banner47
Geçtiğimiz 4 Aralık 2013 tarihinde Soner Yalçın dershaneler ile ilgili Sözcü gazetesinde bir yazı yazdı. Yazı Sözcü gazetesinde yer alırken ne ilginçtir ki Sözcü’nün internet sitesinde yer almadı.

Soner Yalçın bu yazısında hükümetin dershane hamlesine destek veriyor ve dershanelerin iç yüzü açıklanıyor, rantın kaynağı ifşa ediliyordu.

Görünen o ki birileri Sözcü gazetesi tarafından cemaat ile ittifak yolunda böyle bir yazının kitlelere yaygınlaşmasını ve dost olma yolundaki Fetullah grubunun incitilmesini istemiyordu.

O birileri tarafından, Cemaate ve Fetullah Gülen’e her türlü hakareti yapan CHP bile ABD ziyareti ve ABD’nin Ankara sefiri ile olan sohbetlerinden sonra hizmet hareketi jargonunu kullanmaya, sıkı bir cemaatçi olmaya ikna edildi.
------------------
Hükümet çok hızlı hareket etmek zorunda

Geçmişte, derin devlete karşı çıkarken ordumuza karşı çıkmadık, ordu yönetimini ele geçiren çeteye karşı çıktık.. Bugün de kimsenin Cemaat ile bir sorunu yok. Cemaatin yönetimindeki paralel devlet yapılanması ile derin bir çatışma yaşanıyor.

Geçmişte derin devlet eli ile askerler üzerinden bu işi yapıyorlardı, bugün “cemaat” üzerinden polis içindeki paralel devlet üzerinden aynı şeyi yapmak istiyorlar.

Paralel devlet, Bir kişinin deşifre olması durumunda, asla hukuki mücadeleye girmeyeceklerini ve sırlarının deşifre olması halinde, en derin yolsuzlukların ortaya çıkacağını adı gibi biliyor.

Hesaplaşma uluslararası sistemle iktidar arasındaki bir hesaplaşma. 17 Aralık Operasyonu başarılı olsaydı, İHH başta olmak üzere insani yardım örgütlerini terör örgütlerine yardım ediyorlar bahanesi ile yöneticilerini tutuklayıp, mali kaynaklarına el koyacaklardı.

17 Aralık Operasyonu,  Türkiye’ye yatırım için gelen para girişini durdurmak, mevcut paraların kaçışını hızlandırmak ve Türkiye üzerinden İslam dünyasına dağıtılan yardımları kontrol altına almayı hedefleyen çok uluslu bir komplo idi. 
İşte bu yüzden hükümet çok hızlı hareket etmek zorunda.

Belgelerin imha edilmesinden, delillerin karartılmasından, gizli saklı ne varsa yok edilmesinden, istihbarat verilerinin silinmesinden, “Fişleme” dosyalarını, kopyalayıp imha edilmesinden, hard-disclerin  format çekilmek yerine geri dönüştürülemeyecek biçimde imha edilmesinden, kurumlardaki parmak izlerinin yok edilmesinden, kullanılan argümanların sığınaklara çekilmesinden endişe ediyorum.

Dün Kamu Vicdanını rahatlatan beklenen istifalar açıklamalarıyla geldi.

İdris Nami Şahin’inde istifa edebileceğini bekliyordum. Zamanlama konusunda kendisine göre en uygun zamanı seçip istifa etti. Ne yılların arkadaşlığını, vefa’yı,  ne Hükümeti, ne partiyi düşünmedi. Bu zor süreçte hükümeti ve Erdoğan’ı zorda bırakabilmek adına elinden geleni yapmaya çalıştı. Memleket için hayırlı olmuştur. Partideki çürük elmalar hiç değilse belli olsun. Son zamanlarda hükümetin icraatlarına bu çürükler engelde oluyorlardı.

Erdoğan Bayraktar’dan herkes gibi bende bu açıklamayı beklemiyordum...

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın “istifa” ettiğini açıklarken kullandığı ifadeler, ne yalan söyleyeyim, bende “büyük bir hayal kırıklığı”na yol açtı!. Sayın başbakan kime güvensin.

EN ÇOK ELEŞTİRİLEN BAKAN! Olmasına rağmen Erdoğan ona sana sahip çıkmadı mı. Sen, oraya “ömür boyu kalmak” için mi getirildin?.. Görevden alınınca, “bu hiddet, bu celal” niye?..
 
Bu millet unuttu mu sanıyorsun!...

2011’de “Türk Telekom Arena” stadının açılış töreninde yaptığını, 
2013’de “Kanser hastası” bir genç kıza davranışını, Trabzon havaalanındaki "küfürlü kavganı,"
en son 22 aralık 2013 yine Trabzon’da, Trabzonlu vatandaşlara “bol bol para dağıtarak ve bu görüntülerin, “sosyal medyada” nasıl hükümet aleyhine kullanılmasını unuttuk mu sanıyorsun.

Erdoğan Bayraktar, yaptığın ve hükümeti zor duruma düşürdüğün hareketler saymakla bitmez.

Birde kalkmışsın “Erdoğan istifa baskısı yapmış!”  “Erdoğan da istifa etmeliymiş!” pes doğrusu.

Erdoğan Bayraktar’ın, “birilerinin gazına geldiğini” düşünüyor ve merak ediyorum;

Sosyal medya’da Kimlerle görüştü diye tweetler dolaşıyor.

“Erdoğan Bayraktar, Salı gecesi İstanbul’da mıydı? İstanbul’da ise birileriyle görüştü mü? Görüştü ise, kendisine vaatlerde ve telkinlerde bulunuldu mu? Vaat ve telkinde bulundularsa, bunlar; Hükümet’e yönelik Kirli Operasyon’u yürüten Paralel Yapılanma’nın elemanları mı?.. Erdoğan Bayraktar zehir-zemberek istifa açıklamasını bu görüşmeden sonra mı yaptı?..”

Bunlar sadece soru,

Sadece iddia!.

Cevap alabilirsek, sevinirim...
 
Yeni kabine Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.
 
Allah Yar ve Yardımcınız olsun.
                          
Rabbime emanet olun.

Atilla Akın
 
 
 
 
 
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner69