banner47

MİLLETİMLE İFTİHAR EDİYORUM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, France 24 Televizyonuna Mülakat Verdi

MİLLETİMLE İFTİHAR EDİYORUM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, France 24 Televizyonuna Mülakat Verdi

24 Temmuz 2016 Pazar 16:13
MİLLETİMLE İFTİHAR EDİYORUM

 France 24 televizyonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, olağanüstü hâl sonrası Avrupa’dan gelen eleştirilere cevap vererek, “Fransa’daki olağanüstü hâlin şekli farklı, çünkü o sıradan bir terör eylemi. Biz de terör eylemiyle çok uğraşıyoruz. Ama bu, devleti ele geçirmeye yönelik bir darbe girişimi, silahlı darbe girişimi. Şimdi burada özellikle Avrupa Birliği yetkililerine benim sormam lazım: Siz darbenin arkasında mısınız, demokratik hukuk devletinin yanında mısınız?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 televizyon kanalına, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili bir mülakat verdi.

“MİLLETİMLE İFTİHAR EDİYORUM”

Sorulan soru üzerine, 15 Temmuz gecesi Marmaris’ten İstanbul’a geçişinde yaşananları aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, cep telefonundan görüntülü ve canlı olarak televizyon kanallarından yaptığı çağrılarla şehir meydanlarının halk tarafından doldurulmasının, ordu komutanları, yargı ve bütün ileri gelenlerin yaptığı açıklamaların milletin özgüvenini daha da artırdığını belirtti ve şöyle dedi: “Ama ben bir şeyle iftihar ediyorum, milletimle iftihar ediyorum. 246 şehit verdik ve 2 bin 185 yaralı var. Onlar tanklardan yılmadılar, onlar uçakların yolladığı bombalardan yılmadılar. İşte az önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeydim, görmediyseniz tavsiye ederim, yerinde tespitler yapmanızda fayda var. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin meclisidir, burayı bombaladılar. Ve bütün oradaki birçok önemli alanlar şu anda kolonlarına varıncaya kadar çökmüş vaziyette. Burayı bunlar bombalayacak kadar demokrasiden, hukuktan nasibini almamış teröristlerdir. Tek özellikleri var; asker kılığına bürünmüş, kılıfına bürünmüş teröristlerdir, başka hiçbir özellikleri yok.”

“BİR İSTİHBARAT ZAAFI SÖZ KONUSU”

Televizyon muhabirinin, “Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) saat 16.00’ya doğru bilgilendirdiler, ama siz resmî olarak saat 20.00’de haberdar edildiniz ve darbecilerden kıl payı kurtulabildiniz. MİT Müsteşarı ile bugün de görüştünüz. Size istifasını sundu mu ya da belli yaptırımlar olacak mı kendisi için? Sizin tam güveninize sahip Genelkurmay Başkanınızla ilgili bir şeyler olacak mı?” şeklindeki sorusuna cevabında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bizim gerek MİT Müsteşarımız, gerek Genelkurmay veyahut da diğer kuvvet komutanlarımızla ilgili buna benzer herhangi verdiğimiz bir karar söz konusu değil” açıklamasında bulundu.

“DEREYİ GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan cevabının devamında şunları ekledi: “Tabii biz bu kararları verirken veya verecek olursak, bunları Sayın Başbakanımla beraber otururuz değerlendirmesini yaparız, ondan sonra nihai kararımızı veririz. Şu anda bir geçiş süreci içerisindeyiz. Bizde bir söz var; ‘dereyi geçerken at değiştirilmez.’ Şu anda biz böyle bir sürecin içerisindeyiz ve bu sürecin içerisinde de şu anda arkadaşlarımızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şunu çok açık, net söylememiz lazım: Bir istihbarat zaafı söz konusudur, vardır. Hatırlayın, Amerika’daki ikiz kuleler vurulduğu zaman kimse istihbarat ne yaptı veya istihbarat görevden alındı mı; böyle bir soru sormadı. Fransa’da bu olaylar oldu değil mi, orada da istihbarat zaafı yok mu? Var. Belçika’da olduğunda, biz Belçika’ya üstelik önceden bilgiler verdik. Dedik ki; bak böyle böyle, şu şu isimler teröristtir, DAEŞ’tir, bunlara dikkat edin. Bizi dinlemediler, ‘değil’ dediler ve ondan sonra havalimanında o olaylar oldu. İngiltere olayı aynı. Şu anda Almanya’daki mevcut gelişmeler aynı. Sormazlar mı, nerede istihbaratınız? Demek ki zaman zaman istihbarat zaafları olabiliyor. Ama bütün bunlara rağmen biz Sayın Başbakanımızla değerlendirmelerimizi yaparız, atacağımız bir adım varsa bu konuda ondan sonra atarız. Şu anda hepsi görevinin başındadır.”

