banner47
banner128

YÖK'e sesleniyoruz. Yapmayınız! Ülkemize zarar veriyorsunuz

Akademik personel seçiminde hassasiyetler gözetilemediğinden bugün birçok fakülte yüksek lise haline gelmiştir.

YÖK'e sesleniyoruz. Yapmayınız! Ülkemize zarar veriyorsunuz

Akademik personel seçiminde hassasiyetler gözetilemediğinden bugün birçok fakülte yüksek lise haline gelmiştir.

haberiumturk
haberiumturk
11 Haziran 2020 Perşembe 12:28
YÖK'e sesleniyoruz. Yapmayınız! Ülkemize zarar veriyorsunuz

AKADEMİK KADRO İLANLARINDA AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİLERİ DEVAM EDİYOR

“Ne var bunda canım, herkes yapıyor, amma büyüttünüz” demeye kimsenin hakkı yoktur.

Bir yanda Covid-19 travmasıyla boğuşurken dimdik ayakta durmaya çalışan, mazlum coğrafyaların umudu ve dünyada insanlığın son adası olduğunu fiilen ispat edebilme uğraşı içinde olan devletimiz ve onun gıpta ile izlenen reisi; öte yanda en üst düzeydeki ilim irfan yuvalarımızda, geleceğimizin teminatı olan gençleri yetiştirmek için varlıklılarını sürdürmekle görevli olan kimi üniversitelerimizde adama iş bulma gayreti içine giren akademi yöneticileri.

Kültürümüzde çok güzel bir özdeyiş vardır: “Mahkeme kadıya mülk değildir”. Hiç kimse devletin verdiği yetkiyi güce ve de o gücü kendi namına kullanmamalıdır. Şayet birisine iyilik, kıyak, iltimas… yapmak istiyorsanız bunu şahsi servetinden yapınız, devletin kasasından değil. Devlet hiç kimseyi birilerini kayırsın, makamı ve yetkiyi kötüye kullansın diye bir koltuğa oturtmaz. Yapmayınız! Ülkemize zarar veriyorsunuz, size itimat edip göreve getiren devlet büyüklerimizi zarar veriyorsunuz, “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu / Varır da Adl-i İlahî sorar Ömer’den onu” şuuruyla 18 yıldır bu ülkenin başında kelle koltukta mücadele eden Reisimize zarar veriyorsunuz! Kendinize, çoluk çocuğunuza zarar veriyorsunuz, sizden gelecek nesle utanılacak bir soyadı bırakarak o masumlara da zarar veriyorsunuz.

Bu ülkenin hazinesindeki parada sabîlerin, yetimlerin, mazlumların, kimsesizlerin hatta ülke dışındaki mazlum Müslüman kardeşlerimizin bile hakkı var. Bu hakkı siz bilmez ve gözetmezseniz sizin yetiştirdiğiniz gençlerden erdemli davranışlar bekleyemezsiniz. Eğitim söylemle değil, eylemle verilir, bilgi aktarmayı arama motorları da yapmaktadır ama onlar ahlâki örnek davranışlar sergileyemezler. Toplumun, çok bilen ve konuşanın değil, bildiği gibi, söylediği gibi yaşayan insanları örnek aldığını siz herkesten daha çok biliyorsunuz.

Akademi kürsüleri inanan kimseler için aynı zamanda Allah’ın emanetleridir. Hak etmeyen birini bu kürsüye hoca olarak aldığınızda tıp eğitimi veriyorsanız insanları candan, mühendislik eğitimi veriyorsanız hem candan hem de maldan, din eğitimi veriyorsanız imandan edersiniz. Üniversitelerimizin birkaçının bireysel başarısı dışında pek de istenileni verebildiği söylenemez. Bu olumsuz durumun en büyük faktörlerinden birisi de eğitim kadrolarının titizlikle seçilememesidir. Akademik yükselmelerde ideal kriterleri yakalayamamanın dışında hariçten ve doğrudan öğretim üyesi olarak intikaller de seviyeyi oldukça düşürmektedir. Akademik hayata doktor öğretim üyesi veya doçent olarak başlayan kimselerin kalitenin düşmesinde etkili olduğu öne sürülmektedir. Şu halde akademisyen çekirdekten yetişmeli, asistanlık sürecini yaşamayan kimselere çok mecbur kalınmadıkça kadro verilmemelidir. Akademisyenlik yüksek lisans ve doktora yapmanın çok ötesinde bir donanım gerektirmektedir. Bu hassasiyetler gözetilemediğinden bugün birçok fakülte yüksek lise haline gelmiştir.

