banner47

Kırılan kollar için yende yer yok!

Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesinde neler oluyor?

Kırılan kollar için yende yer yok!

Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesinde neler oluyor?

haberiumturk
haberiumturk
19 Eylül 2018 Çarşamba 14:23
Kırılan kollar için yende yer yok!

(okula zarar veriyorsun)

Her doğru her yerde söylenmez.’ klişesi suçların örtülmesinde, davranışların kontrol edilmesinde güçlü denetim mekanizmasıdır. Suçlama, mobbing, öğüt, iyi niyet gibi birçok kavramı barındırır. Dahası davranışları denetim altına alır. Hele bu cümlenin ardından genellikle gelen, ‘Henüz konjonktür uygun değil.’,’Şahıs olarak zarar görmemiz önemli değil, kurum zarar görür.’, ‘Kol kırılsın yen içinde kalsın.’ vs.…cümleler insanları neredeyse hiç konuşmamaya ikna eder. Nedendir bilinmez konjonktür hiçbir zaman uygun olmaz. Sırası hiç gelmez söylenmek istenilenlerin…

Tevfik İleri Anadolu İmam Hatip Lisesi müdürü Fatih Zengin’in, alenen yaptığı hataların medyaya, resmi makamlara intikaline yönelik geliştirdiği ‘okula zarar veriyorsun hakkımı helal etmiyorum.’ şeklindeki savunması şekli işte tam bu türdendir. Peki, Fatih Zengin’in okula değil de bu kesime verdiği zararı kim helal eder? Ve bu suçlayıcı pedagojiyi kim selamlayabilir?

Okula zarar veriyorsun! ‘Sen ben zarar görsek iyi. Şahsımın zarar görmesi hiç önemli değil, ama okul zarar görüyor.’ Fatih Zengin’in şahsına yapılan her türlü eleştiri fizikteki ‘her şeyin teorisi"  türünden hemen okula zarar veriyorsuna dönüşür. Ve insanlar okula zarar vermemek adına yenlerini kırık kollarla doldurur...

 ‘Okula zarar veriyorsun’ söylemini kendine dokunulmazlık zırhı yapılması enaniyetten öte acziyettir.  Kurum çıkarını enaniyetine kurban etmedir, zihinsel geviş getirmedir. Nedense Fatih Zengin öğrenci dövmesiyle, yasal olmayan davranışlarıyla gazetelere manşet, meclis kürsülerinde konu olmuş ama ‘okula zarar vermiş’ olmamıştır. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır ki enaniyetine, nefsaniyetine dokunan en ufak bir davranışı ‘okula zarar veriyorsun’ formatı atarak insanları baskı altına, kendisini de garantiye alırken utanmaz? Bu nasıl bir megalomanlık, nasıl bir enaniyettir ki tenine dokunan her söz okula dokunur, okula zarar verir.

‘Okula zarar veriyor’u kodlayan ve hangi cümlenin, hangi davranışın okula zarar verdiğine karar veren mekanizma; elbette Fatih Zengin ve arkasındaki görünen, görünmeyen ekiptir. Hangi davranış okula zarar verir? Fatih Zengin’in övülmediği, yerildiği, şikayet konusu olduğu her davranış her söz okula zarar verir. Hangi öğretmen kaliteli okula katkısı olan öğretmendir? Fatih Zengin’in her söylemine her davranışına şapka çıkaran öğretmen değil midir?

Hangi davranış okula zarar verir? Fatih Zengin’in literatüründe kendisinin usulsüz atanması, usulsüz imzaları, öğrenci dövüp, öğretmen azarlaması, meclis kürsülerine, gazete manşetlerine konu olması, hafızlık projesini kapatması, kapattığı projeden ödül alması okula zarar vermez; bunların gün yüzüne çıkarılması zarar verir! Bir müdür düşünün ki, öğretmenine kendisini şikayet ettiği için düşman kesilir ve hemen şikayeti okula zarar vermeye endeksler. Nedir bu kendisini dokunulmaz kılma erdemsizliği? Bunca hataya rağmen bu okulda kalmak okula verilen en büyük zarardır. Büyüklerine!, dalkavuklarına, şakşakçılarına, enaniyetine aldırmadan; ama okulun akademik başarısını yükselttim saplantısından kendini soyutlayıp  verdiği zararı kabullenip çekip gitmektir erdem.

