banner47
banner128
banner132

Üniversitelerde faşizan baskıya son verdik

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık olağan grup toplantısında konuştu

Üniversitelerde faşizan baskıya son verdik

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin haftalık olağan grup toplantısında konuştu

06 Mart 2012 Salı 14:00
Üniversitelerde faşizan baskıya son verdik

Haberiumturk haber sitesi/06.03.2012


AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladı, Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdi.

Başbakan Erdoğan, 2 gün sonra tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün kutlanacağını anımsatarak, ''AK Parti Grubu'ndan tüm dünya kadınlarının, ülkemizin vefakar, cefakar, onurlu kadınlarının 8 Mart Kadınlar Günü'nü yürekten tebrik ediyorum'' diye konuştu.

8 Mart'ta Mardin'de olacaklarını, bir dizi açılış gerçekleştireceklerini ifade eden Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü'nü Mardinli hanım kardeşleriyle, coşkuyla kutlayacaklarını söyledi. Erdoğan, dünya, hoşgörü kenti olan Mardin'den Türkiye ve dünya kadınlarına en anlamlı mesajları ileteceklerini bildirdi.

AK Parti Hükümeti olarak, 9 yıldır Türkiye'de her alanda çok yoğun mücadele yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yurtiçinde demokrasinin standartlarını daha ileri seviyelere taşımanın, ekonomiyi büyütmenin, huzur, güvenlik, istikrarı pekiştirmenin mücadelesini veriyoruz. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet başta olmak üzere Türkiye'yi her alanda çok daha huzurlu, kalkınmış, müreffeh ülke haline getirmek için gece gündüz çalışıyoruz. Başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada barış, dayanışma, hoşgörüyü savunuyor, savaşların, çatışmaların, krizlerin sona ermesi için aktif görevler üstleniyoruz. Hiç kuşkusuz bu mücadeleyi insanlık, adalet için veriyoruz. Ama bu mücadelede kadın ve çocukların özellikle gözetildiğini, dikkate alındığını, her ne yapıyorsak öncelikle onlar için yaptığımızı vurgulamak istiyorum.''

''Faşizan dayatmaya biz son verdik''

Erdoğan, dünyanın neresinde olursa olsun savaşların, çatışmaların, önce kadın ve çocukları hedef aldığına, en fazla onları yaraladığına işaret etti. Erdoğan, ekonomik krizlerin, terör, göç, yoksulluğun toplumlarda en fazla kadınları, çocukları etkilediğini, hedef aldığını dile getirdi. Erdoğan, antidemokratik uygulamalar, baskılar, zulümler, dayatmalar, kısıtlamaların en çok kadınlara, çocuklara hayatı zehir ettiğini vurguladı.

AK Parti olarak, Türkiye'de 9 yıldır gerçekleştirdikleri reformların, yaptıkları yatırımlar, uygulamalar, attıkları adımların, her şeyden çok kadınları mutlu ettiğini anlatan Erdoğan, onların yaşamlarında adeta sessiz devrim gerçekleştirdiğini belirtti.

Erdoğan, eğitim imkanlarından en önce kadınların, kızların yarlarlanmasını amaçladıklarını vurgulayarak, 9 yıldır eğitim, kızların okuması noktasında önemli başarı elde ettiklerini söyledi. Erdoğan, ''Kızların okullaşma oranını yükselttiğimiz kadar, üniversitelerde kız çocuklarına kılık, kıyafetlerinden dolayı uygulanan faşizan dayatma ve baskıya biz son verdik'' dedi.

''Her iki taraf da olabilir''

Sağlık alanında reformlarla en çok anneleri, kadınları, çilekeş Anadolu kadınlarını kendilerinin gözettiklerini belirten Erdoğan, terörle mücadeleyi; anneler ağlamasın, kadınlar dul, çocuklar yetim kalmasın diyerek, kadınlar adına daha azimle, kararlılıkla yürüttüklerini söyledi.

''İşkenceye sıfır tolerans gösterdiğimiz kadar kadınlara yönelik şiddete de sıfır tolarans gösterdik'' diyen Erdoğan, şiddeti önleme yasa tasarısıyla, kadına yönelik şiddete de en kapsamlı, kararlı şekilde önlemler getirdiklerini anlattı. Erdoğan, ''Burada sadece kadın demeyeceğiz 'mağdura' diyeceğiz, her iki taraf da olabilir'' diye konuştu.