Muhabirin sorusu üzerine MİT Müsteşarı’nın istifa dilekçesini sunmadığını teyit eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zaten gerek kendisi, gerek Genelkurmay Başkanımız, ‘bu konuda tasarruf size aittir, sizler bu konuda bizimle ilgili hangi tasarrufta bulunursanız bizim buna karşı söyleyecek bir şeyimiz yok, vereceğiniz herhangi bir görevi de yapmaya yine devam ederiz’ dediler; bizde bu anlayış hâkimdir” cevabını verdi.

“BU TERÖRİST YAPIYI TÜM KURUMLARIMIZDAN TEMİZLEMELİYİZ”

Devlet kurumları içindeki FETÖ mensubu olan kişilerin açığa alınma ve görevden uzaklaştırılmaları ve darbe girişimine karışanların tutuklanmaları hatırlatılarak “Bu operasyon nereye kadar devam edecek, 100 bin kişiye kadar devam edebilir mi, yoksa bu temizlik operasyonu, virüsten kurtulma demiştiniz, çoğunluğu tamamlandı mı, yoksa işin büyük kısmı daha gelecek mi?” diye sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan şu anda bir rakam vermesinin mümkün olmadığını ifade ederek şu cevabı verdi: “Türkiye içerisinde şu anda bütün bu kirli yapıyı, bu terörist yapıyı kurumlarımızdan temizlemek durumundayız. Eğer temizleyemezsek bunun bedelini çok ağır öderiz. Biz mesela 34-35 yılda bölücü terör örgütü ile mücadelede ne yazık ki yaklaşık 40 bin şehit verdik, onlarla böyle bir mücadelenin içinde olduk. Şu anda bakın onlara karşı operasyonlar yapıyoruz ara vermeksizin; böyle bir durum söz konusu. Şimdi burada da bunların 40 yıllık devletin kurumlarındaki yerleşimi var, bu 40 yıllık yerleşimi bizim çözmemiz lazım. Aynen bunlar kanser virüsü gibi bir metastaz yapmış vaziyette. Bunu bizim en ideal şekilde kazımamız lazım ki devlet bir daha bu sıkıntıları yaşamasın. Silahlı Kuvvetlerimizde var, Emniyet Teşkilatımızda var, çeşitli bakanlıklarımızın hepsinde var, hatta hatta özel sektörümüzde var, hepsi müşteki, hepsi şikâyetçi. Ama bu çıkarmış olduğumuz Olağanüstü Hâl Yasası ile birlikte atacağımız adımlarla, kanun hükmünde kararnamelerle bu işi çözmenin gayreti içinde olacağız.”

OLAĞANÜSTÜ HÂL İLANI

Kimi Avrupa ülkeleri yetkililerinin, FETÖ ile mücadele kapsamında medyada, eğitimde, adalette yapılan bu operasyonları ‘kabul edilemez’ olarak nitelemesini, operasyonlar ile birlikte ‘aslında bir cadı avı başlatıldığı’ yönündeki görüşlerini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben onların ne dediğine bakmıyorum, çok da ilgilenmiyorum” dedi ve şunları ekledi: “Ben şuna bakıyorum: Örneğin Fransa’da 3 ay artı 3 ay, artı 6 aylık olağanüstü hâl yasası ilan edildi. Belçika’da olağanüstü hâl, Amerika Birleşik Devletleri’nde Ferguson sebebiyle olağanüstü hâl, aynı şekilde Münih’te olağanüstü hâl ilan edildi. Kaç kişi öldü? 6 kişi. Ben az önce size 246 kişiden bahsediyorum. Öbür tarafta 2 bin 185 yaralıdan bahsediyorum. Bunun yanında Florida’da, aynı şekilde İspanya’da Aralık 2010’da yine bu şekilde ilan edilen olağanüstü hâl vardı. Fakat bunların hiçbirisi bizim şu anda yaşadığımızı yaşamadılar. Onlar bir darbe girişimiyle karşı karşıya kalmadılar. Bu tamamen ülkemizde bir darbe girişimidir, bu devleti yıkmaya yönelik bir adımdır. Ve bütün bu adımları atarken, eğer medya bu darbe girişiminin arkasındaysa yazılı ve görsel medya, onlar da bedelini öder; bu yasada var, hukukta var. Yasanın içerisinde ne varsa, onlar da buna uymak zorundalar.”

