banner47

TERÖR ÖRGÜTÜ SOKAKLARA AÇTIĞI ÇUKURLARA KENDİSİ GÖMÜLDÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize Ticaret ve Sanayi Odası Ödül Töreni’nde konuştu

TERÖR ÖRGÜTÜ SOKAKLARA AÇTIĞI ÇUKURLARA KENDİSİ GÖMÜLDÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rize Ticaret ve Sanayi Odası Ödül Töreni’nde konuştu

25 Mayıs 2016 Çarşamba 08:03
TERÖR ÖRGÜTÜ SOKAKLARA AÇTIĞI ÇUKURLARA KENDİSİ GÖMÜLDÜ

 Rize Ticaret ve Sanayi Odası Ödül Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, hedeflerine 81 vilayetinin tamamının gelişmesi, kalkınması, büyümesi, üretimde, istihdamda, ihracatta ileriye gitmesiyle ulaşacaktır. Ülkenin bir bölümü çok ileri giderken, diğer kısmı çok geride kalırsa orada bir dengesizlik ortaya çıkar. Ama Rize inşallah bunu aşıyor, aşacak” dedi.

Kültürpark’ta düzenlenen ödül töreninde bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’ye en son geçen Ağustos ayında Kıble Dağı’ndaki caminin açılışı vesilesiyle geldiğini anımsattı.

“MİSAFİRLERİMİZE RİZEMİZİN TÜM GÜZELLİKLERİNİ YAŞATACAĞIZ”

Yüksek yargı organlarının başkanlarından oluşan bir heyetin kendilerine eşlik ettiğini ve “Rize’de bir çayı tahlil edelim” dediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu ziyaretimiz, bu yönüyle de anlamlı olacaktır. Sadece sofralarımızda bir çay içmek değil; ama bunun nasıl elde edildiğini, nasıl toplandığını görmek de o dünyaya, o dünyamıza ayrı bir zenginlik katacaktır. Misafirlerimize Rize’mizin yaylalarından çayına, yemeklerinden müziğine kadar tüm güzelliklerini yaşatacağımız bu ziyaretimizin şehrimizin tanıtımına da önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Görmek, duymak, gelip geçerken uğramak başka; tüm güzellikleri yerinde yaşamak bambaşka” dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünden başlayarak misafirlerine Rize’nin güzelliklerini yerinde yaşatarak göstereceklerini belirterek, bu vesileyle kendilerinin de sılayı rahim yapacak, hemşehrileriyle, doya doya hasret gidereceklerini sözlerine ekledi.

Bugün Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2014 yılında en çok kurumlar vergisi ve gelir vergisi ödeyen, ihracat yapan, 40. yılını dolduran ve Türkiye genelinde 500 sanayi kuruluşu arasına giren kişi ve firmalara ödüllerini vereceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül almaya hak kazanan tüm iş adamlarına, firmalara ülkeye ve Rize’ye yaptıkları hizmetlerden, katkılardan dolayı tebriklerini iletti.

“BÜYÜMEDEKİ DENGESİZLİKLER, BERABERİNDE SOSYAL HUZURSUZLUKLARI DA GETİRİYOR”

Türkiye’nin hedeflerine 81 vilayetinin tamamının gelişmesi, kalkınması, büyümesi, üretimde, istihdamda, ihracatta ileriye gitmesiyle ulaşacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin bir bölümü çok ileri giderken diğer kısmı çok geride kalırsa orada bir dengesizlik ortaya çıkar. Ama Rize inşallah bunu aşıyor, aşacak. Böyle bir dengesizlik beraberinde sosyal huzursuzlukları da getiriyor. Bunun için 2003 yılından beri yaptığımız her yatırımda, hayata geçirdiğimiz her hizmette, attığımız her adımda ülkemizin tamamını kucaklamaya özel önem verdik. Hatırlarsanız eskiden ciddi bir hastalık durumunda bırakın mahallenizdeki aile doktorunu, ilçenizdeki sağlık ocağını, il merkezindeki hastaneyi, mecburen ya Ankara’ya, ya İstanbul’a gitmek zorunda kalırdınız. Bunları yaşadık mı? Yaşadık. Çünkü derdinize derman olacak imkânları ancak oralarda bulabilirdiniz de onun için. Tabii hastanede muayene için sıra alıp doktora ulaşacaksınız, tetkik yaptıracaksınız, ilaç eğer varsa ilacınızı alacaksınız. Çünkü doktor yazıyor, diyelim ki 5 tane ilaç, ama bu 5 ilacın 5’i yok, 2’si var veya 3’ü var. Diğeri ne olacak? Onu da git eczaneden al. Ama ben sigortalıyım, ama ben Emekli Sandığı mensubuyum, her ay kesintiler var, bunlar yapılıyor; ne yapalım, böyle dediler. Bugünleri yaşadık mı? Yaşadık. İçimizde bunları acımasızca yaşayan kardeşlerimin olduğunu görüyorum. Fakat hani eskilerin yine güzel bir ifadesi var ya, hafızayı beşer nisyan ile maluldür. Yani insanoğlunun hafızası maalesef unutmayla maluldür, unutuyor” diye konuştu.

