banner47
banner128

KCK ve PKK birlikte çalışıyor

BDP'nin yanı sıra bir grup liberal aydının “zararsız sivil bir oluşum” olarak lanse ettiği KCK'nın fişlediği Kürtler, PKK'lı teröristler tarafından tek tek infaz ediliyor. Son olarak KCK'nın sözde Şırnak Demokratik Kent Meclisi üyeleri tarafından fişlenen Sadık Onat isimli vatandaş sokak ortasında öldürüldü. Eylemi üstlenen PKK, Onat'ı “işbirlikçi” ilan etti.

KCK ve PKK birlikte çalışıyor

BDP'nin yanı sıra bir grup liberal aydının “zararsız sivil bir oluşum” olarak lanse ettiği KCK'nın fişlediği Kürtler, PKK'lı teröristler tarafından tek tek infaz ediliyor. Son olarak KCK'nın sözde Şırnak Demokratik Kent Meclisi üyeleri tarafından fişlenen Sadık Onat isimli vatandaş sokak ortasında öldürüldü. Eylemi üstlenen PKK, Onat'ı “işbirlikçi” ilan etti.

28 Şubat 2012 Salı 09:52
KCK ve PKK birlikte çalışıyor

Haberiumturk haber sitesi/28.02.2012

Terör örgütü PKK ve uzantıları kendileri gibi düşünmeyen Kürtlere hayat hakkı tanımıyor. KCK'nın sözde Şırnak Demokratik Kent Meclisi üyeleri tarafından fişlenen Sadık Onat isimli vatandaşın PKK'lı teröristlerce öldürülmesi, hain örgütün farklı seslere tahammülsüzlüğünü bir defa daha gözler önüne serdi. Uludere ilçesine bağlı Şenoba köyünde yaşayan Onat, sokak ortasında infaz edilmişti. İnternet sitesinden bir açıklama yapan PKK, Onat'ı “işbirlikçi” olduğu için öldürdüklerini söyledi. 

BDP'Lİ BAŞKANVEKİLİNDEN İLGİNÇ SAVUNMA

Seçimlerde BDP'yi desteklemeyen Sadık Onat'ın öldürülmesi Kürt kanaat önderlerinin tepkisini çekti. Akit'in ulaştığı BDP'li Uludere Belediye Başkanvekili Fehmi Yaman ise ilginç açıklamalarda bulundu. Konunun kendilerini pek ilgilendirmediğini söyleyen Yaman'ın, PKK hakkında yorum yapmaktan çekinmesi dikkat çekti. “Her fırsatta haklarını savunduğunu söylediğiniz bir Kürt vatandaşı daha PKK tarafından katledildi. Bu vahşeti nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna kaçamak cevap veren Yaman, cinayetin PKK tarafından işlenmemiş olabileceğini öne sürdü. Kendisine yakın internet siteleri aracılığıyla açıklama yapan PKK'nın eylemi üstlendiğinin hatırlatıldığı BDP'li Yaman, “O konuda bir bilgim yok. O köyün çoğunluğu koruculardan oluşuyor. Askeriyeyle iç içeler. Birilerinin gidip rahatça cinayet işleyebileceği bir yer değil” dedi. 

KCK'NIN FİŞLEDİĞİ KÜRTLER İÇİN İNFAZ EMRİ

Yine bazı liberal yazarlar tarafından zararsız sivil bir hareket olarak lanse edilmeye çalışılan KCK'nın fişlediği onlarca kişinin PKK'nın hedefinde olduğu belirtiliyor. “İslamcı, AKP'ci, BDP'yi sevmiyor, devlet yanlısı” şeklinde fişlenen şahısların örgütün tehdidi altında olduğu kaydediliyor. Kandil'deki PKK yönetiminin, KCK'lılarca fişlenen Kürtler için infaz emri verdiği iddia ediliyor. 

