banner47
banner128
banner132

PKK, dağa çıkardığı ev arkadaşlarımı öldürdü

Geçmişte PKK'nın örgüt içi infazlarına şahit olduğunu dile getiren AK Parti eski Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, “Öğrencilik yıllarımda birlikte kaldığım ev arkadaşlarımdan dağa çıkanlardan birçoğu PKK tarafından öldürüldü. Bir arkadaşımın ölümü için ‘Nehri geçerken boğuldu' denildi, ancak işin arka planı öyle değildi” dedi.

PKK, dağa çıkardığı ev arkadaşlarımı öldürdü

Geçmişte PKK'nın örgüt içi infazlarına şahit olduğunu dile getiren AK Parti eski Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, “Öğrencilik yıllarımda birlikte kaldığım ev arkadaşlarımdan dağa çıkanlardan birçoğu PKK tarafından öldürüldü. Bir arkadaşımın ölümü için ‘Nehri geçerken boğuldu' denildi, ancak işin arka planı öyle değildi” dedi.

04 Mart 2012 Pazar 08:24
PKK, dağa çıkardığı ev arkadaşlarımı öldürdü

Haberiumturk haber sitesi/04.03.2012

Cumhuriyet Savcılığı'nın terör örgütü PKK'daki iç infazlar için başlattığı soruşturma, AK Parti Diyarbakır eski Milletvekili Abdurrahman Kurt'u da umutlandırdı. Öğrencilik yıllarında birlikte kaldığı ev arkadaşlarından dağa çıkanların bir çoğunun PKK tarafından öldürüldüğünü dile getiren Kurt, bir arkadaşının ölümüyle ilgili “Nehri geçerken boğuldu” denildiğini ancak işin arka planının böyle olmadığını ifade etti.

Abdurrahman Kurt, faili meçhul cinayetler ile PKK'nın infazlarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Önceden beri “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurulmasını istediklerini hatırlatan Kurt, şöyle devam etti: “Bunu tek taraflı talep edince, sanki bir taraf suçlu, diğer taraf suçsuz gibi bir hava çıkıyor. Benim umutlu olduğum şey; yani bunu yapalım, ama herkes adına yapalım. Örneğin; benim kendi öğrencilik yıllarımda dağa çıkmış birçok arkadaşımın, ev arkadaşımın başına gelen hikayeleri ben biliyorum. Onların ailesi biliyor mudur; bilmiyor mudur? Ben, o insanların da akıbetinin, bir insan değeri verilerek, ‘Bunlar bir insandı, bunlar candı, bunlara ne oldu?' akıbetinin hem devlet adına işlenen suçlar, hem örgüt adına işlenen suçlarda araştırılmasını, bir insanlık sorunu, bir insanlık mesuliyeti olarak görüyorum. Tabii bu bağlamda da ben umutlandım, çok değer veriyorum. Umudum odur ki sonucu da bizim bu umutlarımızı sükutu hayale uğratmayacak şekilde gelişir ve neticelenir.”

“HERKES KENDİNİ BİLİR”

Faili meçhuller ile infazlar konusunda PKK ve BDP'nin sessizliği için ise Kurt, “Şimdi herkes kendini bilir. Yani örneğin Diyarbakır Cezaevi'nden bahsediyoruz, orada ciddi vahşetler yaşandı. Ama bugün işte örneğin üzerine yer yer naylon erittiğini duyulmuş insanların hikayelerini de biz biliyoruz. Toplum pek fazla bunları konuşmadı. Şimdi, kim insanlık adına bir suç işlemişse yüzleşme günüdür. Ben BDP içerisinden de çok vicdanlı insanlar olduğuna inanıyorum. Bunu iyi niyete yoruyorum ve diyorum ki onlar da bunun vicdani açıdan açığa çıkmasının doğru olduğunu düşünürler diye umut ediyorum. Örgütün bir dayatma direktifi olmadıktan sonra sessiz kalmaları, onların şu an vicdanlarıyla ilgili bir şey diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“KÜRT SORUNU AK PARTİ GELENE KADAR ASKERE HAVALE EDİLDİ”

