banner47

RAMAZAN, KARDEŞLİK, DOSTLUK VE BEREKET AYIDIR

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile iftar programında bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Suriye, Irak, Yunanistan, Ukrayna gibi komşularımızdaki durum ortadayken, Meclis’teki tüm siyasi parti genel başkanlarının ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaları gerekiyor” dedi.

RAMAZAN, KARDEŞLİK, DOSTLUK VE BEREKET AYIDIR

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile iftar programında bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Suriye, Irak, Yunanistan, Ukrayna gibi komşularımızdaki durum ortadayken, Meclis’teki tüm siyasi parti genel başkanlarının ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaları gerekiyor” dedi.

16 Temmuz 2015 Perşembe 01:34
RAMAZAN, KARDEŞLİK, DOSTLUK VE BEREKET AYIDIR
 Türkiye’nin farklı şehirlerinde, farklı alanlarda hizmet veren yaklaşık 200 sivil toplum kuruluşunun temsilcisi, Beştepe’deki iftar sofrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın misafiri olarak ağırlandı.

         

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iftardan sonra davetlilere hitaben bir konuşma yaptı.  Sözlerine, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesine, milletin evine hoş geldiniz, iftar soframızı teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  davetlilerin Ramazan ayını kutladı ve bu ayın, milletimiz, Müslüman kardeşlerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Bir yandan Ramazan’a veda etmenin hüznü ve burukluğunu, diğer yandan bayrama ulaşmanın sevinç ve heyecanını yaşadığımızı belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Allah ömür verirse, Cuma günü milletçe, tüm İslam âlemiyle birlikte Ramazan Bayramını kutlayacağız. Bir aydır içinde bulunduğumuz manevi iklimi, inşallah, Bayramla taçlandıracak, varsa aramızdaki dargınlıkları, küskünlükleri, yanlış anlamaları bertaraf edecek, helalleşecek, kucaklaşacağız” dedi.

               

“RAMAZAN, KARDEŞLİK, DOSTLUK VE BEREKET AYIDIR”

Kardeşlik, dostluk ve bereket ayı olan Ramazan’ın hep birlikte en iyi şekilde idrak edilmeye çalışıldığını, kapı komşularından başlayarak Türkiye’deki ve dünyadaki ihtiyaç sahiplerinin gözetildiğini; Ramazan’ın feyiz ve bereketinden, yenileyen ikliminden istifade edilmeye çalışıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Ramazan ayı, maalesef, başlangıcındaki tüm iyi niyet temennilerimize, tüm umutlarımıza ve heyecanımıza rağmen, gerek milletimiz, gerek dünya üzerindeki bazı ülke ve halklar için buruk geçti. Komşumuz Suriye ve Irak’ta devam eden çatışmalar, DEAŞ gibi terör örgütlerinin saldırıları, tehdit ve baskıyla tehcire zorlanan kardeşlerimizin dramı bizi büyük bir üzüntüye sevk etti. Esed rejiminin varil bombaları, hava saldırıları altında yok olan hayatların, yetim bırakılan çocukların, tarumar edilen şehirlerin görüntüleri içimizi parçaladı.”

Geçtiğimiz Cumartesi günü, insanlık tarihinin en yüz kızartıcı olaylarından biri olan Srebrenitsa katliamının 20’nci yıldönümü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu katliamın, uluslararası toplumun acziyetinin resmi olduğunu ve irade eksikliğinin, kayıtsızlığın, kısır çekişmelerin, çıkar hesaplarının ne tür felaketlere sebep olabileceğinin bariz bir sonucu olduğunu kaydetti.

SREBRENİTSA KATLİAMI

“Bu olaydan gerekli ders çıkarılarak tekrar böyle acı hadiselerin yaşanmayacağı bir düzenin tesis edilmesi gerekiyordu.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti: “Ders alınmayan tarih, tekerrür eder. Son 20 yıllık sürece baktığımızda, şu anki yaşanan hadiseleri önümüze koyduğumuzda, maalesef böyle bir dersin çıkarılmadığını görüyoruz. Ne yazık ki bugün de benzer olaylar, Suriye başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde vuku buluyor, tekrarlanıyor. 20 yıl önce kendine sığınan sivilleri 'Sırp kasabı' Ratko Miladiç liderliğindeki askerlerin insafına teslim eden anlayış, bugün de milyonlarca sivili ‘Suriye Kasabı Esed’e teslim ediyor. Bosna Savaşı sırasında 300 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, 2 milyon kişi de evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Bugün Suriye’de 300 binin üzerinde insan hayatını kaybetti, 2 milyonu bizim ülkemizde olmak üzere yaklaşık 4 milyon kişi ülkesini terk etti, 6 milyonu da ülke içinde yer değiştirmek zorunda bırakıldı.”