İMAM AZİZ TAN'I DA FİŞLEYİP ÖLDÜRDÜLER

PKK, Hakkari'de aynı yöntemle fişlenen imam Aziz Tan'ı da hunharca katletmişti. Tan, Ramazan ayında sabah namazına giderken sırtından vurularak şehid edilmişti. Özel Yetkili Van Savcılığı'nın hazırladığı iddianamede Tan'ın, ‘gençleri sokak eylemlerinden uzaklaştırdığı ve örgütten uzak durmalarını istediği' için öldürüldüğü belirtilmişti. PKK'nın gençlik yapılanmasında yer alan Murat Ertunç, savcılık sorgusunda cinayetin perde arkasını anlatmıştı. İddianamede ifadelerine yer verilen Ertunç, terör örgütünün imam Tan ve 4 arkadaşı hakkında infaz kararı almasının ardından ‘Dilşad' kod adlı örgüt üyesi ile ismini bilmediği başka bir örgüt üyesinin Tan'ı öldürdüğünü ifade etmişti. Ertunç, keşif için abdestsiz namaz kıldığını da söylemişti.STK'lara tepkiPKK'nın katliamları karşısında sessiz kalan Kürt STK'larını sert dille eleştiren Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, “Diyarbakır'daki STK'lar, gerçek alanda sivil değil, bağımlılık içinde. Kürtlere yönelik infazlara sessiz kalanlar, bu insanlık suçuna ortak olurlar” dedi. İnsanın en temel, vazgeçilmez ve dokunulmaz hakkının yaşam hakkı olduğuna dikkat çeken ve STK'ların ideolojik davrandığını söyleyen  Güçlü, yaşama hakkına karşı toplu tecavüzler, toplu öldürmeler, katliamlar, jenosidler, uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelerce insanlık suçu olarak tanımlandığını söyledi.
PKK'nın katliamları için Ankara ve Diyarbakır Özel Yetkili Savcılarının harekete geçtiğini anlatan Güçlü, bütün bu gelişmeler olurken Diyarbakır Barosu, Mazlum-Der, İHD, Günsiad, Diyarbakır Ticaret Odası'nın gereken ilgiyi göstermediğini vurguladı.

“SESSİZ kalanlar İNSANLIK SUÇUNA ORTAK OLUR”

Diyarbakır sivil toplum örgütlerinin de, Türkiye genelinde olduğu gibi gerçek anlamda ‘sivil' olmadıkları, bağımlılık ilişkileri içinde oldukları konusunda güçlü veriler olduğunu anlatan Güçlü, şöyle devam etti: “Ben de bu örgütlerin bu karakterleri üzerinde sürekli duruyorum, eleştiriyorum, yazıyorum. STÖ'lerin sessiz tutumlarının ikinci nedeni, sivil toplum örgütlerinin ideolojik davranmaları, kendisine yakın ideolojik grupların yaptıklarına karşı sesiz kalmaları, kendine yakın olmayanların yaptıklarına karşı seslerini yükseltmeleri gibi çifte standartlı davranmalarıdır. En tehlikeli ve insani olmayan bir durumdur. Üçüncü neden, sivil toplum örgütlerinin olaylar karşısında tutum takınma konusunda korkmalarıdır. Gelişmelere olaylarca bakıldığı zaman, PKK'nın sivil toplum örgütlerine yönelik tehditlerinin olduğu, bazı sivil toplum örgütlerinin toplantılarının yapılmasının engellendiği de bilinen bir olaydır. Dördüncü neden, politik ortama uygun çıkarcı yaklaşımdır. Beşinci neden, umursamazlık, duyarsız olmaktır. Diyarbakır ‘sivil toplum örgütlerinin' Devlet-PKK-Hizbullah'ın Kürt katliamı karşısındaki bu sessiz tutumları, onları insanlık suçuna ortak etme gibi bir sürece yol açabilir.”

yeniakit

banner71
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.