            

SAĞLIK ALANINDA YAPILAN REFORMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, o günlerin çabuk unutulduğunu belirterek, konuşmasına şöyle devam etti: “Peki, Ankara’daki, İstanbul’daki hastanelere nasıl ulaşabiliyorduk? Şimdiki gibi ülkemizde 29’u son 13 yılda yapılan 55 havalimanının olmadığı, 18 bin kilometresi aynı dönemde yapılan 24 bin kilometrelik bölünmüş yol bulunmadığı, hızlı tren hatlarının adı bile bilinmediği için günler süren yolculukların çilesini çekiyorduk. Veyahut da biniyorduk Trabzon gemisine hak getire, onlarla beraber İstanbul’a yolculuk; bunları yaşadık.”

Bugün Rize’nin, yapılan yeni hastaneler, ek üniteler, araştırma merkezleri, aile sağlığı merkezleriyle sağlık alanında çok farklı bir yere ulaştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, halen yapımı devam eden hastanelerin ve sağlık birimlerinin Rize’yi bu alanda daha da ileriye götüreceğini kaydetti.

            

17 BİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ

“Eğitim konusunda yaşadığımız sıkıntıları hatırlıyor musunuz?” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okula gitmek için dere-tepe saatlerce yol yüründüğü, üniversitenin adına ancak Trabzon’dan sonra rastlanabildiği günleri unutmadık değil mi? Bundan 30 yıl önce Rize’de 12 fakültesi, 6 yüksekokulu, 7 meslek yüksekokulu, 3 enstitüsü bulunan üniversite olacak, bu üniversitede 17 bine yakın öğrenci okuyacak denilseydi, 30 yılı da bırakın şöyle 15-20 yıl önce denseydi acaba kim buna inanırdı? Ama hamdolsun 10 yıldır faaliyette olan üniversitemiz, bugün bölgesinin ve ülkemizin en seçkin eğitim-öğretim kurumlarından biri olma yolunda ilerliyor 17 bin öğrencisiyle. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde bin 674 yeni derslikle Rize’ye güçlü bir eğitim yapısı kazandırdık. İmam Hatip lisemizin pansiyonu ve spor salonuyla birlikte inşaatı sürüyor, inşallah yakında onu da hizmete alacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde Karadeniz Sahil Yolu’nun yüzde 35’inin bittiğini, geriye kalan yüzde 65’lik bölümünün ise Başbakanlığı döneminde bittiğini anımsattı.

“ARTVİN VE RİZE BİR BÖLGE HAVALİMANINA KAVUŞUYOR”

Ovit Tüneli’nin inşaatının bitmek üzere olduğunu, lojistik tesislerin de süratle yapılacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yıl havalimanının ihalesi de yapılıyor ve bu ihalenin yapılmasıyla birlikte Artvin ve Rize bir bölge havalimanına kavuşuyor. Bu da, Ordu-Giresun biliyorsunuz deniz üzerinde, aynı şekilde burası da yine deniz üzerinde bir havalimanı olmak suretiyle dünyadaki noktasal olarak farklı müstesna havalimanlarından bir tanesi olacak. Havalimanı inşasıyla ilgili teknik hazırlıklar bitmek üzere. Adımı kararlı bir şekilde atacağız ve ihaleden sonra da süratle yapımı devam edecek.”

ÇAY ÜRETİCİLERİNE NAKİT VE HİBE DESTEĞİ

Türkiye’de çay deyince akla Rize’nin geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan; çayı ek değil asli kazanç haline getirerek hem kalitenin yükseltilmesi, hem de üretimin artırılmasını sağladıklarını anımsattı. Sadece geçen yıl ÇAYKUR aracılığıyla çay üreticilerine ödenen bedelin 1,1 milyar lira olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca 2004 yılında destekleme kapsamına aldıkları çay üretimi için çiftçilere bugüne kadar 1,6 milyar lira nakit ve hibe desteği verildiğini söyledi.

Çay üretiminde ve ticaretinde çok önemli bir yeri olan ÇAYKUR’u yeni yatırımlarla modernize ettiklerini ve büyüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimi fabrikaların yerleri değiştiriliyor, kimi fabrikaların kapasiteleri artırılıyor. Böylece Rize’nin çay üretimi konusundaki iddiasını her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz. Aynı şekilde kivi olayını sevgili hemşirelerim hafife almayalım. Çok bereketli bir ürün ve gerçekten bunun endüstrisini kurmak suretiyle de kivide, Rize çok ciddi bir konuma ulaşabilir. Şu anda bu konuda adım atan hemşehrilerimi biliyorum. Ama bunu geliştirirsek inanıyorum ki çayın yanında bir alternatif ürün olarak kivi meyvesiyle Rize yeni bir adımı atmış olabilir. Aynı şekilde fındık konusu, tarımsal üretim içinde çiftçilerimize de gereken desteği veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Dere ıslahı, içme suyu tesisleri, doğal gaz, yüzde 80’i tamamlanan Organize Sanayi Bölgesi, Lojistik Üs Merkezi gibi çalışmalarla Rize’yi her alanda yeni ve önemli bir yere taşıyoruz, taşıyacağız” dedi.