“GENELKURMAY BAŞKANI İLE FETULLAH GÜLEN’İ GÖRÜŞTÜRMEK İSTEMİŞLER”

Sözlerinin devamında 15 Temmuz akşamı FETÖ mensuplarının Pensilvanya’dan aldıkları talimatla ülkede darbe girişiminde bulunduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın şu anda itirafçılar var ve bu itirafçılar talimatı nereden aldıklarını söylüyorlar. Hatta hatta çok daha ileri, Genelkurmay Başkanımıza, şu anda rehin tutanlardan işte bir tanesi, ‘Sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen’le görüştürelim, buluşturalım’ diyecek kadar ileri gidiyorlar. Bunu ilk defa şu anda France 24’te söylüyorum, böyle bir süreç var. Biz bu süreci bir kenara koyabilir miyiz? Mogherini önce bu noktada bir defa değerlendirmeleri iyi yapsınlar, konuya iyi hâkim olsunlar. Önce bilgiyi bizdeki kaynaklardan alsınlar, Türkiye’nin yönetimine karşı olanlardan değil” diye konuştu.

“FRANSA’DAKİ OLAYDAN FARKI, BU DEVLETİ ELE GEÇİRMEYE YÖNELİK BİR DARBE GİRİŞİMİ”

Muhabirin, “Türkiye’deki olağanüstü hâle baktığımızda Fransa’daki olağanüstü hâlle aynı değil, çünkü burada Türkiye’nin tarihinde trajik yıllara bir dönüş olmasından korkuluyor. Burada yapılan eleştiri de aslında buna yönelik” demesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tespitiniz çok yerinde, aynen öyle katılıyorum. Çünkü Fransa’dakinin şekli farklı, çünkü o sıradan bir terör eylemi. Biz de terör eylemiyle çok uğraşıyoruz. Ama bu devleti ele geçirmeye yönelik bir darbe girişimi, silahlı darbe girişimi. Bunu birbirinden ayırmamız lazım, fakat bazıları bunu ayırmıyor. Şimdi burada özellikle Avrupa Birliği yetkililerine benim sormam lazım: Siz darbenin arkasında mısınız, demokratik hukuk devletinin yanında mısınız?” değerlendirmesinde bulundu.

AB yetkililerinin eleştiriye haklarının olduğunun belirtilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şu sözlere yer verdi: “Şüphesiz; ama bu şekilde yanlış eleştiri değil. Bir defa eleştiri yapılırken bunun tespitini iyi yapmak lazım. Bunların kaynakları nedir? Hangi bilgiye dayalı olarak bu eleştiriyi yapıyorlar? Eğer ellerindeki bilgi kaynakları yanlışsa, o zaman Avrupa Birliği gibi bir kurumun içerisinde sorumlu mevkide bulunanlar açığa düşerler ve yanlış yapmış olurlar. Şimdi bunların bir defa bütün bu yaptıkları bir şeyi gösteriyor; ya ön yargılısınız yahut da bu işleri yönetme kabiliyetinden yoksunsunuz. Bizim Avrupa Birliği Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Bizim Dışişleri Bakanlığımız var, bilgi istesinler. Burada muhatapları var, bilgi istesinler. Niye onlardan bilgi istemiyorlar da gazete haberleriyle bu tür açıklamalar yapıyorlar.”

“İDAM TALEBİNE UYMAK SİYASİLERİN GÖREVİ”

Püskürtülen darbe sorumluları için Meclis’ten geçerse tekrar Türkiye’de idam cezasının uygulanmasına onay verebileceği yönündeki açıklamasını hatırlatan muhabirin, “İdam cezası daha önce kaldırıldı Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılımını kolaylaştırmak için. Bütün bu eleştirilere baktığımızda, Avrupa’nın vizeleri verme konusundaki çekinceleri gördüğünüzde, idam cezası aslında Avrupa Birliği’ne uzun yıllardır devam eden bu katılım süreci bitti mi demek istiyorsunuz?” şeklindeki sorusuna da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Bu konuyla ilgili eğer benim milletim idam diyorsa ve parlamentodaki temsilcileri de böyle bir talebe evet diyorsa, kusura bakmasınlar bu talebe uymak biz siyasilerin görevidir” dedi.

