karşı mücadele verildiğini, bunun neticesinde de geçici ateşkesi Moskova'da imzaladıklarını, şimdi de geçici ateşkesi, kalıcı ateşkes hâline dönüştürmenin peşinde olduklarını kaydetti.

“GEÇİCİ ATEŞKESİ, İDLİB'DEKİ KRİZE MAKUL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ÇÖZÜM YOLU BULUNABİLMESİ İÇİN YAPTIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları, rejime veya terör örgütlerine gücü yetmediği için değil, İdlib'deki krize tüm taraflar açısından makul, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm yolu bulunabilmesi için yaptığının altını çizdi.

Suriye'nin üçte biri, bölücü terör örgütünün kontrolü altındayken çözüme ulaşılabilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “PKK'ya, YPG veya SDG etiketi yapıştırtmakla gerçekler ortadan kalkmıyor. Hakikatlerin üzeri örtülmüyor. Suriye rejimi ve onu destekleyenlere çağrımız: Önce ülkenin üçte birini bölücü terör örgütünün işgalinden kurtarmalarıdır” dedi.

Türkiye’nin kontrolü altındaki bölgelerde huzur içinde yaşayan halkın tacizine de izin vermeyeceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası toplumu daha çok gayret göstermeye, Türkiye’nin çabalarına destek vermeye davet etti.

Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile siyasi tarihe altın harflerle yazılacak derecede önemli ve örnek bir işbirliği zemini oluşturduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer partilerin bir kısmıyla anlaşamadıkları hususlar olsa da ülkenin ve milletin temel çıkarları doğrultusunda asgari bir zeminde buluşmaya gayret ettiklerini söyledi.

“Sadece Kılıçdaroğlu ve bölücü terör örgütünün güdümündeki parti, her hâl ve şart altında ülkemize ve milletimize husumet çizgisinde yürümekle ısrarcıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı verdiği her mücadeleden CHP’nin rahatsız olduğunu, mücadeleyi sulandırmaya çalıştığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, istihbarat mensuplarının ifşa edilmesi eylemini işleyenlerin en hararetli savunucusunun da yine CHP olduğuna işaret ederek, "Bu zatın, kasetle CHP'nin başına getirildiği günden beri, bilinçli şekilde yürüttüğü kampanyaların hepsi de açık bir beşinci kol faaliyetidir. Beşinci kol faaliyetinin en önemli özelliği, tam da CHP'nin başındaki kişinin yapmaya çalıştığı gibi, uygulandığı ülkenin mücadele gücünü örselemek ve mümkün olursa da yıkmaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un, “Gel yıkalım şu Süleymaniye'yi desen iki kazma kürek. İki de ırgat yeter. Hadi gel yapalım geri şunu desen, bir Sinan gerek bir de Süleyman” dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erdoğan, "Bunlar sadece yıkmayı bilir. Bizim işimiz ise inşa ve ihyadır. Suriye meselesinde ve diğer tüm konularda, her ne kadar somut ve tutarlı bir teklifini bugüne kadar duymamış olsak da şayet Kılıçdaroğlu gerçekten bir şey yapmak istiyorsa bunun yolu bellidir. Kendisinin, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi için şimdiden adaylığını ilan etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“NAZİLERİN YAPTIKLARIYLA, YUNANİSTAN SINIRINDAKİ GÖRÜNTÜLER ARASINDA HİÇBİR FARK YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mültecilerin Avrupa’ya gitmek üzere Türkiye’nin batı sınırlarına yönelmesine ilişkin olarak da “Dokuz yıldır yedirdik, içirdik, giydirdik. Her şeyi yaptık. Şimdi Avrupa'ya gitmek istiyorlar. Biz de önlerini zorla kapamıyoruz. Aylar önce Batı'ya ‘Bakın, eğer adil yük paylaşımına yaklaşmazsanız kapıları açacağız’ dedim. Bunları kendilerine söyledim ama bunlar zannettiler ki ben şaka yapıyorum ve kapıyı açtık. Şimdi misafirlerimiz gidiyor. Zaten kimseyi ülkemizde zorla tutma gibi bir sorumluluğumuz da yok” diye konuştu.

Bu kararın ardından 150 bin civarında sığınmacının Yunanistan sınırına yığıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Cenevre Sözleşmesi gereği, bu kişilerin Yunanistan'a ve oradan da diledikleri ülkelere geçişlerine müsaade edilmesi gerektiğini ancak Yunanistan’ın, sığınmacıları şiddet uygulayarak durdurmaya ve geri göndermeye çalıştığını anlattı.