Kürt sorununun 80-90 yıllık bir vesayet sistemi arkasında büyütüldüğünü dile getiren Kurt, şimdiye kadar iktidarların tamamen bu işleri askere havale ettiğini, çözmek için uğraşmadığını belirtti. İktidarların çözmek yerine bu işi yönetmek mantığıyla geldiklerini ifade eden Kurt, askeri vesayet sisteminin kendilerine öngördüğü alan içerisinde kalarak devletin diğer alanlarında bir şeyler yapmaya çalıştıklarını kaydetti. AK Parti iktidarında ise Kürt sorunu başta olmak üzere pek çok sorunun çözüm yoluna sokulduğunun altını çizen Kurt, “AK Parti, bütün o şer odaklarının, o kirli, karanlık, vicdansız, insansız, insafsız sistemi hakikaten aşmayı, bedelini ödemeyi göze alarak yola çıktığı için büyük ölçüde başardı. Tabii Kürt sorunu şimdiye kadar çok tartışılmamış olduğu için bunu yaparken bir yandan da Kürt sorununu bu işi yapanlar da anlamaya çalışıyorlardı. Onun için aslında bu sürece açılım süreci dediler yani bir paket koymaktan ziyade” diye konuştu.

“ÖRGÜT VE ERGENEKON'UN ORTAK HEDEFLERİ OLUŞTU”

2010 anayasa referandum sürecine kadar PKK ve BDP'nin eğiliminin “Bu iş çözülecek ama bunu AK Parti'ye çözdürmeyelim. Zaten bir şekilde Ergenekon veya vesayet sistemi hiçbir iktidarı muktedir kılmayacaktır. Bunlar nasıl olsa devrilecek, devrilmelerine biz ön ayak olalım” olduğunu savunan Kurt, “Böylece ‘müzakere etmeyi düşündüğümüz muhatabımız olan askerlerle daha böyle sıcak bir pozisyon içerisinde karşılıklı oturabilelim' gibi bir eğilimin öne çıktığını çok net görmek mümkün. İyi niyetli karşılık veriliyor gibi görünen birçok adımda bile aslında, örneğin Habur gibi süreci sabote edecek pek çok şeyin içine gizlendiğini hep beraber müşahede ettik” şeklinde konuştu.

Daha sonra örgütün ve Ergenekon'un ortak hedeflerinin oluşmaya başladığını anlatan Kurt, bunları “AK Parti'yi devirmek, Irak-Kürdistan bölgesel yapısındaki stabiliteyi bozmak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'yle ilişkisini bozarak bu anlamdaki süreci akamete uğratmak, Avrupa Birliği sürecini sabote ederek vesayet sisteminin devamını sağlamak, o dönem içerisinde Ergenekon ve örgütün Fethullah Gülen cemaatini ortak düşman göstermek” olarak sıraladı.

“BDP DÖKÜLEN KANIN ORTAĞI OLDU”

BDP'nin üzerine düşen rolü iyi oynayamadığını vurgulayan Kurt, “Eğer silahların susması adına bir role soyunmuş olsalardı, barış adına, demokratik sürecin derinleşmesi adına şunu yapmaları gerekirdi; örgüte özellikle 99 sürecinde ortada hiçbir şey yokken silahların sınır ötesine çekilmesini nasıl sağladılarsa, bugün onların o role kendileri soyunup, bunu yapıp sonradan devletin atması gereken adımları dayatmaya gitselerdi; birçok kesimden, işte bugün liberal kesim, Türkiye'de özgürlükçü birçok aydın kesiminden destek almaları muhtemeldi. Bunu da yapmadılar ve yalnız kaldılar. Ve maalesef dökülen kanın ortağı olma durumuna düştüler bu aşamada” dedi.

“YAPILANLARIN ANLATILAMADIĞI KESİM BDP KESİMİDİR”

Devletin geçmişten baktığı için ‘ben çok şey yapıyorum' diye düşündüğünü ve çok şey beklediğini dile getiren Kurt, yapılanların karşılığını Kürt halkının fazlasıyla verdiğini öne sürdü. Tüm bu yılların travmasına rağmen bölgede hala AK Parti'nin birinci parti olduğuna dikkat çeken Kurt, karşılığın bu olduğunu belirtti. Yapılanların anlatılamadığı kesimin ise BDP kesimi olduğunu anlatan Kurt, BDP kesiminin de bir travma yaşadığının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Kurt, “ana dilde eğitim yasağının kaldırılması, Türk devletinin Türkiyelileşmesi, temsilde adalet olması” gerektiğini de sözlerine ekledi.
banner71
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.