Sadece Türkiye'deki değil, bölgedeki, dünyadaki kadınların da haklarını en güçlü şekilde savunduklarını ifade eden Erdoğan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya, Mısır'ın kadınları için seslerini yükselttiklerini açıkladı. Erdoğan, Afganistan, Somali, Bosna, Irak, Filistin, Suriye'nin kadınları, çocukları için yüreklerini ortaya koyduklarını vurgulayarak, sözlerini, ''Buradan, AK Parti Grubu'ndan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle özellikle Van'ın kadınlarını, depremzede hanım kardeşlerimizi yürekten selamlıyorum. Van'daki yavrulamızı gözlerinden öpüyorum. Uludere'de yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş mahsun anneleri, hanım kardeşlerimizi selamlıyorum. Kuzey Afrika'nın, Somali'nin Ortadoğu'nun yüzyıllardır çile çeken kadınlarını kalpten selamlıyorum. Özellikle Filistin, Gazze, Şam, Halep, Hama, Humus, İdlib, Dera'nın mazlum ama mağrur kadınlarını selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyanın tüm kadınları, ülkemizdeki tüm hanım kardeşlerimiz için kutlu olsun diyor, hepsini saygıyla selamlıyorum'' diye sürdürdü.

Suriye

Başbakan Erdoğan, Suriye yönetiminin, uzun süredir kendi halkına yönelik uyguladığı şiddetin dozunu artırdığına dikkati çekti. Son günlerde saldırıların, insanlık dışı bir vahşet görünümü almaya başladığını belirten Erdoğan, Suriye'nin çeşitli kentlerine, ordu imkanları, milis güçleri, keskin nişancılarla yapılan özellikle ağır silahlarla birlikte yapılan bu saldırılarda içinde çocuk ve kadınların bulunduğu onlarca masum insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Erdoğan, artık 11 yaş üstü grubun yakalanıp, yatırılıp, boğazlanarak öldürüldüklerinin fotoğraf ve haberlerini aldıklarını bildirdi.

Gazetecilerin katledildiği, uluslararası yardım kuruluşların giremediği Suriye'den sağlıklı, net bilgiler almanın mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, ''Suriye yönetimi, geçmiş dönemlerde de en iyi yaptığı şeyi; kendi halkını katletmeyi, silahları kendi halkına doğrultmayı, bugün bir kez daha acımasızca, vurdumduymaz şekilde tüm dünyanın gözleri önünde sergilemeye devam ediyor. Ne yazık ki başta BM olmak üzere, uluslararası toplum, bütün bu olanları bir kez daha sadece izlemekle yetiniyor. BM'den çıkarılamayan kararlar, bazı ülkelerin çekinceli tavrıları, Suriye'de Esad yönetimine adeta güç veriyor, katlimaları adeta teşvik ediyor'' diye konuştu.

''Vicdanlarına yapışır''

Erdoğan, 1948'de Deyri Yasin'de, 1982'de Sabra ve Şatilla'da, aynı yıl Hama'da, 1988'de Halepçe'de,1994'de Ruanda'da, 1995'te Srebrenitsa'da, 2009'da Gazze'de yaşanan katliamların, insanlığın vicdanında çok ağır yaralar açtığını belirtti. Erdoğan, bu ve benzeri katliamların insanlığın gözü önünde işlendiğini, uluslararası toplum, uluslararası kuruluşlar, devletlerin kimi zaman elleri kolları bağlı bu vahşice cinayetleri izlediğini, kimi zaman daha ileri gidip, bu vahşete ortak olduklarını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, bu katliamların hiçbiri unutulmadı. Akan kan, bu katliamları gerçekleştiren zalimlere olduğu kadar, bu katliamlara seyirci kalan, tepkisiz kalan, teşvik eden ülkelerin tarihlerine kara leke olarak kazıldı.

Tüm dünyaya sesleniyorum; Suriye'deki katliama sessiz, tepkisiz kalan, göz yuman, müsamaha gösteren ülkelere sesleniyorum; kriz karşısında çözüm üretemeyen, bu tavrıyla çözümsüzlüğü teşvik eden uluslararası kuruluşlara sesleniyorum: Masum bir çocuğun akan bir damla kanı, her türlü stratejinin, her türlü güç ve çıkar hırsının, katbe kat üzerindedir. Masum bir çocuğun bir damla kanı, bir damla gözyaşı, film izler gibi katliamı izleyenlerin ellerine, yüzlerine, en önemlisi onların vicdanlarına yapışır, oradan da hiçbir zaman çıkmaz, çıkmayacaktır.

