banner47

Başbakan'dan tarihi konuşma

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haftalık olağan Meclis Grup Toplantısı'nda tarihi bir konuşma yaptı. Geçmişte dindar insanlara zulmedildiğini, başörtülülere olmadık eziyet edildiğini anlatan Erdoğan, CHP ve BDP'yi sert bir dille eleştirdi. Taraf'a ismini zikretmeden "sözlerimin arkasındayım" diyerek cevap veren Başbakan, ABD'li yazar Auster'e de İsrail gerçeğini anlattı. Erdoğan'ın Suriye Lideri Esad'a tepkisi de sert oldu.

Başbakan'dan tarihi konuşma

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haftalık olağan Meclis Grup Toplantısı'nda tarihi bir konuşma yaptı. Geçmişte dindar insanlara zulmedildiğini, başörtülülere olmadık eziyet edildiğini anlatan Erdoğan, CHP ve BDP'yi sert bir dille eleştirdi. Taraf'a ismini zikretmeden "sözlerimin arkasındayım" diyerek cevap veren Başbakan, ABD'li yazar Auster'e de İsrail gerçeğini anlattı. Erdoğan'ın Suriye Lideri Esad'a tepkisi de sert oldu.

07 Şubat 2012 Salı 14:27
Başbakan'dan tarihi konuşma

Haberiumturk haber sitesi/07.02.2012
Erdoğan konuşmasının başında Doğubeyazıt'ta uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden Hakan Kılıç hakkında açıklamalarda bulundu.


Erdoğan yaptığı açıklamada 'Hakan Kılıç'ı Sağlık Bakanlığı'mızın uçak ambulansı ile Ankara'ya getirmiştik. Ancak tüm müdahalelere rağmen genç savcımız kurtarılamadı. Bu saldırıyı şiddetle kınıyor, aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. İbrahim Subaşı'ya da Allah'tan rahmet diliyorum' dedi.

Partilere seslenen Başbakan Erdoğan'ın gündeminde yine Suriye ve Beşar Esad vardı. Erdoğan konuşmasının büyük bir bölümünü Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın halkına yönelik tutumuna ayırdı.

Başbakan Erdoğan yaptığı konuşmada Beşar Esad'ı Hama kentinde 30 bin kişiyi katleden babasının yolunda gittiğini kaydetti.

İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları;

2 Şubat 1982'de yanıbaşımızdaki Suriye'nin Hama şehrinde çok acı bir katliam yaşandı. Ağır silahlarla Hama'yı kuşatan Suriye ordusu adeta şehri haritadan silercesine bir katliam gerçekleştirdi. Kadın çocuk demeden yaklaşık 30 bin masumu katletti. Bugün bile Hama'da kaç kişinin katledildiği tam olarak bilinmiyor. Şehir'den haber alınması engellendi ve bunun üzerinin hızlı şekilde örtülmesine gayret edildi. Suriye'de hapishaneler başta olmak üzere yüzlerce insan sorgusuz sualsiz, işkence ile katledildi. 