Nedir okula verilen zarar? Okula, kesime, camiaya zarar verme baskısıyla/mobbingiyle zulmü, yanlışı söylettirmeme eğitimi veren yönetici olma gibi bir ayrıcalığına sahip adı geçen şahsın, dava adamlılığı tekelciliği veya başarı tekelciliğinin kendisini müstağni kıldığı, kendinden olmayanları da bir üst bakış edasıyla zavallı varlıklar muamelesi yaptığı bir yönetim anlayışıdır. Sadece bu yönetim anlayışı okula zarar vermez; bu yönetim anlayışına boyun eğen itiraz etmeyen eğitimciler de zarar verir.

Bu zihniyete, bu baskıya din eğitimi yönetimi teslim edilmez. Zira enaniyete endeksli, şiddet, tehdit içerikli negatif dil ve çıkarları uğruna buna boyun eğen eğitimcilerle dindar nesil yetişmez.

Peki, nasıl bir nesil yetişir?

Davranışları, düşünceleri baskı altında sorgulamayan, düşünmeyen, itiraz etmeyen analitik düşünceden uzak, dini bilgi üretmeyen biat kültürünü kabullenmiş fikir fukarası kısır bir nesil yetişir. Dahası yaşamının diğer karelerinde de biat edecek, zihnini ihale edecek birilerini arama çabasına giren bir nesil yetişir. Kendisi değil başkaları olan hayata kendi açısından değil biat ettiklerinin veya teslim olduklarının bakış açısından bakan bir nesil yetişir. Kendisini başkalarıyla ifade eden bir nesil yetişir.

Ben bilmem, ?,! bilir diyen bir nesil yetişir.

Bu nasıl eğitimciliktir?

Aslında bu kurum, zalim yöneticiye doğruyu söylemenin cihat olarak öğretildiği bir kurumdur.

Aslında bu kurum, haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytan olmakla eşdeğer olduğunun öğretildiği bir kurumdur.

Aslında Bu kurum, en otoriter halife Hz Ömer’e ‘Seni, kılıçlarımızla düzeltiriz.’ cümlesinin bir terbiye şekli olarak verildiği kurumdur. Hz. Ömer kılıçla düzeltilmeyi ümmete verilen zarar olarak algılamamışken, nedir bu ‘ beni şikayet etmekle okula zarar veriyorsun’ baskısı? Bu insanların dini hassasiyetlerini sömürmedir, ‘zulüm görelim ama ait olduğumuz kesime zarar vermeyelim’ iyi niyetinin istismarıdır.

Aslında bu kurumun yönetim/yönetici anlayışı; kendisine itiraz eden bir kadına Halife Ömer’in nefsaniyetini ayak altına alarak ‘içinizde kırmızı yüzlü bir kadın bile Ömer’den daha fazla ilim sahibi’ demeyi gerektirir.

Peki, ‘okula zarar veriyorsun’ cümlesi, baskısı bu kesime zarar vermiyor mu? Bu sorgulamasından neden imtina edilir? Nedir bu yöneticinin her cümlesini mutlak doğru, her davranışını sorgulamaz kılıp vicdani ilkesizlik içinde kimliğini kaybetmek? Yöneticiye itaatle, yöneticiye teslim olma, biat etmenin farklı olduğunu eğitimci anlamazsa kim anlar?

‘Her okul, müdürü kadar okuldur.’ ancak hiçbir okul da müdürün kendisinden ibaret değildir. Evet, Tevfik İleri özellikli bir okuldur. Ancak Tevfik İleri’yi özel ve anlamlı kılan müdür değil, okulun köklü geleneğidir.

Kol kırılıyorsa da yen içinde kalmayacak artık. Kol kıracak olanlar yen içinde kalmayacağını bilerek kırsın.

Kalın sağlıcakla

Alaaddin YETİŞEN

Genel yayın Yönetmeni

Sonunda bu güzelim okula haciz de getirmeyi başardın. Helal olsun kim tutar seni.

TEVFİK İLERİ İMAM HATİP LİSESİNDE NELER OLUYOR

İLE İLGİLİ DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN KONU BAŞLIKLARINI TIKLAYINIZ.

HAFIZLIK projesi kapatıldı

Yeni Proje İHL, Vatana millete hayırlı uğurlu olsun

Ödül skandalı, kapatılan projeye ödül verilmiş

Fotoğrafta Ne Gördüm?

Hedefimiz dindar nesil…

Hafızlık projesi kapatılıp, kuran kursu açıldı

Akademik başarıya kurban edilen hafızlık…

PROJE OKULLARI: PROJE İÇİNDE PROJE Mİ?

Son Güncelleme: 01.10.2018 03:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64