banner47
banner119

Yorumlara cevap yazmak farz oldu 2.Bölüm

Kendi hatalarını kabul edemeyen insanlar, hatalarını başkalarına yükleyerek saygınlıklarını korumaya çalışır.

Yorumlara cevap yazmak farz oldu 2.Bölüm

Kendi hatalarını kabul edemeyen insanlar, hatalarını başkalarına yükleyerek saygınlıklarını korumaya çalışır.

haberiumturk
haberiumturk
11 Şubat 2019 Pazartesi 00:04
Yorumlara cevap yazmak farz oldu 2.Bölüm

YORUMLARA FARZ CEVAP YAZMAK FARZ OLDU II

Uslûp usûlden usul esastan evlâdır.

Toplumu ifsat etmenin yolu atom bombasından değil eğitim kalitesinin düşürülmesinden geçer. Eğitimde kalite belirleyicisi eğitimcidir. Eğitimci kaliteliyse eğitim kalitelidir.. Eğitimcinin toplumsal misyon ve sorumluluğunun farkına olması, farklılıkları yönetebilmesi,  kendinden olmayana saygı duyması, eleştiride maksadı aşmaması  eğitim kalitesinin ölçeklerindendir.

Neden sarf ettik bu cümleleri?

Yazılarımıza özetle; ‘Kına gönderelim,  uşak, ajan, baydınız, mahkeme orda, çok ayıp, karalama kampanyası, yalan, iftira, mahkeme orda, çamur….’  şeklindeki eğitimci olduğunu! Belirten kişilerin yorumları; eğitimci bu kadar usul üslup seviye yoksunu olabilir mi? sorularını gündeme getiriyor da ondan…

Evet, okumaktan hicap duyulan bu ifadelerin sahipleri gerçekten eğitimci midir?

Yorumcular,  ifade ettikleri üzere gerçekten öğretmense, eğitim bitmiş demektir. Müfredatı yeniden inşa etsek, ya da değiştirsek, dünyaya model olan en muhteşem müfredatı oluştursak, bu üslupla eğitimi kurtarabilir miyiz? Üslup konusunda kendisini eğitememiş biri başkasını nasıl eğitir?

Ancak, farkında mısınız bu eğitimciler, MEB mensupları!

Eğitimci olduğunu belirten yorumcular,  ülkemizin en prestijli ve Başkanımız nezdinde özel öneme haiz, din eğitimi veren edebin, ahlaki davranışların, usûlun, üslûbun temsil edilmesi gerektiği bir okulun öğretmeni! Görüşünü, seviyeden bu denli yoksun olarak ifade eden veya kendisini ifade ederken seviyesini bu denli kaybeden öğretmenlere ülkenin en güzide eğitim kurumlarından biri emanet ediliyor. Yazık!

Burası Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi…

Yani proje! okulu. Yani öğretmenler özenle seçilir. Yani ülkenin en kaliteli en iyi öğretmenleri!

Bu seviye, bu üslup bir öğretmen için ancak ’ilimle tahsil edilebilecek’  çok özel bir seviye… Bu kesimin Mekteb-i Sultanisine özel olarak! Seçilen öğretmenlerde, seviye buysa proje okuluna bu üslupta öğretmen seçiliyorsa eğitimde durum vahimin ötesinde demektir. PİSA da dünya sıralamasında yerimizin neden son sıralar olduğunu anlamak zor değil. Kadim tabirle, edep ilimden önce gelir. Usul bilmek edep bilmektir. Yol yordam bilmektir. Edep ilimden önce gelir.

İddialara gelince;

‘Çamur, iftira‘ kelimeleriyle öfke ifade eden yorumlar çerçevesinde yazdıklarımızın; hangisinin, çamur, iftira yalan olduğunu her fırsatta sorduk ve soruyoruz gerek iddia sahiplerinden gerekse yorumculardan cevap alamadık. Sabık müdürün iddia edildiği üzere bu konuda herhangi bir tekzip göndermesi de söz konusu değildir. Yargıya başvurduğu konu; okulun icraya verildiği bilgisinin mahrem olduğu düşüncesiyle, okula ait sırrın ifşası olup hakkındaki haberlerin yalan, iftira olduğu değildir.

Sui zanla, birilerinin ‘ajan, uşak’ olduğu yönündeki kör iddia, dikkatleri bir noktaya odaklayıp diğer noktaları kör bırakarak işimizi kolaylaştırdığınız için teşekkür ediyoruz. Zira, en önemli haber kaynakları, kör zannettiğiniz, birbirinden habersiz ve hiç şüphelenmediğiniz noktalardır.

Hiçbir şeyin gizli kalmasının mümkün olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Öyle ki:

Kral Midas’ın kulakları büyük!

Kral Midas’ın sırrını içinde tutamadığı için kuyuya haykıran ve oradan da dünyaya duyuran berberlerin  her toplumda her devirde var olduğu bir dünya!