Yunanistan'ın, sığınmacılara yönelik müdahalelerini yansıtan videoyu izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nazilerin yaptıklarıyla, Yunanistan sınırındaki görüntüler arasında hiçbir fark yok. Onlar ne yaptıysa Nazi kamplarında, işte gördünüz. Yunanlılar da Batı adına, Batı'nın adeta maaşlı memurları olarak şu görüntüleri görüyorsunuz, şu sırtını görüyorsunuz ve öldürdükleri de var. Bunlar Batı'nın ücretli lejyonerleri. Bunları yaptılar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’ın mültecilere yaptıklarının tam anlamıyla barbarlık olduğunun altını çizerek, “Biz, Yunan mezalimini tarihten biliriz. Şimdi gelenler de aynısını yapıyorlar. Bunlar sende durmayacak ki. Sen de aç kapıyı. Batı'nın o zengin memleketlerine; avro zengini, dolar zengini memleketlerine senin üzerinden gitsinler. Niye bu kadar engelliyor da bunlara bu Nazi işkencelerini yapıyorsun?” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık ekiplerinin, Yunan güçlerinin saldırısına uğrayan bine yakın göçmene ilk yardım hizmeti verdiğini, dört kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Türkiye'nin, İdlib'den yönelen 1,5 milyonluk yeni göç dalgasının önüne geçmeye çalıştığı bir dönemde, Avrupa'nın birkaç yüz bin sığınmacıya dahi tahammül edemediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Lafa gelince demokrasi ve insan haklarını kimseye bırakmayanlar, katıksız bir faşist olduklarını tüm dünyaya göstermiştir” dedi.

AB’NİN GÖÇMENLER KONUSUNDA ORTAYA KOYACAĞI TAVIR, BİR İRADE VE LİDERLİK TESTİ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile 18 Mart 2016’da yapılan anlaşmayı anımsatarak, Türkiye’nin üzerine düşeni yaptığını buna karşılık Avrupa Birliği üye ülkelerin iç çekişmelerini bahane ederek yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurguladı.

Avrupa Birliği’nin ve orada söz sahibi ülkelerin anlık krizlerin önüne geçmek dışında soruna kalıcı çözümler bulma yönünde kararlı bir duruşlarını henüz görmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hâlbuki Avrupa’nın düzensiz göçmen sorunu yanında enerji koridorlarından terörle mücadeleye kadar geniş bir alanda ülkemize ihtiyacı var. Avrupa Birliği’nin önümüzdeki günlerde ortaya koyacağı tavır, bir irade ve liderlik testi olacak. Yunanistan’a sadece 100 bin mülteci için 2,3 milyar avroyu şartsız şekilde aktaranlar, Türkiye’ye milyonlarca sığınmacı için çok komik rakamlar taahhüt edip bunu bile göndermemişlerdir. Aynı şekilde 18 Mart mutabakatıyla bize taahhüt edilen 6 milyar avronun bile yarısı fiilen elimize ulaşmamıştır. İdlib’de büyük bedeller ödeyerek barışı tesis etmeye ve sığınmacı krizinin önüne geçmeye çalışırken de Avrupa’dan doğru düzgün bir destek görmedik. Karşımızdaki bu ikiyüzlü tutum Avrupa’nın kendi eliyle kendi değerlerini yıkması ve kendi sonunu hazırlaması anlamına gelmektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, havaların ısınmasıyla birlikte Avrupa’ya yönelen düzensiz göçmen akınının Yunanistan ile sınırlı kalmayarak, Akdeniz’in tamamına yayılarak artacağını dile getirerek, “Biz kimseden iane istemiyoruz, kimseye de el açmıyoruz. Tek talebimiz ülkemize verilen sözlerin yerine getirilmesidir, anlaşmalara sadık kalınmasıdır. Bu yerine gelene kadar da kendi hareket tarzımıza göre yolumuza devam edeceğiz, varsın gerisini Avrupalılar düşünsün” dedi.

12 Mart’ta, İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabulünün 99. yıl dönümünün kutlanacağını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle ve hürmetle yâd ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her evladımızın İstiklal Marşımızın sadece ilk iki kıtasını değil, 10 kıtasının her kelimesini, her satırını lafzıyla ve ruhuyla zihnine ve kalbine kazıması lazımdır. Bestesinin karışıklığı sebebiyle İstiklal Marşımızın ilk iki kıtasındaki mesajları dahi çocuklarımıza yeteri kadar anlatamadığımıza inanıyorum” diyerek, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını okuyarak, konuşmasını tamamladı.

banner71
Son Güncelleme: 17.03.2020 13:27
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.