“TURİZM, RİZE İÇİN EN AZ ÇAY KADAR ÖNEMLİ BİR SEKTÖR”

Turizmin, Rize için en az çay kadar büyük kazanç sağlama potansiyeli olan bir sektör olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Rize aslında önemli bir destinasyon. Ama Rize’nin kadri kıymetini Rizeli bilmedi ki başkası bilsin, değil mi? Bakınız Başbakan olduğum günden beri hep söylerim, Allah aşkına Rize’de ev mi yapıyorsun? Yani ev yapıyorsan şu yerel mimariyle, özgün mimariyle bu evi yap. Rastgele böyle çıkıyor da çıkıyor, dikey mimariyle öyle mimari bir proje filan falan da yok ha… Kendi aklı ne elveriyorsa onu yapıyor. Ne sıvası var, ne bir şeyi var, bakıyorsun ki bir yerden bir yere almış. Ondan sonra televizyonlarda bir de resmi filan çıkarsa o zaman bayılıyor zaten, güya övüldüğünü zannediyor. Böyle bir şey olmaz, bizim özgün mimarimizin inanın kendisi burada çok ciddi bir çekim alanı oluşturacaktır. Nasıl Safranbolu evlerine gidiyorlarsa, nasıl Beypazarı evlerine gidiyorlarsa, inanın Rize’ye sadece bunun için gelecek olanlar var. Devlet başkanları bazen kendilerine video çekimlerini gösterdiğimde ‘nerede bunlar’ diyorlar. İşte bu diyorum Türkiye’de. ‘Ciddi mi diyorsunuz? Ya burası cennet diyorlar.’ Ama bu cennetten niçin biz o insanları mahrum ediyoruz? Öyleyse, eğer kendimize ev yapıyorsak kalkıp da 4-5 kat evi böyle çok da sondaj itibariyle durumu uygun olmayan yere yapmanın bir anlamı yok. Ne zemin etüdü yaparlar, ne bir şey. Gelir oraya kondurur, ondan sonra da bir sel felaketi olduğu zaman devlete başlar küfretmeye. Ya devletin suçu ne? Suç senin, sen geldin buraya bunu bu şekilde yaptın. Ondan sonra temelini vesairesini de hiç doğru dürüst atmadın, kondurdun buraya. Devleti suçlamanın bir anlamı yok. Gel şunu bizim özgün mimarimize uygun yap, iş bitsin. Ama ne diyor? Benim diyor var 6-7 tane uşağım, onların hepsine buraya birer tane daire olması lazım. Bu olmadan olmaz, şimdi hedef bu. Ona da bir başka yere yaparsın; yok, illa o binanın içine olacak. Bunları bizim aşmamız lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rize’nin esnafı, sanatkârı, sanayicisi, tüccarı olarak bu işi en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Bunu sizler anlatmazsanız, Rize’de yaşamayan kardeşlerimin Rize’de yaşayana ulaşması daha zor olacaktır. İnanıyorum ki bu adımı hep beraber atacağız. Neyse şimdi oteller yapılmaya başlandı, malum Rizespor A.Ş.’nin de bir otel projesi vardı. Bilmiyorum, Metin Bey ne zaman başlıyoruz inşallah? İnşallah şu anda bitmiş bir tane var, bir tane ihalesi yapılmak üzere olan var. Şimdi bir de Rizespor A.Ş.’nin de bu projesi hayata geçerse, Rize inşallah otelcilik noktasındaki bu sıkıntısını büyük ölçüde aşmış olacak” şeklinde konuştu.

“TURİZMDE HAK ETTİĞİMİZ YERE ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUM”

Rize’nin yaylalarının da bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayder Yaylası’na çıkıldığı zaman orada yapılan binalara “evet” demenin uygun olup olmadığını sordu. “Kökünden onların hepsini kazıyıp atacaksın bir tarafa” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kentsel dönüşüm-değişim projeleri yapıyoruz ya, bunlardan bir tanesini bizim Ayder’e yapmamız lazım, bir tanesini Uzungöl’e yapmamız lazım. Ondan sonra da diğerlerine bunu yaymamız lazım. Yapacağız, bunun başka çaresi yok. Niye? Biz ülkemizi seviyoruz. O evlerde oturanları da seviyoruz aslında, ama onlar kendilerini sevmiyorlar. Ve biz aynı zamanda çevreciyiz, çevrecilik budur. İstediğini istediğin gibi kondur, planı olmasın, projesi olmasın; yok böyle şey. Yapacaksın, orada hem tarih olacak, hem çevre olacak, hem oranın yerel özgün mimarisi olacak ve ondan sonra seyret bak buralara nasıl turistler geliyor, nasıl buralar kaynaşıyor, bunu göreceğiz. Ve ben bunların da yapılacağına, inşallah turizmde hak ettiğimiz yere ulaşacağımıza, bu noktadan çok ciddi bir gelir kaynağı elde edeceğimize inanıyorum. Bunda çok geç kaldık, inşallah bunu aşacağız” diye konuştu. 