ERDOĞAN'DAN ESADA İNCE GÖNDERME

Uluslararası toplum meselenin üzerine gitmedi. Aynı yıl 4 bine yakın Filistinli'nin katledilmesine seyirci kalan uluslararası toplum, 30 bin kişinin katledilmesine de seyirci kaldı. Neden çünkü ölenler müslümandır. Katliam kadar ağır olan hadise katliama seyirci kalınması hatta sessiz şekilde desteklenmesiydi. Bu daha büyük bir canilikti. İnsanlık adına tepkinin verilmemesi vicdanların daha çok kanamasına sebep oldu. Bu katliam İslam coğrafyasında tüm müslamanların kalplerinde çok ağır bir yara açtı. Ne yazık ki o katillerden hesap sorulmadı. O katliamı yapanlar, dünyada yargı önüne çıkmasalarda tüm insanlığın vicdanlarında yargılandılar, zalim olarak damgalandılar, tarihe de isimlerini zalim ve diktatör olarak yazdırdılar. Bu diktatörler topraklarına katleden yabancılara çıtlarını bile çıkaramadılar. Güçleri sadece kendi halklarına yetti. İşgal altındaki toprakların istismarını yaptılar. Kendi şehirlerini kuşattılar. Kabadayı misali sağa sola efelendiler, döndüler tankların namlularının önüne kendi çocuklarını koydular. Soruyorum, İran Irak savaşında ölenleri kim öldürdü? Hama'daki katliamı gayrimüslimler mi yaptı? Erbil ve Süleymaniye'de insanları dışardan gelen insanlar yabancılar mı katletti hayır. Tamamını kendini müslüman olarak niteleyen zalimler, modern firavunlar bunu yaptılar, el ele yaptılar. Yeri geldi dışardan gelenlerle bunu yaptılar. İşte bu zalimler hak ettiklerini buldular. ihlassondakika Şundan kimsenin endişesi olmasın. Bugün babalarının izinden gidenler o diktatörlerin izinden gidenler de hak ettiklerini mutlaka bulacaklardır. Hama'da 30 bin masumu öldüren Baba Esed, o insanların sorgusunu mahkeme karşısında vermedi, halkın vicdanında yargılandı diktatör zalim olarak yargılandı. Bugün Humus'ta yüzlerce masumu katledenler adli ilahiden önce kendi halklarının önünde hesap vereceklerdir.

Hama'nın hesabı sorulmadı ama eminiz olunuz ki er yada geç Humus'un hesabı sorulacaktır. Ne diyor Beşar Esad, ölene kadar savaşırım diyor. Daha önce de söyledim. Madem ölene kadar savaşacak bir kahramansın, neden Golan Tepeleri için ölene kadar savaşmadın? Senin kahramanlığın kendi mazlum, masum halkına mı? Bu mu kahramanlık. Bu kahramanlık değil korkudur, korkaklıktır. Bu her zalimin kalbine sinmiş acziyettir. Zulm ile abad, zulm ile payidar olunmaz. Zalimin ahı er yada geç mutlaka çıkar. Libya'da çıktı, Mısır'da çıktı er yada geç Suriye'de de çıkar. Suriye bizim için öylesine bir komşu, suriye halkıda bizim için öylesine bir halk değildir. Kardeşliğimizin, ortak medeniyetimizin izini görürsünüz. Selahaddini Eyyubi'nin Türbesi'nden, Hicaz DemirYolu istasyonu'na kadar her nokktada bizim ortak tarihimizi görürsünüz. ihlassondakika Bütün toprakları hep birlikte savunduk. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik tarihe kanla yazılmış bir kardeşliktir. Biz Suriye'de yaşananlara sessiz kalmayız kalamayız. Biz sırtımızı dönemeyiz. Ana muhalefet partisinin diğer partilerin yaptığı gibi kendi halkını katledenlerin sırtını sıvazlamayız.

CHP gitsin aynı zihniyeti paylaştığı partiye destek versin. Biz mazlum suriye halkı ile dayanışma içerisinde olacağız. Biz Türkiye olarak son 9 yıldır Suriye'ye çok samimi şekilde dedik ki geçmişin acılarını dindirin. Milletinizle, halkınızla barışın. Babanızın izinden yürümediğinizi Siuriye halkına gösterin dedik. Bunu samimiyetle söyledik. İyi niyetle suriye'de reformların gerçekleşebileceğine inandık. Suriye'de Beşar Esed, döndü dolaştı babası gibi silahların namlusunu kendi halkına doğrultmaya çalıştı. bize de kendi halkına da verdiği sözlerin arkasında durmadı. 3 Şubat akşamı tıpkı babasının yaptığı gibi bir şehri kuşatarak yüzlerce masum insanı toplu halde katletti. Kendisine tekrar hatırlatıyorum. Gittiğin yol yol değildir. Bu yol çıkmaz sokaktır. Daha fazla kan akıtmadan bu yanlış yoldan dönmesini kendisine bir kez daha tavsiye ediyorum. 'Ya Beşar Men Dakka, dukka' Ey Beşar Eden Bulur' Suriye meselesi ne bir ülkenin iç meselesi diye görmezden gelinebilir ne de bölgesel meselede bir enstrüman olarak görülebilir. Bu sadece Suriye'nin veya bölgenin geleceğini etkilemeyecek, dünyanın bakış açısını değiştirecektir. Suriye dünyada herkes için bir samimiyet testidir. Birleşmiş Milletler'de yaşanan süreç bir fiyaskodur, bir ibret vakasıdır. 