Kimse, ajan ya da uşak değildir. Önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi  ağın geniş olduğu bir ortamda herkes köstebektir, herkes Kral Midas’ın sırrını bilen berberdir, herkes Kuşçubaşıdır, herkes Lawrencedir. Bilgilerin tek kaynaktan ulaşılabilen türden bilgiler olmadığı da dikkatli okunduğunda anlaşılır mahiyettedir.

Mail adreslerine ulaştığımız kaynağın, ajan, uşak olarak yaftalanan kişi olmadığını, bu konuda sabık müdür tarafından yanlış yönlendirme söz konusu olduğunu, buna inananlar açısından kesinlikle kul hakkının tahakkuk ettiğini  beyan etmek de görevimizdir. Kamu görevlisinin mail adresi, telefon numarası,  resmi olan ve olmayan birçok kurumda vardır. Basın ilkelerine göre bilgi kaynağı açıklanmak zorunda değildir. Bilgi aktardığı, mail adreslerini verdiği iddiasıyla sabık müdürün dikkatleri bir noktaya odaklayarak diğer ihtimalleri göz ardı etmesi, meslektaşını zan altında bırakması da gerek eğitimci, gerekse din eğitimi veren bir kurum yöneticisi açısından utanılacak bir durumdur. Zira din eğitimi veren bir kurum yöneticisi Hucurat suresi 12. ayeti bilmelidir

Ayrıca, yasal ispat vasıtalarıyla ispat edilmiş bilgilerin yalan, iftira, olduğunu iddia etmek yöneticiye uşaklık etmektir. Ajan ya da uşak; sabık müdürün tayin ettiği, kendisi hakkındaki konuşmaları taşıyan kişilerdir. Ajan mağduru olduğu zannedilen sabık müdür, ajan sistemini kullanmak ve işletmekte eğitimlidir. Başkalarını ajanlıkla suçlaması şahsına güveni gerektirmez. Yoo hayır kesinlikle; ‘Benim hakkımda konuşulanları bana ilet, kendin istediğin kadar hakkımda konuş’ kredisini vererek güven satan sabık müdürden şüphelenmeyin!

Ajan, uşak sistemini çok iyi kullandığı fark edilmemiş olmalı ki bazılarına (öğrenci,  öğretmen, personel) sorduğu: ‘ Şöyle söylediğiniz, şöyle yaptığınız kulağıma geldi.’ şeklindeki cümlelerinin kulağa hangi sistemden geldiği sorgulanmamış! Biz sorgulayalım, sabık müdürün kulağına kendi hakkındaki konuşmalar hangi kanaldan ulaşır?  Kuşçubaşı mı? Lawrence mı? Ajan, uşak mı? Kral Midas’ın berberi mi? Köstebek mi?

Her kurumda bazılarının Kuşçubaşı Eşref, bazılarının da Lawrence olduğu malumdur. Tarih boyunca, Kuşçubaşı Eşref de, Lawrence de hem dublör kullanmıştır hem de kriptodur. Kim kimdir? Zanla, tahminle, şüpheyle kimin kim olduğu bilinemez.

Şunu da yazmadan geçmek kabil değil:

Sabık müdür, bir veliyle, şiddete dayalı bir vukuatın yaşanması akabinde olayı hemen velilere uzun bir mesajla duyurmakla kalmıyor, duyurunun sonuna da ‘mesajı yayalım.’ şerhini düşüyor. Ve bir aklıselim: Veliyle yaşanan bireysel bir olayın herkese duyurulması mesleki acziyettir, şahsidir.’ demiyor, diyemiyor? Diyemez. Çünkü köleleştirilen bir kurum kültüründe,  taraftar olan hakikate taraf olamaz.

Kendisine yapıldığında oynadığı mazlum mağdur senaryolarının herkes tarafından bilinmesi için her yola başvuran sabık müdür,  neden kendi zulmünün bilinmesinden duyduğu rahatsızlığı  ‘beni şikayet  ediyor, ettin, ettiler….’ şeklinde  aslında mahkumiyet karinesi olan cümleleri masumiyet karinesi frekansında   servis eder? Nedir bu kurumsal kasıntılık? Devlet memurunun özlük hakları kapsamında şikayet etme bir haktır. Boyun eğmek zillettir. Diktatörlük, kendini dokunulmaz zannetmek, ‘ben istersem olur, ben istemezsem olmaz.’ zihniyeti, eğitime vurulan prangadır. Zira, hatalarını kabul edemeyen insanlar, hatalarını başkalarına yükleyerek saygınlıklarını korumaya çalışır.

Farkındalık açısından ifade etmek gerekir: ‘Beni şikayet et/ti/tin/tiler.’ cümlesi ‘suçsuzum’  demek değildir. ‘Suçumu ortaya çıkarmak suçtur’ demektir. Ve yine, bu cümlenin ısrarla ve utanmadan söylenmesi, suçun itirafıdır. Suç işlemediğinden emin olan şikayet edilmekten rahatsız olmaz. Olmayan yaradan gocunulmaz,  çiğ et yenilmemişse mide bulanmaz. Ayrıca şikayet edilmeyen idareci olmaz, bürokrasi böyle işler. Bunu, ’okula zarar veriyorsun’  boyutuna taşıyarak masumu mağduru oynamak, kurumsal kimliğe zarar vermektir.