Nisan 2019’da YÖK Denetleme Kurulu Başkanlığının Akademik Kadro İlanlarında Aranan Ek Koşullarla İlgili Bilgi Notunda; Üniversitelerin kadro ilanlarında sıralanan ek koşulların bir kişiyi işaret etmesi durumunun Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’na aykırı olduğu vurgulanarak “Atama işlemlerinde rol alan yetkililer açısından idari ve cezai sorumluluklar doğuracağı açıktır” denilmektedir.  Ayrıca dava konusu olan bir ihlal hakkında “Kadro için getirilen koşulun hangi gerekçelerle getirildiği davalı idarece ortaya konulamadığından ve getirilen bu koşul, açılan kadroya atanması istenilen kişiyi tarif eder nitelikte olduğundan” denilmek suretiyle ilgili üniversite yönetiminin suçlu olduğu belirtilmiştir.

Türk milleti, geçmişinde büyük medeniyet kurmuş, adaleti ile nam salmış, dosta güven, düşmana korku vermiş, Doğu Roma’nın son prensi Notaras’a “Şehirde Latin külahı görmektense Türk sarığını yeğlerim” dedirtmiş bir millettir. Şayet aynı güce yeniden kavuşmak istiyorsa, bir daha üzengi öptürmek istiyorsa önce güven vermeli, dürüstlüğü herkeste aramalıdır. Sizinkiler kadrolaşınca kötü, bizimkiler kadrolaşınca iyi, sizinkiler ihaleye fesat karıştırınca kötü, bizimkiler yaparsa ise, sizinkiler rüşvet alırsa kötü, bizimkiler alırsa iyi, sosyal demokratlar yolsuzluk yaparsa kötü, milliyetçi muhafazakârlar yaparsa iyi denilemez. Nefsinde dürüst olmayan neslinde dürüstlük beklememelidir. Evinde adaleti sağlayamayan sokakta adalet aramamalıdır. Devletlerin dinsizlikle ayakta kalabileceği ama zulümle kalamayacaklarını herkes bilmektedir.

“Ne var bunda canım, herkes yapıyor, amma büyüttünüz” demeye kimsenin hakkı yoktur. Zulüm ile âbâd olunmaz. Haram kişiye göre değişmez. Yetki turnusol kâğıdı gibidir. Herkesin dindarlığı akçeli işlerinde belli olur. Talep edilmemesine, ihtiyaç belirtilmemesine rağmen ilgililerle iltisaklı olmak kadro elde etme hakkı vermemelidir.

İzahı zor ek koşullardan bazılarına baktığımızda yetkinin nasılda kötüye kullanıldığı görülmektedir:

  • Ömer Halisdemir Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin verdiği doçent ilanına başvuru için, “Şalgamda laktik asit bakterileri, aroma maddeleri, antosiyaninler ve depolama alanında çalışmalar yapmak” şartı getirildi.
  • Süleyman Demirel Üniversitesi, Eskiçağ Anabilim dalı’na yönelik verdiği öğretim üyesi ilanına, “Pers Askeri Teşkilatı ve Kurumları ile ilgili çalışmak” şartını koydu. Türkiye’de bu alanda yalnızca bir kişi çalışma yaptı.
  • Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslâmi İlimler Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Doçentlik İlanında “Ötenazi Konusunda Çalışma Yapmak” şartı arandı. Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Bölümü için bile detay sayılabilecek bir konuda çalışma şartı aramak objektiflik ve eşitlik ile ne kadar bağdaşır?
  • Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi için verilen ilanda, “Arap Dili ve Belagatı Alanında Doktora yapmış olup, İbnEbiZemenin ve Tefsiri Konusunda çalışmış olmak” gibi adeta kişiye özel referanslar içeren ek koşullar sıralandı.

REİSİMİZE VE MİLLETİMİZE İCRAATLARI İLE YANLIŞ YAPAN HERKESİ DEŞİFRE ETMEYE YEMİN ETTİK.

Kalın sağlıcakla...

Genel Yayın Yönetmeni

banner71
Son Güncelleme: 11.06.2020 13:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Fatih 2020-06-12 20:32:11

Sipariş usulü şartlarına bile uymayan, kılıfına uydurulmuş değil kılıfa uygun ölçüler milim milim hesaplanmış evrensel, dini, bilimsel ama en önemlisi akademik etikten uzak adrese teslim ilim/bilim adamı olur diye düşünenler çocuğunuz hastalandiginda bu çeşit doktorların bilimine! Muhtaç olsun. Hak, hukuk, liyakat in en fazla atanacagi reaksiyoner ve ideolojik dusunulmemesi gerekli yerdur üniversiteler.