ERDOĞAN'DAN BM'DEN ÇIKAN VETOYA TEPKİ


Hiçbir devletin hangi çıkarlar için olursa olsun, zalimin eline öldürme lisansı verilemez, mazur görülemez, insanlığa vicdana sığmaz. Veto yetkisine haiz olmanın sorumluluğu büyüktür. Bu yetkiyi hak hukuk, adalet ve hakkaniyet anlayışıyla kullanılması gerekir. Bu yetki kullanılırken zulmün devam etmesine yeşil ışık yakılmamalıdır. Suriye'nin dört bir yanında cinayetler yaşanırken uluslararası toplum tek bir ağızdan dur bile diyememiştir. Esad rejimi bu kararsızlığı mevcut kanlı politaklarını daha da şiddetlendirmeyi kendisine verilmiş açık çek gibi görürse bunun hesabını kim verecektir? Suriye meselesi güç dengelerine soğuk savaş misali feda edilemez. Suriye üzerinden siyasi güç gösterenler bilsinler ki akan kan onların dü üzerine sıçrıyor. Bölgemizdeki, tüm sorunların müzakere zemininde çözülmesi gerektiğini vurguladık. ihlassondakika çatışma olmasın, kan akmasın diye herşeyi yaptık. Mesele hangi yöntemle çözüleceği konusunda tıkanmıyor. BM Üyesi kimi ülkelerden gelen açıklamalar büyük bir duyarsızlık, pişkinlik olduğunu gösteriyor. Biz Türkiye olarak Suriye'deki kardeşlerimizin yanında olmaya, katliamlar karşısında yüksek sesle tepki vermeye gayret göstermeye devam edeceğiz. Biz Suriye'de barış için gayret sarfetmeye devam ediyoruz. Suriye yönetiminin değil, halkının yanında yer alacak ülkelerle yeni bir girişimi de başlatacağız bunun da hazırlıklarını yapıyoruz.

BİRLİKTE PİKNİK YAPSINLAR

Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında söyledikklerimin A'dan Z'ye arkasındayım. Şimdi bakın, hatırlarsanız 2002 öncesinde gerek yazılı gerek görsel medyada en çok da TRT'de bir takım haberler olurdu. İşte ABD'nin bilmem neresinde Türkiye övüldü gibi haberler yayınlanırdı. Türkiye ile ilgili ayda yılda bir anıldığı için küçük büyük demeden her haber dikkat çekiyor gündeme geliyordu. Çok şükür Türkiye ile ilgili onlarca yorum çıkıyor, makale yayınlanıyor. AK Parti ile ilgili, iktidar ile ilgili tezler yayınlanıyor. Bu hale geldik. Unutmayın 14 Ağustos 2001'de yola çıktığımızda bunların olacağını o günden işaret etmiştik. Kimi zaman, Türkiye lehine, kimi zaman Türkiye aleyhine yorum ve haberler yapılabiliyor. Biz yoğunluğumuz gereği seçici davranıyoruz. Geçtiğimiz hafta bir gazete bir edebiyatçının bir yazısı yayınlandı. Normalde üzerinde duracağımız ifadeler değildi ama belli ki o yazar Türkiye hakkında yanlış bilgilendirilmiş, yanlış yönlendirilmiş haksız yorumlar yapmış. Biz buna güleriz ancak burada saklanan bir durum var. Bu kişinin sözleri CHP Genel Başkanı tarafından cımbızlandı ve iç politika haline getirildi. Bunu başlatan biz değiliz, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'dur. ihlassondakika Türkiye'yi anti demokratik olarak değerlendiren, Türkiye'ye gitmeyeceğini belirten o yazar en son 2010 yılında İsrail'e gitmiş, İsrail devlet adamları ile görüşerek birlikte fotoğraf çektirmiş. Biz bunu gündeme getirince o yazardan açıklama geldi ve orada tutuklu gazeteci ve yazar yok dedi. Önce Sayın Kılıçdaroğlu'nu bu tarihe geçecek ifadelerinden dolayı teşekkür ediyorum. Umuyorum ki bu sözleri bir papağan gibi tekrar ederek birilerinin takdirine mazhar olmuştur. Bizim İsrail'e yönelik eleştirilerimize de Tel Aviv değil, Kılıçdaroğlu Keşan'dan cevap vermişti, adını altın harflerle yazdırmıştı tabi teneke.