YEŞİL YOL PROJESİ

Yeşil Yol Projesi’ni başlattıklarını da anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:“Birileri çıktı, kimisi yok bilmem Greenpeace, yok bilmem birisi şu-bu falan filan. Bunların dikili ağacı yok bu ülkede, dikili ağcı yok. Nerede hayırlı bir iş yapıyorsun karşında bunları bulursun. Ya nerede ne yaptınız bir söyleyin bakalım, bir sorun; yok. Biz bu ülkede işte Orman Bakanım da burada, fidan ve ağaç olmak üzere bakın milyonları konuşmuyorum, milyarları bulan dikim yaptık; Türkiye’nin dört bir yanında. Bunları onlara rağmen yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihinde Türkiye’de bu dönemde yapılan barajlar, göletler hiçbir dönemde olmadı. Niye bunları yapıyoruz? Çünkü biliyoruz ki yeşil medeniyettir, su medeniyettir. Biliyoruz ki yol medeniyettir. Yolu olmayanın, suyu olmayanın, yeşili olmayanın medeniyeti konuşması söz konusu değildir; işte bunu başaracağız.”

“İŞ BİLENİN, KILIÇ KUŞANANIN”

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün son kaynaklarını yaptıklarını; 26 Ağustos’ta köprünün açılışını yapacaklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oralara geldiler gösteriler yaptılar, istemezük; biz de isterük dedik ve iş bitti. Şimdi Kınalı’dan köprüye, köprüden Akyazı’ya olan bölgelerin de ihalesi yapıldı. Dolayısıyla Kınalı’dan çıktığınız zaman ta Akyazı’ya kadar non stop, arabanıza gaza basacaksın bugüne kadar görmediğin zaman içerisinde oralara yol emniyetine haiz ulaşacaksın. Şimdi bu iş bilenin, kılıç kuşananın, böyle oldu. Onlara rağmen oldu bunlar. Ve o yollarda aracınızla gittiğiniz zaman sağa bak yeşil, sola bak yeşil, bir taraftan deniz. Bu güzellikleri gördüğünüz zaman; ya ben hangi ülkede yaşıyorum. 20 yıl önce, 30 yıl önce böyle bir Türkiye var mıydı? Yok. Şimdi hamdolsun modern bir Türkiye var. Boğazın altından Marmaray’ı yaptık. ‘Hayal, olmaz, yapamazlar’ bunları demediler mi arkadaşlar? Burada İstanbul’da yaşayan çok insan var. Bak, yaklaşık 3 yıl oldu. 3 yılda Marmaray’dan geçen yolcu sayısı ne biliyor musunuz? 130 milyon” dedi.

“ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ’NÜ YAPIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrasya Tüneli’nin bitmek üzere olduğunu, yılsonunda da açılışı gerçekleştireceklerini belirterek, İstanbul’un yoğun trafiğini hafifletmek istediklerini kaydetti. Osman Gazi Köprüsü’nün son tabliyenin vidalarının Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da katıldığı törenle sıkıldığını ve köprünün inşasına süratle devam edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Osman Gazi Köprüsü olarak adını o gün ilan ettik. Oradan Orhangazi’ye 40 kilometrelik otoyolun o gün açılışını da yaptık. 8,5 saatlik İstanbul-İzmir otoyolu olarak burasını 3,5 saate ne yapıyoruz? İndiriyoruz. Nereden nereye. Bitmedi, şimdi yeni bir adım daha atıyoruz, o da ne? Çanakkale köprüsünü yapıyoruz. Ve böylece artık Çanakkale’de de yani Anıttepe ile Çanakkale merkezi birbirine bağlayacağız. Ama bu bize başka bir şey kazandıracak. Nedir? Avrupa’dan gelen bütün ağır vasıtalar, otomobiller, ne olursa olsun bunlar İstanbul’a gelmeden Çanakkale Köprüsü’yle İzmir’e ulaşacaklar. Oradan da yine Asya’yla Avrupa’yı ne yapacağız? Birbirine bağlamış olacağız” dedi.