Buradan Beşşar Esad'a bir kez daha hatırlatıyorum: Babasının yaptıklarının hesabı, bu dünyada sorulmadı, ama er ya da geç, bu yapılanların, bu zulmün, bu katliamın hesabı oğul Esad'tan sorulacak. Bu kez Suriye şehirlerinde akan kan yerde kalmayacaktır. Suriye insani yardım koridorları derhal açılmalıdır. Başta Humus olmak üzere insani yardımların Suriye halkına ulaştırılması için Suriye yönetimi üzerinde mutlaka baskı oluşturulmalıdır. Artık daha fazla vakit yitirmeden, daha fazla can kaybı olmadan Arap Ligi Planı uygulamaya konulmalıdır. Türkiye olarak Suriye'deki vahşeti, insanlığın gündeminde tutmaya devam edeceğiz. Uzun süredir yürüttüğümüz diplomatik girişimleri kararlılıkla sürdüreceğiz. İstanbul'da bu ay düzenleyeceğimiz konferansla, dünyanın dikkatini Suriye üzerinde toplayacağız. Suriye halkını, Suriye muhalefetini, onurlu, kararlı direnişlerinden dolayı bir kez daha selamlıyorum. Bilsinler ki Türk halkı, her zaman yanlarında olacak, acıyı, hüznü paylaşmaya devam edecektir. Suriye halkı asla yalnız değildir, asla yalnız bırakılmayacaktır.''

Erdoğan, geçen hafta içerisinde Türkiye ekonomisi için sevindirici gelişmelere şahit olunduğunu söyledi.

TÜİK'in 2011 yılının tamamı için işsizlik oranların açıkladığını anımsatan Erdoğan, 2010 yılında işsizliğin küresel krizin etkisiyle yüzde 11,9 olarak ölçüldüğüne dikkati çekti. Erdoğan, ''2011 sonunda ise işsizlik 2,1 puan azalarak yüzde yüzde 9,8'e geriledi. Böylece işsizlikte son 10 yılın en düşük oranına ulaşmış olduk. Yine geçtiğimiz hafta Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından Şubat ayı ihracat rakamları açıklandı. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,4 arttı ve 11 milyar 156 milyon dolar olarak gerçekleşti'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, geçen yılın tamamında ihracatın 135 milyar dolar ile tüm zamanların rekorunu kırdığını belirterek, şöyle devam etti:

''Şu anda geriye dönük 12 aylık ihracatımız da 137 milyar dolara ulaşarak yine tüm zamanların rekorunu elde etti. Hayırlı olmasını diliyorum.

İki önemli göstergeyi daha hatırlatmak istiyorum; Merkez Bankası rezervimiz biz geldiğimizde yani MHP-DSP ve malum diğerini söylemimize gerek yok, bu iktidar döneminde rezerv 27 milyar dolardı. Şu anda döviz rezervimiz, altın dahil ne oldu biliyor musunuz, son rakam 89 milyar dolar. Yine aynı hükümet, MHP-DSP-malum... O zaman da IMF'ye olan borcumuz 23,5 milyar dolardı. Son gelinen rakam, 2,8 milyar dolar. 23,5 milyar dolar nere, 2,8 milyar dolar nere- Onlar borçlandı, biz ödedik. Olay bu kadar açık ve net ortada.

Bunlar başka şeylerle avundular, hala onlarla övünüyorlar. MHP'ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, MHP'nin yönetimiyle işim yok. Oraya gönül veren kardeşlerime sesleniyorum; bakın belgelerle, rakamlarla konuşuyorum ve bunların bu ülkeye kazandıracağı hiçbir şey yok. Biz, alt yapısıyla, üst yapısıyla, onurumuzla, gururumuzla bu milletin şanını tarihte olduğu gibi yükseltme gayreti içindeyiz. Eğer sizin merkez bankanız nal toplarsa bitersiniz ama yok sizin merkez bankanızın kasaları dolu dolu olursa o zaman IMF'ye, 'stand-by anlaşmanız sizin olsun' der, yolumuza devam ederiz. Stand-by anlaşması diye bir şey yapıyor muyuz-_Biz kapıları kapattık, bitirdik. Şu anda biz aynı zamanda IMF'nin ortağıyız, onu da söyleyeyim. Orada belli bir hissemiz var. O noktadayız. Ondan gelecek paraya falan şu anda ihtiyacımız yok.''
    
TL'nin simgesini ilişkin tartışmalar

    
Geçen hafta içerisinde Türkiye ekonomisi ve Türk Lirası açısından çok önemli bir adım attıklarını belirten Erdoğan, dünyada birçok para biriminin simgesi bulunduğunu hatırlattı.