KENDİ VATAN TOPRAĞINI ÖPEMEYEN NİCE YAZAR, ŞAİR VE GAZETECİ VAR

İşte bu en son ifadeleri ile İstanbul'da tutuklu gazeteci sayısı kaç diyerek zirve yaptı. Biz isterdik ki Sayın Kılıçdaroğlu kendisi politika üretebilsin. Bir gün BDP'nin papağanı oluyor, bir başka gün yabancı yazarlara çanak tutuyor. O yazarı Türkiye'ye davet etmiş. Eğer o yazar CHP'nin davetine icabet edip Türkiye'ye gelirse birlikte sonra da İsrail'e gitsinler aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Şöyle Gazze'yi gören bir tepede birlikte piknik yapsınlar. İsrail'de tutuklu gazeteci ve yazar yok demek en hafif tabir ile haksızlıktır. Bunu söylemek bir yardım gemisinde katledilen 9 kişiye haksızlıktır. Filistin mücadelesine, Filistin şehidlerine ve sürgünlerine haksızlıktır. Öyle şairler var ki sürgünde. Hapishanelere bile razıydılar yeter ki kendi topraklarını bir kez öpebilsinler.

Burada bir senaryo kampanya var. Bazı yazarları da yedeğine alan CHP Genel Başkanı gerek Türkiye içinde gerek yurt dışında Türkiye'yi karalayarak son derece çirkin ve tehlikeli bir kampanya yürütüyor. Asıl önemlisi CHP Genel Başkanı devam eden bir davayı Ergenekon'u önemsiz hale getirmek adına bu taşeronluğu yapıyor. Sayın Kılıçdaroğlu cebinden gazeteci kartı çıkan teröristi savunuyorsun da Roj TV'yi neden savunmuyorsun. Al avukatlarını git savun. Aydınların tecrübe etmediği bir durum var burada. Batıda gazeteciler darbe planlarının içerisinde yer alımyor. Batıda birilerine kitap yazdırıp, haber yaptırım sonra da bunu parti kapatma davalarına delil olarak koymuyorlar. Bugünden itibaren biz bununla mücadele edeceğiz, devam eden mücadelemizi de yoğunlaştıracağız. ihlassondakika Hiçkimsenin Türkiye aleyhine böyle bir kampanyayı yürütme hakkı yoktur. Fransa'daki yasa konusunda hükümete destek veriyorsunuz. Peki Türkiye aleyhine çirkin açıklama yapanlara neden çanak tutuyorsunuz. Senin yıllardır içine attığın Dersim meselesini bugün sen hariç tüm Türkiye sorguluyor. Bir Dersimli olarak partinde Dersim hakkında konuşmayı yasaklayacaksın, Diyarbakır İl Yönetimi'ni görevden alacaksın sonra da yurt dışındaki gazetelere Türkiye'de özgürlük yok diye yazacaksın. 

DİNDARLIK TARTIŞMALARI

Şimdi diğer konu, dindar nesil, dindar gençlik üzerinden yürütülen kampanyaya. Bir kere bu kampanya son derece bayat bir kampanyadır. O kadar bayattır ki 13 Nisan 1909'dan bu yana tam 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirilmiştir. İrtica kampanyaları periyodik sürelerle araç olarak kullanıldı. İrtica diyerek demokrasi askıya alındı partiler kapatıldı insanlar idam edildi, hükümetlerin eli kolu bağlandı, bu milletin dini değerleri, ihlassondakikamilli manevi değerleri ayaklar altına alındı. M. Akif Bakın ne diyor 'Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem. Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem, biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım, boğamazsam yanımdan kovarım... Yumuşak başlıysam kim dedi uysal koyunum, kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördün mü ta ciğerim onu dindirmek için kamçı yerim... Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım, zalimin hasmıyım ama tutarım kaldırırım mazlumu, irtica'nın sizin lehçede manası bumu?