“RİZE’Yİ HER MEVSİM CAZİP BİR TURİZM MERKEZİ HÂLİNE GETİRECEĞİZ”

“Bütün bunlar yürek işi, bütün bunlar dertli olmak işi, bunlar âşık olmayı gerektiren işler” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Aşığa biliyorsunuz dağ bile deldirilir. Ferhat, dağı öyle deldi, Şirin’e öyle kavuştu. Biz de Ferhat’ız, onun için Şirin’e de kavuşacağız. Şimdi burada Yeşil Yol Projesiyle biliyorsunuz bayağı inşallah artık tepelerden dağları aşarak hiç şehir merkezlerine girmeden o yeşillerin arasından Karadeniz’e nazır oralardan inşallah gelen bütün turistlere buraları, yaylaları vesaire gezdirme imkânını bulacağız. Yaklaşık 4 bin kilometrelik bir uzunluğa sahip bu projenin, Yeşil Yol Projesinin 650 kilometreye yakın bir bölümü Rize sınırları içinde. Bu projeyle bölgemizdeki doğal güzelliklere yerli ve yabancı turistlerin kolayca ulaşabilmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Yaylalarımızda talebe cevap verecek tesislerin kurulmasıyla tüm bölgemizle birlikte Rize’yi de her mevsim cazip bir turizm merkezi hâline getirecek adımları atmakta kararlıyız. Kim nedense desin, biz bu adımları atacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayder’de 200 milyon liralık bir yatırımla inşa edilecek olan Kış Sporları Merkeziyle ilgili çalışmaların sürdüğünü vurguladı.

“TÜRKİYE’NİN HER ATILIM DÖNEMİNDE OLDUĞU GİBİ, BUGÜN DE AYAĞIMIZA PRANGA VURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

Bölgeyi turizme açma projesinin yaylalara, ormanlara, derelere, yeşillere, bölgeyi değerli kılan tabiat güzelliklerinin tahribi pahasına olmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Böyle bir teşebbüse önce ben karşı çıkarım. Ama elimizdeki güzellikleri kazanca dönüştürmek için ulaşımdan tesise kadar gereken yatırımları da yapmak mecburiyetindeyiz. Bu yatırımların bölgemizin sahip olduğu güzellikler korunarak gerçekleştirilebileceğine ben inanıyorum. Türkiye’nin her atılım döneminde olduğu gibi bugün de ayağımıza pranga vurulmaya çalışılıyor. Bu pranganın adı bölücü terör örgütüdür. Dikkat ediniz, ne zaman 2023 hedeflerimizi açıkladık ve bu yolda yürümeye başladık, hemen bir dizi engel önümüze sıralandı. Suriye’de yaşanan insani kriz bunlardan biridir. Gezi olayları bu teşebbüslerden bir başkasıdır. Paralel ihanet çetesinin 17-25 Aralık darbe girişimi aynı amaca yönelik bir hamledir. Bunlarla Türkiye’yi durduramadıklarını görünce en can alıcı kozlarını sahaya sürdüler, terör örgütünü yeniden harekete geçirdiler.”

“TERÖR FİTNESİNDEN KAYNAKLANAN SORUNLARI KÖKTEN ÇÖZME KONUSUNDA CİDDİ BİR MESAFE KATETTİK”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde eskiden beri süren bir kısmı geri kalmışlıktan, bir kısmı terör fitnesinden kaynaklanan sorunları kökten çözme konusunda ciddi bir mesafe de katettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2003 yılı başından itibaren bölgeye yapılan çok büyük yatırımlarla geri kalmışlık meselesini sevgili kardeşlerim, geride bıraktı. Bugün ne eğitimde, ne sağlıkta, ne ulaşımda, ne altyapıda bölge ülkemizin diğer kısımlarında bulunan hizmetlerden daha geride değildir. Sadece bir örnek vereyim sizlere, Hakkâri. Hakkâri’de Selahaddin Eyyubi Havalimanı’nda 4 müteahhit değiştirdik. Çünkü her müteahhit tehdit alıyor ve bu tehditten dolayı da bırakmak zorunda kalıyordu. Fakat biz buna rağmen üstlerine gittik ve bu Selahaddin Eyyubi Havalimanı’nı bitirdik. Burası Hakkâri, Yüksekova. Daha sonra ne yaptılar? Roket attılar, silahla taradılar. Tabii ki Türk Hava Yolları da oraya olan seyahati durdurmak zorunda kaldı, şimdi yeniden başlamak üzereler. Hani diyorlar ya biz Kürtlerin temsilciyiz; hiç alakası yok. Bunlar bir üst aklın kendilerine verdiği talimatla hareket ediyorlar. Böyle biz Kürtlerin temsilcisiyiz; temsilcisiysen niye kalkıp da yolları yapanlara engel oluyorsunuz, havalimanlarını yapanlara engel oluyorsunuz, niye bunları tehdit ediyorsunuz? Bu mühendisleri niye kaçırıyorsunuz, öğretmenleri niye kaçırıyorsunuz? Camileri yıkanlar bunlar değil mi, okulları yakanlar-yıkanlar bunlar değil mi? Oralarda okuyan öğrenciler benim Kürt kardeşlerimin evlatları değil mi? O camilerde ibadet edenler benim Kürt kardeşlerimin kendisi değil mi? Ve terör destekli Parlamentoda olan siyasilerle ana muhalefet Partisi’nin başındaki bakın ne diyor? Şahsımla alakalı çok çirkin ifadeler kullanıyor, yani diktatör vesaire gibi. Bir de şimdi o diktatöre bazı şeyler de ilave etti, diktatör bozuntusu gibi ifadeler kullanıyor. Önce sen aynaya bak. Eğer diktatörün Cumhurbaşkanı olduğu bir ülkeyse Türkiye, sana bunu söyletmezler, sana bunu konuşturtmazlar ve burada yaşayamazsın. Adeta ağızlarından affederseniz salyalar akıyor kendilerinin de, yanında olanların da” şeklinde konuştu.