Bu simgelerin hem paranın, hem de ülkenin tanıtımına katkı sağladığı gibi yazışmaları da kolaylaştırdığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türk Lirasından 6 sıfırı attığımız zaman, birileri ne diyordu, 'Eyvah enflasyon patladı, çatladı...' Hatta bunu diyenlerden bir tanesi, 'ben Taksim'e çıkar, şöyle yaparım, böyle yaparım, dört ayaklı bilmem ne gibi anırırım' diyordu. Herhalde onu şimdi köşesinden icra ediyordur. Orada yapamıyor. Çünkü, bunlar hakkı teslim edemediler. TL'den 6 sıfır atıldı enflasyon patladı mı- Biliyorsunuz iki haneli aldık, yüzde 39 küsurdan şu anda tek haneliyi gördük. Bu arada bir oynama oldu. Yıl sonu itibarıyla 10 küsurla kapadık ama şimdi azalma var, inşallah yine tek haneliye doğru yöneliyoruz.''

Türk Lirasından 6 sıfır atıldıktan sonra bir simge arayışına girdiklerini anlatan Erdoğan, Merkez Bankasının bunun için açtığı yarışmaya 8 bin 362 kişi katıldığını söyledi. Değerlendirmelerin ardından 4 çalışma finale kaldığını belirten Erdoğan, cezaevlerinden bile yarışmaya katılanların olduğunu ifade etti.

Birinci olan çalışma üzerinde Merkez Bankasının tasarımcılarının da bazı düzenlemeler yaptığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

''En uygun, en kolay, en farklı simge ortaya çıkarıldı. Bunu kamuoyuna açıkladık. Simge açıklanınca Türkiye'de tahminimizden çok daha fazla grafiker ve sanat eleştirmeni olduğunu fark ettik. Başladılar, 'alttan bakınca şuna benziyor', 'üstten bakınca şuna benziyor', 'aynaya tutunca şu oluyor' diyerek, son derece zorlama yorumlar yapıldı. Burada Cumhuriyet Halk Partisini özellikle tebrik ediyorum. Hayal güçlerini zorlayarak, sınırları aşarak, simgede 'RTE' harflerinin bulunduğunu iddia ettiler. Bu iddialarını da resmi yazılı açıklamayla kamuoyuna duyurdular. Mübarek, Cumhuriyet Halk Partisi değil, Cumhuriyet Hayal Partisi. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bunun gerisinde kalır mı- Bahçeli'nin hayal dünyası çok daha geniş. Sayın Bahçeli bir süredir zaten hayal bahçesinde yaşıyor. Hatırlayın, 2009'un sıfırlarını silip, toplayıp, çıkarıp 40 rakamını bulup, 40. yıldönümünde MHP'yi iktidara taşıyacak ama evdeki karmaşık hesap çarşıda tutmadı.

Biz muhalefet partilerini eleştirirken sürekli bir şey söylüyoruz, bir soru soruyoruz. Şu ülkede Allah aşkına nerede bir eseriniz var, bunu bir söyleyin. Bize yol gösterin, deyin ki 'Ey iktidar, gel şunu şunu yap' deyin. Bu ülkeye bir şeyler kat. Gelin böyle bir şey yapın. Nerede üst üste koyduğunuz iki tuğla var- Ne olur bize bir gösterin. Bugüne kadar bu sorumuza cevap alamadık.''

Erdoğan'ın bu sözlerinin ardından izleyici sıralarından bir vatandaşın, ''Yok ki Başbakanım yok'' diye bağırması, salonda gülüşmelere neden oldu.

''Zaten dikili ağaçları olsa bunu görürdük'' ifadesini kullanan Erdoğan, ''9 yıldır muhalefetteniz. Allah aşkına ne ürettiniz, ortaya ne koydunuz- Muhalefet olmak adına ne yaptınız- Bir tanesi övünüyor, komisyonda, CHP'li milletvekili 12 saat konuşmuş... Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. Hangi siyaseti ürettiniz, hangi çözümü ürettiniz, hangi çözüm önerisiyle geldiniz. 9 yıla, geriye doğru bir bakın; yapılanı kötülemekten, yapılanı eleştirmekten, yapılana kulp takmakta bir milim öteye gidemediniz. Bunların muhalefet anlayışı, 'aka kara, karaya da ak' demektir'' şeklinde konuştu.
    