“TÜRKİYE’YE KARŞI ÖNYARGIYLA HAREKET EDİYORLAR”

Demokrasilerde egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğuna vurgu yapan ve idam cezasının kara Avrupa’sı dışında ABD’de, Rusya’da ve dünyanın pek çok ülkesinde uygulandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi millet böyle dediği andan itibaren her şey değişir. Bakın bizi 53 yıldır Avrupa Birliği kapısında bekletiyor, 53 yıl. Bu süreç içerisinde Avrupa Birliği’ne aldıkları ülkeler Avrupa Birliği müktesebatına bizden çok daha mı uygun ülkelerdi? Biz onların hepsinden çok çok ileri bir ülkeyiz. Temel hak ve özgürlüklerden tutunuz, ekonomik imkânlara varıncaya kadar hepsinden çok ileriyiz. Biz Avrupa Birliği’nin mali imkânlarından vesaire istifade etmiş bir ülke değiliz. Ta başından itibaren fasıllarda Türkiye’ye çektirdiklerini kimseye çektirmediler. Şu anda işte vizelerin kaldırılması meselesinde de aynı tavrı takındılar. Daha önce zaten Türkiye’yle ilgili böyle bir vize olayı var mıydı? Vardı. Müracaat edilir, beklenir, şudur-budur vesaire alınır. Şimdi bize söz verdikleri hâlde maalesef söz verdikleri zaman içerisinde bunu yapmadılar. Ve en sonunda mültecilerle bunları ilişkili hâle getirdiler. Şu anda Türkiye’de 3 milyon Suriyeli, Iraklı mülteci var. Hepsi kapılarını kapatırken, biz bu mültecilere kapımızı açtık ve bir yerde Avrupa’ya kalkan olduk. Bunun için de bazı sözler verdiler ve o verdikleri sözleri de yerine getirmediler. Şu anda bizden kalkıp bazı şeyleri isterken biraz da seviyeli olmaları lazım. Demokrasiye, hukuka saygılarının olması lazım. Bizimle ilgili bu açıklamaları yaparken önce bizimle görüşmeleri lazım. Bizimle görüşmeden bu tür açıklamaları yapmaları, onları sürekli açığa düşürüyor. Ve bu konuda arkadaşlarımız onları bilgilendirmeye devamlı hazır ve görüşüyorlardı. Ama bizimle görüşmelerine rağmen ne yazık ki o görüşmenin istikametinde değil, farklı istikametlerde açıklamalar yapıyorlar. Bu tabii bir şeyi gösteriyor, o da nedir? Demek ki bunların Türkiye’ye karşı bir önyargısı var ve bu önyargıyla da bunlar hareket etmeye devam ediyorlar.”

İŞKENCE VE DARP İDDİALARI

“Bazı askerlerin fotoğraflarını gördük, işkenceye uğramış olduklarını gösteren bazı fotoğraflar vardı. Darbeci askerlerin yine toplum tarafından darp edildiğine yönelik fotoğraflar vardı. Bu konularla ilgili görüşünüzü alabilir miyim, onaylıyor musunuz?” sorusuna da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan darbeye kalkışanlarla kendilerini tutuklayan güvenlik güçleri arasında bir arbede ve boğuşmanın olduğunu hatırlattı ve devamında şu açıklamalara yer verdi: “Yoksa onların kalkıp da böyle bir noktaya getirilmeleri söz konusu değil. Ona bakarsanız, mesela Genelkurmay Başkanına bunlar kelepçe takarken ciddi manada elinde, boğazında bazı yırtılmalar söz konusu var. Ama ben hepsinden öte geçiyorum, siz şimdi oradaki o insanları söylüyorsunuz, o insanları söylerken 246 tane şehit olanı niye söylemiyorsunuz? Bunun yanında 2 bin 185 yaralıyı niye söylemiyorsunuz? Asıl vahşet burada, asıl bunu konuşmamız lazım.”

Muhabirin araya girerek, “Bu şiddeti biliyoruz; ama siz acaba bunları kınıyor musunuz buradaki bu vahşi eylemleri?” diye sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “O asker kılığına girmiş olan bu Fetullahçı silahlı terör örgütünün yaptıkları benim kınadığımdır, diğeri benim vatandaşımdır, milletimdir. Sivile tankla gidilmez. O sivilin elinde silah yok, sivilin elinde bayrak var, Türk bayrağıyla gidiyor veya sopayla gidiyor. Birbiriyle mukayese edilir mi? Avrupalı sürekli şunu söyler: ‘Orantısız güç, orantısız güç.’ Peki, orantı kimde? Tankla yürüyenin elinde her şey var. Benim yakın mesai arkadaşlarım şehit oldu. Uçakla vuruyor, helikopterle vuruyor. Ama aşağıda benim vatandaşım, benim milletimin elinde bu tür silahlar yok. Şimdi Batılı kalkıp da elinde hiçbir silah olmayan, bayrağından başka, elindeki bir sopadan başka hiçbir şeyi olmayan bu milleti savunmuyor, demokratik halk kitlesini savunmuyor, kalkıyor bu Fetullahçı terör örgütünün mensuplarını savunuyor; bu çok ayıp bir şey. Ve sivil halk bu noktada tek kurşun atmadı, bunun bir tespiti yok. Böyle acımasız bir terör eylemi bizim yakın tarihimizde görülmemiştir. Bunlar tam bir haşhaşidir, bunlar Hasan Sabbah’ın askerleri; öyle saldırdılar.”