“REFERANDUMA GİDİLSEYDİ, MİLLET EN AZ YÜZDE 70-80’LE BİR DERS VERECEKTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin demokraside yegâne karar verici olduğunu kaydetti. “Bir taraftan Atatürkçüyüm diyeceksin, öbür taraftan seçim sandıklarından bir gireceksin çıkamayacaksın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, çıkamayacaksın, sadece hakaretle netice almak isteyeceksin.  Ya alamazsın, bu millet sana yürü demez, çünkü ahlaken sıkıntılısın. Benim milletim kimin ne yaptığını biliyor. Kendisine hizmetkar olanı benim milletim yolda bırakmaz. Bak şu dokunulmazlıklarla ilgili ne dedi? Biz destekliyoruz dedi değil mi? İşte iki gün önce yapılanda desteklediler mi? Desteklemediler ve iktidar partisiyle MHP beraberce yüklendiler, 354-55, buraları yakaladılar. Bugün nasıl olduysa geri döndüler, bir hikmet var ve bugün de hamdolsun 376’ya kadar çıktı, böylece referanduma gitmeye gerek kalmadı. Şimdi tabi bu yolu kısalttı. Ama referanduma gidilseydi ne olacaktı biliyor musunuz? Onu da söyleyeyim size, millet en az yüzde 70-80’le bir ders verecekti, onlar bunu gördü. Bölücü terör örgütünün desteklediği, o zaten hiç önemli değil, onlar şu anda bu operasyonlarla devam eden süreçte kendilerine yeni bir gelecek hazırlamanın gayretindeler” ifadelerini kullandı.

TERÖR BÖLGELERİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALARI

Operasyonların devam edeceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu operasyonlar Güneydoğu’da Kürt kardeşlerimin, ülkemin neresinde olursa olsun, ister Gaziantep’te, ister İstanbul’da vesaire, nerede olursa olsun nihai neticeyi alana kadar devam edecek. Şehitlerimiz var, ama güvenlik güçlerimiz bu yola çıkarken zaten hepsi hedefine neyi koydu? Şahadeti koydu. Ve bu şehitlerimizin karşılığını da bütün kardeşleri çok kararlı bir şekilde aldılar, almaya devam ediyorlar, 1’e 10 değil, inşallah 1’e 20, 1’e 30 bu devam edecek. Bizim bir şehidimiz tabi ki 1’e 20, 1’e 30 filan falan, bunlarla ölçülmez, ayrı bir konu, ama hesabın sorulması çok önemli. Ve biz bütün o bölgelerde inşallah kentsel dönüşüm, bütün bunlarla beraber kimin kime dost olduğunu, kimin kimin temsilcisi olduğunu da göstereceğiz. Ve bütün altyapısıyla, üstyapısıyla bölgeyi inşallah yeniden inşa edecek ve oralardaki mücadelemizi inşallah önümüzdeki süreçte çok daha farklı bir şekilde devam ettireceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yola çıkarken “demokratik” açılım dediklerini ve buna yanaşmadıklarını sözlerine ekledi. Daha sonra “millî birlik, kardeşlik” dediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna da yanaşmadıklarını kaydetti. Sonrasında da “çözüm süreci” dediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstedik ki kimlik ve kültür alanındaki sorunları ortadan kaldıracak bir adım atalım, bu adımı attık. Bu dönemde ret ve inkâr politikalarını sona erdirerek 79 milyon vatandaşımızın tamamıyla birlikte bölge halkının da her alanda kendini ifade edebilmesine, inancını yaşayabilmesine, kültürünü yaşatabilmesine imkân sağladık. Şimdi bazıları diyorlar ki, demokraside bunların önünü açın. Kardeşim, daha ne olacak? Girdin, Parlamentoda 80 temsilcin var, 80 temsilciyle Parlamentonda bulunuyorsun ve bu sürecin içerisinde bütün benim Kürt kardeşlerimi 80 tane milletvekilini buldu ya, sokağa döküyorsun ve bu arada 53 tane insanımızın maalesef ölümüne neden oluyorsun ve ortalığı karıştırıyorsunuz. Buna kusura bakma da müsaade edilmez. Gelinen noktada önümüzde tek bir şey kalmıştı, o da terör örgütünün silahlarını tümüyle, şimdi bazıları bırakma filan diyor, bırakma değil, betona gömme, betona gömecek ve bunların haritası da, koordinatları da devlete verilecek. İşte bu noktada bir anda verilen sözlerin unutulduğunu, o güne kadar yapılan her şeyin yok sayıldığını, birtakım ellerin, birtakım güçlerin devreye girdiğini gördük” dedi.