Yönetici beşer, okul devlettir. Yönetici devlet değildir devleti temsil eder.

Yöneticinin kendisine yönelik eleştirileri, devlet aygıtına zarar vermekle özdeşleştirmesi,  beşerin kendisini devletleştirilmesi demektir. Devlet yöneticiye temsil hakkı verir, kendisini devletleştirme hakkı değil.    

İstediği gibi at oynatıp suç işleyen, öğretmen/ öğrenci darp edeni değil de maruz kaldığı zulümden -özlük hakkı çerçevesinde müşteki olanı suçlu kılan zihniyet de bu  zihniyete geçit veren zihniyet de zalimdir.

Ve sabık müdür,  çıkarlarına sadık olanlar tarafından ne kadar yüceltilirse yüceltilsin; göz yaşı döktürdüklerinin, tecrit ettiklerinin, itibar suikastına uğrattıklarının, şiddet uyguladıklarının vicdanında,  zulüm suçuyla infaz edilmiş bir mahkumdur.

Unutmayın: Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner.

Bir diğer iddia ’karalama kampanyası’ ifadesine gelince;

Tekrar söyleyelim; bildikleriniz yazdıklarımızdan ibaret değil. Şayet birileri, panikle etrafına kırmızı görmüş boğa misali saldırıyorsa bu da tesadüf değil.

Karalamadan kasıt İmam Hatiplere işaretse, kurum kutsallığı üzerinden şahıs hatasını temizlemez ya da şahıs hatası kurum kutsallığı üzerinden ört-bas edilmez. Ayrıca, karalamaya maruz kaldığını iddia eden,  kendisini aklasın. Darp etmedim, yargılanmadım, öğretmen azarlamadım, atandığımda sınıf öğretmeni değildim, bütün belgeler sahte desin.

Bu kadar sütten çıkmış ak kaşık neden şu ana kadar tekzip göndermedi? Devlet işi leke de şüphe de götürmez. Hele hele, yasal ıspat vasıtalarıyla ıspat edilmiş davranışlara, göz göre göre ‘karalama’ demek  hukuk ve devlet aklını hiçe saymaktır.

Yorumlarda geçen; ‘kına’ temalı ifadelerin seviyesine inme güçlüğünden dolayı yorumsuz bırakmayı tercih ediyoruz. Edep yahu!

Haklıymış ifadesine kurban olmamak için inandıklarınızın somut verilere dayalı gerçekliğinin araştırılması aklıselim açısından kaçınılmazdır.

Ankara Tevfik İleri İmam Hatip Lisesinde hafızlık projesini kapatan Sabık müdürü başarılarından dolayı ödüllendiren ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevlendiren Milli Eğitim Bakanlığımıza saygılar sunuyoruz.

Hasılı,

Eğitimin cenaze namazını kılıyoruz.

Sayın Bakanımıza arz olunur.

Haber sitemizin mail gönderme sistemini engelleme gibi basit ve butik davranışlarla mücadelemizi engellemeye çalışan zihniyete cevabımız:

Teknolojik şiddet, davranışsal acziyettir. Ne yapılırsa yapılsın  ne söylenirse mücadelemiz  Allah izin verdiği sürece devam edecek..

Biz aleme makam mevki talep etmeye değil Hak için âh etmeye geldik.

Dua ile.

Alaaddin YETİŞEN

Genel Yayın Yönetmeni

Whatsapp ihbar hattımız 0554 704 58 00

TEVFİK İLERİ İMAM HATİP LİSESİNDE NELER OLUYOR

İLE İLGİLİ DİĞER YAZILARIMIZ İÇİN KONU BAŞLIKLARINI TIKLAYINIZ.

HAFIZLIK PROJESİ KAPATILDI

YENİ PROJE İHL, VATANA MİLLETE HAYIRLI UĞURLU OLSUN

ÖDÜL SKANDALI, KAPATILAN PROJEYE ÖDÜL VERİLMİŞ

FOTOĞRAFTA NE GÖRDÜM?

HEDEFİMİZ DİNDAR NESİL…

HAFIZLIK PROJESİ KAPATILIP, KURAN KURSU AÇILDI

AKADEMİK BAŞARIYA KURBAN EDİLEN HAFIZLIK…

PROJE OKULLARI: PROJE İÇİNDE PROJE Mİ?

KIRILAN KOLLAR İÇİN YENDE YER YOK!

TEKZİBİN BÖYLESİ…

GEL DE YAZMA….

‘OKULA ZARAR VERİYORSUN!’

GÜÇ SENDROMU

TEBRİK

DAYAKÇI OKUL MÜDÜRÜ

YORUMLARA CEVAP YAZMAK FARZ OLDU 1.BÖLÜM

YORUMLARA CEVAP YAZMAK FARZ OLDU 2.BÖLÜM

 

           

Son Güncelleme: 17.07.2019 14:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66