''Brutus arıyorsan''
    
''Bunların siyaset anlayışı sadece çamur, iftira atmak ve yalan söylemek üzerine kuruludur'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Kıskançlık bunların gözünü karartmış. Seçim sürecindeki iddiaları ve ithamları nedeniyle CHP Genel Başkanı'na, 'hesap uzmanı olarak işe başladın ama yalan uzmanı oldun' demiştim. Bir de 'yürüyen yalan görmek istiyorsanız CHP Genel Başkanı'na bakın' demiştim. Belli ki çok alınmış, içine oturmuş. Geçen hafta grup konuşmasında, bana arka arkaya, 6 defa 'yalan makinesi' dedi. Peki, 'yalan makinesi' nedir- Yalanı test eden, yalanı ortaya çıkaran makinedir.

Edebiyatta hiciv sanatına örnek olarak gösterilen Nefi'nin çok meşhur bir dörtlüğü vardır. Çok güzel bir dörtlüktür. Nefi, ''Tahir efendi bana kelp demiş, İltifatı bu sözde zahirdir, Maliki mezhebim zira, İtikadımca kelp tahirdir'' demiş. CHP Genel Başkanı bana 'yalan makinesi' diyerek güya hakaret etmeye çalışıyor ama aslında kendi yalanlarını ortaya çıkardığımız için farkına varmadan iltifat ediyor. Teşekkür ediyoruz.

CHP'de kaset operasyonu ile çok başarılı bir yüz nakli gerçekleştirildi. CHP'nin eski yüzü aldılar yeni bir yüz naklettiler ama CHP'in asıl toplumsal dokuyla uyuşacak doku nakline ihtiyacı var. CHP'nin önce genlerini değiştirmesi gerekiyor. CHP'nin, statükocu, Ergenekoncu, komplocu, komitacı, hizipçi zihniyetten kurtulması gerekiyor. CHP'nin bu millete ödettiği ağır faturalarla, ağı bedellerle yüzleşmesi gerekiyor. İstiklal Mahkemeleriyle, Dersim ile tek parti döneminin zulümleriyle, yasaklarıyla, ceberut tavrıyla yüzleşmeden CHP'nin genleri değişmez. Dersimle ile ceberut tavrıyla yüzleşmeden CHP'nin genleri değişmez.

Geçtiğimiz hafta çıktı, 'AK Parti'yi 28 Şubat'ın ürettiğini' söylüyor. 28 Şubat hangi yıl oldu, AK Parti ne zaman kuruldu- Peki siz o zaman neden 28 Şubat'a sahip çıktınız ey CHP- 28 Şubat'ın tam tam sesleri sizlerden çıkıyordu. Siz davulları çalıyordunuz. 28 Şubat'a neden kol kanat gerdiniz, neden alkışladınız, müdahaleye neden çanak tuttunuz- 28 Şubat'ta piyon olarak kullanışmış, ikna odalarının mucitlerini daha 8 ay önce, 12 Haziran'da neden partinizden milletvekili yaptınız- 12 Haziran seçimlerinde 28 Şubat'ın orkestra şefiyle neden işbirliği yaptınız- Neden birlikte aday belirlediniz- AK Parti'ye kapatma davası açıldığında, 'Ankara'da hakimler varmış diyen siz değil miydiniz- 27 Nisan bildirisini alkışlayan ey CHP siz değil miydiniz-

Bizi 'arkadan hançerlemekle' itham eden Kılıçdaroğlu... Bu iftiralarını karşısında oturan ve arkadan hançerlediği eski genel başkanının gözünün içine içine baka baka yapıyorlar.''

AK Parti'yi kapatılan bir partinin arkasından kurduklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Ama siz ey Kılıçdaroğlu, eğer Brutus arıyorsan, aynaya bak aynaya bak. Aynaya baktığında ziyaretine gidip çıktığında 'Genel Başkan olmayacağım' deyip bir gün sonra çark eden ve aday olan bir Brutus göreceksin'' dedi.

''Yüz hakli yapıldı ama genler, tepkiler, refleksler aynı'' ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Çünkü 28 Şubat değil mi, imam hatiplerin orta kısmını kapatan- 28 Şubat değil mi üniversitelerde kızlarımızın önünü kapatan- Ona sahip çıkan kim- Sensin. Geç onu. MHP ile birlikte kızlarımızın üniversiteye rahatlıkla gidebilmesini önünü açmak için biliyorsunuz anayasa değişikliğini gerçekleştirdik. Anayasa Mahkemesine bunu götüren ve o dilekçenin altında imzası olan sen değil misin Kılıçdaroğlu- Bazı gazetelerde bugün o şanlı imzan var'' diye konuştu.



banner71
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.