İşte bunlar bize utanmadan sıkılmadan mülteci yaftası tutturmaya çalışıyorlar. türkiye irticaya prim vermedi ama bu sanal irtica korkusuna çok ama çok ağır bedeller ödedi. Kimi susturmak istedilerse mülteci dediler, kimi aşağılamak isterilerse yobaz dediler. Bugün dindar nesil üzerinde kopartılan fırtına 31 Mart'ta Menemen'de 28 Şubat'ta AK Parti'nin kapatılması öncesinde yürütülen kampanyanın tıpkısının aynısıdır.

Şunu açık açık ifade ediyorum. Biz bu yolda elinden irtica bahanesi alındığı için kimlikleri alınan o yazarlarla değil, biz milletimizle yürüyoruz. Farkımız bu. Bize milletimizden başka kimse istikamet çizemez. Televizyonlarda şuralarda buralarda çeşitli oturumlarda veryansın ediyorlar. Sizinki değil halkımın veryansını önemlidir. Onun da ölçüsü sandıktır. Hem demokrasi diyeceksin ondan sonra da demokrasi de bir başbakan niçin böyle konuşuyor diyorsun. Milletimizin dilini yakaladığı için şuan AK Parti burada. Siz milletin dili ile konuşmadığınız için de bu ülkede 10 yıllardır iktidar olamadınız olamayacaksınız. ihlassondakika Söyledim, Anayasa'nın 24. maddesini açın okuyun. Bunlar onu da okumuyorlar. Anayasa'yı kabul etmiyorsunuz o zaman da bir dindar insanın çağdaş olabileceğini neden kabul etmiyorsunuz. Bir insan hem dindar hem çağdaş olamaz mı? Bunların dindarlık anlayışı da farklı. Bunlar malesef çağdaşlığı da anlamış değiller. Dün Fatih Projesi ile bunlara yeni bir ders verdik. Dindarlığı ortaya koyan savunan bir Başbakan'ın projesi. İnternet bilgisayar yeni mi üretildi. Daha önce yokmuydu neden bunu yapmadınız? 

Anadolu çocuğu yoksul kesim üniversiteye gidemiyor diyorlar. Sen öyle zannediyorsun. İşte o anadolunun yoksul vatandaşın eline bu iPad'leri vereceğiz ve yetişen nesil gelip üniversitelere girecek. Çıkmış bir tanesi sıkılmadan utanmadan AK Parti iktidarı müteahhitler yetiştirmiş diyor. Bütün müteahhitlerin hepsi ortada. Hangi dönemlerde nasıl işler yapmışlar hepsi ortada. Biz işi ehline veririz. Belli ellerde sermayenin dolaşmasına da asla müsade etmeyiz. Bu da bizim işte farklı yaklaşımımızdır. AK Parti iktidarı büyümede katlamayı gerçekleştirdiyse bunun altında da bu yatıyor. Sizler faizle insanları sömürdünüz. Bizler yüzde 63'ten aldığımız faizi indirdik indirdik ve bizim dönemimizin en yükseği saydığımız yüzde 10'a kadar geldi. Yüzde 10 faizi bile yüksek gören bir iktidarız biz. ihlassondakika Hiç kimse parmağını sallayarak bize iktidar gösteremez, rota belirleyemez, efendilik tasyalamaz. Biz milletin önüne ne ile çıktık, tüzüğümüzle, seçim beyannamemizle, hükümet programımızla çıktık. Bizim rotamız, istikametimiz yapacaklarımız bellidir. Bu hükümetin gizli gündemi var diye ensemizde boza pişirilmesine müsade etmeyiz. Bizim iktidarımızda ikna odaları yok Sayın Kılıçdaroğlu. Namaz kılanlar, oruç tutanlar, sakallılar, başörtülüler hatta Selamun Aleyküm diyenler ötelendi dışlandı, camiler kapatıldı, İHL'lere gitmek isteyenlerin önü kapatıldı' dedi.