“BU ÜLKEYİ İÇ SAVAŞA GÖTÜREMEYECEKLER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bir yurt dışı seyahatten geliyoruz işte 3-4 yıl önce, medya mensuplarına uçakta onu söyledim, dedim ki, bir üst akıl bunları yönetiyor. Ve gazeteci arkadaşlar, köşe yazarları filan bana dediler ki, Sayın Cumhurbaşkanım, bu üst akıl kim? Onu artık gazeteci olarak siz bulacaksınız dedim. Kim olduğunu gayet iyi biliyorum, kimler olduğunu gayet iyi biliyorum, ama sen medya olarak bunu artık tespit edemezsen, çıkartamazsan, o zaman bu mesleği bırak. Bölgeye ve bölge insanına en küçük bir faydası olmayacağı çok açık olan, tam tersine kazanımların hepsini de tehlikeye atacak yeni bir terör süreci adeta zorla başladı, başlatıldı. Bakıyorsunuz dünyanın değişik yerlerinden sırtına bir tane fotoğraf makinesi alan, yok İngiltere’den, yok Fransa’dan, yok Avrupa’nın değişik yerlerinden, Amerika’dan gelip Diyarbakır’ı geziyor dolaşıyor. Ya sizin burada ne işiniz var, ne yapıyorsunuz siz burada? Ondan sonra yalan yanlış haberler, senaryo hazır, o senaryo göre de orada bazılarını konuşturtuyorlar ve tabi bütün uluslararası medyada da güçleri var ya, onunla da Türkiye’yi sanki Türkiye’de bir iç savaş varmış havasıyla dünyaya tanıtmaya çalışıyorlar. Bizde iç savaş yok ve bu ülkeyi iç savaşa götüremeyecekler ve biz bu işi Allah’ın izniyle bitireceğiz. Ben bu vesileyle tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

Şırnak’tan bir askerle telefon görüşmesi yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce Şırnak’tan bir Mehmetçiğimizle, bir askerimizle telefon görüşmesi yaptım, 6 aydır Şırnak’tayım dedi ve gözlerindeki ışıl ışıl o mücadeledeki kararlılığını gördüm, telefonla kameralı sistemle görüştük kendisiyle, mutlu oldum, Rabbime hamdolsun dedim. Hani birileri şöyle diyor, böyle diyor filan, yok. Bizim Mehmet’imiz, Mehmetçiğimiz Allah’ın izniyle polisimizle nasıl şimdi bakıyorsun el ele, omuz omuza, önlerinde hemen o ekmeği, çorbayı beraber kaşıklıyorlar, beraber yiyorlar ve arazideki mücadeleyi de aynı kararlılıkla beraber veriyorlar. Hani o tankın üzerinde polis ağabeysinin üzerine uzanmış o genç uzatmalı askerimiz vardı ya; tabi siz onu bire bir görseniz, ya bu delikanlı bunu nasıl yaptı dersiniz. Mesele iman meselesi iman, çok ayrı bir şey. Hani Akif diyor ya, ‘imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ Mesele bu” ifadelerini kullandı.

“SİLAHLARIN KONUŞTUĞU DÖNEMİ BİTİRİP, KARDEŞLİĞİN DİLİNİ HÂKİM KILMAK İSTİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte iyi niyetlerinin birtakım ilçelerde, mahallelerde kazılan çukurlarla, döşenen patlayıcılarla, canlı bomba saldırılarıyla, güvenlik güçlerine yönelik kalleşçe eylemlerle istismar edildiğini, boşa çıkarıldığını sözlerine ekledi. “Biz artık kan akmasın, yürekler yaralanmasın, gözyaşları dinsin derken, gerçekten çok samimiydik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin geleceği için, milletin birliği, beraberliği için bölgede 35 yıldır süren, geriye doğru gidildiğinde 150 yıllık geçmişi olan silahların konuştuğu dönemi bitirip kardeşliğin dilini hâkim kılmak istediklerini kaydetti.