Uluslararası toplumun irade eksikliğinin bedelini, 20 yıl önce Boşnaklar; bugün ise Suriyeliler ve Iraklılar tarafından ödendiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Filistin, Mısır, Libya, Myanmar, Somali ve dünyanın pek çok yerinde mazlumların yaşadığı acıların, yürekleri sızlattığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan hayatının, hırslara, çıkar hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerli ve aziz olduğunun altını çizdi ve şu değerlendirmelerde bulundu: “Her gün kimyasal silahlarla, bombalarla çocukların katledildiği, yetim ve öksüz bırakıldığı bir dünyanın huzur ve sükûn bulması mümkün değildir. Ölen her masum, insanlığımızdan da bir parça götürüyor. Yok edilen her şehirle birlikte, kadim medeniyetimizin çok kıymetli bir cüzü, hatırası da ortadan kalkıyor. Artık, herkesin elini vicdanına koyup, bu vahim tablonun geri döndürülmesi, yaşanan vahşetin son bulması için harekete geçmesi şarttır.”

“BOSNA SAVAŞI SIRASINDA TÜRK MİLLETİ SEFERBER OLDU”

Savaşın sebep olduğu mülteci sorununu komşu ülkelerin üzerine yıkarak, sınırları kapatarak, mevcut rejime ‘ehven-i şer’ muamelesi yaparak bu sorunun çözülemeyeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye halkı, DEAŞ terörü ile Esed’in devlet terörü arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılamaz, bırakılmamalıdır” dedi ve şu cümleleri ekledi: “Şayet gelecekte, yeni Srebrenitsa katliamlarının, Ruanda katliamlarının yaşanmasını istemiyorsak, başta BM Güvenlik Konseyi ülkeleri olmak üzere, tüm uluslararası ve bölgesel güçlerin inisiyatif alması gerekiyor. İnşallah önümüzdeki günlerin, bu noktada yeni müjdelerin habercisi olmasını temenni ediyorum.”

20 yıl önce Bosna Savaşı sırasında Türk milletinin nasıl seferber olduysa, şimdi de komşuları başta olmak üzere dünyanın en ücra köşesindeki mazlumlar için aynı şekilde seferber olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yardım seferberliğinin öncüleri olan sivil toplum kuruluşlarının hiçbir ayrım yapmadan insanların dillerine, inançlarına, derilerinin rengine bakmadan hepsine ulaşmanın, yaralarını sarmanın mücadelesini verdiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının, insani yardım çalışmalarının yanı sıra, eğitimden sağlığa, tarımdan hayvancılığa kadar geniş bir alanda gurur tablosu olan projeler ortaya koyduğunu hatırlatarak, “Gittiğimiz birçok ülkede ay-yıldızlı bayrağımızın yanında bu kuruluşlarımızın sembollerini görmekten, onların mensuplarıyla karşılaşmaktan her zaman ayrı bir heyecan duydum” diye konuştu.

“VESAYET ODAKLARINA KARŞI MÜCADELEMİZDE, SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI HER ZAMAN YANIMIZDAYDI”

Vesayet odaklarına karşı mücadelelerinde sivil toplum kuruluşlarının her zaman kendilerine destek olduğunu; Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi, millet iradesinin tahkim edilmesi, sivil siyasetin güç kazanması için sivil toplum olarak büyük çaba sarf ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde kamuoyuna medya vasıtasıyla düşüncelerimizi ifade ederek, gerektiğinde sahada birebir mücadele vererek duruşunuzu tüm Türkiye’ye ve dünyaya gösterdiniz. Bu iftihar tablosunda emeği olan herkesi gönülden tebrik ediyorum” dedi.

Coğrafyamızın ve İslam dünyasının çok zor zamanlardan geçtiği, Türkiye’nin de bu zor coğrafyada hedef yapıldığı bir dönemde görülmek istenen en son şeyin tefrika olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son birkaç yılda yaşanan olayların, birlik ve beraberliğimize duyulan ihtiyacı ve bunun kıymetini net bir şekilde ortaya koyduğuna işaret etti. “Durmadan, duraksamadan gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamız gereken bir dönemdeyiz. Türkiye’nin son 12 yılı devletle milleti barıştırma, bütünleştirme, aradaki mesafeyi kapatma süreciydi. Son 12 yıl geçmişin hatalarının telafi edildiği, kırılan gönüllerin özellikle onarıldığı, helalleşmenin sağlandığı, toplumsal birliğimizin güçlendirildiği bir dönem oldu” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bu dönemde yapılan reformlar ve atılan adımlarla yasaklara son verdiklerini; özellikle gönüllü teşekküllerin önündeki engelleri kaldırdıklarını geçmişte dışlanan, faaliyetleri kısıtlanan, tehdit olarak algılanan vakıf ve derneklerin özlemini çektikleri özgürlük ortamına yeniden kavuştuklarını ifade etti.