“FETULLAH GÜLEN’İN İADESİ İÇİN HÂLÂ BİZDEN BELGE İSTİYORLAR”

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’den iadesinin istenmesi ile ilgili olarak, ABD İstihbarat Şefi Clapper’ın darbe girişiminin arkasında Gülen’in olduğuna ilişkin herhangi bir bilginin olmadığı yönündeki açıklamasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Ortada bir darbe girişimi var, bu darbe girişiminin failleri ortada ve bunlar yargıda yargılandıkları gibi şu anda bütün değişik mahkemelerde Fetullah Gülen’in bir terörist başı olduğuna dair yargı da devam ediyor” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan cevabının devamında şu değerlendirmeleri yaptı: “Fakat ben bir şeyi ifade etmek istiyorum; Amerika bizden bugüne kadar istediği teröristlerde bize belge mi verdi? Hiçbir belge biz onlardan talep etmeden istedikleri teröristleri veya herhangi bir suçluyu biz kendilerine verdik. Ama şimdi bir darbe girişiminde bulunan Fetullah Gülen ile ilgili biz kendilerinden bunu istiyoruz, onlar hâlâ bizden belge vesaire istiyorlar. Buna rağmen biz kendilerine dedik ki ‘biz size süratle bir miktar elektronik ortamda belge gönderiyoruz, şimdi de 10 gün içerisinde bu yargı süreci içerisinde itirafçıların belgelerini de ayrıca göndereceğiz.’ Hatta gerekirse ben Dışişleri Bakanımı, bunun yanında Adalet Bakanımı, kendi özel temsilcimi, onları da Amerika’ya göndermek suretiyle muhataplarıyla orada görüşmelerini sağlayacağım.”

RUSYA LİDERİ PUTİN İLE GÖRÜŞME

Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesinin teyit edilip edilmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dışişlerindeki arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşüyorlar. Tabii bu son gelişmeler biraz programı geciktirebilir; ama öyle zannediyorum ki fevkalade bir durum olmazsa, yine de Ağustos ortalarında görüşme imkânımız olabilir” açıklamasını yaptı.

“BATILI DOSTLAR BOMBALARI GÖRMÜYOR”

France 24 muhabirinin, “Sizinle bu sarayda daha önce bir röportaj yapmıştık. Ama şu anda atmosfer çok daha farklı… Çok yoğun bir güvenlik önlemi var, çok fazla kontrol var, silah var. Bütün bu olanlardan sonra hâlâ kendinizi tehlikede olan bir Cumhurbaşkanı olarak hissediyor musunuz?” yeklindeki sorusuna ise şu sözlerle cevap verdi: “Bu tür tedbirleri almak zorundayız da, ben Paris’e gittiğim zaman oradaki tedbirleri gördüğümde bizim tedbirler onların yanında çok az. Elysee’nin çevresi farklı, çok çok farklı bir şekilde alınmış tedbirleri gördüm, sokaklardaki alınan tedbirleri gördüm. Bunun Almanya’da, Amerika’da, her yerde bu tedbirleri görmek mümkün. Şu anda bir darbe girişiminin zeminindeyiz. Her taraf güllük gülistanlık değil; dolayısıyla biz tedbirimizi alacağız, adımlarımızı ona göre atacağız. Normalleşme sürecine girdiğimiz andan itibaren de bunlar azalmaya başlar. Dünya neyi yapıyorsa, bütün gelişmiş ülkeler neyi yapıyorsa biz de onu şu anda yapıyoruz, yapacağız. Düşünün işte bir Parlamento vuruluyor, Cumhurbaşkanlığı binası vuruluyor, Başbakanlık binası vuruluyor, bütün bunlar karşısında, şuraya uçak iki noktaya bombayla saldırıyor. Şimdi bu yapılırken burada tedbir almayacak mısınız? Almamız lazım. Ama Batılı dostlar bu bombaların nedense hiçbirini görmüyor. Herhâlde yani bu ülkenin en üst yöneticileri vesaireleri öldükten sonra görecekler, bunun beklentisi içindeler. Ondan sonra da zil takıp oynayacaklar. Kusura bakmasınlar, her türlü tedbiri alırız ve almaya da devam edeceğiz.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64