“DÜRÜMLÜ MEZRASI KATLİAMININ, ANKARA’DA, İSTANBUL’DA YAŞANAN KATLİAMLARDAN BİR FARKI YOK”

Dürümlü’de meydana gelen olayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Düşünün devasa bir kamyonla, damperliyle gidip orada nasıl onu patlattılar ve orada nasıl 20’ye yakın kardeşimizi şehit ettiler.  Bunlar Kürt değil miydi? Kürt’tü. Nasıl oldu da o Kürt kardeşlerimizi orada şehit ettiniz? Ve hepsinden çıkan DNA testindeki tablo çok çok ilginçti.  İşte hesap burada, ama bunlar bunun hesabını ödeyecekler, daha ağır ödeyecekler. Ve dün işte Ulaştırma Bakanımız adaylığı ilan edildikten sonra kendileri sağ olsun hemen Diyarbakır’a gittiler, orada taziye evini ve taziye çadırını ziyaret etmek suretiyle tüm aile yakınlarıyla görüştüler, kabir ziyaretini vesaire yapmak suretiyle oradan döndüler. İnşallah bizler 28’inde Diyarbakır Havalimanı’nın terminal binasını açmaya gideceğiz, açtıktan sonra inşallah bizler de bir programı orada gerçekleştireceğiz. Bizim için Dürümlü mezrası katliamının Ankara’da, İstanbul’da, Bursa’da, Diyarbakır’da, Suruç’ta, Gaziantep’te yaşanan katliamlardan bir farkı yoktur. Terör örgütü Dürümlü’de sadece 20’ye yakın, yani 16 vatandaşımızı paramparça ederken, 79 milyon vatandaşımızın tamamının kalbinde kendisine karşı büyük bir öfke ve nefret dalgası aslında oluşturmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hadisenin terör örgütünün gerçek yüzünü, gerçek niyetini bölge halkına hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermesi bakımından önemli olduğuna dikkat çekti.

“BU ÜLKEDE DEMOKRASİNİN YOLU SANDIKTAN GEÇER”

“Atık hiç kimse için terör örgütünün yanında yer almanın en küçük bir izahı yoktur” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “İşte ana muhalefetin başındaki zat ne diyor? Kan bizimle başlamış ve bir başka konu oluyor, kan dökülür, kan diyor. Sen kimsin ya? Önce haddini bil. Bu ülkede demokrasinin yolu sandıktan geçer. Eğer kanla bu iş olacaksa; koltuk, dirsek teması içerisinde olduğun kişiler onlar zaten bu işi yapıyorlar, onlar iktidar olurdu. İşte geldiği yer en son 80’di, ama 1 Kasım’da o 80 ne oldu? Hemen yarı yarıya neredeyse inme durumuna geldi, şimdi daha da beter olacaklar. Bu ülke demokrasiyi kurumlarıyla oturtmuştur. Artık bizim ülkemizde demokrasi en ideal çıkış yolu olarak kabul edilmiştir ve bundan sonraki süreçte de irademiz, sağlam irademiz inşallah belirleyici olacaktır. Karar vererek ülkemizin idaresini, ülkemizin geleceğini belirleyecektir. İşte dokunulmazlıklar meselesi başta olmak üzere terör örgütüyle veya onu destekleyen yapılarla birlikte hareket eden herkes, daha önce diğer şehirlerimizde, şimdi de Dürümlü’de gerçekleştirilen katliamın kusura bakmasınlar ortağıdır.”

“TERÖR ÖRGÜTÜ SOKAKLARA AÇTIĞI ÇUKURLARA KENDİSİ GÖMÜLDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan Anayasa değişikliği görüşmelerinin lafta değil gerçekte kimin nerede, kimin yanında durduğunu göstermesi bakımından tam bir turnusol kâğıdı işlevi gördüğüne dikkat çekti. Milletin karşısına çıkıp “evet” oyu vereceğiz diyen, kendisine itiraz edenleri “yeni bir taktiğimiz” var diyerek susturan zatın aslında tüm amacının bölücü örgütün destekçisi milletvekillerini kurtarmak olduğunu hep birlikte gördüklerini ancak tutmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kamuoyuna dönüp evet oyu vereceğiz dediği halde, oy kabinin de ilk tur oylamalarda tamamen, ikinci turda kısmen hayır oyu kullananlar ikiyüzlüdür, riyakârdır. Kusura bakmasınlar sahtekârdır. Bu şekilde kendileri dışındaki herkesi güya, afedersiniz aptal yerine koymaya kalkanlara bu millet hak ettiği dersi mutlaka verecektir. Terör örgütü bu ülkeye ve millete başkaldırmak için sokaklara açtığı çukurlara kendisi gömüldü mü? Gömüldü. Millete evet gösterip Meclis’te hayır oyu vererek dokunulmazlıkları siyasi çukurlara gömmek isteyenlerin kendileri de değerli kardeşlerim, açık söylüyorum, sandığa gömülür, gömülecektir. Biz her zaman ve her durumda olduğu gibi bu konuda da milletimizin takdirine, irfanına, idrakine güveniyoruz, oradan çıkacak iradeye teslim olacağımızı peşinen beyan ediyoruz. Ben bu duygularla Rize Ticaret ve Sanayi Odamızca ödüle layık görülen tüm kişileri ve firmaları bir kez daha tebrik ediyorum. Rize’nin ve Türkiye’nin kalkınması, gelişmesi için çaba gösteren firmalarımıza, iş adamlarımıza, müteşebbislerimize, üreticilerimize şükranları

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64