“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIMIZ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSUDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu değerlendirmelerle devam etti: “Şimdi önümüzde yeni bir süreç bulunuyor. Cumhuriyetimizin 2023 yılında, 100’üncü yılında ülkemizi çok daha farklı, çok daha müreffeh bir yere ulaştırmak istiyoruz. Bunun için de başta sizin gibi sivil toplum kuruluşları olmak üzere 78 milyon her bir vatandaşımıza önemli görevler, mesuliyetler düşüyor. İstikbali inşa edecek olanlar milli-manevi değerlerine bağlı, içinde bulunduğu çağın ihtiyaçlarını müdrik, özgüveni yüksek nesillerdir. Gençliğimiz noktasında sıkıntılarımızın olduğunu bu vesileyle burada özellikle hatırlatmak istiyorum. Bu bakımdan özellikle vakıflarımızın, derneklerimizin yurtlarda basit bir otelcilik hizmeti vermesi değil tam aksine onların ruh dünyasını adeta nakış dokur gibi dokuması lazım ve onlara geleceğe bakışı çok farklı bir şekilde vermesi lazım. Aksi takdirde ‘benim oğlum olur bina okur, döner döner yine okur’; bu duruma düşeriz. Zaman öldüren değil zamanının kıymetini bilen, onu en iyi şekilde değerlendiren bir gençlik yetiştirme zamanıdır. Şunu asla unutmayın: Sivil toplum kuruluşlarımız birlik ve beraberliğimizin çimentosudur. Komşularımızdaki sorunları ülkemize taşıma gayretlerinin, içeriden ve dışarıdan bu milletin arasına nifak sokma çabalarının önünde ilk önce siz set olacaksınız. Hazreti Mevlana’nın dediği gibi; “Biz birleştirmeye geldik, ayırmaya değil.” Kardeşlik iklimini kuvvetlendirmek için çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz.”

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sivil toplum kuruluşlarının, demokrasinin sigortası olarak, Türkiye’deki farklı renklerin, çoğulculuğun ve siyasal zenginliğin sembolleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eksiklerimizi bir an önce gidererek başarılı çalışmaların sayılarını artırarak, ihmal edilen alanlara eğilerek geleceğe yoğunlaşmalıyız” şeklinde konuştu.

PARALEL YAPIYLA MÜCADELE

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında STK temsilcilerinden paralel yapılanmaya ilişkin özel hassasiyet göstermesini beklediğini söyleyerek, “En kutsal değerlerimizi istismar eden, örgüt amaçları uğruna her türlü kirli ilişkiye giren paralel ihanet çetesinin neden olduğu tahribatın sarılması gerekiyor” İfadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konu ile ilgili olarak şu açıklamaları yaptı: “Himmet diyerek, hizmet diyerek milletten topladıkları paraları nerelere harcadıklarını hep birlikte gördük. Maalesef iyi niyetle verilen hayır hasenat Türkiye’nin hasmı lobilere, kumar masalarına, zevk ve şatafat düşkünlüğüne peşkeş çekildi. Körpe zihinler, gencecik dimağlar, geleceğimizin teminatı olan binlerce gencimiz bu örgüt elinde ülke ve millet karşıtı bir konuma sürüklendi. Buna karşı son derece dikkatli, son derece hassas olmak durumundayız. Bu paralel örgütün işlediği cürümlerin devlette ve vatandaşlarımız arasında sebep olduğu fitnenin izale edilmesi noktasında sizlerin daha fazla çaba sarf etmesini bekliyorum.”

Türkiye’nin öğrenci yetiştiren, yurt açan, yoksulun elinden tutan, tefekkürü ve tezekkürü çoğaltan gayretlere ihtiyacı olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, davetlilere hitaben, “Sizler ayakta olduğunuz, yükü omuzladığınız müddetçe inşallah Türkiye’nin istikbali de parlak olacaktır. Ben sizlere güveniyorum, inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

“SİYASİLERİN GÖREVİ TAKTİK MANEVRALARLA MİLLET İRADESİNE ÇALIM ATMAK DEĞİLDİR”

Dün itibariyle başlayan, bugün de devam eden koalisyon görüşmelerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini ve hayırlı bir neticeye ulaşmasını temenni ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye, Irak, Yunanistan, Ukrayna gibi komşularımızdaki durum ortadayken Meclis’teki tüm siyasi parti genel başkanlarının ülkenin geleceğini düşünerek adım atmaları gerekiyor” diye konuştu. “Sıkılı yumruklarla musafaha olmaz.” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin özü itibariyle bir uzlaşma ve müşterekler üzerinde mutabakata varabilme sanatı olduğunu söyleyerek, “Siyasilerin görevi taktik manevralarla millet iradesine çalım atmak değil, bilakis sandıkta tecelli eden karara tabi olmak, onu hayata geçirmektir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar Anayasanın kendisine verdiği yetki çerçevesinde nasıl süreci kolaylaştırıcı ve ön açıcı bir görev ifa etti ise bundan sonra da aynı tavrını sürdüreceğini,  tüm siyasi parti genel başkanlarından da aynı hassasiyeti göstermelerini beklediğini dile getirerek konuşmasını şöyle tamamladı: “Bu düşüncelerle sözlerime son verirken nice Ramazanlara, nice Kadir gecelerine, nice bayramlara ağız tadıyla, sıhhatle, huzur ve kardeşlik içinde hep birlikte ulaşmayı Rabbimden niyaz ediyorum.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64