Başbakan Erdoğan ayrıca CHP'li Emine ülker Tarhan'ın hangi cihazla dindarlığı ölçütüğüne ilişkin sözlerine de tepki göstererek şu açıklamalarda bulundu;

1940'lardan söz etmiyorum 1990'larda 2000'li yıllarda başörtülülere işkence yapanlar CHP tarafından milletvekili yapılarak ödüllerindirildi. Çıkmışlar alet var mı diye soruyorlar. Biz dindarlık ölçme meraklısı değiliz. Bizim uluhiyet kavgamız yok. O ancak Allah'a aittir. Merak ediyorum. Siz bu ülkede yıllarca laikliği nasıl ölçtünüz hangi cihazı kullandınız önce bunu anlatın. Üniversite kapılarında başörtülü kızların laikliğini nasıl ölçtünüz bunu anlatın. Hangi araçlarla işkence yaptınız bunu anlatın. Başörtüsü ile ilgili düzenlemeyi neden AYM'ye götürdünüz? Önce millete bunu anlatın. Şimdi dindar bir nesil derken ne kastettiğimi anlıyor musunuz? Neden bunu niçin söylediğimizi anlıyor musunuz meslek liseleri ile, imam hatiplerle sorununuz ne katsayı sorununa neden bu kadar takıldınız millete bunu anlatın.

FATİH PROJESİ

Dün eğitimde tarihi bir adım attık, örneği olmayan bir uygulama başlattık. 17 İlimizde 52 okulda Fatih Projesi başladı. Eylül ayına kadar Türkiye genelindeki liselerin yarısında uygulamaya geçecek. Bakın dün, biz Karacaören'de Altındağ İlçesi oradaki TOKİ blokları içerisinde Sebahattin Zaim İlköğretim'de yaptık dağıtımı ve oradakiler hep yoksul çocuklar. Asla istisnası yok. Zengin fakir ayrımı yok. Bunu bilmeyen proflara da sesleniyorum. Koskoca prof akşam bunu söylüyor. Önce bunları öğren. Bak bunu biz getirdik. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Her dinleyen bunu diyor ki herşeyi bilir. Hayır kardeşim herşeyi bilmez, bildiğini bilir. Fatih Projesi ile ilgili hangi adımların atıldığından da haberleri yok. Peyami Safa'yı okumalarını da tavsiye ederim. 1 Milyon bilgisayar gönderdik. 22 binden fazla bilişim teknoloji sınıfı açtık. Bizim zamanımızda bunlar yoktu. O yüzden bize dayattılar herşeyi böyle bir ortamda ancak bilgisayarları formatlarsınız, zihinleri asla formatlayamazsınız. ihlassondakika AK Parti değilmidir medeniyet değerleri ile evrensel değerleri bir arada götüren. İnsanlar ona göre oy verirler. Biz meydanlarda bunları anlattık. Hiçbir parti kendi tasavvurunu topluma dayatamaz. Sizler de lütfen köşe yazarları ve konuşmacılar zorla işi buralara kaydırmaya çalışmayın. Kimseye tercih dikte etmez. Biz toplum mühendisliğinee de siyaset mühendisliğine de karşıyız. Bizler milletimizin rızası istikametinde anayasa ve yasalar çerçevesinde 9 yıldır ne yaptıysak onu yapmaya milletimize daha iyi hizmet etmeye devam edeceğiz. Yolları açarak, gençlerin ailelerinin önüne fırsatlar koyarak bu yolda yürümeye devam edeceğiz. ihlassondakika Çağa ayak uyduramayan yazarların 103 yıl önceki modaya uyarak irtica yaygarası çıkarması artık bu ülkede tutmaz. Bize oy verenler kadar vermeyenler de müsterih olsun. Bu hükümet 75 milyonun hükümetidir, 75 milyonun tercihlerine saygılıdır. Milletimiz, bize inansın, milletimiz bize güvenmeye devam etsin, biz bu yolda milletimizle yürümeye devam edecek, sadece ve sadece milletimizin çizdiği rotada yürümeye devam edeceğiz.

Bu hafta, özellikle grubumuz için yoğun bir hafta. Özellikle meclis iç tüzüğünün kararlı bir şekilde çıkarılacağı çıkarılması gereken bir hafta. Bunun için arkadaşlarımı bu genel kurul çalışmalarına özellikle devam da hassasiyete devam ediyorum. Sizlere meclis çalışmalarınızda başarılar diliyorum, Allah yolunuzu açık etsin, Allah Yar ve yardımcımız olsun diyor, hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum' dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner66

banner64